Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Dini Sohbet

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et
Alt 05-07-2008   #1
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart Gerçek Yaşam Bu Dünyadaki Değildir



Bu dünya hayatı, yalnızca bir oyun ve '(eğlence türünden) tutkulu bir oyalanmadır Gerçekten ahiret yurdu ise, asıl hayat odur, bir bilselerdi (Ankebut Suresi, 64)

Bir çok insan, dünya üzerinde eksiksiz ve mükemmel bir yaşamın kurulabileceğini sanır Gerekli maddi imkanlar elde edildiğinde, bu dünyadaki yaşamın insanı tam olarak tatmin edebileceğini ve mutlu kılabileceğini düşünür En yaygın kanaate göre insan, maddi bir zenginlik, bu düşünce doğrultusunda gerçekleştirilmiş bir evlilik, diğer insanların gözünde saygınlık ve toplum içinde güçlü bir kariyer elde ettiğinde, kusursuz bir hayat kurmuş olur
Oysa Kuran'da bu tür bir bakış açısı şiddetle yerilmektedir Aksine Kuran'da, dünya üzerinde sürdürdüğümüz yaşamın, asla eksiksiz, mükemmel ve sorunsuz olamayacağı bildirilmektedir Çünkü dünya hayatı özellikle böyle tasarlanmıştır
"Dünya" kelimesinin kökeni bu konuda çok önemli bir anlam içerir Kelime, Arapçadaki "deniy" sıfatından türemiştir "Deniy" ise, alçak, düşük, basit, değersiz gibi anlamlara gelmektedir Bu durumda "dünya" kelimesi de, bu sıfatlara haiz bir mekan anlamını taşır
Nitekim Kuran'da, dünya hayatının değersizliği ve önemsizliği sık sık vurgulanır Dünya hayatını güzel kıldığı düşünülen zenginlik, aile, statü, başarı gibi faktörler, Kuran'a göre geçici ve aldatıcı birer metadan başka bir şey değildirler Allah bir ayette dünya hayatı hakkında şunları bildirmektedir:
Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, '(eğlence türünden) tutkulu bir oyalama', bir süs, kendi aranızda bir övünme (süresi ve konusu), mal ve çocuklarda bir 'çoğalma-tutkusu'dur Bir yağmur örneği gibi; onun bitirdiği ekin ekicilerin (veya kafirlerin) hoşuna gitmiştir, sonra kuruyuverir, bir de bakarsın ki sapsarı kesilmiş, sonra o, bir çer-çöp oluvermiştir Ahirette ise şiddetli bir azab; Allah'tan bir mağfiret ve bir hoşnutluk (rıza) vardır Dünya hayatı, aldanış olan bir metadan başka bir şey değildir (Hadid Suresi, 20)
Başka ayetlerde ise insanın dünya hayatı dolayısıyla nasıl bir aldanışa kapıldığı şöyle açıklanır:
Hayır siz, dünya hayatını seçip üstün tutuyorsunuz Ahiret ise daha hayırlı ve daha süreklidir (A'la Suresi, 16-17)
Ayette bildirildiği gibi söz konusu kişiler dünya hayatını ahirete üstün tutmaktadırlar Bunu yaparak, Allah'a iman etmemiş ve Kuran ayetlerine yüz çevirmiş olmaktadırlar Kuran'da bu gibi kişiler "Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, dünya hayatına razı olanlar ve bununla tatmin bulanlar ve Bizim ayetlerimizden habersiz olanlar" (Yunus Suresi, 7) şeklinde tanımlanmakta ve hepsinin sonsuz cehennem azabıyla karşılık bulacakları bildirilmektedir Elbette, dünya hayatının eksikliği, bu dünyada güzel şeylerin var olmadığı anlamına gelmez Aksine, Allah dünyayı cenneti hatırlatacak pek çok güzel nimetle doldurmuştur Fakat bu güzelliklerin yanına cehenneme ait olan eksiklik, çirkinlik ve kusurlar da katılmıştır
Dünyada, imtihan ortamının hikmeti gereği cennet ve cehenneme ait özellikler birarada bulunurlar Bu şekilde müminler hem cennet hem de cehennem hakkında fikir edinir, hem de kendilerini dünyadaki kısa ve geçici yaşama kaptırmak yerine, gerçek, kusursuz, eksiksiz ve sonsuz yaşam olan ahirete yönelirler Allah'ın kulları için seçip beğendiği yaşam da işte bu ahiret hayatıdır Ahiret, Kuran ayetlerinde insanların gerçek ve ebedi yurdu olarak tarif edilir
Ancak başta da belirttiğimiz gibi birçok insan dünyada mükemmel bir hayat kurulabileceğini zanneder Dünya hayatına özgü büyük kusur ve eksiklikleri ise, son derece doğal özellikler olarak görür Örneğin hasta olmak çoğu insana çok doğal gelir Aynı şekilde yorgunluk, acı, sıkıntı gibi kavramlar da son derece olağan şeyler olarak karşılanır Oysa dünya hayatına ait tüm eksiklikleri Allah çok büyük hikmetlerle yaratmıştır İnsana düşen bu hikmetler üzerinde derin derin düşünmek ve bunlardan kendine öğütler çıkarmaktır
