Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Dini Sohbet

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et
Alt 13-06-2008   #1
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart Diriliş Ve Hesap Verme



DİRİLİŞ VE HESAP VERME


Sur'a üfürüldü; böylece Allah'ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde olanlar çarpılıp-yıkılıverdi Sonra bir daha ona üfürüldü, artık onlar ayağa kalkmış durumda gözetliyorlar Yer, Rabbi'nin nuruyla parıldadı; (orta yere) kitap kondu; peygamberler ve şahidler getirildi ve aralarında hak ile hüküm verildi, onlar haksızlığa uğratılmazlar (Zümer Suresi, 68-69)


Sur'a İkinci Kez Üfleniş ve Ölülerin Diriltilmesi

Sur'a ilk olarak üflenmesiyle birlikte yer ve gök paramparça edilmiş ve maddesel evren ölmüştür Canlı hiçbir varlık kalmamıştır Ayetin ifadesiyle, "yer başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülmüştür" (İbrahim Suresi, 48) Bu dönüşümden sonra mahşer günü için hazırlanan ortam şöyledir:

Sana dağlar hakkında soruyorlar De ki: "Benim Rabbim, onları darmadağın edip savuracak"

"Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır"

"Orada ne bir eğrilik göreceksin, ne de bir tümsek" (Taha Suresi, 105-107)

İşte hesap günü insanların üzerinde dirilip, biraraya gelip, hesaplarını ve akıbetlerini bekleyecekleri yer budur Artık sıra insanların diriltilip tek olan, kahhar olan Allah'ın huzuruna çıkarılmalarına gelmiştir Ve Sur'a ikinci kez üfürülür Dünya hayatında ahireti ve yeniden dirilişi inkar eden insan bir daha uyanmayı hiç beklemediği kabrinin içinden dışarı atılır Sur'a bu ikinci üfürülüş ve insanların dirilmesi Kuran'da şöyle geçer:

Sur'a üfürüldü; böylece Allah'ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde olanlar çarpılıp-yıkılıverdi Sonra bir daha ona üfürüldü, artık onlar ayağa kalkmış durumda gözetliyorlar Yer, Rabbinin nuruyla parıldadı (Zümer Suresi, 68-69)

ÖLÜLERİN MEZARLARINDAN ÇIKMASI

İnsanların dirilişleri esnasında ve dirildikten sonraki durumları ayetlerde ayrıntılı olarak tarif edilmiştir Kuran'da haber verildiğine göre o büyük diriliş şöyle gerçekleşir:

- Sur'a ikinci kez üfürülmesiyle birlikte toprağın altından dışarı çağrılan insanlar, yayılan çekirgeler gibi ve hızla koşarak kabirlerinden dışarı çıkarlar

Gözleri 'zillet ve dehşetten düşmüş olarak', sanki 'yayılan' çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar (Kamer Suresi, 7)

Sonra sizi yerden (toprağın altından) bir (kere) çağırma ile çağırdığı zaman, hemencecik siz (bir de bakarsınız ki) çıkarılmışsınız (Rum Suresi, 25)

O gün yer, onlardan çatlayıp-ayrılır da (onlar,) hızla koşarlar İşte bu, Bize göre oldukça-kolay olan bir haşir (sizi birarada toplama)dır (Kaf Suresi, 44)

- Kendilerini çağıran çağırıcıya doğru yönelirler ve dikili bir şeye doğru yönelmiş gibi boyunlarını çağırıcıya uzatmış olarak koşmaya başlarlar Ve bu çağrı daha önce benzerine rastlanmış bir çağrı da değildir:

O çağırıcının 'ne tanınmış, ne görülmüş' bir şeye çağıracağı gün (Kamer Suresi, 6)

O gün, kendisinden sapma imkanı olamayan çağırıcıya uyacaklar (Taha Suresi, 108)

sanki onlar dikili bir şeye yönelmiş gibidirler (Mearic Suresi, 43)

Dünyada Allah'ın sınırlarını tanımayan, Allah'a itaat etmeyen, kendi başının dikine giden, büyüklenen inkarcı, dirilir dirilmez birden boyun eğici, bir hale gelmiştir Ne olup bittiğini sorgulamadan, kayıtsız şartsız bu çağrıya icabet eder Dünyadaki imtihan sona erdiği için başka seçim şansı da yoktur zaten Aksini yapmayı istese de yapamaz Hatta isteyemez bile Bu çağrıya karşı koymaya hiçbir gücü yoktur O nedenle bu günün "zorlu bir gün" olduğunu gerçekten hissetmiştir:

Boyunlarını çağırana doğru uzatmış olarak koşarlarken, kafirler derler ki: "Bu, zorlu bir gün" (Kamer Suresi, 8)

- Kafirler başlarını dikerek koşarlar, gözler dönmez, hareket edemez Herkes kayıtsız şartsız bir itaat içindedir O gün insanların sahip olabileceği tek geçerli ve değerli şey imandır O da kafirlerde yoktur Bu yüzden kalpleri bomboştur:

Başlarını dikerek koşarlar, gözleri kendilerine dönüp-çevrilmez Kalbleri (sanki) bomboştur (İbrahim Suresi, 43)

