Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Kıssalar & Hikayeler

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et
Alt 06-05-2008   #1
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart Ney olup ağlamaktır en güzel duanız



Dinle neyden ki hikâye etmede,
Hep ayrılıktan şikayet etmede

Mevlânâ'nın mesel dünyasında, ney insanı temsil eder İnsan da, tıpkı ney gibi, içinde nefes saklamaktadır İnsanın her sözü, bir özleyişin ve bir ayrılığın ifadesidir İnsanın iç çekişleri, aslından ayrı olmanın hüznünü, yuvadan uzak olmanın sancısını yansıtır

Kamışlıktan kopardıklarından beri beni,
Feryadım ağlatır her kadını ve erkeği




[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin Tıklayın...]

Kamışlık neyin anayurdu ve evidir İnsan da tıpkı ney gibi cennetten, yani yuvasından ayrılmıştır Kalbinin ebedî muhabbetle doyduğu cennetten dünya gurbetine sürülmüştür İnsan kalbi, tıpkı ney gibi, fena ve z*******in, ayrılık ve yokluğun yaşandığı bu dünyada, inceden inceye feryad etmektedir İnsan ruhu olması gereken yerde değildir; geçmişe ait hüzünler ve geleceğe ait kaygılar, aslında hep bu uzaklığın sözsüz ve sessiz ağlayışından ibarettir

Ayrılık parça parça eyledi sinemi,
Anlaşılır eyleyeyim diye aşk derdini

İnsan duyguları göğsünde açılan yaralar gibidir Tıpkı neyin göğsündeki deliklere benzer duygular İnsana üflenen ruh da, bu deliklerle ifade eder kendini Evden uzak kalmanın derdi, Ebedî Sevgili'den ayrı düşmenin sızısı, insanın kalbinden dışa doğru açılan duygularla sese gelir, söze dökülür


Her kim ki, aslından uzak ve ayrı kalırsa,
Kavuşma zamanını bekler durur ya

İnsan, En Sevgili'den uzak olup asıl yurdundan ayrı kaldıkça, kalbi hep bir buluşmanın ardı sıra koşar Kalbi gurbete razı olmaz, ruhu ayrılığa dayanamaz Dünyaya razı değildir; sevince ebediyen sevecekmiş gibi sever insan Sevdiğini, hiç ölmeyecekmiş farzedip öyle sever Sınırlı bir zamanda sevmek, ölünceye kadar sevmek insan kalbinin işi değildir Ölümlü dünyada her aşk yarım kalmıştır, belki hiç başlamamıştır insan için Bir başka yerde, hiç ayrılmamak üzere kavuşacağı zamanı bekler durur Çünkü onun yurdu burada değil ötelerdedir

Ben ki her cemiyetin ağlayanıyım,
İyilerin de kötülerin de yârânıyım

İnsan, dünyada tamamlanmamışlık hissiyle yaşar, her daim eksiği vardır Eksikliğini çektiği şeyler sayısınca özlemleri vardır Erişmek istediği ufuklar kadar geniş idealleri vardır Her nerede olursa olsun ağlar haldedir insan İyiler de kötüler de aynı hal içredirler ki, hepsine sırdaştır neyin ağlayışı

Herkes kendince bana dost olmaya bakar,
Sohbetimden sırlar öğrenmeye yol arar

Her insan, adını ne koyarsa koysun, bu derin ayrılığın sancısını çeker Dile gelen her şikayet, kalbe düşen her hüzün, bu ayrılıktan kaynaklanır Ayrılığın farkına varmayacak denli gafil olanlar da, ayrılığı inkâr edip bu dünyaya razı olanlar da, başlarını kalplerini bu ayrılık sızısından kurtaramazlar İnsanlığın temel acıları değişmez; ama bu acıların sırrı da herkese açık değildir

Sırrım ağlayışımdan uzak değil gerçi,
Ancak her göz ve kulağa âşinâ değil ki

Aşkın sırrı, ötelere aşina olanların kârıdır Gördüğünü gördüğünden ibaret bilen, duyduğunu duyduğundan ibaret bilen gözler ve kulaklar öteleri görmeye hazır değildir İnsanın ağlayışının sırrını, insanın tamamlanmamışlığının hikmetini, ancak gördüğüne razı olmayan gözler görebilir, duyduğundan ötesini duymak isteyen kulaklar işitir Feryat herkesin kulağına erişiyor, ağlamanın göz yaşı herkesin gözüne değiyor ama sır gözün gördüğünden ve kulağın duyduğundan ötededir

Can ile ten gizli değil birbirinden,
Lâkin canı görmeye izin yok tenden

Bu âlem ruh ile cesedin birlikte olduğu, mânâ ile maddenin eş olduğu bir âlemdir Görünmeyen gayb âlemi görünen şehadet âlemine komşudur Ancak alemdeki her şeyi bir başkasını gösterir bir harf olarak görmeyen için gaybı görmeye izin yoktur Oysa, görünen alem görünmeyene şahit olmak için yaratılmıştır Ancak tende kalıp canı aramayan, görünen alemin şahitliğine perde olmaktadır

