| |||||||
| Forum Kuralları | İletiler | Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
| | #1 |
| 1: Sadece, samimiyete erenler ve ona tabi olanlar Hakikata erecektir 2: Başarı, Hakikatın yolunda samimiyet ve sabırla yürüyenlerin ereceği sarayın adıdır 3: Terk edebildikleriniz kadar ileriye geçebilirsiniz, yönelişiniz gerçeğe olduğu sürece 4: Her kapıyı açan tek anahtar vardır: SAMİMİYET ! 5: Biliniz ki, samimiyetin açamıyacağı kapı mevcut değildir 6: insan ile diğer yaradılmışlar arasındaki fark, birincisinin, gördüklerinin ardına geçebilmesi kadardır 7: Karşısındakini kendine tercih edemeyen kişi samimiyetten çok uzaktır 8: Samimiyet, karşınızdakinin hak ve hukukuna tecavüz etmeyen teklifsizliktir 9: Gören, düşünebilen ve idrak yüceliğine erenlerden olmaya çalışınız 10: idrâkın yüceliğine eremiyorsanız, inkârın basitliğinden sıyrılınız 11: Ne mutlu, Gerçeğe erene; ve O'na tâbi olabilene! 12: insan ismine liyâkatınız, insanlara erişen iyiliklere vasıta olabilmeniz nisbetindedir 13: Aldıklarınız kadar basitliğe, verdikleriniz kadar yüceliğe yaklaşırsınız 14: Zirvede oturmaya, sadece, verenlerin hakkı vardır 15: Kadın, hisleriyle hareket eden; erkek, özündeki gerçekle davranışlarını düzenleyen yaratığın adıdır 16: Gerçeğin yoluna adım atanlar, şeklin ötesine geçmeyi başaranlardır 17: Eren, özündeki Hakikat noktasında eriyendir 18: Eriyen, erendir Ermedikçe, eriyemezsin! 19: Mükâfata hak kazananlar sadâkat sahipleridir 20: Basit kişilerin basitliğine, kendilerini bilemeyişleri vesile olmuştur 21: Pişmanlığın acılığını tadmak istemiyorsanız, hemen elinizdekileri değerlendirmesini öğreniniz 22: Dostluğu yürüten fedakârlıktır 23: Cahil, idrâktan nasibi olmayandır 24: Zamanın ötesine geçebilenlerin iki özellikleri olur: ilim ve vericilik 25: Anlıyamadığımı anlamamaktan, Rabbıma sığınırım 26: Zavallı, yaradılışındaki gayeden bihaber olandır 27: Görgünüz, yaşadıklarınız nisbettedir 28: Gözlerinizi kapadığınız anda maddeötesine geçemiyorsanız, biliniz ki çileniz sürecek! 29: Geçmişin telâfisi olmayacağını unutmayınız! 30: Kaçınılması zarurî olan hususların başında istismarcılık gelir 31: Süratinizin artmasını istiyorsanız, vites değiştirmesini öğreniniz 32: Değerlendirmek, hikmetini idrâk ve gereğini tatbik etmekle mümkündür 33: Çıkış noktanızı, yolunuzu ve hedefinizi tesbit etmiş miydiniz? 34: Yaşadığınız günün değil, zamanın fevkindeki insan olmak mühimdir 35: İsmini, zamanın silemediği, öze ermişler arasına girmeye çalışınız 36: Sonlu olmak istemiyorsanız, rotanızı sonlulara göre ayarlamayınız 37: HİKMET, basitlik kavramını yok etmiştir 38: Biliniz ki, değerlendiremedikleriniz de en az değerlendirebildikleriniz kadardır 39: Allâh indinde, basitliğin yeri olmadığını idrâk ediniz 40: Sonsuzluk, algıladıklarını hakkıyla değerlendirebilen ve idrâk ettiklerini tatbik edebilenlerin hakkıdır 41: Basit görmeyiniz, değerlendirmeye çalışınız! 42: Kendinizi bilemiyorsanız, yaşamı değerlendirebilme imkânlarından yoksunsunuz 43: Görünüz ve susunuz; dinleyiniz ve gene susunuz; öğreniniz ve gene de susunuz Ta ki, konuş, denilene kadar! 44: Biliniz ki, zamanı geldiğinde dahi söylenemeyecek gerçekler vardır 45: Karşınızdakilerin de, size karşı dile getiremeyeceği şeyleri olduğunu unutmayınız 46: Sırların açılmasını istiyorsanız, "sır" saklamasını öğreniniz 47: Zamanın değiştirebileceği şeyler için hüküm vermeyiniz! 48: En büyük ihânet, sırları ifşâ etmektir! 49: Sırrı ifşâ eden, cezasını "sır"lardan uzak yaşamakla öder! 50: "Zan"ınızdan geçip, onu terketmedikçe, seyredemezsiniz 51: Hak'kın yüzündeki perde, zanna ve şartlanmalara dayanan hükümlerinizdir 52: Samimiyetiniz, karşınızdakine açılabilmeniz kadardır 53: Karşınızdakiyle tartışırken, kendinizi, onun yerine, koyabiliyor musunuz? 54: Hakareti hak ettiyseniz, ses çıkartmayınız; şayet hakketmediyseniz, üstünüze alınmayınız! 55: Rakamların sonu olmadığını bilirsiniz değil mi? 56: Dünyada, yeri dolmayacak tek kişi, annenizdir 57: Her şeye rağmen, sizi affedebilecek insan annenizdir 58: Çokluğu görünüz, azınlığı değerden hâli bırakmayınız 59: Zamanı, bakış açılarının ötesinde değerlendiriniz 60: Soğuğun ne olduğunu öğrenmek istediğiniz zaman, dışarıya giyinerek çıkınız 61: Hikmetleri tesbit, seslenişe vasıta olabilmeniz nisbetindedir 62: Aynı anda, iki ayrı âlemde yaşıyabiliyor musunuz? 63: Ben, sen ve O'nun kalktığı yere gittiniz mi? 64: "Halife", her devirde mevcuttur; sayısı değişenler, O'nu görebilenlerdir! 65: Dünya ve kâinat, bilincinizde ufalıp, kaybolup gitti mi hiç? 66: Aslı olmayan gölge, gördünüz mü? Gölge "var" mıdır? 67: Nasibinde olmaması, yaradılışındaki mahrumiyetindir, ki asla değişmez 68: Yüzeyde kaldığınız sürece, dalgalardan kurtulamayacağınızı biliniz 69: Vermek zorunda olduklarınız, almak istedikleriniz nisbetindedir 70: Zavallılığın, karşındakinin sözlerini anlamadığın halde, anladım sanmakla başlamıştır 71: Kafan boş, gözün boş, gönlün boş; gurur niye? 72: Bireyselliğin izzeti zillettir! İzafî benliğin izzeti peşinde koşanlar ergeç zilleti tadacaklardır 73: Lâyık olduğunu bilebilmek ve ona talib olmak, özünün izzetindedir 74: Tedbir, insanın emniyet süpabıdır 75: Oduna esans dökmüşler, gül sanmış kendini! 76: Avamın ölçemediği insan büyüktür 77: Korkundan veya utancından değil, idrâkından dolayı, işini Bilen'e bırak 78: Ahmak ile aptal arasındaki fark, birincisinin, izah edileni de anlamamasıdır! 79: Mârifet, imtihan veya çileye tabi tutulanın "Allah bilir işini" diyebilmesidir 80: Gayb, Allah'ın yaratmadıklarının adıdır, gerçekte!
