Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Dini Sohbet

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et
Alt 13-06-2008   #1
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart Nefsin Tezkiyesi



Nefsin Tezkiyesi----------------------------------------------------------
Tezkiye lügatte, temizlemek, arındırmak mânâlarının yanısıra, artırmak, geliştirmek, bereketlendirmek ve feyizlendirmek anlamını da ihtiva eder Bu mânâ çerçevesinde tezkiye, esasen manevî eğitimin bütün seyrini ifâde eder
Nefsi tezkiye; öncelikle onu küfür, cehalet, kötü hisler, yanlış îtikadlar, fena ahlâklardan temizlemektir Yâni şer'-i şerife aykırı her türlü îtikâdî, ahlâkî ve amelî yanlışlıklardan arındırmaktır Onu temizleyip kötülüklerden koruduktan sonra da, îmân, ilim, irfan, hikmet, hayırlı duygular, güzel huylar gibi takva hasletleriyle terbiye ve tezyîn ederek, onu rûhâniyetle doldurmaktır
Tasavvufta tezkiye, nefsin isteklerini azaltarak onun beden üzerindeki hâkimiyetini kırmak ve bu suretle ruhun hükümranlığına imkân sağlamaktır Bu da ancak nefse karşı irâdeyi güçlendirecek olan riyâzât yoluyla, yâni yiyip içme, uyuma ve konuşmada îtidâle riâyet gibi usûllerle sağlanabilir Bundan dolayıdır ki, tasavvufta nefsi dizginlemenin usûlü; kıllet-i taam (az yemek), kıllet-i menâm (az uyumak) ve kıllet-i kelâm (az konuşmak)'dır, denilegelmiştir Çünkü bunlar riyâzât ile nefse hâkimiyetin ilk adımlarıdır Fakat her hususta olduğu gibi, bu usûlleri tatbîkte de îtidâli elden bırakmamak gerekir Çünkü beden, Allah'ın insanlara bir emânetidir
Yâni kul, nefsini tezkiye ederken ifrat ve tefritten sakınmalı, onun azgınlıklarına set çekeyim derken, riyâzât ve mücâhedede aşırılığa düşmemelidir Çünkü din, bütün hâl ve davranışlarda îtidâli emreder İnsanlara her türlü ifrat ve tefritten uzak durmayı öğütler Üstelik nefsi, mutlak surette bertaraf etmek mümkün olmadığı gibi, bu, matlûb da değildir Buna göre nefsin tezkiye edilmesi, nefsânî temayüllerin ilâhî emirler çerçevesinde dizginlenip terbiye edilmesi demektir
Nefsin terbiye ve tezkiye edilmesi, beşerî akıbetin felâket veya saadet olarak gerçekleşmesinde en belirleyici faktördür Bu terbiye ve tezkiye için evvelâ ilâhî irâdeye ram olup şehevî ihtiraslar ve çirkin hâllere karşı koymaya çalışmak îcâb eder Her mümin, kendi kusur, noksanlık, acziyet, hîçlik ve cahilliğini idrâk ederek; Rabbini bütün azamet, kudret ve kemâliyle kavramalı ve fiillerine bu idrâk ile yön vermelidir İşte bu yapılabildiği takdîrde, -Kur'ânî tâbirle- "kötülüğü şiddetle emreden" (Bkz Yûsuf Sûresi, 53 âyet-i kerîme) nefs, mezmûm sıfatlardan arınıp makbul bir hâle gelir
Nefsi tezkiyeye çalışmak ve bu uğurda ciddî bir gayret ile seyr u sülûke girmek, ehemmiyetine ve zorluğuna binâen "cihâd-ı ekber" kabul edilmiştir
Nitekim bu tâbiri Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, pek zorlu geçen Tebük Gazvesi'nden dönüşlerinde bizzat ifâde ederek ashabına:
"- Şimdi küçük cihâddan büyük cihâda dönüyoruz" buyurmuşlardır
Hâlbuki dönmekte oldukları sefer, pek büyük bir gazveydi Zira seferin evvelinden nihayetine kadar münafıkların fitneleri ve şeytanın vesveseleri eksik olmamıştı O yıl şiddetli bir sıcaklık ve kuraklık hüküm sürmüştü Katedilen yol, oldukça uzundu ve yaya yürümeye müsâid değildi Meyvelerin toplanacağı hasad mevsimi de gelip çatmıştı Kendilerini kalabalık bir Bizans ordusunun beklemekte olduğu haberi ise, bu gazveyi daha da zorlu bir sefer kılmaktaydı Otuz bin kişiyi aşan sahâbî ordusu, bin kilometre gitmiş ve geri dönmüştü Medîne'ye yaklaşırken adetâ şekilleri değişmişti Derileri kemiklerine yapışmış, saç-sakal birbirine girmişti Hâl böyleyken Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in söylediği bu sözün hikmetini merak eden bâzı sahâbiler, hayretler içinde:
"- Yâ Rasûlâllâh! Hâlimiz meydanda! Bundan daha büyük cihâd olur mu?" dediklerinde Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
"- Evet! Şimdi küçük cihâddan en büyük cihâda; nefsin hevâsı ile mü-câhedeye dönüyoruz!" (Bkz Suyûtî, Câmiu's-Sağîr, II, 73) buyurdular
Diğer taraftan bütün gazvelere katılıp sâdece Tebük Gazvesi'nden -mazeretsiz- geri kaldıkları için ihtilâftan men (yalnızlığa terkedilmek) ile cezalandırılan ve bu sebeple ashâb ve Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in yüzlerine bakmadığı, kendileriyle konuşmadığı, selâmlarına bile mukabele etmediği üç sahâbînin tasvîre sığmayan pişmanlık ve perişanlığı meşhurdur (Bu üç sahabi, Mürâre bin Rabîi'l-Amrî, Hilâl bin Ümeyyeti'l-Vâkıfî ve şâir Ka'b bin Mâlik'tir Bunlar, bütün gazvelere iştirak etmişlerdi İçlerinden Ka'b hâriç, diğer ikisi Bedr'e de katılmıştı Ne var ki Tebük'e iştirak etmemekle içine düştükleri hatâ yüzünden kendilerine alınan tavır karşısında, dünyâ gönüllerine dar gelmişti Hele Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ve ashabın, selâmlarını dahî almayacak derecede onlardan yüz çevirmesi karşısında, yeryüzü adetâ kendilerine yabancılaşmıştı Öyle ki, hanımları bile kendileri için artık bir yabancı gibi idi Zîrâ haklarında vahy-i ilâhî gelene kadar onlarla her türlü irtibat kesilecek ve tecrîd edileceklerdi Çaresizdiler Bu sebeple, gece gündüz nedamet gözyaşları döktüler Erimiş mumlara döndüler Hatâ yapmışlardı ama, ihlâs, doğruluk, teslîmiyet ve tevbeden uzaklaşmamışlardı Bu minvalde tam elli gün geçti Nihayet gerçeği olduğu gibi îtirâf etmeleri ve samîmî bir şekilde tevbe etmelerinin bir mükâfatı olarak şu âyet-i kerîme ile affa mazhar oldular:
"Allah, geri bırakılan üç kişinin de (tevbelerini kabul etti) Yeryüzü, genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları kendilerini sıktıkça sıkmıştı Nihayet Allah'tan (O'nun azabından) yine Allah'a sığınmaktan başka çâre olmadığını anlamışlardı Sonra (eski hâllerine) dönmeleri için Allah onların tevbesini kabul etti Çünkü Allah tevbeyi çok kabul eden, pek esirgeyendir Ey îmân edenler! Allah'tan korkun ve sâdıklarla beraber olun" (Tevbe, 118-119) (Tafsilatlı malumat için bkz Osman Nuri TOPBAS, Nebiler Silsilesi, IV, 289-294))
Şimdi insaf ile düşünmeli ki, böyle bir cihâd, küçük cihâd addedilir ve küçük cihâddan geri kalmak, insanı daha dünyâ hayâtında bu kadar hakîr ve hacîl bırakırsa, en büyük cihâd olan nefislerin tezkiyesi ve kalelerin tasfiyesi hususundaki gaflet ve ihmâl, yarın huzûr-i ilâhîde insanı ne derece zor ve müşkil bir vaziyete duçar eyler! Bu ürpertici hakîkat önünde her akıllı mümin, nefsini derhal derin bir muhasebeye tabî tutmalıdır Yarın çok geç olmadan ve ilâhî hesap gelmeden evvel kendimizi, yine kendi irâdemizle hesaba çekmek mecburiyetindeyiz
Zîrâ yüce Mevlâmızın âyet-i kerîmedeki şu îkâzı gayet şiddetlidir:
"Sizi boş yere yarattığımızı ve bize geri döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" (el-Mü'minûn, 115)
Diğer bir âyet-i kerîmede de Cenâb-ı Hak:
"İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder?!" (el-Kıyâme, 36) buyurmuştur
Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
"Akıllı, nefsine hâkim olup onu hesaba çekerek ölümden sonraki hayat için çalışan, ahmak da nefsini hevâsına tabî kıldığı hâlde Allah'tan (hayır) umandır" (Tîrmizî, Kıyamet, 25; ibn-i Mâce, Zühd, 31) buyurmuştur