Neyin sadâsı ateştir hava sanma,
Kimde bu ateş yoksa yazık ona

Ney, ayrılığın acısını seslendirmededir; o halde ona söylettiren hava değil ayrılığın ateşidir Bu ateş olmasaydı, ney böylesine ağlamazdı Gurbette olduğunu farketmeyen için de ayrılık ateşi diye bir şey yoktur; sılayı özlemeyenin sesi sedâsı çıkmaz Sevgili'den ayrılık derdi olmayanın diline yakarış değmez Sürgün olduğunu bilmeyen ateşsiz ve heyecansızdır; onun dudağına aşkın sözü erişmez, onun kalbine aşkın ateşi düşmez

Neyin tesiri aşk ateşinden,
Şarabın hâli aşk cilvesinden

Şarab, yaratılışı temsil eder Mevlânâ'nın mesel dünyasında Serap gibi aldatıcı değildir şarab Yokluk acısı serap gibi ümitsiz bir acı verir Varlık ise, Sevgili'ye yakınlığı haber veren ümit dolu bir hüzün verir Zaten bütün bir alemin coşkusu, zerre zerre hareket etmesi de, Sevgili'ye erişmenin, O'na dönmenin cilvesindendir O'ndan gelip O'na gitmenin heyecanıdır kâinatı velveleye veren İnsana bu heyecandan daha fazlası düşmüştür; onun kalbinde aşkın heyecanından fazlası, yani aşkın ateşi vardır Cilveyi besleyen ateştir, hareketi sağlayan ateştir

Yârden ayrılmışın derdiyle dertlendi ney,
Kavuşmanın önündeki perdeleri parçaladı ney

Ayrılık derdinin kendisi, kavuşmanın devasıdır Çünkü aramadıkça bulunmaz Bizi dertsiz eyleyen her türlü rahatlık, bize ayrılığın acısını unutturan her türlü gaflet, asıl derdimizdir bizim Ağlayışımız ve yakarışımız, özlemlerimiz ve arzularımız yaramıza devadır Derdimiz devamınızın kendisidir Dertsizliğimiz en büyük derdimizdir Neyin ayrılık derdiyle dertlenmesi, Sevgili'yi gizleyen perdeleri yırtıp parçalıyor; duamızı dillendirdiğimiz anda gözümüze ve gönlümüze pencereler açılıyor

Ney gibi zehir ve tiryak olamaz,
Ney gibi dost ve müştak olamaz

İnsanın ney gibi ağlayışı ve inleyişi, görünüşte bir zehirdir ama çareye götürdüğü için en güzel ilaç ve tiryaktır Neyin inleyişine benzeyen dualarımız ve yakarışlarımız sayesinde Sevgili'nin yoluna düşeriz ki, yakarışlarımızın ne kadar dost ve müştak olduğunu gösterir

Ney kana bulanmış yoldan söz açar,
Mecnun'un kıssasını anlatıp açıklar

Neyin sızısı kanlı gözyaşlarına konu olmuş bir aşk yolunun habercisidir İnsan da, Sevgili'ye ulaşmak için kanlı gözyaşlarını dökmelidir Mecnun gibi, Leylâ'nın yolunda çöllere düşüp, başka her şeyi yok bilmedikçe, bu aşkın hakkını vermiş olamayız Şükür ki, bize düşen Leylâ değildir sadece Leylâ'dan Mevlâ'ya yol vardır ki, Mevlâ'ya götüren Leylâ'lar da bizim çölümüzdür Bu yüzden, Mecnun'dan çok daha fazlası beklenir Mevlâ'nın yoluna düşmüş olandan Leylâ'ların hepsine 'Lâ ilâhe' demeli ki, Mevlâ için 'İllAllah' diyebilsin

Senai Demirci

 

herbstregen87 is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Alt 02-10-2008   #2
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Ney olup ağlamaktır en güzel duanız

çok güzel kardeşim sağol valla okurken çok duygulandım inşallah bende çalarken huzura erişenlerden olurum

 

ab-ı hayat is offline  
Cevapla



Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap son Mesaj
Kül olup eridik... karadağlı.x Şiir-Şiirler 2 07-09-2008 08:36
Ağlamaktır Hayat >>myworld<< Resimli Şiirler 0 23-07-2008 03:00
Ağlamaktır Hayat !! elifizmir Aşk Resimleri 0 31-12-2007 18:36
::::Aşk Ağlamaktır:::: nesemcim Güzel Aşk Sözleri 2 29-10-2007 14:52
Hayat Ağlamaktır Obicam Te Aşk-Sevgi-Evlilik 1 30-07-2007 23:27

Saat 04:50.

Web Site Ekle Pagerank Toplist Netfrm Frmalev Mumsema Frmacil Dantel Derya Modeller Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.