| |
| |
| Dantel | Mumsema | Frmacil |
| | #2 |
| | 81: Yaradılmışın hakikatına eremeden giden insan â'mâdır! 82: Aklın da bir hacmi olduğunu unutmayınız 83: Kâinatın genel yapısı ikidir; birinde kalanlar pişmanlık duyarlar 84: Avam, kendinden evvelkilerden aldıklarına, kendinden bir şeyler eklemeden, sonrakilere devreden kişiler topluluğudur 85: Her insan, bir diğerinden başka mükemmeliyete sahiptir 86: Kusurlarınızı yüzünüze vuranlar biliniz ki sizi sevmektedirler Bazen çekemeseler de! 87: Yapacağınız hareketlerin gerçek sebebini düşündükçe kendinizden sıyrılır; neticeye erdiğiniz nisbette de özünüzün gereğini yaşamaya liyâkat kazanırsınız 88: Her insan mükemmel olarak yaratılmıştır Ancak bazıları, yaşarken mükemmellik kavramından uzaklaşırlar 89: Aklınıza gelenlerin değil, onları istikâmetlendirişinizin tabiî neticesine katlanırsınız 90: Kalbe dudakların tesir ettiğini sananlar aldanmadadır Kalbe tesir edenler, kalblerdir! Dudaklarsa, kulağa erişebilirler 91: Seni sevenlerin sevgisinin, gerçekte "Allah"a olduğunu farkedebildin mi? 92: Geçip giden şeylerin seni üzmesine fırsat verme ki, anını değerlendirmekten geri kalmayasın! 93: Beynin tefekküre yöneltilmemesi, ona yapılan en büyük zulümdür! 94: Sonsuzluk için varolan yeryüzündeki en mükemmelin, sonluluk batağında mahvoluşu ne acıdır! 95: Sevdiğin için varsan, niye kendini düşünerek yaşıyorsun? 96: Tüm varlığını ayakları altına seremediysen, sevgin kemâline erişmemiştir 97: Gerçek sevgi, sahibini, önce gururunun kölesi olmaktan kurtarır 98: Sevdiğinle beraberken etrafı gözün görüyorsa, bil ki sevginde yalancısın, sadece kendini aldatıyorsun 99: Kendini tanıyamamanın sana verdiği zararı, dünyadaki tüm varlıklar birleşseler veremezler! 100: Koyunlar da yiyip, içip, çiftleşip, uyuyorlar Farkında mısın? 101: Beynini gereğince kulanamıyorsan, tüm organların sana vebâldir 102: ilhamlar yaşantına yön veremiyorsa, içgüdüleriyle yaşayan mahlûkattansın! 103: Benlikteysen, sabra muhtaçsın! 104: Yakiyne erende sabır ne arar? 105: ilim, Çin'de bile olsa al, dediler! Yirmi dakikalık yol, Çin'den mi uzak? 106: SİgarayI terkedemeyen, benliğini nasıl terkeder? 107:Terkedemediklerin kadar perdelisin! 108: Gecenin hayâlinde sultan olabilirsin; ama hakikat güneşi doğduğunda nereye kaçacaksın? 109: Bildiğin halde yaşayamıyorsan, benliğine tapınmaktan vazgeçmek sana çok zor geliyordur! 110: Kolundaki, ayağındaki zincirden ölümle kurtulabilirsin, ama beynindekinden asla! 111: "Koza"n, gerçeğin âlemine uçacak güce eriştiremiyorsa seni, ancak mezârın olur! 112: Günah, "senin" varlığından meydana gelir! 113: Yaşadığın, sürece üzüntülerin son bulmaz, benliğinden kurtul ki selâmete çıkasın! 114: Sevginin kaynağı sendedir 115: Sahip olduğunu sandığın her şeyden kopmanın ızdırabını tadacaksın! 116: Sevgin yüzünden terkedebildiklerin, sevginin ölçeğidir 117: Değerin, duyguların kadar değil, idrak ettiklerini tatbikata sokabilmen kadardır 118: Ömrünü koyduğun oyunda, yanlış ata oynamanın pahası, ebedî hüsrandır! 119: Sevmeyi bilmeyen sevildiğini anlayamaz 120: Yaşam öğrenmek ve öğrendiklerini yaşayabilmek içindir 121: Senin, "Seni" bilişin, sürekli daha geniş kapsamlı çalışmayı getirmiyorsa, bu bilişin yetersizdir 122: Çalış ki, takdirdekine eresin! 123: Kemâl, idrâka göredir 124: Tolerans, olgunluğun dilegelişidir 125: Yatarken, kimsenin hakkı bugün de üzerime geçmedi, diye düşünebiliyor musun? 126: Kendinize, kötü insan denilmesini, istemiyorsanız, kırıcı olmaktan kaçınınız! 127: Sırra erenin vasfıdır mükemmellik; ki bu da vasıfsızlıktır! 128: Renk, kaba aittir; orijinalliğini, "renksiz olmakla" koruyabilirsin 129: Karşınızdakinin büyüklüğünü idrâk edemiyorsanız, ona yaklaşınız! 130: Büyüklükleri idrâk için bazen de uzaklaşmak zorunlu olur! 131: Ölümsüzlüğün çaresi, ölmektir! 132: Gönüllerde yaşamak, gönüllere hitâb edebilecek seviyeye gelmekle mümkün olur 133: Geçici değil, ebedî olan hayatı kazananlardan ve kazandıranlardan olunuz 134: Gönlünüzde yer eden sözler, biliniz ki, Rabbin seslenişidir 135: Değerlendiriniz ki, nankörlerden olmayasınız 136: Nankörlerin de varacağı bir menzil vardır ki, adına hüsran derler 137: Israrla çalınan kapı, elbet bir gün açılır 138: Rabbin seslenişi, ancak, o seslenişe liyâkat kazanmışlarca değerlendirilebilir 139: Gönülden kızmayı, terkedemediyseniz, hâla Gerçekten uzaksınız 140: Güneş ne kadar parlarsa parlasın, ışığından kaçanlar kıyâmete dek mevcut bulunacaktır 141: İhtiyacınızı, hiçbir şeye muhtaç olmayana arzediniz Şayet, O, hâlinizden habersiz ise! 142: Birşey olabilmek için değil, bir şeyler verebilmek için çalışın 143: Samimiyette eriyiniz ki, teslimiyete eresiniz 144: Teslim olunuz ki, seyredesiniz 145: Yaptıklarınızın Gerçek sebebini bilemiyorsanız, bu Gerçeğe olan uzaklığınızdandır 146: Gerçeğe erenler, giyiniktirler; kıyâfetlerine aldanmayınız, ki onları görebilesiniz! 147: Susunuz, dinleyiniz; seslenişi "okumaya" çalışınız 148: Konuşmak mecburiyetindeyseniz, bu idrâk ettikleriniz kadar olsun 149: Yapabileceğiniz şeyleri dahi yıkmayınız! 150: Her şeye rağmen, verenlerden olmaya çalışınız 151: Ne bir suç işleyiniz, ne de af dilemek mecburiyetinde kalınız 152: Ancak ve sadece, gerçeğe erenler, "ayna" olabilirler 153: "Ayna" olduğunuz gün, aksettirilmemesi icabeden şeyler de olduğunu unutmayınız! 154: Sabrı terketmeyen, gerçeğe eremez! 155: Gerçeğe erenin, ilk hâli imânı terktir! Görülen şeye, imân edilemez! 156: Geçmişin münâkaşasına girmeyiniz ki, size "basit insan" demesinler 157: Rabbin seslenişi, herkese, idrâkıncadır 158: Suyu bardakta görmüşseniz, buharı, bulutu, karı, buzu, denizi ondan ayrı sanmayınız! 159: Her şey bir inişle-çıkış arasında değişimde Gerçekte ise ne iniş var ne de çıkış! 160: Sayılmak istiyorsanız, sükûtu değerlendiriniz!
|
| |
| | #3 |
| | 161: Kadere yapışarak her şeyden elini çekenler, henüz Gerçeğe erişmemiş olanlardır 162: Acı ilâçların sıhhate vesile olduğunu unutmayınız 163: Öğrendikleriniz tatbik edildikleri sürece size yararlı olur Aksi halde siz, bilgi hammalı olarak bu dünyadan geçer gidersiniz! 164: Dostlar meclisinde kendinizi hizmetkâr yapmadıkça, onlara ihânettesiniz 165: Unutmayınız ki, unutulmayasınız! 166: Veriniz ki verilsin! Unutmayın, boşluk yoktur Her çıkanın yeri dolar Çıkaranın gayesine göre! 167: Karşılıksız olarak verdiklerinizi düşünün Ne kadar? 168: Sabredenlerdenseniz, sizde sabredeni hatırdan çıkartmayınız Aksi hâlde sabrınız şirk olur 169: Değeriniz, değerlendirebildikleriniz oranındadır 170: Hâlâ samimiyetle yönelemiyorsanız, noksanınızı araştırınız 171: Zevkler tartışılmaz, gruplandırılır 172: Her şeyin sahibi vardır; öyle ise sizin olmayanlar hakkında, sahiplik dâvâsına kalkışmayınız 173: Hâin, emânete sahib çıkandır! 174: Hikmeti nerede bulunsanız alınız; zira "özbenliğinizin" vasfıdır! 175: Hikmet, ehli için pırlanta; gayrı için taştır 176: Marifet, pırlantayla - taşı ayırt etmek, değil; pırlantaları değerlendirebilmektir 177: Gıpta etmeyiniz, çalışınız! 178: Herkes, imkânları nisbetinde mesûldür! 179: Vermedi, değil; alamadım, deyiniz! 180: Zorlamayınız ki, zorlanmayasınız! 181: Öldürmeyiniz ki, hayat bulasınız 182: Hayvan ile insan arasındaki fark, birincisinin hayatının bittiği yerde ikincisinin hayatının başlamasıdır 183: Zamanı ve yeri geldiğinde, vasıtayı terketmeyi biliniz! 184: Hüsrana uğrayanlar, geldikleri yeri unutanlardır 185: Ortamlarını hiçe sayanlar, er-geç tökezlenirler! 