İnsan hiçbir zaman hasta olmayabilir, hiçbir zaman yorulmayabilir, uyumak ve dinlenmek zorunda kalmayabilirdi Hiç yorgunluk duymayacak bir güç ve enerjiye sahip olabilirdi Allah dileseydi insanı tüm bu eksikliklerden ve kusurlardan arındırarak yaratabilirdi Ancak Allah insanı bu şekilde yaratmakla, ona kendi acizliğini ve zayıflığını göstermektedir
İnsan acizliği ve zaafiyetiyle, dünya hayatının her anında defalarca yüzleşmek zorunda kalır Öncelikle çok değer verdiği bedeni ona bu durumu sürekli olarak hatırlatır Her sabah uyandığında şişmiş ve şekli bozulmuş bir yüzle güne başlar Ağzında hoş olmayan bir tat ve koku, cildinde, saçlarında ve bedeninde rahatsızlık verecek bir kirlilik vardır Eğer ayrıntılı bir temizlik yapmazsa, insan içine çıkamayacak durumdadır Üstelik bu temizliği gün içinde sık sık tekrarlaması gerekmektedir Çünkü üzerinden birkaç saat geçmesi, sabah yapılan temizliği yok edecektir Birkaç gün ayrıntılı temizlik yapmaması ise insanı çok aciz ve çevresindekileri dahi rahatsız edecek bir duruma sokmaktadır
İnsan bedeni, taş ya da metal gibi sağlam ve dayanıklı bir maddeden değil, son derece çürük bir malzeme olan etten yapılmıştır Bu etten oluşan beden, incecik bir deri ile kaplıdır; her an en ufak bir kazada bu deri yırtılabilir Et de yapısı gereği son derece dayanıksızdır; basit darbelerden etkilenir, şekli bozulur, morarır ve yaralanır Ve yaşlılıkla birlikte de eski canlılığını yitirmeye, buruşmaya ve pürüzsüz halini kaybetmeye başlar Ölümle birlikte çürüme gerçekleşir Toprağa konulduktan birkaç hafta sonra, beden parçalanmaya başlar, kurtlanır, bakteriler tarafından yenir ve yok olup toprağa karışır
Başta belirttiğimiz gibi, tüm bunlar insana aczini göstermek ve dünyanın eksikliğini hatırlatmak için özel olarak yaratılmış kusurlardır Oysa insan et yerine çok daha sağlam ve temiz bir malzemeden yaratılmış olabilirdi Acıdan, hastalıktan ve pislikten tamamen uzak olabilirdi Tüm bunlar aslında, insanın Allah'a ne kadar muhtaç olduğunu ve acizliğini hissettirmek ve dünyanın ne denli "eksik ve kusurlu" bir yer olduğunu göstermek için var edilmektedir
Kişi bu eksikliklere bakarak, hem kendi acizliğini hem de diğer insanların dünya hayatındaki güç ve değerlerinin ne kadar geçici olduğunu anlayabilir Gözünde büyüttüğü, ilgisini çekmeye, takdirini toplamaya çalıştığı insanlar da kendisi kadar aciz, eksik ve kusurları olan, bakıma muhtaç insanlardır
Ancak çoğu insan bunları kavrayamaz, var olan büyük eksiklik ve kusurları göremez İşte bu nedenle de dünya hayatı ile tatmin bulur Aslında bu son derece büyük bir akılsızlığın sonucudur ve cehaletin göstergelerindendir
Nitekim Kuran'da bu insanların ahlakı şu şekilde tarif edilmektedir:
"Şu halde sen, Bizim zikrimize sırt çeviren ve dünya hayatından başkasını istemeyenden yüz çevir İşte onların ilimden yana ulaşabildikleri (son sınır) budur" (Necm Suresi, 29-30)
Ahiretten yana gaflet içinde olup, dünya hayatına tutkuyla bağlanmak ayette de bildirildiği gibi "ilim" sahibi olmamanın bir sonucudur
Peki o halde bu konuda sahip olmamız gereken "ilim" nedir? "Dünya hayatıyla tatmin olmamak" için üzerine özellikle eğilmemiz gereken ilim, Allah'ın bizlere vaat ettiği cennetin bilgisidir İnsanın cennetin tarifinin yapıldığı Kuran ayetleri hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olması, bu ayetler üzerinde derin derin düşünmesi bu konuda atılacak en önemli adımdır
Allah, Kuran'da iman edenlere "gerçek yurdu" şu şekilde tarif etmektedir:
Bu dünya hayatı, yalnızca bir oyun ve '(eğlence türünden) tutkulu bir oyalanmadır Gerçekten ahiret yurdu ise, asıl hayat odur, bir bilselerdi (Ankebut Suresi, 64)