Bu itibarla her mümin, tezkiyesi ile mükellef olduğu nefsine karşı ciddî bir mes'ûliyet şuuruyla hareket etmelidir Kişinin, nefsini tezkiye etmeye çalışırken, bu işin ehemmiyet ve usûllerine vâkıf olması gereklidir Aksi hâlde «kaş yapayım derken göz çıkarma» meselinde olduğu gibi bir hatâya düşülebilir
Nefsin tehlikelerine karşı Cenâb-ı Hak biz kullarını şöyle uyarır:
"(Ey Rasûlüm!) Nefsânî arzularını kendisine ilâh edinen kimseyi gördün mü? Artık ona sen mi vekîl olacaksın?" (el-Furkan, 43)
Bir hadîs-i şeriflerinde -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz de:
"- Ümmetim adına en çok korktuğum şey; nefislerinin hevâlarına uymalarıdır " (Suyûtî, Câmiu's-Sağîr, I, 12) buyurmuştur
Bu sebepledir ki nefs tezkiyesi, her mümin için son derece hayatî ehemmiyeti hâiz ve büyük mes'ûliyeti mûcib bir keyfiyettir Bu mes'ûliyeti Cenâb-ı Hak Kur'ân-ı Kerîm'de:
"Muhakkak ki nefsini tezkiye eden (kötülüklerden arındıran) kurtuluşa ermiş, onu fenalıklara gömen de ziyan etmiştir" (eş-şems, 9-10) şeklinde ifâde buyurmaktadır Yâni nefsini terbiye edip uslandıran, selâmetle yolunu katetmiş, bunun aksine onu azgınlık ve vahşîliğiyle başbaşa bırakan da ebedî bir hüsran ve ziyana duçar olmuştur Görüldüğü üzere nefs, kendisine ölçüsüzce tabî olunduğu zaman ebedî bir felâket sebebiyken, terbiye edilip itaat altına alındığında ise insanı meleklerden üstün bir mevkiye yükselten bir kazanç vesilesidir
Diğer taraftan infak, sadaka, hizmet gibi sâlih ameller, zahiren başkalarına faydalı olmak suretinde görünse de, hakikatte nefse doğruyu, güzeli ve hayırlıyı telkindir Çünkü iyilikler bu suretle benlikte yer eder ve ruh, bunlarla ünsiyet peyda eder Diğer bütün sâlih amellerle birlikte sözlerin en güzeli ve en doğrusu olan Kur'ân-ı Kerîm'i okumak, nasihatlerini can kulağıyla dinlemek ve ahkâmıyla âmil olmak da, nefsin ıslâhına en büyük vesilelerden biridir Hayatını bütünüyle Kur'ân istikâmetinde tanzîm eden bir kul, nefsinin şerrinden ve şeytanın desîselerinden kurtulur ve yalnız Hakk'ın rızâsını talep hâlinde yaşar Kalbi ilâhî lütuf tecellîlerine mazhar olur Bu duruma gelen bir kul için, artık gözün gördüğü, kulağın işittiği zahirî iklîmin ötesine manevî bir pancur açılmış ve kâinat, hikmetli ve azametli bir kitâb hâline gelmiştir
O hâlde hiçbir mümin, Kur'ân-ı Kerîm'deki ilâhî emir ve nehiylerden gafil olmamalı, ebedî saadet ve selâmetini tehlikeye almamalıdır
Yüce kitabımız Kur'ân-ı Kerîm'de nefs tezkiyesiyle alâkalı pek çok âyet-i kerîme mevcuttur Bu âyetlerde "tezkiye":
-Allah Teâlâ'nın tezkiye etmesi,
- Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in tezkiye etmesi,
- Kişinin kendi nefsini tezkiye etmesi şeklinde, umumiyetle üç kısımda mütâlâa edilmiştir

 

FataL is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Cevapla
Tags: nefsin, tezkiyesi




Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap son Mesaj
Nefsin Terbiyesi Nasil Olur? Hyoscyamus Dini Sohbet 0 09-09-2008 20:06
Kalbin doyması ile nefsin doyması bir mi? Toprak Güzel Yazılar / Makaleler 0 21-06-2008 23:37
Biz nefsin doymasıyla, kalbin tatmin olmasını birbirine karıştırmışız.! GüllereVurgun Güzel Yazılar / Makaleler 0 15-06-2008 02:18
Nefsin Mâhiyeti FataL Dini Sohbet 0 13-06-2008 02:03
Nefsin İç Dünyasına Doğru .. GüllereVurgun Güzel Yazılar / Makaleler 0 08-03-2008 22:01

Saat 04:38.
Arşiv Sayfaları Netfrm Frmalev Mumsema Frmacil Etiket Dantel Derya Modeller Powered by  MyPagerank.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512