186: Hep, olmak istiyorsanız; hiç, olunuz! 187: Gerçeğe eren, gördüğünü tanır! 188: Yüceliğin ziyneti, tevâzu; ermişliğinki ise, yadırganmayıştır 189: Hikmet, yaradılışın sırrına erenin ağzından dökülen sözlerdir 190: Hikmet, velinin sükûtunda; ârifi billahın seslenişindedir! 191: Samimiyete ihânet eden, felâh bulmaz! 192: Huzur, sevgi ve nefretin ötesindeki âlemin adıdır 193: Sükût, sırrı işitmekte olanın halidir 194: Hayret, sırrı görenin halidir 195: Seyir, sırra erenin hâlidir; ki o artık dâimidir 196: Gayesi zevk olan, şirktedir! ilâcı, emre yönelmektir! 197: Tasavvufun basamaklarına basmamış olanlar, o basamakların görüşlerinden ebediyyen mahrum kalırlar 198: Güneş, geleceği saati bildiğin için gelmez! 199: Gecelerini , "ey gündüz hemen gel", demekle isrâf etme! 200: Verilene ihânet, vereni görmemek, veya görmezlikten gelmekte olur 201: Verilenin değeri, vereniyle ölçülür 202: Basitlikten kurtulmamış olanın, insanları teşviki de basitliğedir Teşvikine bak, değerlendir! 203: Yetiştiren, koruyan ve besleyen, ana - babanızdır "O"nu idrâka çalışın! 204: Tefekkürün ilk basamağı, var sandığın "ben"liğinin "yok"luğunu idrâk etmektir 205: Davranışlarınızda pusulanız halk ise, rotanız hüsran üzeredir! 206: Madde kaydı, hayatınızın her anında sizi zillete çekmektedir Farkında mısınız? Öyle ise, yönelişiniz maddeötesine olsun! 207: Günah, Hakikatını bilmeyenin davranışlarının adıdır 208: Hakikatını idrâk edip, buna göre yaşayan, Emr'den olmuştur! Konuşması ise sesleniştir! 209: Müzik, aklın ötesinde gelir; ve şuurun ötesiyle değerlendirilir 210: İlerleten, istek değil adımlardır! İsteklerinizi, adımlarla birleştirerek gayenize yöneliniz 211: Öğrendiklerinize, uymamakla ihanet eder; uygulamakla değerlendirmiş olursunuz 212: Suyu, susamayana vermeyiniz! 213: Tek insandan kaçınız ki, o da "sadece ben biliyorum", diyendir! 214: Çabada hararet; seyrde sükûn vardır 215: Zulmet ve Nur ikisi de örtüdürler! 216: Mertebeleri idrâk etmeyenin, idrâkı noksandır! 217: Zâtını, idrâk edebilirsin; ama, "Zât"ı asla! 218: Çöle düşen, yol bileni bulamazsa, hep aynı yönde döner durur; yaşadıkça! 219: Teslimiyeti, idrâk; haşyeti , ilim oluşturur 220: Zât'ı idrâk ve ihata asla söz konusu değildir! 221: Gururun benliğindendir! Benliğinin varolmadığını idrâk etmedikçe, gururdan kurtulamazsın 222: Cehennem alevleri , gurur odunlarıyla tutuşmuştur 223: Perden, şartlanmalarından oluşan zanlarındır! 224: Gözünün, kulağının, organlarının âlemleri çok, beyninin âlemi ise tektir! 225: Aynada arama kendini, sen sendesin! 226: Ayna, şüphesiz olarak bil ki, sadece varsaydığın kendini görmeye vesiledir 227: Sevginin târifi, sebebi çoktur; ama AŞK'ın târifini bilen ? 228: AŞK bir yanıştır, ki yönsüzdür! 229: Altın, asitte saflaşır 230: Benliğini teslim etmedikçe, "nefs"ini tanımanın bütün yolları kapalıdır 231: Seni gören yok zannetme; kendini görmen, sana yeter! 232: Sen; "sen" iken, halifetullah olmazsın! 233: Hiçbir şeye inanmayan, kendine inanıyordur! 234: Emanet, "Hilâfet"tir! 235: Değerin "halife" oluşun dolayısıyla dır Bunun da farkında değilsen 236: Duygularını yönlendiren, şartlanmalarındır! 237: İsim, ardındakinden perdeliyorsa, bir an önce "isim perdesinden" kurtulmaya çalış 238: Korkuların kadar gâfilsin! 239: Değer yargıların, şartlanmalarından oluşmuşsa, çevrenin robotusun! 240: Hüküm, ya gerçeğin oluşundan doğar, ya da şartlanmalardan! 241: Gerçekler değişmez! Değişenler ise, gerçek değildir 242: Yaşamını "izafi-göresel" değerler üzerine inşâ edenler, er-geç yıkılmaya mahkûmdurlar 243: Kendini tanımana yaramayan tüm fiillerin, boşa emektir! 244: Doğada, duygulara yer yoktur! 245: Doğayı duygularında değil, hikmetle değerlendirebilirsin Öyle ise, hikmet sahibi ol! 246: İlim, gereğini yaşamayı getirmiyorsa, oyun ve eğlencedir! 247: Yönelişi, insanlığın özünden gayrına olanlar hüsrandadırlar 248: Değeriniz, tefekkür gücünüz nisbetindedir 249: Samimiyette sıkıntı olmaz 250: Şekli değerlendirmesini biliniz ki, ötesine geçebilesiniz
|
| |
| | #4 |
| | 251: Kelimeler çok şeyi ifade eder; ama her şeyi değil! 252: Çıplak görmek istiyorsanız, "soyunarak" yaklaşınız! 253: Azı değerlendiriniz ki, çoğu bulasınız 254: Giydirilenlerin, "soyunuk"lar olduğunu unutmayınız 255: Edebe riayet edenler, haddini bilenlerdir 256: Haddini bilmemek, samimiyet, değildir! 257: Almak istediğiniz her şeye karşılık, bir şeyler vermek zorunda olduğunuzu asla hatırdan çıkartmayınız 258: DOST'unuz, her şeyinizi açık açık söyleyebildiğinizdir! 259: Menfâat ve maddîyattan soyunmamış olanlar, "DOST" olamazlar! 260: Neye inandığınızı sorunuz kendinize Ardından da "ne kadar?" deyin ! 261: İmân, şüphe kabul etmez! 262: Tecrübe isteği, şüphedendir! 263: Tatbikatta, imânın rolü olduğunu biliniz 264: Azla yetinmeyiniz, ki çoktan mahrum kalmayasınız! 265: Daha da, bilmediklerinizi öğrenmek istiyorsanız, bildiklerinizi değerlendiriniz 266: Her şeyin, zıddı oluşur ! 267: Zıdları, ancak, Hakikatın özüne ermiş olanlar, "cem" edebilirler! 268: Zıdları "cem" edenler, "GÖRESELLİKTEN" kurtulmuş olanlardır! 269: Zekâ, elektrik gibidir; değerlendirilişe göre faydalı veya zararlı olur 270: Korunmak istiyorsanız, ayna olunuz! 271: Bulunduğunuz yeri, idrâka çalışınız Ki, haddini bilenlerden olasınız 272: Fikrin değerlendirilmediği yerde, zorbalık hüküm sürer 273:ilmin karşılığı, o ilmin değerlendirilişidir 274: Gerçeğin âlemine, ancak, samimiyet ve tefekkür kanatlarıyla uçulur 275: Musluk, su akıtmaktan yorulmaz 276: "Amâ", gösterildiği halde gerçeği değerlendiremiyendir! 277: Geçmişin ve geleceğin değerlendirilişi, ancak yaşanılan anın değerlendirilmesiyle mümkün olur 278: Rabbin seslenişi, gönlünüzde iz bırakmıyorsa, samimiyet ve inancınızdan şüphe ediniz 279: Efendi odur ki, karşısındakine hizmeti vazife bilir ve onu gerçeğe yöneltir 280: Duâ, Zâtındaki "rubûbiyetin" harekete geçirilmesidir 281: Anını değerlendirmesini bilmeyene, kulak vermeyiniz 282: Seviyorsanız, biliniz ki, bu sevildiğinizden ötürüdür 283: Güzellikleri, onlara ermeyenler dile getiremezler 284: Her nerede ve ne işte olursanız olunuz, sizi bir Gören olduğunu hatırdan çıkartmayınız 285: Gerçek güzeldir; ama, her güzel gelen, gerçek değildir 286: Değerli insan, yaradılmışlar içerisinde değersizi olmadığını idrâk edendir 287: Olayların ardındaki hakikat noktasını gören kişinin, huzurda olmamasına ihtimal mi vardır? 288: Kötülüklerden uzaklaşmak istiyorsanız, menfâatleriyle hareket edenlerden kaçınınız 289: Mevcudatın yapısal güzelliği, yaradılışlarındaki gayeden ötürüdür 290: Kişinin tekâmülü, bakış "açısından" sıyrılışı kadardır 291: Suçlayanlar, cahil olanlardır! 292: Taklid eden değil, taklid edilen olunuz 293: Tedbir,"Takdirden"dir! Tedbiri alınız takdiri unutmayınız! 294: Kendinde, kuvvet gören tedbire; acz hisseden takdire yönelir 295: Kendini güçlü görüp, güvenen hüsrandadır 296: Olgun kişi, mevcûdâta hizmette tefriki kaldırandır; tıpkı yağmur gibi! 297: Gerçeği bil; ve edebe riayet edicilerden ol! 298: Öncekinden alıp, sonrakine devreden kişi, sahibi olup götüreceğin neyin var ki? 299: Hangi şeye sahip olduğunu sanıyorsun, ki onunla övünüp, ona güvenesin? 300: Az için, çoğu kaybedenlerden olma 301: Geçen zaman, bana neyi idrâk ettirdi, diye düşün Vereceğin cevap çok önemlidir 302: Öğrenen değil, idrâk eden, tatbikçidir! 303: Gerçek, hep aynı gerçek! Değişen, sadece duyan, gören, bilen ve idrâk edenlerin bakış açıları ve seviyeleridir 304: Gururunun sana kaybettirdiklerini hiçbir şey kaybettiremez 305: Gururuyla yaşadı, hüsranla öldü ! 