 

Unsoft is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Alt 05-07-2008   #2
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart Cennet Ehlinin Dünyadaki Durumları

Cennet Ehlinin Dünyadaki Durumları

Müminlerin Dünyadaki Güzel Yaşamları
Kuran'da iman edenler sonsuz bir ecir, sonsuz bir mükafat, sonsuz bir mutlulukla müjdelenmiştir Ancak çoğunlukla dikkatlerden kaçan önemli bir nokta vardır O da, sonsuz zaman içinde, sonsuz güzelliklere uzanan bu müjdenin, mümin daha dünyadayken yaşanmaya başlamasıdır Çünkü mümin ahirette cennetle müjdelendiği gibi, bu dünyada da Allah'ın lütuf ve ikramıyla nimetlendirilmektedir Kuran'da, salih amellerde bulunan müminlerin bu dünyada da güzel bir hayatla yaşatılacakları şöyle haber verilir:
Erkek olsun, kadın olsun, bir mü'min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz (Nahl Suresi, 97)
Ayette haber verilen bu müjdenin, başta peygamberler olmak üzere salih müminler üzerinde gerçekleştiğini pek çok Kuran ayetinden öğrenmekteyiz Örneğin, Kuran'da cennetin en yüksek dereceleri, en üstün makamlarıyla müjdelenen Peygamberimiz (sav)'i dünya hayatında Allah'ın zengin kıldığı, "bir yoksul iken seni bulup zengin etmedi mi?" (Duha Suresi, 8) ayetinden anlaşılmaktadır Ayrıca Hz Davud'a, Hz Süleyman'a, Hz Zülkarneyn'e, Hz İbrahim ve ailesine bu dünyada büyük bir mülk ve imkan verildiğinden de daha birçok ayette bahsedilir
Hem bir mükafat ve şevk kaynağı, hem de Rabbimiz'in karşılıksız lütuf ve ihsanının bir göstergesi olarak salih kullarına dünyada nimet ve güzellik vermesi Allah'ın değişmez bir kanunudur Zenginlik, ihtişam ve güzellik cennetin en temel özelliklerinden olduğu için, Allah sevdiği seçkin kullarına cenneti hatırlatacak, onların cennete kavuşma arzusu ve heyecanlarını artıracak nimetlerin benzerlerini bu dünyada da yaratır Bu yüzden, nasıl inkarcıların ebedi azapları daha bu dünyadan başlıyorsa, salih müminler için vaat edilen ebedi güzellikler de kendilerine dünyadaki hayatlarında gösterilmeye başlanır
Bir mümin, kendisini yaratan Allah'ın bilincinde olmasından, O'nun emir ve yasaklarına uymasından, O'nun insanlar için seçip beğendiği dini yaşamasından ve en önemlisi ölümünden sonrası için çok büyük umut ve beklentiler taşımasından ötürü, dünyadaki yaşamı boyunca her türlü ruhsal sıkıntı ve üzüntüden uzaktır Herşeyden önce Rabbimiz'in yardımı ve desteği iman edenlerle beraberdir Allah " elçisi ile müminlerin üzerine güven duygusu ve huzur" (Tevbe Suresi, 26) indirmiştir Bu, müminlerin her namazda, her salih amelde, Allah rızası için yapılan küçük büyük her işte Allah'ın kendilerini gördüğünü, meleklerin bunları amel defterlerine yazdığını ve ahirette tüm bunların karşılığını alacaklarını bilmelerinden doğan bir huzurdur Bu, Allah'ın kendilerini görünmeyen ordularla ve meleklerle desteklediğini, "önlerinden ve arkalarından izleyenleri" olduğunu ve bunların kendilerini " Allah'ın emriyle gözetip-korumakta" (Rad Suresi, 11) olduklarını, O'nun yolunda yapılan mücadelede galip gelecek olanların, cennetle müjdelenmiş olanların hep kendileri olduklarını bilmelerinden kaynaklanan bir güven duygusudur Böylece salih müminler, Allah'ın meleklere, " iman edenlere sağlamlık katın" (Enfal Suresi, 12) vahyi doğrultusunda, asla korkuya ve heyecana kapılmazlar