- Tek bir merkeze doğru dalga dalga süzülürler

Sur'a üfürüleceği gün, artık siz dalga dalga geleceksiniz (Nebe Suresi, 18)

Sur'a üfürülmüştür; böylece onlar kabirlerinden (diriltilip) Rablerine doğru (dalgalar halinde) süzülüp-giderler Demişlerdir ki: "Eyvahlar bize, uykuya-bırakıldığımız yerden bizi kim diriltip-kaldırdı? Bu, Rahman (olan Allah)ın va'dettiğidir, (demek ki) gönderilen (elçi)ler doğru söylemiş" (Yasin Suresi, 51-52)

Bu "eyvah" çok büyük bir panik ve hayal kırıklığının ifadesidir Çünkü kendi dirilişine bizzat şahit olan kafir, hayatı boyunca kendisine bunu haber veren elçilerin gerçekten doğru söylediklerini anlamıştır Dolayısıyla bunu inkar edenlere müjdelenen, "dönüşü olmayan ebedi azab"ı da bizzat yaşayacağını idrak etmiştir Artık bundan hiçbir şüphesi yoktur "Ebedi uyku" diye bir şey olmadığını anlamıştır Kendisine vaat edilenlerin birer birer başına geleceğinden, hiçbir kurtuluş ümidi olmadığından emindir

- Kafirlerin genel ruh halleri korku, dehşet, yılgınlık, şaşkınlık ve çaresizlik, genel görünümleri ise daha da dehşet vericidir Yüzleri kapkaradır; toz, karartı ve zillet (aşağılanma) kaplamıştır:

O gün, öyle yüzler vardır ki, 'zillet içinde aşağılanmıştır' (Gaşiye Suresi, 2)

Ve o gün öyle yüzler vardır ki üzerini toz bürümüştür Bir karartı sarıp kaplamıştır İşte onlar da, kafir facir olanlardır (Abese Suresi, 40-42)

Kıyamet günü, Allah'a karşı yalan söyleyenlerin yüzlerinin kapkara olduğunu görürsün Büyüklenenler için cehennemde bir konaklama yeri mi yok? (Zümer Suresi, 60)

- Kafirler kıyamet günü kör olarak haşredilirler

Kim de benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır ve biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz

O da (şöyle) demiş olur: "Ben görmekte olan biriyken, beni niye kör olarak haşrettin Rabbim?"

(Allah da) Der ki: "İşte böyle, sana ayetlerimiz gelmişti, fakat sen onları unuttun, bugün de sen işte böyle unutulmaktasın" (Taha Suresi, 124-126)

Allah, kimi hidayete erdirirse, işte o, hidayet bulmuştur, kimi saptırırsa onlar için O'nun dışında asla veliler bulamazsın Kıyamet günü, biz onları yüzükoyun körler, dilsizler ve sağırlar olarak haşrederiz Onların barınma yerleri cehennemdir; ateşi sükun buldukça, çılgın alevini onlara arttırırız (İsra Suresi, 97)

- Kafirlerin bu kör gözleri de korkunçluk ve iğrençliklerini artırır bir şekildedir Allah kafirlerin gözlerinin alacağı şekli şöyle ifade etmektedir:

Sur'a üfürüleceği gün, biz suçlu-günahkarları o gün, (yüzleri kara, gözleri) gömgök (kaskatı ve kör) olarak' toplayacağız (Taha Suresi, 102)

Bu korkunç, aynı zamanda da aşağılık görünümleriyle kafirler ilk bakışta, müminlerden ayrılırlar Dünyadayken kibir ve gösteriş içinde, Allah'ın ayetlerine karşı savaş açan, büyüklenen bu güruhun sonlarının başlangıcı işte böyle olur

 

FataL is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Alt 13-06-2008   #2
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Diriliş Ve Hesap Verme

O GÜN DOSTLUK, AKRABALIK, YAKINLIK VE YARDIMLAŞMA YOKTUR

O gün insanın başkalarıyla, hatta kendi annesi, babası, eşi ve çocuklarıyla bile ilgilenmeye ne hali ne fırsatı vardır Mahşer gününün şiddeti ve olağanüstü korkusu herkesi kendi derdine düşürür Allah, o diriliş gününü, öteki adıyla din gününü şöyle tarif etmektedir:

Din gününü sana bildiren şey nedir? Ve yine din gününü sana bildiren şey nedir? Hiçbir nefsin bir başka nefse herhangi bir şeye güç yetiremeyeceği gündür; o gün emir yalnızca Allah'ındır (İnfitar Suresi, 17-19)

Fakat 'kulakları patlatırcasına olan o gürleme' geldiği zaman, kişi o gün, kendi kardeşinden kaçar,
Annesinden ve babasından,
Eşinden ve çocuklarından,
O gün, onlardan her birisinin kendine yetecek bir işi vardır (Abese Suresi, 33-37)

Dünya hayatında kişinin en çok değer verdiği put edindiği bağlar, böylece Allah'ın azabı karşısında paramparça olur Artık insanlar arasındaki dünyevi yakınlıkların, soy bağlarının hiçbir anlamı kalmamıştır Değeri olan tek şey, imandır:

Böylece Sur'a üfürüldüğü zaman artık o gün aralarında soylar (veya soybağları) yoktur ve (üstünlük unsuru olarak soyluluğu veya birbirlerine durumlarını) soruşturmazlar da Artık kimin tartısı ağır basarsa, işte onlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir Kimin tartısı hafif gelirse, işte onlar da kendi nefislerini hüsrana uğratanlar, cehennemde de ebedi olarak kalacak olanlardır" (Müminun Suresi, 101-103)

Dünyadaki bağlar ve ilişkiler öyle bir parçalanır ki, sözde en çok sevilen oğullar, eşler, kardeşler, hatta bütün soy, inkarcılar tarafından azaba karşılık fidye olarak teklif edilir:

(Böyle bir günde) Hiçbir yakın dost bir yakın dostu sormaz Onlar birbirlerine gösterilirler Bir suçlu-günahkar, o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek ister Kendi eşini ve kardeşini Ve onu barındıran aşiretini de Yeryüzünde bulunanların tümünü (verse de); sonra bir kurtulsa Hayır; (hiçbiri kabul edilmez) Doğrusu o (cehennem), cayır cayır yanmakta olan ateştir (Mearic Suresi, 10-15)

Mahşer günü yaşanacak olan bu "fidye teklifi", inkarcıların gerçekte ne kadar nankör olduklarının ve menfaatleri doğrultusunda nasıl acımasızca hareket ettiklerinin bir göstergesidir Bu teklif, dünya hayatının ne denli boş olduğunu da gösterir Dünya hayatında çoğu insan küçük çıkarlar peşinde koşar İyi bir iş, güzel bir ev, para, makam mevki sahibi olmak uğruna bütün bir ömür çalışılır Buna karşın, Kuran'da haber verildiği üzere tek bir kadın değil dünyadaki kadınların tümü, tek bir ev değil dünyadaki bütün mülkler, yeryüzünün altın ve gümüş bütün hazineleri, hatta bütün dünya, mahşer gününün azabından kurtulmak için fidye olarak verilmek istenecektir Ama elbette bu umutsuz bir çabadır ve insanı hiçbir şekilde kurtaramaz O mülklerin sahibi zaten Allah'tır İnsanın kurtuluşu ise, bir daha geri dönemeyeceği dünya hayatında kalmıştır Vakit çok geçtir ve cehennemin ateşi ona vaat olunduğu gibi yanmaya başlamıştır

İNSANLARIN HESAP İÇİN TOPLANMALARI

Kuran'da, insanın yaşamının gerçek anlamı şöyle açıklanır:

Ey insan, gerçekten sen, hiç durmaksızın Rabbine doğru bir çaba harcayıp durmaktasın; sonunda O'na varacaksın (İnşikak Suresi, 6)

Hayatımız boyunca ne yaparsak yapalım, harcadığımız bütün çabaların sonucunda ulaşacağımız son nokta, Allah'ın huzuruna çıkacağımız andır Tüm bu hayatın amacı, O'na kulluk etmektir Hayatın en önemli anı ise, Allah'a hesap vereceğimiz mahşer günüdür

Dünyadaki yaşamımız boyunca geçen her gün, bizi o mahşer gününe biraz daha yakınlaştırır Geçen her saat, her dakika, hatta her saniye, ölüme, yeniden dirilişe ve hesaba doğru atılmış bir adımdır Hayat, bir kum saati gibi sürekli olarak bu yöne doğru akar Saati durdurmanın ya da geri çevirmenin yolu yoktur Tüm insanlar, bu yolu izleyeceklerdir Allah, Kuran'da şöyle hükmetmektedir:

Şüphesiz onların dönüşleri Bize'dir Sonra onları hesaba çekmek de elbette Bize aittir (Gaşiye Suresi, 25-26)

Şu an dünyada yaklaşık 6 milyar insan yaşamakta Bu sayıya şimdiye dek yaşamış ve bundan sonra da yaşayacak insanların sayısını eklersek, mahşer (diriliş) günü mezarlarından çıkıp toplanacak insan kalabalığı ve bunun oluşturacağı olağanüstü tablo hakkında bir fikir edinebiliriz İlk insan Hz Adem'den, kıyamet günü canı alınacak son inkarcıya kadar yeryüzünde yaşamış insanların tümü bu mahşer meydanında biraraya gelecektir Sayısı milyarlarla ifade edilebilecek bu insan topluluğunun oluşturacağı manzara son derece görkemli olacaktır Fakat aynı zamanda bir o kadar da ürküntücü ve dehşet verici olacağı kesindir Allah'ın huzurunda toplanma anı ve insanların durumu Kuran'da şöyle anlatılır:

O gün, kendisinden sapma imkanı olamayan çağırıcıya uyacaklar Rahman (olan Allah)a karşı sesler kısılmıştır; artık bir hırıltıdan başka bir şey işitemezsin

O gün, Rahman (olan Allah)'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati bir yarar sağlamaz