306: Sarhoş mu kim? Seyrinde kendini kaybeden! Mutlu mu? Dileği olmayan! Huzur mu? Gerçeğin âleminde yaşayanın hali! Budala mı? Benliğini gösterme çabasında olan! İlim mi? Özündeki mükemmeliyet! Akıllı mı? Hakikatını değerlendirebilen! 307: Ne verilmeyeni verebilirsin, ne de verilene mani olabilirsin! 308: Tasavvuf, nazarî bilgilerle değil, bilfiil "tatbikatla" yaşanır! 309: Bedbaht o kişidir ki, "DOST"uyla beraberliğin yolunu bilir, fakat dünyalığı onu engeller 310: Ya, öyle değilse, diyerek geri kalıyorsun Ya, öyle ise! 311: Çocuklar zamanlarını oyun, eğlence ile harcarlar; olgunlar ise kâr getirecek şeyle değerlendirirler 312: Ticareti lâf olanın, kârı havadır 313: Yanındakilerin önünde olmak için tamgaz gidiyorsun, yolunun sonunu düşündün mü hiç? 314: Yanlış yolda olduğun halde, umutla yoluna devam, hüsrandan başka bir şey getirmez 315: Adımların, seni, hangi sona götürüyor, farkında mısın? 316: Kime ne zarar verirsen ver, daha büyüğünü, kendine vermedesin! 317: Usta eserinden, kişi Dostundan tanınır 318: Beğenen, kendi haliyle yaşar; seven, sevdiğinin hâliyle 319:Önce kesin kararını ver, senin için önemli olan, sonlu dünya mı, sonsuz ölüm ötesi mi? 320: Cidden, ölümötesine inanıyor musun? İnanıyorsan, nasıl hazırlanıyorsun? 321: Gerçek inancını tanımak istiyorsan, yakın çevrendekilerin inancına bak 322: Yârin neyse, ona kavuşacaksın Topraksa toprağa; Allah ise, O'na! 323: Tasavvuf bahçesi aşk uğruna can vermeye gelenlerin yerdidir; dikenlerden incinenlerin değil! 324: Operatör doktor, keser-biçer can kurtarır Güllâbici ile karıştırmayın! 325: Bacağı kangren olanın, bacağına merhamet edip kesmemek, kendisine en büyük zûlümdür! 326: Geçen zamana rağmen, benliğinden arınamıyorsan, yanlış yoldasın demektir! 327: İlimsiz alınan yolun sonu meçhuldür 328: Muhabbetin kadar hızlı gidersin 329: Araç, hedefe varmak içindir Duran araçta, boşa zaman harcamak ise nasipsizlik! 330: Matkap delmek içindir Deliğin için de tutmak için değil 331: Terkedemediğin alışkanlık, senin PUTUNDUR! 332: Huy duvarlarının çevrelediği hapishaneni ne zaman farkedeceksin? 333: Sevdiğinin kalbine, maddeni vererek değil, "tüm benliğini" vererek erebilirsin! 334: Ölü bedenleri diriltmek mi, ölü kalpleri diriltmek mi? 335: Davranışlara bakıp da geri kalmak, şartlanma putuna tapınmaktır! 336: Manâsına eremediğin davranışın, görünüşüne göre hüküm verme! 337: Zekân, gününü kurtarır ama, asla âkıbetini kurtarmaya yeterli olmaz 338: Aklın en kısası, ölümün ötesinde başına gelebilecekleri düşünendir 339: Nefsin, en güçlü savunma silahı, zekâdır 340: Bugün, kendilerinin "beden" olduğunu sananlar; yarın da kendilerini "ruh" zannedecekler
|
| |
| | #5 |
| | 341: Nefsin hakikatı, Rubûbiyet vasfına uzanır 342: Kendini beden sanıp, huy ve şartlanma ile bürünmüş nefsin âkıbeti dâimi azâbdır 343: Nefs, kendini tanımadıkça azabdan kurtulmaz 344: Nefsin, aslî vasıflarıdır hayat, ilim, irade, kudret, kelâm, algılama, değerlendirme 345: Nefs, zâtı itibariyle, salt şuûrdur 346: Her ortamın bedeni, o ortamın şartlarıyla oluşur 347: "Ben"inini tanımadan, karşındakini nasıl tanıyabilirsin ki? 348: Izdırabların temelini, şartlanmadan doğan sahiplik düşüncesi oluşturur 349: Gururundan vazgeçiremiyorsa sevgin; o, sadece bir beğenidir! 350: Beğeni, sahip olma arzusunu getirir; muhabbet , ise teslimiyeti! 351: Teslimiyetin, muhabbetin kadardır; teslimiyetinin derecesinden, muhabbetinin ölçüsünü anlayabilirsin 352: Sıhhatiniz, yiyeceğiniz, barınağınız olduğu halde sonsuza dönemiyorsanız, inanmıyorsunuz! 353: Fiillerin mertebelere; muhabbetin ise, seni yârine eriştirir 354: Yaş ile kuru farketmiyorsa, Yârin ile huzurdasın 355: Kalbimdesin, diyebilirsin "KALBİMSİN" diyebiliyor musun? 356: Bor'dan Niğde'ye geçilebilir, ama dünyadan sonra başka pazar yok! 357: Canlı olarak mezara atıldığını ve ölmemecesine orada yaşayacağını hissetmeye çalış! 358: Ölümötesi zindanından kurtuluş anahtarını, ancak, dünyada elde edebilirsin! 359: Aklın ermiyorsa, hiç değilse, aklı erenin peşine takıl! 360: En güzel rüyaların bile, uyandığında, bir hiç olduğunu farkedemiyor musun? 361: Matematikte, profesör olsanız bile, tıb alanında câhilsinizdir! 362: Yüzme bilmiyorsanız, Einstein bile olsanız, boğulursunuz! 363: Beyninize hükmedemediğiniz sürece kadere tâbisiniz ! 364: Sigara ve alkolle beynine verdiğin zararı, asla telâfi edemeyeceksin! 365: Sonsuz hayata dönük her şeyi, ancak, beynin aracılığıyla elde edebilirsin 366: Sigaraya, en kıymetli varlığın beynini kurban edersen, diyetini sonsuza dek ödersin! 367: Cennet, ve Allah'ı, kazanman için sana verilen sermaye "beynin"dir 368: Makrokozmos kâinattır, mikrokozmos beyin! 369: Beynini değerlendirebildiğin ölçüde, "Ben"inini ve Rabbini tanıyabilirsin 370: Hâl, makama göredir Makâm ise, fıtrata! 371: Merteben, "İLİM"deki yerindir! 372: Dünyada örtülü olanlar, biliniz ki âhirette de örtülüdürler! 373: Edep, haddini bilmektedir! 374: Kaderine vakıfsan, yerini bil; değilsen, haddini bil ! 375: Rabbinizden, içinde bulunduğunuz ânı, yeri ve kişileri değerlendirebilmeyi isteyiniz 376: Gerçek ehli iseniz, her şeye rağmen, susmasını bilirsiniz! 377: Aslı ve benliği "yok" olan, hangi varlığınla öğünebilirsin ki? 378: Her şeyin "izafî-göresel" olduğu ortamda, gerçek nedir? 379: Varsandığın, kâinatın izâfiliği, "yok"luğundandır 380: Her ne ki "yok"luğunu farkeder, "Var"lığa kavuşur ! 381: Kişinin, Gerçek istikâmetinde sürati, ferâgati nisbetindedir 382: "DOST", odur ki, sesleniştedir! 383: Hakikatin edebi, hakikate sadakattir 384: Akıl adamı terkederse, deli; adam, aklı terkederse, meczûb, derler! 385: İnsanların memnun olmasını istiyorsan, onlara; Rabbının memnun olmasını istiyorsan, O'na ayna ol! 386: Yediğinin helâl olup olmadığını arıyorsan, hızına bak! 387: Terkedilmeden, terkedebildiklerin nisbetinde yol alırsın 388: Terkedilenlerin varacağı yerin adı cehennem; terkedenlerin ereceği yerin adı cennettir 389: Kavuşmak, büyük zevktir; fakat , özlemek de ondan aşağı değildir 390: Yönelişin, ısmarlaması olmaz 391: Halkın değil, Hakkın takdirini toplamaya çalış 392: İnsanlığa hizmet eden, bir şeyler sunmak isteyen her kişi, onlar tarafından tepkiyle karşılanmıştır 393: Ne gecenin şerri vardır, ne de sabahın hayrı! Hayrın ve şerrin kaynağını ve gerçeğini idrâk etmeye çalışınız 394: Gerçek katında, ne hayır vardır, ne de şer! 395: Yakın bildiklerinizi dahi imtihana kalkmayın Zirâ bakarsınız, çevrenizde kimse kalmaz! 396: Büyüklere yaklaştıkça tehlike artar 397: Kânaât, başınıza yeni dertler açmamanın, tek ilâcıdır! 398: Kendinizde, her an, her şeyi terkedebilecek gücü bulduğunuz sürece, ölüme hazırsınız demektir! Bu, avamdan çıkışın işaretidir! 399: Gerçeği bilenin hâli, hiçbir şekilde şikâyetçi olmamaktır 400: Öze ermişlerin örtülerinden biri de kuru şikâyetlerdir Ama, kendileri için değil! 401: Zamanın ne kadarını, dünyada bırakacağın şeylere harcıyorsun; ne kadarıyla da sonsuzluğa hazırlanıyorsun? 402: İlim, yaşamına yön verebilmen içindir 403: Yüzmeyi, ancak, bilen öğretebilir! Suyu görmemişten, yüzme dersi alınmaz! 404: Gir de bak! Görmeden, konuşma! 405: Ebedî ömrünle kumar oynama! 406: Kaybetme korkusundan, harekete geçemeyenler, zaten kaybettiler! 407: Yaşadığın sürece, iş işten geçmemiştir 408: Kiminin ömrü, lâfla geçer; kimininki ise, yaşamının getirdiği tükenmeyecek zevkle! 