Müminler Kuran'da, " bizim Rabbimiz Allah'tır deyip sonra dosdoğru bir istikamet tutturan" (Fussilet Suresi, 30) insanlar olarak tanımlanırlar Ve, "onların üzerine melekler iner 'Korkmayın ve hüzne kapılmayın, size vaadolunan cennetle sevinin'" (Fussilet Suresi, 30) derler Müminler Kuran'da belirtildiği şekilde, Allah'ın " kimseye güç yetireceğinden fazlasını yüklemeyeceğini" (Araf Suresi, 42) bilmişlerdir
Kadere ve herşeyi yapıp edenin Allah olduğuna kesin bir bilgiyle inanırlar ve böylece başlarına gelenlere " Allah'ın bizim için yazdıkları dışında bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez" (Tevbe Suresi, 51) ayetinin hükmü gereğince tevekkül ederler Allah rızasına uydukları ve " Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" dediklerinden dolayı da onlara hiçbir kötülük dokunmayacaktır (Al-i İmran Suresi, 173-174)
Ancak dünya bir deneme süresi olduğundan elbette müminin karşısına çeşitli zorluklar çıkabilir İman eden bir kimse belli dönemlerde açlık, hastalık, uykusuzluk, kaza, maddi kayıp gibi çeşitli sıkıntılarla karşılaşabilir Daha pek çok zorluk ve denemeden de geçirilebilir Bakara Suresi, 214 ayette belirtildiği şekilde fakirlikle ve zorluklarla da denemeden geçirilebilir Bir ayette müminlerin yaşadıkları imtihan şöyle bildirilmiştir:
Yoksa sizden önce gelip-geçenlerin hali başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle bir yoksulluk, öyle dayanılmaz bir zorluk çattı ve öylesine sarsıldılar ki, sonunda elçi, beraberindeki müminlerle; "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyordu Dikkat edin, şüphesiz Allah'ın yardımı pek yakındır (Bakara Suresi, 214)
Kuşkusuz ki bu zor durum, peygamberin ve yanındaki müminlerin Rabbimiz'e olan güçlü imanlarını, Kuran ayetlerini uygulamadaki kararlılıklarını kesinlikle etkilememiştir Zaten Allah, ayetin sonunda müminlere yardımının çok yakın olduğunu da müjdelemektedir Başka bir ayette iman edenlere şu müjde verilir:
Allah, takva sahiplerini (inanarak ve inançlarını uygulayarak) zafere ulaşmaları dolayısıyla kurtarır Onlara kötülük dokunmaz ve onlar hüzne kapılmayacaklardır (Zümer Suresi, 61)
Mümin zorlukların imanının denenmesi için özel olarak yaratıldığını, güzel bir sabır ve tevekkül gösterdiği takdirde bunların ahireti için sınırsız bir ecir kaynağı, olgunlaşması için büyük fırsatlar olduğunu bilir Bu nedenle de bu zorluklar karşısında tevekkül eder, huzur, mutluluk ve neşesinden hiçbirşey kaybetmez Bu sıkıntılar onun ruhi dengesini, dirayet ve kararlılığını hiçbir zaman olumsuz yönde etkilemez Hatta sabrının ve tevekkülünün karşılığını Allah Katında alacağını bildiğinden şevki ve heyecanı daha da artar
Bu durum inkar edenler için tam tersi yöndedir Allah'ın ayetlerini inkar eden bir kişi, dünya hayatında çektiği çeşitli bedensel acıların yanında, ruhen de azap çeker Korku, üzüntü, ümitsizlik, tedirginlik, karamsarlık gibi negatif duygular onların cehennemde çekecekleri azabın bu dünyadaki küçük bir başlangıcını oluştururlar Allah, bu insanları bir ayette şöyle tarif eder:
Allah, kimi hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü İslam'a açar; kimi saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar Allah, iman etmeyenlerin üstüne işte böyle pislik çökertir (Enam Suresi, 125)
Allah, Kendisi'nden içi titreyerek korkan, hatalarından ve günahlarından dolayı bağışlanma dileyip, tevbe eden salih müminleri ise, dünya hayatında da en güzel şekilde nimetlendireceğini ve onlara ihsanda bulunacağını bildirmiştir Hud Suresi'nin 3 ayetinde şu şekilde bildirilir:
Ve Rabbiniz'den bağışlanma dileyin, sonra O'na tevbe edin O da sizi, adı konulmuş bir vakte kadar güzel bir meta (fayda) ile metalandırsın ve her ihsan sahibine Kendi ihsanını versin Eğer yüz çevirirseniz gerçekten ben, sizin için büyük bir günün azabından korkarım (Hud Suresi, 3)
Burada bildirildiği gibi, Allah'tan bağışlanma dilemek, tevbe etmek salih müminlerin vasıflarındandır Bu davranışlar müminin Allah karşısında ne kadar aciz ve zayıf olduğunun farkında olduğunun da bir ifadesidir Çünkü iman edenler hataları ve eksiklikleri olduğunu ve dünya hayatı boyunca da hata yapabileceklerini bilmekte, bundan dolayı Allah'ın rahmetini dilemektedirler Rabbimiz de ayette bildirildiği gibi onların bu güzel ahlaklarının karşılığını dünya hayatında vermekte, bu kişileri ölümlerine kadar güzel bir hayatla yaşatmaktadır Bir ayette müminlerin dünya hayatı şöyle tarif edilir:
Allah'tan sakınanlara: "Rabbiniz ne indirdi?" dendiğinde "Hayır" dediler Bu dünyada güzel davranışlarda bulunanlara güzellik vardır; ahiret yurdu ise daha hayırlıdır Takva sahiplerinin yurdu ne güzeldir (Nahl Suresi, 30)
Dünya hayatının tüm güzellikleri, ahiret yurdu ile mukayese edildiğinde değerini tamamen yitirmektedir O halde bir hedef belirlenecekse, bunun sadece sonsuz ahiret hayatı olması gerekmektedir Zaten bunu hedefleyen müminlere Allah, dünya hayatlarında da nimetlerini artırmaktadır
Müminler dualarında, ahiretle birlikte dünya hayatının nimetlerini ve iyiliklerini de Allah'tan isterler İman edenlerin bu duaları Bakara Suresi'nde şu şekilde bildirilir:
(Hacc) ibadetlerinizi bitirdiğinizde, artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan da kuvvetli bir anma ile Allah'ı anın İnsanlardan öylesi vardır ki: "Rabbimiz, bize dünyada ver" der; onun ahirette nasibi yoktur
Onlardan öylesi de vardır ki: "Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik (ver) ve bizi ateşin azabından koru" der İşte bunların kazandıklarına karşılık nasibleri vardır Allah, hesabı pek seri görendir (Bakara Suresi, 200-202)
Kuran'da Allah'a gönülden iman eden, ihlas sahibi kulların bu dünyaya mirasçı kılındıkları bildirilmektedir Şüphesiz ki Allah'ın vaadi haktır ve gerçekleşecektir Allah bir ayette şöyle buyurmaktadır:
Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir:Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir Onlar, yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar Kim bundan sonra inkâr ederse, işte onlar fasıktır (Nur Suresi, 55) İman Edenler Cennetle