O, önlerindekini de, arkalarındakini de bilir Onlar ise, bilgi bakımından O'nu kavrayıp kuşatamazlar

(Artık bütün) Yüzler, diri, kaim olanın önünde eğik durmuştur ve zulüm yüklenen ise yok olup gitmiştir (Taha Suresi, 108-111)

Kafirlerin bütün bir ömür boyu göz ardı ettiği, müminlerin ise şevkle hazırlanıp beklediği hesap anı gelmiştir Bu büyük mahkeme için görkemli bir mekan yaratılır O gün, ayette bahsedildiğine göre, "Gök yarılıp-çatlamıştır; artık o gün, 'sarkmış-za'fa uğramıştır' Melek(ler) ise, onun çevresi üzerindedir O gün, Rabbinin arşını onların da üstünde sekiz (melek) taşır" (Hakka Suresi, 16-17) Bir başka ayette ise, o gün, " Ruh ve meleklerin saflar halinde duracakları gün" (Nebe Suresi, 38) olarak tarif edilir

Alemlerin Rabbi olan Allah o gün yarattığı kullarından hesap soracaktır Beraberinde inkar edenler için Allah'ın azamet ve şanına yakışır bir azap kaynağı da yaratılmıştır Cehennem, cayır cayır yanmaktadır Herşeyin benzersiz ve mükemmel şekilde yaratıcısı olan Allah, kafirler için aynı mükemmellikte bir azap hazırlamıştır Kimse o gün O'nun vereceği acının bir benzerini veremez Bir ayette şöyle denir:

Hayır; yer, parça parça yıkılıp darmadağın olduğu, Rabbin (in buyruğu) geldiği ve melekler dizi dizi durduğu zaman; O gün, cehennem de getirilmiştir İnsan o gün düşünüp-hatırlar, ancak (bu) hatırlamadan ona ne fayda? Der ki: "Keşke hayatım için, (önceden bir şeyler) takdim edebilseydim" Artık o gün hiç kimse (Allah'ın) vereceği azab gibi azablandıramaz O'nun vuracağı bağı hiç kimse vuramaz (Fecr Suresi, 21-26)

İnsan, eğer dünyadaki yaşamında Allah'a kul olmamışsa ve bu büyük güne iman edip ona hazırlık yapmamışsa, pişmanlığın en büyüğünü yaşayacaktır Toprak olmayı, dirilmeye bin kere tercih edecektir Ancak bu pişmanlığın faydası yoktur; onu azaptan kurtaramayacaktır Aksine, bu pişmanlık onun için yeni bir azap kaynağı olacak, cehennemde çekeceği fiziksel acıların üzerine bir de manevi işkence olarak eklenecektir

 

FataL is offline  
Alt 13-06-2008   #3
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Diriliş Ve Hesap Verme

KİTAPLARIN VERİLİŞİ, TERAZİLER VE HESABA ÇEKİLME

Dirilmenin şaşkınlığı henüz atlatılmadan, hesaba çekilecek olmanın verdiği korku ve sıkıntı başlar İnsanın dünyadaki yaşamı sırasında her yaptığı, her düşündüğü gözler önüne serilir En ufak bir ayrıntı bile unutulmaz Bir ayete göre, yapılan iş, "Gerçekten bir hardal tanesi ağırlığında olsa da, (bu,) ister bir kaya parçasından ya da göklerde veya yer(in derinliklerinde) de bulunsa bile, Allah onu getirir Şüphesiz Allah, latif olandır, (herşeyden) haberdardır" (Lokman Suresi, 16)

Cehennemin ve cennetin en yakın olduğu bu anda herkes kendi amel defterinden dünyada ahiret için neyi hazırladığını öğrenir Kuran'da, o an şöyle anlatılır:

O gün insanlar, amelleri kendilerine gösterilsin diye, bölük bölük fırlayıp-çıkarlar Artık kim zerre ağırlığınca hayır işlerse, onu görür Artık kim zerre ağırlığınca bir şer (kötülük) işlerse, onu görür (Zelzele Suresi, 6-8)

Kuran'da bildirildiğine göre, hesap defterleri inkarcılara sol ellerinden, müminlere ise sağ ellerinden verilecektir "Sağın adamları", bir ayette şöyle anlatılır:

Siz o gün arzolunursunuz; sizden yana hiçbir gizli (şey), gizli kalmaz Artık kitabı sağ-eline verilen kişi, der ki: "Alın, kitabımı okuyun" "Çünkü ben, gerçekten hesabıma kavuşacağımı sanmış (anlamış)tım" Artık o, hoşnut bir yaşama içindedir Yüksek bir cennette Devşirilecek (meyve ve eşsiz ürün) leri pek yakındır "Geride kalan günlerde, 'peşin olarak sunduklarınıza karşılık olmak üzere,' afiyetle yiyin ve için" (Hakka Suresi, 18-24)

Müminlerin bu sevinç ve coşkusuna karşın kafirler öldürücü bir utanç içindedirler Ölmeyi hatta yok olmayı isterler Üstteki ayetin devamında kafirlerin çaresizlikleri şöyle anlatılır:

Kitabı sol eline verilen ise; o da, der ki: "Bana keşke kitabım verilmeseydi Hesabımı hiç bilmeseydim Keşke o (ölüm herşeyi) kesip bitirseydi Malım bana hiçbir yarar sağlayamadı Güç ve kudretim yok olup gitti" (Hakka Suresi, 25-29)

Başka ayetlerde, sağın ve solun adamları arasındaki fark yine çarpıcı bir üslupla anlatılır:

Artık kimin kitabı sağ yanından verilirse O, kolay bir hesap (sorgu) ile sorguya çekilecek Ve kendi yakınlarına sevinç içinde dönmüş olacaktır Kimin de kitabı ardından verilirse O da, helak (yok olmay)ı çağıracak Çılgın alevli ateşe girecek Çünkü o, (dünyada) kendi yakınları arasında sevinçliydi Doğrusu o, (Rabbine) bir daha dönmeyeceğini sanmıştı Hayır; gerçekten Rabbi, kendisini çok iyi görendi (İnşikak Suresi, 7-15)

Kitaplardaki ameller, hesap günü için özel hazırlanmış duyarlı terazilerde tartılır Bu gün, Allah'ın adaleti karşısında kimse zerre kadar haksızlığa uğratılmaz:

Biz ise, Kıyamet gününe ait duyarlı teraziler koyarız da artık, hiçbir nefis hiçbir şeyle haksızlığa uğramaz Bir hardal tanesi bile olsa ona (teraziye) getiririz Hesap görücüler olarak Biz yeteriz (Enbiya Suresi, 47)

Dünya hayatında yapılan her amel, en küçük ayrıntılar bile eksik kalmaksızın bu tartıya konulmuştur Bu tartının ibresi sonsuz azaba veya sonsuz kurtuluş ve mutluluğa götürecek kararı belirler Eğer tartı ağır basarsa cennete, hafif kalırsa ateş çukuruna girilecektir Hiçbir güç veya yardımcı o anda insana yardım edemez:

İşte, kimin tartıları ağır basarsa, artık o, hoşnut olunan bir hayat içindedir Kimin tartıları hafif kalırsa, artık onun da anası (son durağı) "haviye"dir (uçurum) Onun ne olduğunu (mahiyetini) sana bildiren nedir? O, kızgın bir ateştir (Kaaria Suresi, 6-11)

Ardından tüm insanlar tek tek hesaba çekilirler Artık dünyadaki makamların, mevkilerin hiçbir anlamı kalmamıştır Bir devlet başkanı da sıradan bir insan da, Allah katında aynı hesapla karşı karşıya kalır Herkese, kendisini yaratmış olan Allah'a kulluk edip etmediği, O'nun emirlerine uyup uymadığı sorulur Kafirin tüm günahları, tüm pislikleri, tüm kötülükleri, aklından, kalbinden bütün geçirdikleri tek tek ortaya dökülür:

Sırların orta yere çıkarılacağı gün Artık onun ne gücü vardır, ne yardımcısı (Tarık Suresi, 9-10)

Dünyadaki yaşamlarını Allah'ın gösterdiği şekilde değil de, kendi istek ve tutkularına ya da içinde bulundukları toplumun çarpık değer ve inançlarına göre yönlendirmiş olanların hesabı zorludur Bir ayette, o büyük hesap şöyle anlatılır:

Ve 'diri diri toprağa gömülen kızcağıza' sorulduğu zaman:

"Hangi suçtan dolayı öldürüldü?"

Sahifeler (amel defterleri) açıldığı zaman,

Gök, sıyrılıp-yüzüldüğü zaman,

Cehennem ateşi çılgınca kızıştırıldığı zaman,

Cennet de yakınlaştırıldığı zaman,

(Artık her) Nefis, neyi hazırladığını bilip-öğrenmiştir (Tekvir Suresi, 8-14)

Bir kulun, Rabbimizin huzurunda yaptıklarını inkar etmeye fırsatı yoktur İşlediği bütün hayır ve şer ortaya çıkarılmıştır İnkar etse bile şahitler onu yalanlar Dünya hayatında kendisine şahit olan insanlar da hesap sırasında şahitlik yapmak için ortaya getirilir Bir ayette şöyle denir:

Yer, Rabbinin nuruyla parıldadı; (orta yere) kitap kondu; Peygamberler ve şahidler getirildi ve aralarında hak ile hüküm verildi, onlar haksızlığa uğratılmazlar (Zümer Suresi, 69)

Hesap sırasında inkarcıları bekleyen başka şahitler de vardır İşitme, görme duyuları ve derileri Allah'ın izniyle dile gelip konuşur, kendi aleyhlerinde şahitlik ederler Bütün bir ömür boyunca kullandıkları, kendilerine ait sandıkları uzuvlarının bile insana ihanet etmesi, o gün yaşanacak olan psikolojik yıkımı daha da artırır Bir ayette, yaşanacak olan bu gerçek şöyle açıklanır:

Allah'ın düşmanlarının biraraya getirilip-toplanacakları gün işte onlar, ateşe bölükler halinde dağıtılırlar Sonunda oraya geldikleri zaman, işitme, görme (duyuları) ve derileri kendi aleyhlerine şahitlik edecektir Kendi derilerine dediler ki: "Niye aleyhimizde şahitlik ettiniz?" Dediler ki: "Herşeye nutku verip-konuşturan Allah, bizi konuşturdu Sizi ilk defa O yarattı ve O'na döndürülüyorsunuz Siz, işitme, görme (duyularınız) ve derileriniz aleyhinize şahitlik eder diye sakınmıyordunuz Aksine, yaptıklarınızın birçoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz İşte bu sizin zannınız; Rabbiniz hakkında beslediğiniz-zannınız, sizi bir yıkıma uğrattı, böylelikle hüsrana uğrayan kimseler olarak sabahladınız" Şimdi eğer sabredebilirlerse, artık onlar için konaklama yeri ateştir Ve eğer onlar hoşnut olma (dünya)ya dönmek isterlerse, artık hoşnut olacaklardan değildirler (Fussilet Suresi, 19-24)

Kafirler, kendilerini yaratan ve yaşatan Allah'a isyan etmekle, olabilecek en büyük suçu işlemişlerdir Bu yüzden hesap günü kendilerini savunmalarına dahi izin verilmez Hatta seslerini çıkarmalarına dahi fırsat tanınmaz Aşağılanmış ve zavallı bir şekilde haklarındaki hükmün verilmesini beklerler:

O gün, yalanlayanların vay haline Bu, onların konuşamayacakları bir gündür Ve onlara özür beyan etmeleri için izin verilmez O gün, yalanlayanların vay haline Bu, hüküm günüdür; sizi ve öncekileri 'birarada topladık' Şayet kurabileceğiniz hileli bir düzeniniz varsa, durmaksızın bana karşı kurun O gün, yalanlayanların vay haline (Mürselat Suresi, 34-40)

Kafir o gün kendi yaptıklarından şiddetle nefret eder ve kendi nefsine karşı da büyük bir öfke duyar Fakat Allah'ın onlara karşı duyduğu öfke çok daha büyüktür Küfredenlere şöyle seslenilir:

Allah'ın gazablanması, elbette sizin kendi nefislerinize gazablanmanızdan daha büyüktür Çünkü siz, imana çağrıldığınız zaman inkar ediyordunuz (Mümin Suresi, 10)

Allah'ın gazabıyla karşı karşıya kalan inkarcıyı büyük bir umutsuzluk ve üzüntü kaplamış durumdadır Öldürücü bir utanç içindedir ve hiç dirilmemiş olmayı ister Ölümün kendisini ebediyen yok etmiş olmasını diler Oysa artık anlamaktadır ki, ölüm bir son değil, yalnızca bir başlangıçtır Bundan sonra başka bir ölüm de yoktur Allah'ın, "O inkar edenler Müslüman olmayı nice kereler dileyecekler" (Hicr Suresi, 2) ayeti de inkarcılar üzerinde tecelli etmeye başlar

Buna karşın, müminler için de kolay bir hesap olacaktır Mümin hesaptan sonra, büyük kurtuluş ve mutluluğun coşkusuyla sevinç içindedir Dünyadaki yaşamını, kendisini yaratan ve doğruya yönelten Allah'ın istediği şekilde sürdürmüştür Günahlarını ise, sonsuz rahmet sahibi Allah affeder Böylece Allah'ın sınırsız nimetleriyle dolu cennete kavuşur, sonsuz ateş azabından da uzak tutulur:

Ey insan, gerçekten sen, hiç durmaksızın Rabbine doğru bir çaba harcayıp durmaktasın; sonunda O'na varacaksın

Artık kimin kitabı sağ yanından verilirse,

O, kolay bir hesap (sorgu) ile sorguya çekilecek,

Ve kendi yakınlarına sevinç içinde dönmüş olacaktır (İnşikak Suresi, 6-9)

 

FataL is offline  
Alt 13-06-2008   #4
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Diriliş Ve Hesap Verme

İNKARCILARIN ÇARESİZLİĞİ

İnkarcı o gün kendisinden her isteneni yapmak ister, ama başaramaz; gücü, kuvveti alınmıştır Secdeye davet edildiğinde secde etmek ister, ancak bunu bile başaramaz Tıpkı insanın kabus görürken bir şeyi yapmak isteyip de yapamaması, bağırmak isteyip de sesinin çıkmaması gibi Eli ayağı tutmaz hale gelir Korku, dehşet ve çaresizlikten adeta felç olmuştur:

Ayağın üstünden (örtünün) açılacağı ve onların secdeye çağrılacakları gün, artık güç yetiremezler Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük', kendilerini de zillet sarıp-kuşatmış Oysa onlar, (daha önce) sapasağlam iken secdeye davet edilirlerdi (Kalem Suresi, 42-43)

Kafirin secdeye davet edilmesinin amacı onun, bunu dünyadayken yapmamasından dolayı üzüntü ve pişmanlığının artması, bir daha da sonsuza kadar, ne kadar çok istese de bunu yapıp telafi etmesinin imkansız olduğunu görmesi, bunun keder ve ümitsizliğini ebediyen içinde taşıması içindir