409: Hakîkatı yaşayamayan, yaşayanı değerlendiremez! 410:Algıladıklarını değerlendiremiyorsan, değerlendirebilenleri örnek al 411: Bedenin "yok" olduğunda; "sen" de mi yok olacaksın? 412: Geçmişin değerlendirilmesi, ancak geçmişten ibret almakla mümkün olur 413: Anını değerlendiremiyorsan, yarını yitirmedesin! 414: Sevdiğinin, kendini ateşe atmasına engel olman, zorbalık mıdır? 415: Tabiatının, duygularının ve şartlanmalarının esiri iken, nasıl "HÜR" olmaktan sözedebilirsin? 416: "DOST", seni, "sen"den kurtarandır! 417: Geçen günler, seni benliğinden arındırmıyorsa, kendine bir "DOST" ara! 418: Yaşamını "ZAN" üzerine deği; kesin gerçekler üzerine kur ki, pişman olmayasın! 419: Duyguların kabardığında aklın örtülüyorsa; bil ki, hataya çok yakınsın! 420: Verdiğin hiçbir şey, asla karşılıksız kalmaz 421: Her şeyinde tasarruf yetkisini verebildiğin, kaç dostun var? 422: Ölümün, seni, sahip olduğunu zannettiğin her şeyden koparacağını, ciddi olarak düşündün mü hiç? 423: Hoşça vakit geçirdiklerini, dost sanma! 424: Ölümün ardı hakkında bilgin ve tedbirin ne? Şayet düşünenlerden isen? 425: Her yiyip, içip, çiftleşip uyuyan, sahip olma peşinde koşan, insan mıdır zannediyorsun? 426: Sevgi, karşılıksız akıştır Karşılık beklenirse, ticaret olur! 427: Parayla cennet nimetlerini arttırabilirsin; ama asla, kendine eremezsin! 428: Putların varolduğu sürece, esâretin sürecektir! 429: Kendini tatmin için yaptığın ne olursa olsun; seni, senden perdeliyecektir 430: Android ile arandaki farkın bilincinde misin?
|
| |
| | #6 |
| | 431: Tahsisatınız, yed-i emîndedir; vâdesi geldikçe size verilecektir 432: Aradığınızda, aranılmış olduğunuzu biliyor musunuz? 433: Dalga, yüzeyde olur Huzur ve sükûn istiyorsanız, derine dalınız! 434: Korkudan, "yakîne" erenler, beridirler 435: Bilincinde zıdları cem edenler, şartlanmalarını terkedebilenlerdir 436: Görüş sahanızın genişlemesini istiyorsanız, yükseliniz 437: Maddeötesine geçmeyi başaranlar, maddeyi kapsamlarına alırlar 438: Sonsuz hayret, seyirdedir! 439: Güneş ile aranıza bulutlar girdiğinde, yönelişiniz rüzgâra olsun 440: Güneş ışıklarının erdiği yerde, karanlık kalmaz 441: "Var", yoktur; "yok", vardır ! 442: Huzurda, pişmanlık olmaz ! 443: Yönelişinizin, kime ve niye olduğunu, sorun kendinize İsabetinizin işareti, huzurdur 444: Suç, kapıldığının ne olduğunu bilmemekle başlar; bilmemekte ısrar ile devam eder; hüsran ile sona erer! 445:istikâmette sadakât, "ama" ve "fakat"ların terki nisbetindedir 446:istikâmetinizin asla şaşmamasını istiyorsanız, "ama ne derler"i dilinizden uzaklaştırınız! 447: Bulutları değerlendirebildiğiniz oranda ıslanmaktan kurtulursunuz! 448: Semâ, örtüdür! Katlarını, aşabilenler, sırrına ererler! 449: Çekerini bilmediğiniz teraziye, ağır yük koymayınız 450: Altının safiyeti ve değeri, ateşte belli olur 451: Öte dünyadaki dost ve yakınlarınız, burada bir arada olduklarınızdır! 452:inancınız, uğruna feda edebildikleriniz kadardır 453: Değeriniz, inancınız kadardır! 454: Karşınızdakinin tehlikeli olmasını istemiyorsanız, zorla istikâmet vermeyiniz 455: İdrâkta, inanç olmaz 456: İdrâk, yaşamın ilk basamağıdır 457: Seyr, Gerçeği idrâkla başlar 458: Sükûn, seyrdedir 459: Huzur, yokluk halinin adıdır 460: "Halife", uğrunda her şeyinizi feda edebileceğiniz insandır Kimdir O? 461: Renk denize aittir, damlanın özelliği renksizliğidir 462: Koparılanların varacağı yerin adı cehennem, terkedebilenlerinki ise cennettir 463: Sevmek güzel, lâkin özlemek daha da güzel 464: Muhyiddin A'rabiye, "kâfir" deyip; Galileyi, engizisyona yollayan zihniyet hep yaşayacaktır 465: Düşündüklerini yaşayamıyorsan, yaşatacak birine muhtaçsın demektir 466: İftiraya uğramamış velî yoktur 467: Avamın anlayışının üstünde konuşan kişidir deli veya dâhi 468: Sofi, dâhiden deliye tüm insanları kapsayan ve değerlendirebilen kişidir 469: Gayeniz hakikatınızın ne olduğunu ortaya çıkartmak olsun 470: Özünüze erdiğiniz kadar, O'na yaklaşmış olursunuz 471: Korktuklarınızla karşılaşıp, korkuyu terkedemedikçe benliğinizden kurtulamazsınız! 472: Geceyi bitirmeden gündüze çıkmak muhâldir 473: Bulmadan, bulduğumu sanmaktan; ermeden, erişmiş hissetmekten; yolda kalıp, vardım zannetmekten; Allah'a sığınırım 474: Kaybettiğiniz anda bulmuş, bulduğunuzu hissettiğiniz anda, kaybetmişsinizdir 475: Zanlarınızdan arınmadıkça, gerçeğe erişmeniz mümkün değildir 476: Huzura eren, huzurdadır 477: Alemlerin ardında, sırlar; sırların ardında ise, ayna vardır! 478: Bir ömür tüketirsin ermek için, oysa erdiğinde bakarsın ki, "yok" olmuşsun ! 479: Vehmî varlığınız, "yokluğunuz", yokluğunuz da "varlığınız"dır ! 480: Hitabınız mı, hitabı mı; hitabın nereden geldiğinin farkında mısınız? 481: Ötelerden gelip, ötelere devam etmekte olan, buradan giyinmiş ise, buralı mıdır? 482: Maddenin, varlığı ile yokluğunun bir olduğu hâl hangisidir? 483: Varlıkla yokluğun birleştiği nokta neresidir? 484: Her yanyana gelen iki şey, bir yeni şey meydana getirir, değişmeyen nedir? 485: Semâ, yıldız, ışık hep Nur'dandır 486: Dalgalar kaybolmakla deniz kaybolmaz! 487: Dalga denizdendir ama kaybolmaya da mahkûmdur Yoktu, var göründü, ve yok oldu! 488: Buz, kar, yağmur, dolu, buhar hep denizden gelir ve döner! Adları kalır yâdigâr 489: Kar, suda şeklini yitirmedikçe adını yitirmez! 490: Mutlak Hakikat, açılmamış bir kutudur; gerisi hayâldir! 491: Yürüyenler, yaklaştı, erişti! Bilip de bekleyenler ise hüsran ehli oldular! 492: Hayâl, azap vermez, diyenler; gördükleri kâbusları hatırlasınlar 493: Kozmik tesirlerin beynindeki etkilerini farketmemişsen, kendinin farkında değilsin 494: "Tasavvuf" tümüyle mecâzdir! 495: "Hakikat" denilen dahi tümüyle bir mecâzdır! Gerçeğini, ancak yaşayan bilebilir! 496: "Sınırsız" ve parçalardan oluşmamış "TEK"in bitip, "benliğin" başladığı sınır neresidir? Öyle ise ? 497: Allah "Ahad" ise; "sen"in yerin ne? 498: İşaretler, onlara bağlanmak için değil; gösterdiklerinin, değerlendirilmesi içindir 499: Misâli, gerçek sanma! 500: Gözüyle yaşayan, mahlûkattan değil; basiretiyle yaşayan, ehli kemalâttan ol! 501: Beşer gözüyle bakan, hayrı ve şerri; Hak gözüyle bakan, sonsuz kemâli seyreder! 502: Gözünle hüküm verdiğin sürece, yanılgıdan kurtulamayacaksın! 503: Ya, kendine tapınmadasın; ya da Tanrına! Gerçekte ise, sadece "kulluk" edile gelmektedir 504: Zaafların, aklının, iradene söz geçirememesindendir 505: Yârin, en çok beraber olduğundur 506: Yaşamın, dünyada bırakacağın şeyler üzerine kurulmuşsa, zekânla yaşıyorsun! 507: Uyandığında, rüya ne ise; ölümü tattığında, dünya hayatı aynı olacaktır 508: Bildirilen tehlikeye inanmıyorsan, neticesine katlanırsın! 509: Hayâl denizinin, balıkları da hayâlden başka bir şey değildir! 510: Gam, keder, üzüntü Hepsi de, bürüyenin verdiği, görüntü! 511: Aldanırsan görüntüye, elbette gömülürsün üzüntüye! 512: İstediğin olmuyor diye, gününü cehenneme döndürüyorsan; hâlâ nefsini, kaderi ve Allah'ı bilmekten uzaksın, demektir! 513: Her an yeni bir şânda ise, bir an önce var olan, bir an sonra ne oldu? 514: Sanatçı, her an yeni bir rol becerisinde olandır 515: Bir an var olan, ikinci anda yok ise; aynı tecellî iki defa meydana gelmez ise; bugün kiminlesin, yarın kiminle olacaksın? 516: Ya, O'nu görürsün; ya da pek çok şeyi gördüğünü "ZAN" edersin! 517: Senin olmadığın yerde ne arar "ben" ? 518: Varlık "TEK" ise, hiç aynası olur mu? 519: Suçladığın kadar, perdelisin! 520: Allah'ın ahlâkı ile ahlâklanmak, istiyorsan, önce evrende yersiz iş görme !