 

Unsoft is offline  
Alt 05-07-2008   #3
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart Müjdelenirler

Müjdelenirler
Bir önceki bölümde, Allah'a gönülden teslim olmuş ihlaslı müminlerin daha cennete girmeden önce, bu dünyada Allah'ın nimetlerine ve güzelliklerine kavuştuklarından bahsetmiştik Bu güzelliklerin en önemlilerinden birisi müminlerin "müjdelenmeleridir" Kuran'ın birçok ayetinde Allah'ın cenneti vaat etmesinden ve müminleri bununla müjdelemesinden bahsedilmektedir Bu müjdeleme bir ayette şöyle ifade edilmiştir:
Rableri onlara Katından bir rahmeti, bir hoşnutluğu ve onlar için, kendisinde sürekli bir nimet bulunan cennetleri müjdeler (Tevbe Suresi, 21)
Bir başka ayette ise müminler için şöyle denmektedir:
Müjde dünya hayatında ve ahirette onlarındır Allah'ın sözleri için değişiklik yoktur İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur (Yunus Suresi, 64)
Allah'ın kendilerini çeşitli ayetlerle cennetle müjdelediğini, yapmakta oldukları salih amellerin Allah Katında geçerli olduğunu ve bekledikleri güzelliğin ise pek yakın umut eden müminlerin kalplerini büyük bir ferahlık kaplar
Kuran'da müminlerin melekler vasıtasıyla da müjdelenecekleri bildirilmektedir Allah'a samimi bir kalple iman edip, O'na hiçbir şeyi şirk koşmayan, Allah'ın Kuran'da bildirdiği emir ve tavsiyelerine titizlikle uyan ve Kuran ahlakını yaşamak için gayret eden salih kullar böyle bir müjdeyi umut edebilirler Şüphesiz ki bu müjde, cenneti şiddetle arzulayan bir mümin için tarifsiz bir sevinçtir Bu durum Kuran'da şöyle anlatılır:
Şüphesiz "Bizim Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra dosdoğru bir istikamet tutturanlar (yok mu); onların üzerine melekler iner (ve der ki "Korkmayın ve hüzne kapılmayın, size vaadolunan cennetle sevinin"
Biz, dünya hayatında da, ahirette de sizin velileriniziz Orda nefislerinizin arzuladığı herşey sizindir ve istediğiniz herşey de sizindir" "Çok bağışlayan, çok esirgeyen (Allah)tan bir ağırlanma olarak" (Fussilet Suresi, 30-32)
Allah, resullere de müminleri müjdeleme görevi vermiştir Allah Ahzap Suresi'nin 47 ayetinde elçisine, müminlere Kendisi'nden büyük bir fazl olduğunu müjdelemesini, Yasin Suresi 11 ayette de Kuran'a uyan ve gayb ile Rahman'a karşı içi titreyerek korkan kimseleri bir bağışlanma ve üstün bir ecirle müjdelemesini emretmektedir Zümer Suresi'nin 17 ayetinde ise tağuta kulluk etmekten kaçınan ve Allah'a içten yönelenler için bir müjde olduğu haber verilmektedir
Yunus Suresi'nin, 2 ayetinde ise Allah elçisine, "… İman edenlere Rableri Katında gerçek bir makam olduğunu müjde ver" diye vahyetmektedir Cennetle müjdelenen müminlerin ayetlerde belirtilen ortak özelliklerine baktığımızda, bunların Allah'a karşı son derece samimi, acizliklerinin bilincinde, Kuran'a ve elçiye itaat eden, Allah'tan korkan ihlaslı kimseler olduklarını görmekteyiz

 

Unsoft is offline  
Alt 05-07-2008   #4
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart Allah'ın Vaadi