Kuran'da mahşer günü müminlerin ve kafirlerin nasıl bir çehreye sahip olduklarından da haber verilir Müminlerin içlerindeki coşku yüzlerine yansımış, ışıl ışıl bakmaktadırlar İnkarcılar ise yaptıkları nankörlüğün ve akılsızlığın farkına varır ve kendilerine isabet edecek azabı beklerler Müminlerin coşkulu, ışıltılı ifadelerine karşılık onların yüzlerine karartı ve pislik çökmüştür:

Hayır; siz çarçabuk geçmekte olanı (dünyayı) seviyorsunuz Ve ahireti terkedip-bırakıyorsunuz O gün yüzler ışıl ışıl parlar Rablerine bakıp-durur O gün, öyle yüzler vardır ki kararmış-ekşimiştir Kendisine, beli büken işlerin yapılacağını anlamaktadır (Kıyamet Suresi, 20-25)

CEHENNEMİN GÖSTERİLİŞİ

Genellikle, ahirette cehennemle yalnızca inkarcıların muhatap olacağı sanılır Oysa bu ancak kısmen doğrudur Meryem Suresi'ndeki ayetler, mümin ya da kafir, tüm insanların cehennemin çevresinde diz çökeceğini haber vermektedir:

İnsan demektedir ki: "Ben öldükten sonra mı, gerçekten diri olarak çıkarılacağım?" İnsan önceden, hiçbir şey değilken, gerçekten bizim onu yaratmış bulunduğumuzu (hiç) düşünmüyor mu? Andolsun Rabbine, biz onları da, şeytanları da mutlaka haşredeceğiz, sonra onları cehennemin çevresinde diz üstü çökmüş olarak hazır bulunduracağız Sonra, her bir gruptan Rahman'a karşı azgınlık göstermek bakımından en şiddetli olanını ayıracağız Sonra biz ona girmeye kimlerin en çok uygun olduğunu daha iyi biliriz Sizden ona girmeyecek hiç kimse yoktur Bu, Rabbinin kesin olarak üzerine aldığı bir karardır Sonra, takva sahiplerini kurtarırız ve zulmedenleri diz üstü çökmüş olarak bırakıveririz (Meryem Suresi, 66-72)

Ayetlerden anlaşıldığı gibi, mahşer günü tüm insanlar "cehennemin çevresinde diz üstü çökmüş olarak" hazır bulundurulacaklardır Tüm insanlar, mümin ya da kafir, cehennemin korkunç uğultusuna ve içindeki akıl durdurucu görüntülere şahit olacaklardır Ancak sonra müminler kurtarılır ve kafirler diz üstü çökmüş olarak bırakılır Daha sonra da cehennemin içine atılırlar

Müminlerin de o topluluk içinde olmalarının hikmetlerinden birinin, Allah'ın azametini daha iyi kavramaları ve O'na şükretmeleri olduğu düşünülebilir Cehennem ortamını yakından gören mümin, Allah'ın kendisine verdiği imanın ne kadar büyük bir nimet olduğunu iyice kavrar Çünkü şahit olduğu cehennem o kadar korkunçtur ki, yalnızca o azaptan kurtulmuş olmak bile, insan için büyük bir mutluluktur

Mümin, cehenneme şahit olmakla, kıyas yapma imkanına sahip olur Böylece insana verilecek en güzel nimetleri barındıran, içinde ebedi kalacağı cennetin değerini daha iyi anlar Dünyada da acıdan kurtulmak büyük bir nimettir Örneğin dağ başında soğuktan donma tehlikesi geçiren biri için, içinde ateş yanan köhne bir baraka, o an için en lüks otel odasından daha güzeldir Günlerce yemek yememiş birisi için kuru bir ekmek, normal zamanda yiyeceği en mükellef ziyafetten daha lezzetli gelir Acının sona ermesi, başlı başına büyük bir sevinç, neşe, huzur ve dolayısıyla şükür kaynağıdır

Cehennemi yakından görüp ondan kurtulan mümin, işte bu sevince ulaşır Bir de bunun üzerine cennet ile ödüllendirilmesi, Kuran'da sözü edilen "felah"ı (büyük kurtuluş ve mutluluk) eksiksiz bir biçimde tadmasını sağlar Var olan en büyük azabı gördükten sonra, cennete girip hayal gücünün alamayacağı nimetlere kavuşan mümin cennetin değerini çok iyi bilir Geri kalan sonsuz hayatı boyunca da cehennem ortamını hiç unutmaz, bu sayede cennetten aldığı zevk aynı oranda fazlalaşır

Mahşer gününde insanlar, Araf (burçlar) üzerinde bulunan, mümin ve kafirleri yüzlerinden tanıyan kimselerin şu sözleriyle karşılaşırlar:

İki taraf arasında bir engel ve burçlar (A'raf) üstünde hepsini yüzlerinden tanıyan adamlar vardır Cennete gireceklere: "Selam size" derler, ki bunlar henüz girmeyen fakat (girmeyi) 'şiddetle arzu edip umanlardır' Gözleri cehennem halkından yana çevrilince: "Rabbimiz, bizi zalimler topluluğuyla birlikte kılma" derler