|
| |
| | #7 |
| | 521: Cehlin bürüdüğü vicdanlarda, Hak'kın seslenişi duyulmaz olmuştur! 522: Vicdanın sesi, Hak'kın seslenişidir! 523: Geçemediysen benliğinden, elbette pahasını ödeyeceksin "sen"! 524: Kim dedi, ne kodu! Nerede dedikodu? 525: "Bulan ol kendi oldu", demiş biri; "Buldum ise ne oldu" demiş diğeri! "TEK" ise, bulan mı var, bulunan mı? 526: Bedenin yaşı vardır; şuurun ise ilmi, ya da , şartlanmaları veya, her ikisi! 527: Bedenin ve şuûrun! hayâli ve gerçek varlığın! 528: Kendine yaş veremediğin anda şuûrunda, belli bir yaşta hissettiğinde ise bedeninde yaşıyorsun, demektir! 529: Şefkât ve merhâmet tüm mahlûkata; tefekkür ise sadece insana hastır! 530: Seni, tüm mahlûkattan ayıran, özelliğinin hakkını verebiliyor musun? 531: "Garib", hâlini paylaşacak kimsesi olmayandır 532: Dağda bir mağarada yaşayan değil; yaşamını kimseyle paylaşamıyan yalnızdır 533: Yalnızlık, Allah'a mahsustur, derler Niçin? Düşündün mü hiç? 534: Yalnız geldin, yalnız gideceksin, ve dahi uykun hep yalnız geçiyor Yalnızlığının bilincinde misin ve yalnızlığa hazır mısın? 535: Bir yatakta uyuyan ikinin, biri kâbus görüyor, diğeri zevki yaşıyor Birarada mı yatıyorlar? 536: Dünyada bulunuşunun tek sebebinin, sadece ve sadece ölümötesi sonsuz yaşama hazırlanmak, olduğunu fark edip, idrâk ettin mi? 537: Yetmiş yıllık ömründe, tümüyle yedi defa değişen bedenlerden biri misin; yoksa hiç değişmeyen, "benlik" misin? 538: "Hiç" olabilirsen "hep"sin! "HEP" olduğunda nesin? 539: Hükmü altındaki organlarına hükmedemeyen, onların esiridir! Onların, esiri iken "özgürlük"ten söz etme 540: Organların bir varoluş sebebi de, şuûrunun imtihanıdır! 541: Şuûru, bedenine tâbi olanın, ızdırabı asla son bulmaz! 542: Anlık zevk mi, ebedî saâdet mi? 543: Tâlib olduğun mertebeye göre, imtihana tâbi tutulursun! 544: Talebeden, pahasını öder! 545: Birimsel ızdırab ve kederleriniz, bağımlılıklarınız kadar, sürer gider! 546: Yalnızlığı tadmadan asla vahdete eremezsiniz! 547: Kaybedecek şeylerin olduğu sürece, tasavvufun gâyesinden uzaksın! 548: Sevgin, sahip olmayı; aklın ise, terketmeyi emreder! 549: Güdünün, dürtülerinin, organlarının değil; şuûrunun, sesine kulak ver! 550: İnsan, bilincinin sesi ile; mahlûkat organlarının iticiliği ile yaşar! 551: Sınırsız olan bilince, vehmin ve şartlanmaların ile kayıt getirdiğin sürece, sair mahlûkat gibi yaşarsın! Bilincin sınırsızlığına erdiğinde ise, mahlûkat gene bildiği gibi yaşama devam eder! 552: İnsan bedeni, atomlardan meydana gelmiştir Oysa, insanın dünyası ayrıdır, atomun dünyası ayrı! 553: Umdukların kadar, perdelisin! 554: Dünü ve yarını düşünmeden beraber olduğun kişi, dostundur Dost ise, senden dün ve yarını silendir 555: İtimad ettiğini, Dost seçebilirsin; ancak DOST, seni itimaddan arındırandır ! 556: Seyrini bırak, "DOST" gözüyle seyretki, onda yargı yoktur! 557: Ulûhiyet kudsîyetine, beşeriyet kanatlarıyla uçulmaz! 558: Ol hazrete girmek, ancak varlığını "hiç" etmekle mümkündür 559: "BEN"i andığında, tüm değer yargılarından arınamıyorsan, ancak zannındaki ile berabersin! 560: Yakınların kadar çokluktasın! 561: "TEK"lik, gözbebeğiyle değil, şuûrla yaşanır! 562: Kalabalıkta gürültü asla eksik olmaz! 563: Sevgi, kıskançlık, nâz, niyâz, namaz beşerin dünyasıdır bu! "allâh" âlemlerden Ganî'dir 564: Dünün tekrarıyla, gününü tüketen, dünden ileri geçememiştir! 565: Seni eğlendiren, hüsrana; düşündüren, saâdete yönlendirmektedir 566: Yarın kiminle beraber olmak istiyorsan, bugün de onunla beraber olmanın pahasını öde! 567: Allah'a eremeyen, tanrısıyladır; ki tanrısı da herhangi birşey veya benliği! 568: Hoş göremediğin kimdir, biliyor musun ? 569: Duyguların kabardığında, şuûrun onu kontrol edemiyorsa, diğer mahlûkattan ayrıcalığın nedir? 570: Bedeninin, organlarının olmadığı ortamda, sana gerekli olan nedir? 571: "ALLAH"tan gayrının mevcud olmadığını söylerken; hâlâ "var" olduğunu mu zan ediyorsun? 572: Sana, ebedî hayatı kazandıran mı, organlarını tatmin eden mi gerekli? 573: Aynı gölün "su"yundan oluşmuş, "buzdan" şehir halkı ve sâir mahlûkat! 574: Verdiğin hükümde, suçlamanda yanılmışsan; nasıl telâfi edeceksin boşa geçirdiğin zamanı? 575: Her ortamın ve sistemin kendine özgü canlıları vardır Güneşin bile! 576: Evrende, cansız, ya da şuûrsuz, tek bir zerre mevcut değildir! Algılamak istiyorsan, "perdeni" terket! 577: Huzurla yaşamak istiyorsan, borçlu olma ve beklentilerini terket! 578: Edep, hakkını vermektir! 579: "Nefs"inin hakkını vermiyorsan; bil ki, nefsine zulmedenlerdensin! 580: "Nefs"inin hakkı "halife" olmaktır! 581: Gerçekte, yeryüzünde "Halife" olarak varolan sen varoluş gayenden ve özelliklerinden haberin var mı? Ya, bu yolda yaptığın çalışmalar? 582: Denizdeki balığa pazarlık edilmez! 583: Fikirlerin değerini bilen, dilini kullanabilir 584: Neyin, nereden, kimden geldiğini bilmiyorsan, bari öğren! 585: Mezara, tek başına ve canlı, şuuruna sahip olarak bırakılacağını ve bu haldeyken gömüleceğini biliyor musun? Tedbirin ne? 586: Ölüm yok oluş değil, biyolojik bedenden - mikrodalga bedene geçiştir! 587: Televizyon dalgalarında ses ve görüntü olur da, senin mikrodalga bedeninde nasıl olmaz? 588: "RUH", beyninin ürettiği dalgasal bedeninin eski dillerdeki adıdır {1: 589: Arif, mârifetten; ârifi billâh, mârifetullâh'dan söz eder Aralarındaki fark, kulun ilmi ile Allah ilmi arasındaki fark kadardır 590: Toplumlara göre değişen değerler yanısıra, değişmez değerleriniz neler? 591: Takdir edilen zaman gelmemiş ise, engellerden erilmez! 592: Kaderinizde varsa, zamanı geldiğinde size takdir edilen mutlaka erişecektir Kaderinizde olmayanı ise, asla elde edemeyeceksiniz! Bu konuda "Hz MUHAMMED'İN açıkladığı ALLAH" ile "İNSAN ve SIRLARI" isimli kitaplarımızda geniş ve gerçekçi bilgileri bulabilirsiniz A HULUSİ 593: Kader asla değişmez ! Niçin? Araştırdınız mı? 594: Hoşgörü ve olgunluk ayrılmaz ikilidir! Birinin olmadığı yerde, diğeri de yoktur! 595: Sevdiğin için başına gelen çileye katlanamıyorsan, bil ki kendini aldatmadasın Sevmiyor, sadece beğeniyorsun! 596: Geldiğin yere, sahip olduğun ilme, kiminle eriştiğini idrâk adın nankörlerle beraber anılacaktır 597: "İnsanlara şükretmiyen Hakka şükretmiş olmaz" demiş sonsuzluk önderi Şükredilmesi önerilenin kim olduğunu idrâk edebiliyor musun? 598: Hayâlindekini bırak, karşındakini değerlendir! 599: Tüm evren bir hayâl; sen ise gerçek, öyle mi? 600: Muhakemesi olmayanın pişmanlığı da olmaz! edemiyorsan