Allah'ın Vaadi
Mümin olarak huzuruna gelecekler için Allah içlerinde ebedi olarak kalacakları cennetleri vaat etmiştir Allah'ın vaadi ise şüphesiz ki gerçekleşmesi kuşku götürmeyen, en kesin sözdür Böylece kesin bir bilgiyle inananlar, bu vaadin gerçekleşeceğinden asla kuşkuya kapılmaz ve mümin olarak canlarını teslim ettikleri takdirde günahlarının bağışlanarak cennete kabul edileceklerini umarlar Bir ayette şöyle buyrulur:
Adn cennetleri (onlarındır) ki, Rahman (olan Allah, onu) Kendi kullarına gaybtan vaadetmiştir Şüphesiz O'nun vaadi yerine gelecektir (Meryem Suresi, 61)
Allah'ın kendilerine cenneti vaat etmiş olması, müminleri tarifsiz bir sevinç ve coşkuya sürükler Onlar, Allah'ın salih kulları için cenneti istediğini ve onları buraya mirasçı kıldığını bilmektedirler Allah'ın kullarına cenneti vaat etmesiyle ilgili bir başka ayet şöyledir:
Şimdi kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz, dolayısıyla ona kavuşan kişi, dünya hayatının metaı ile metalandırdığımız sonra kıyamet günü (azaba uğramak için) hazır bulundurulan kişi gibi midir? (Kasas Suresi, 61)
Bu ayetten de açıkça anlaşıldığı gibi, Allah'ın bir vaadde bulunması, buna kavuşmak için kesinlikle yeterlidir Allah kimlere cenneti vaat etmişse, bunlar Allah'ın izniyle sonsuz nimetlere kavuşacaklardır Müminler de cennete girdiklerinde bu durumu ifade edecek ve Allah'a şöyle şükredeceklerdir:
(Onlar da) Dediler ki: Bize olan vaadinde sadık kalan ve bizi bu yere mirasçı kılan Allah'a hamd olsun ki, cennetten dilediğimiz yerde konaklayabiliriz (Salih) amellere bulunanların ecri ne güzeldir (Zümer Suresi, 74)
Dünya hayatında çeşitli kereler müjdelenmiş olan ve Allah'ın kendilerine cenneti vaat ettiği müminler, yaşamlarının sonunda umut ettiklerine kavuşacaklardır En sonunda o beklenen an gelir Bir müminin hayatı boyunca tefekkür ettiği, kavuşabilmek için dua ettiği ve layık olabilmek için vargücüyle çalıştığı yer, "kalınacak yerlerin en hayırlısı" ve "Allah Katındaki asıl varılacak güzel yer" olan cennettir Bu kusursuz mekan müminler için hazırlanmış ve onlara sunulmak üzere kapıları açılmıştır
Müminlerin cennete girişleriyle ilgili bir ayette bu eşsiz manzara şöyle tarif edilir:
Onlar Adn cennetlerine girerler Babalarından, eşlerinden ve soylarından salih davranışlarda bulunanlar da (Adn cennetlerine girer) Melekler onlara her bir kapıdan girip (şöyle derler "Sabrettiğinize karşılık selam size (Dünya) Yurdun(un) sonu ne güzel" (Rad Suresi, 23-24)
Onlar cennette "esenlik dileği ve selamla" (Furkan Suresi, 75) karşılanacak ve "oraya esenlikle ve güvenlikle" gireceklerdir (Hicr Suresi, 46) Yapılacak tek şey kalmıştır: Sadece müminler için hazırlanmış ve türlü nimetlerle donatılmış bu sonsuz yurdun güzelliklerini keşfetmek

 

Unsoft is offline  
Alt 05-07-2008   #5
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Gerçek Yaşam Bu Dünyadaki Değildir

kardes verdın bılgıler ıcın sagolyalnız vıktor hugo nun yerıne bızden ınsanların sozlerıne yer versen senı daha cok sevcem

 

esmez is offline  
Cevapla
Tags: , , ,




Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap son Mesaj
Dünyadaki 50 Gercek!!! sevdam21 Konu Dışı Başlıklar 3 25-10-2008 10:40
Gerçek XP Professional Bar Cebinde (Smart Setting Değildir) Since1453 Diğer Programlar 11 18-07-2008 13:43
Mars'ın üzerinde çekilmiş fare resmi! Fake değildir! %100 gerçek dark.water Komik Resimler 20 29-03-2008 02:24
gerçek her zaman görünen değildir!! Gönülce Aşk Hikayeleri 6 28-07-2007 13:23
ewt arkaadslar bunlarda dünyadaki komik yasalar gerçek!! _feyza_ Komik Şeyler (Yazı Eklenebilir) 4 06-07-2007 02:57

Saat 13:12.

Web Site Ekle Pagerank Toplist Netfrm Frmalev Mumsema Frmacil Dantel Derya Modeller Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446