Burcun üstündeki adamlar, kendilerini yüzlerinden tanıdıkları (ileri gelen birtakım) adamlara seslenerek derler ki: "Ne (güç ve servet) toplamış olmanız, ne büyüklük taslamanız (istikbarınız) size bir yarar sağlamadı Kendilerine Allah'ın bir rahmet eriştirmeyeceğine yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? (Cennettekilere de) Girin cennete Sizin için korku yoktur ve mahzun olmayacaksınız" (A'raf Suresi, 46-49)

Artık yaratılmışların en hayırlıları olan müminler (Beyyine Suresi, 7) ile yaratılmışların en aşağılığı (Beyyine Suresi, 6) olan inkarcıların birbirlerinden sonsuza kadar ayrılmaları vaktidir Ayırma günü Kur'an'da şöyle belirtilmiştir

Ve resuller de (şahitlik için) belli bir vakitte getirildiği zaman (Bu,) Hangi gün için ertelenmişti? Ayırma günü için Bu ayırma gününü sana ne bildirdi? O gün, yalanlayanların vay haline Biz, öncekileri helak etmedik mi? Sonra arkadan gelenleri onların izinde yürüteceğiz İşte Biz, suçlu-günahkarlara böyle yapıyoruz O gün, yalanlayanların vay haline (Mürselat Suresi, 11-19)

Bu ayırma günü, ölümle başlar, dirilişle ve hesapla devam eder ve insanların ebedi yurtlarına yollanmasıyla son bulur Kaf Suresi'nde kafirlerin ve müminlerin ebedi yurtlarına yaptıkları yolculuk, şöyle anlatılır:

O, ölüm sarhoşluğu, bir gerçek olarak gelip de, (insana) "İşte bu, senin yan çizip-kaçmakta olduğun şeydir" (denildiği zaman da)

Sur'a da üfürülmüştür İşte bu, tehdidin (gerçekleştiği) gündür

(Artık) Her bir nefis, yanında bir sürücü ve bir şahid ile gelmiştir

"Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin; işte Biz de senin üzerindeki örtüyü açıp-kaldırdık Artık bugün görüş-gücün keskindir"

Onun yakını olan (ve yanından ayrılmayan melek) dedi ki: "İşte bu, yanımda hazır durumda olan şey"

Siz ikiniz (ey melekler), her inatçı nankörü atın cehennemin içine,

Hayra engel olan, saldırgan şüpheciyi,

Ki o, Allah'la beraber başka bir ilah edinmişti Artık ikiniz, onu en şiddetli olan azabın içine atın

Onun yakın-dostu (saptırıcı) dedi ki: "Rabbimiz, ben onu kışkırtıp-azdırdım Ancak kendisi (haktan) uzak bir sapıklık içindeydi"

(Allah buyurur "Benim huzurumda çekişip-durmayın Ben size daha önce 'kesin bir uyarı' göndermiştim

Huzurumda söz değişikliğe uğratılmaz ve Ben kullara zulmedici değilim"

O gün cehenneme diyeceğiz: "Doldun mu?" O da: "Daha fazlası var mı?" diyecek

Cennet de, muttakiler için, uzakta değildir, (o gün) yakınlaştırılmıştır

Bu, size vaat olunandır; (gönülden Allah'a) yönelip-dönen (İslam'ın hükümlerini) koruyan,

Görmediği halde Rahman'a karşı 'içi titreyerek korku duyan' ve 'içten Allah'a yönelmiş' bir kalb ile gelen içindir

Ona 'esenlik ve barış (selam)la' girin Bu, ebedilik günüdür (Kaf Suresi, 19-34)




Ölüm ile Başlayan Asıl Hayat

Ortalama 60-70 sene kadar kısa bir ömrü İslam'ın hükümlerini koruyarak geçiren müminler ile tutkularının peşi sıra koşarak, Allah'ı ve din gününü unutan kafirlerin alacağı karşılık çok farklıdır Bu farklılık ilk olarak ölüm anında ortaya çıkar Melekler müminlerin canlarını güzellikle alırken, kafirlerin canını zorluk içinde çıkarırlar Melekler müminlere selam verip, onları cennetle müjdelerler Ayetlerde bildirildiğine göre, ruhları bedenlerinden yumuşakça

 

FataL is offline  
Cevapla



Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap son Mesaj
Ogame E26'da ilk 60 hesap satılıktır - Ayrıca online menajerlik oyunları hesap satışı fahfar Alıyorum - Satıyorum 0 15-09-2008 16:36
Kıyamet, Diriliş, Hesap, Ebed FataL Sünnet & Hadis 0 26-05-2008 16:49
Diriliş Ve Hesap Verme Unsoft Dini Sohbet 0 16-04-2008 16:30
pc de bir tane hesap var ama girdiğimde o hesap gözükmüyor eReN Network ve İnternet 2 19-05-2007 17:30
Diriliş MavişiM Şiir-Şiirler 0 08-04-2007 13:42

Saat 02:35.
Arşiv Sayfaları Netfrm Frmalev Mumsema Frmacil Etiket Dantel Derya Modeller Powered by  MyPagerank.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504