|
| |
| | #8 |
| | 601: Dostunun haliyle halleneceğine göre, bâri dostun akıllı biri olsun 602: Buz makinesi altın üretmez! 603: Ver, fakat neticesini bekleme Zirâ, neticesi verilene aittir! 604: "Ölüm, uykunun kardeşidir" deniyor Uykudayken, kiminle yaşıyorsun? 605: İmtihan salonuna, çevrendekilerle oyalanmak için girmedin! 606: Dünyada zevk ve keder, geceyle gündüz gibidir! Hiçbiri sürekli değildir 607: Bugüne kadar tanıdıklarının, kaçı bugün yanında? Yarın, bugünkülerin kaçı yanında olacak? 608: Geçmiş, nasıl bugün hayâl ise; bugün de, yarın öylece hayâl olacak Öyle ise hayâl uğruna sonsuz mutluluğu fedâ etme! 609: Neticesiyle karşılaşacağına kesin inan, ve dilediğini yap! 610: Kadrini bilirsen şükretmiş; değerini inkâr edersen, küfretmiş olursun! 611: Senin için gelenin işareti, senin her halinden razı olmasıdır 612: Ya, sana gelirler; ya da, sendekine! Dostun, seni dileyendir! 613: Anlık olaylara bakıp da asla hüküm vermeyiniz 614: Güçlü kişi, inandığı yolda, etrafa rağmen, yürüyebilendir! 615: Çok kişiyi, sevmeye çalışmak muhaldir; çok suretli "TEK"i sevmek ise en büyük zevk! 616: Ey ismi "AŞK" olan, seni sevmemek, ancak, senin hükmünle mümkün olabilir 617: Şerri en az olan duygu, sevgidir! 618: Aşk, ancak, kendisine seçtiği kuluna olan hibesidir 619: Aşkın mecâzı, kişiyi sahip olduğu her şeyden kopartırsa Ya hakîkisi? 620: Samimiyet, edep sınırlarını aştığında, lâubalilik olur 621: Düşündüğünün ve hissettiğinin zıddı davranışların, riyâkârlık adını alır 622: İnsanlar, menfaati için yaşar Menfaat duygularını aşanlar, melekiyetle vasıflanır! 623: Çevrendekilerin içyüzünü sana gösteren, dostluktan başka birşey göstermemiştir 624: İlimle büyüyebilirsin, marifete erebilirsin; ancak, varlıkların hakkını veremiyorsan, kemâlattan çok uzaksın! 625: Paşa olmuş ve babasını ayağına çağırıp, "bak adam oldum işte", demiş Olmuş mu ? 626: Hayâl edersin, ümitlenirsin; sükûtu hayâle de hazır mısın? 627: Yüzüne dedikleri değil, ardından konuştukları önemlidir 628: Seni sevdiklerini söyliyenler, yolunda mı yürüyorlar, yollarında mı? 629: Her şeyi gör, duy, bil; ancak, hepsini, olduğu gibi kabul etmesini de öğren! 630: Kimseden, varoluş gayesinin ötesini bekleme! Aksi takdirde çok üzülürsün! 631: İsâ, kendini satacak olanı, son lokmaya kadar yanından uzaklaştırmadı Niye? Senaryoyu "OKU"muştu da! 632: Teslimiyet havasın; benliğini "Ben"likte yok etmek ise haslar hasının amelidir 633: Neticeyi merak etme, ameline bak! Herkes, ettiğini buldu! 634: Yaşamının başında değil, sonunda kimlerle berabersin? 635: O hıza eriş ki, yaşam enstantanelerden ibaret olsun! Nerede bir önceki kare ve içindekiler? 636: Bilincin hızını duydun mu hiç ? 637: Bilincin boyutlarında sıçramalar yapamıyorsan, safralarını at! 638: Dün var olan, bugün yok! Bugünkü de belki yarın olmayacak! Daha ne kadar, yarın seninle olmayacak şeyler peşinde koşarak ömrünü harcayacaksın? 639: O şeyi elde et ki, ebeden seninle olsun! 640: Bilincin aynası ne? Ölçüsü ne? Hâldaşı kim? 641: Aşk, bir ateş-i sûzandır ki, sonu hiçliktir 642: Bilmek, asla arınmak için yeterli değildir 643: Senin, Allah'ı anman, ibâdetindir Zatiyyûnun ise unutmuşluğu, ibâdetidir!? 644: Hitabı, kalemden değil, sahibinden almaya çalış! 645: Azabdan kurtulup, ebedi saâdete ermek istiyorsan, verilenleri değerlendir 646: Seni, "BEN"i bilmez, seni! 647: Yaşam, üzülerek israf edilmiyecek kadar değerli sermayedir 648: Sonsuz geleceğin hayâlleri içinde anını değerlendirmeyi terkedenler, pahasını geleceği yitirmekle öderler 649: Unutma ki, gelecek, şu anda bastığın basamaklarla ulaşacağın yerdir 650: Yaşam, ders almak içindir; üzülmek için değil 651: Yaşam üzülmek suretiyle israf edilmemesi gereken, son derece değerli ve değerlendirilmesi zorunlu bir şeydir 652: Hiçlik denizinden gelen ilim dalgaları, her an "Hiç"e dönerken, dalgaların "vücudundan" nasıl sözedebilir? 653: Önceki an, bu anda yok ise, bu an da sonrakinde olamayacaktır! Değer mi "yok"a üzülüp, anını yitirmeye ? 654: "Gayr"ın varlığını, "var" sandıran; sana, "beni" ben gösteren; istemiş ki böyle sürsün bu düzen! 655: Şuûrunu arındır, algılamayı bırak; bak bakalım, kim kalacak? 656: "OKU"masını bilmiyorsan, bileni ara! Ümmî, "OKU"yamıyandır! 657: İlmi değerlendiremiyen, yer, içer, geçer - gider! 658: Resûl, önce "Allah”ı tanıdı; sonra, tanıttı! 659: "Allah"ı tanımayanın ilmi, dedikodudur! 660: " miş, mış", masaldır! Şehâdetin kadar konuş! 661: Zât, esmâsıyla tanınır! Allah ehlini tanıyamıyorsan, Allah'ı nasıl tanıyabilirsin? 662: Köre, pınarın yolu sorulmaz! Soranın yolu çöle varır, çölde dolaşır! 663: Zâhir ve Bâtın aynı "TEK"tir! Bâtını bilmeyen, zâhirin de câhilidir! 664: Yetiştiricinin irfanını anlamak istiyorsan, seni neye yönlendirdiğine bak Her şeyin rücû edeceği "TEK"e mi; fiiller fâsit dairesine mi? 665: Allah Resûlü iken, kimsenin arkasından konuşmamış ve hor hakîr görmemiş ise; sen, nasıl olur da başkalarını suçlar, arkalarından gıybet edersin? 666: "elif"i bilmeyen; "nokta"dan ne anlar? 667: Örtü, perde, şuûrundadır! Dışında var sandığın, perdeleri kaldırma çabasıyla ömrünü boşa geçirme! 668: Mum çevresini aydınlatır, ama kendisini tüketir! 669: Alim, güneş de olsa tükenmeye mahkûmdur Arifi Billah ol "NUR"dur ki, ismi var dır, tükenecek varlığı ise "yok"! 670: Ne zamana dek taklit ve nakille devam edeceksin? Ne zaman özünden kaynayan pınarı akıtacaksın? 671: Gazalî'nin de çevresinde onbinler vardı; ama, "rızasından" kurtulup, "zâtI" talebedebildi Mevlâna Celâleddin, altmışikisinde Şems'i buldu da "Allah"a erdi! Hâlâ mı ? 672: Ameli, rızayı geç de, "zâtI" tanı! 673: Kendine seçtiklerinden misin; hizmetiyle şereflendirdiklerinden misin ? 674: Hitabın geldiği yeri göremiyorsan, kulluğun mübarek olsun! 675: "Gayrı"nın yokluğundan sözetmeyi bırak da; "gayrı" kavramından geç! 676: Şirk, şirki görmededir! 677: "Benlik", "ben"ini, var sanmaktadır! 678: "Benliğine" yakışan Kibriyâdır! "Ben"in ise kibrin! 679: Nefsine bağladığı fiillerin, özünde kulluktur; hükümde, şirk! "NEFS"e bağladığın fiiller, özünde kulluktur; hükümde, hikmet ! 680: Hâlâ gördüğünü tanıyamıyorsan Ya kime ibâdet ediyorsun?
|
| |
| | #9 |
| | 681: "Her şey olup bitmiş; mürekkeb kurumuş, kalem kırılmış" dediği hâlde; neyin değişeceğini sanıyorsun? 682: Kimi kavga etmede, kimi seyir! 683: "Sınırsız" kavramını idrâk edende, "kişilik" kavramı kalmaz! 684: Sınırsızlık tüm boyuttadır Beden, ruh, bilinç! 685: Sınırsızlık, bilincinde, varsandığın "ben"liğinle sınırlanmaktadır! 686: Sınırsızlığınla yaşamak, "hiç" olmakla mümkündür! 687: Sınırsızlığı kavrayamadıysan, "İlâh"ından kurtulup, "Allah"a imân etmiş olamazsın 688: Göresel olan, gerçek değildir Gerçek, göresellik kabûl etmez 689: Gözden öze değil; Özden göze bakmak, gerek! 690: "ÖZ"de mi "BİR"iz; "göz"de mi "BİR"iz ? 691: Sükûn ve ebedî huzur, "ÖZ"ün Gözün olduğunda başlar! 692: Özünü bilmeyen, gözünün gam ve kasâvetini yaşar 693: Gördüğünü tanıyamıyan, gözüyle yaşayandır! 694: Beni tanımak istiyorsan, Özüne sor; bildim, bensin sen, diyecektir! 695: "Sen"im ben! Sen, diye bakma bana 696: Resim, isimde gezdirir! ilim, Özünde buldurur! 697: İlmin başı "Allah" bilmektir; sonu "Allah" demektir, ki diyen kendi olur! 698: Özde biriz! 699: Özden mi Dost, gözden mi dost? 700: Özden Dost, özünü bildiren, bulduran, yaşatandır! 701: Özüm özündür, anlıyabildin mi? Anlıyabildin ise, kem gözle bakmak niye? 702: Özüne ayna olan, Dosttur! 703: Rüyâdan uyanır gibi dünyadan uyandığında karşılaşacaklarına hazır mısın? 704: Kendi özünü bilmez insanlar, çevrelerindekilerin yansıtıcılarıdır 705: Çevrene bak, hâlini anla! 706: Neyin peşindesin? Bir an dur da, düşün! 707: Anlayışlı ol da ibret al; ki gülmesinler, ya da acımasınlar yarın sana! 708: Bir anlık duygu taşması, yıllarca sürecek pişmanlığı getirir 709: Akıllı isen, yarınlarda değer vermeyeceğin şeyin peşinde koşarak tükenme! 710: Beni, bensiz bil; sen, sensiz gel; seyranımız "DOST" olsun! 711: "DOST"u bulanın, "ben"i olmaz! 712: Kendine seçtiklerinden misin, dünyasını yaşayanlardan mısın? 713: Kendini nelerle sınırladığının, prangaları kendi ellerinle ayaklarına taktığının bilincinde misin? 714: Cehennemini, şartlanmalarınla, duygularınla ve ellerinle tutuşturmakta olduğunun farkında mısın? 715: İki kere ikinin, beş mi-yedi mi ettiğini tartışanlarla vaktini harcama! 716: Her hayvan, sürüsüyle yer, içer, dolaşır insan ise, aklıyla ilim doğrultusunda yürür! 717: Ötede mi, "ötende" mi; özünde mi? 718: Neye göre yaşıyorsun, neye kavuşmayı umuyorsun? 719: Özün, sözün "BİR" mi; yoksa, öylesine mi yaşıyorsun? 720: Yakınında mısın, yanında mı? 721: Az, ya da çok, mesafeli misin, mesafesiz mi? 722: Özünde bulamadığını dışarıda bulamazsın! 723: Dışarıda arayıp bulduğun her şey, bil ki "özünde" mevcuttur 724: Kaybetmeyi öğrenmeden ve hazmetmeden, kazanmanın değerini bilemezsin! 725: Yaşanmışı yaşıyorsan; yaşamadığın, neyi yaşıyacağını umuyorsun? 726: Akıllı olmuş-bitmişe razı olur; ahmak, balığı kavakta yaşatma mücadelesi verir; başaramadıkça da, kendine kahreder! 727: Tasavvufa girebilirsiniz Ama, "vuf"a eremezsiniz, "tasa"sında kalırsınız! 728: Sonsuza dek var olacak âlemler, Zât-ı Baht'ta bir "hiç"tir! 729: İnsan ömrü, "Allahu Ekber" demeye yetmez! 730: Çok sevmek, çok çok zordur! Katlanabilir misin? Nereye kadar? 731: Aşkın pahası " yok" olmaktır! 732: Evrende geçerli olan, sistematik düzendir; ki onda duygulsallığa yer yoktur O düzen, kendi kanunlarına göre sürer ve yaşanır! 733: Varlığındaki duygular, biokimyanın programlanmış halidir! 734: Kozmik ışınların, genetiğin ve biokimyanın tahakkümündeyken, hangi özgür iradeden sözedebiliyorsun? 735: Toplumun güttüğü müsün; topluma yön veren mi? 736: Ârifin bedenine hükmedebilirsin; ama, bilincine asla! 737: Soru sormanın edebi, soruda objektif olmandır! 738: Objektif bakmadıkça, gerçeği göremezsin; şartlanmalarından arınmadıkça objektif bakamazsın! 739: Dışarıda, kaldırabileceğin bir perde mevcut değildir! Basîretini körleştiren, değer yargılarını terket, ilimle bak! 740: Perde, "varsandığın", benliğindir! 741: Teslimsin; bilincinde değilsin! 742: Her an yenilenmenin, farkında olmayışının sebebi, senin de yenilenmede oluşundur 743: Özenmeden önce, o şeyin yapına uygunluğunu araştır Görünüşüne aldanma! 744: Ârifler arasında yer almak istiyorsan, gördüğüne ve duyduğuna göre hüküm vermekten kaçın 745: Dün, çalışmasını yapmadığın şey için; yarın umutlanma! 746: Sisteme karşı çıkan, pahasını sonsuz pişmanlıkla öder! 747: Sistem, Evrensel Sırları ihtiva eden sonsuz düzendir Tüm bildiğin ve bilemediğin yasalar ise, sonsuzun ne kadarı? 748: Sonsuz ve sınırsızın zaman birimidir "an"! 749: Tüm acı ve ızdırapların gerçek sebebi, "sınırsız"ın kavranamayışıdır! 750: "Allah"ın kudretini bilmeyen, beşerin iradesinden sözeder 751: "Allah"ın irade ve kudretinin bittiği yer neresidir; ki, orada beşerin irade ve kudreti başlasın? 752: Sana azab veren şeylere karşı savunma mekanizman, ya idrakındır, ya da alışkanlıktan doğan bağışıklık kazanmandır! 753: Dünya yaşamında üç-beş, ya da on-onbeş defada kazanacağın bağışıklığı, cehennem ortamında belki de milyonlarca defada elde ederek, o azabtan kurtulabileceksin Değer mi? 754: Bedenini, ya da menfaatlerini yitirmekten değil, bilinç boyutunda kendini tanıyamamaktan KORK! 755: Evrenin aslı ve tamamı, gerçekte, tümüyle tek bir bilinçten başka bir şey değildir Ve senin de, o bilincin dışında asla bir varlığın mevcut değildir! Öyle ise bu boyutta kendini tanımaya çalış! 756: Ne ki sana kendini bir "madde", veya bir "ruh" birim sandırır, o senin için bir fitnedir! 757: Seni gerçekten saptıran şey, senin dışında değil, düşüncendedir 758: Birimselliğin kaderi ve sonu ancak, pişmanlık ve gaflettir! 759: Gafletten kurtuluş, ancak birimsellik bilincinden arınış ile mümkündür 760: Korku benlikten doğar Şirkin cezasıdır!
|
| |