Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Kıssalar & Hikayeler

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et
Alt 16-05-2008   #1
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Arrow Zindandan Ağlatan Mektup !!



OĞLUM! YAKINDA SANA KARTAL NASIL AVLANIR ÖĞRETECEĞİM

Ebu Muhammed el-Makdisi

Saniyeler Ve Ramazanın ilk akşam ezanı okunuyor
Dünyadan kopuk bir mekânda, hüzün dolu dakikalar Bu hapishanede bizi ziyaret eden dördüncü Ramazan

Böyle zamanlarda hatıralara ve hüzünlere teslim olmamak için, zikirle ya da başka faydalı işlerle meşgul olur, kedime yönelirim Özellikle böyle günlerde ve böyle zamanlarda…

Her Ramazan ayının ilk günü daima gözümde aynı hatıra canlanır
Çocukluğum Çocuklar iftar sofrasının etrafında toplanmış ezanı bekliyor Anne, aceleyle gidip gelerek onlara iftar hazırlıyor Aslında hiç biri oruç tutacak yaşta değil Ama yinede oruç tutmak için can atıyorlar Özellikle de Ramazan’ın bu ilk gününde

Her defasında aynı şekilde Çocukluk onu karşılar ve esir alır… Çoğunlukla Şevk, heves ve sevgi ile

Ancak sadece gayret bazen yolları kavuşturmak için tek başına yeterli olmuyor Öyle değil mi?

Hapishanenin küçük penceresinden dışarıya bakıyorum Kıraç çölün ortasında batan güneşin, huşu veren muhteşem manzarasını görebilmek için Güneş garip bir işveyle, haylaz bir telaşla ardında bıraktığı herşeyi sürüklüyor Akşam ezanı okunuyor Ah!! Hayat ne kadar da kısa Kan kırmızı ufukta bir kuş sürüsü Karanlık basmadan yuvalarında kendilerini bekleyen yavrularına ulaşma telaşında
Çocuk sevgisi beşeriyetin doğasında, insanın tabiatında vardır Rahman’ın beşeriyetin kalbine ekmiş olduğu merhametin eseridir İnsanlar çocuklarına merhamet ederler Ne kadar sert, sabırlı ve katı olsa da zaman zaman insana bu duygu hakim olur

Bütün bu düşüncelerden kendimi kurtarıyorum Onlara aldırmıyorum Geçtiğimiz günlerde küçük hücremin duvarları arasında kaleme aldığım bir şiirim aklıma geliyor


İlahi va’d hakkında şüphe etmedik bir an,
Kelepçe ve hapisle perçinleniyor iman
Ne kardeşimizin hapsi, ne yüzlerce şüheda,
Olmadı olmayacak, engel yüce davada
Eğer Rabbim razıysa, o bizden hoşnut ise,
En güzel yer zindandır, acılar tatlı bize
Yeterki Rabim memnun, O bizden razı olsun,
Hayatım ve onlarca oğullar feda olsun


Bu dakikalarda; Bir Ramazan ayında annesine şöyle diyen küçük oğlum Ömer’in şu sözlerini hatırlıyorum:

“Biliyorum benim babam çok iyi bir şeyh ve ben onu çok seviyorum, onunla gurur duyuyorum Ama onun burada, bizimle beraber olmasını istiyorum Hapishanede değil

Annesi heyecanla ona bu yolun işaretlerine dair bazı şeyleri öğütlüyordu Akşamın sessizliğinde yankılanan sesini duyar gibiyim
“Bu ne demek Ömer? Neden saçmalıyorsun? Sana defalarca babanın Allah’ın dini için hapsedildiğini söylemedim mi? Davası için… Tevhidi için Sana İbrahim peygamberin davası uğruna nasıl ateşe atıldığını anlatmadım mı? Musa (as)’ı, Ashab-ı Kehf’i ve ateş dolu hendeklere atılanalrın kıssasını…”

Ah Ömercik ! Sanırım sen geçen bayramı hatırladın O zaman babanla beraberdiniz Babanız sizinleydi

Ama ya hapishaneye girdiğimde beni eleştiren birine verdiğin cevaba ne oldu?

“Bende babam gibi olmak istiyorum Büyüdüğüm zaman onun gibi yapacağım ve tağutlarla mücadele edeceğim

Bu gün ne oldu sana? Günler ve geceler daha mı uzun geliyor?

Ancak bu daha yolun başı küçüğüm… Yoksa küçük omuzlarına hapishane yükü ağır mı geldi? Zaferi ve mutlu sonu beklemekten vaz mı geçtin? Bu yol sana çok çetin mi geldi?


Bir gece yarısı Allah düşmanlarının evimize yaptığı baskın sırasında senin gözlerinde gördüğüm o parıltıyı hala hatırlıyorum Hani o kış gecesi onların çirkin sesleri ile korkuyla uyanmıştın Evin her tarafına dağılmış, her köşeyi araştırıyorlardı İçlerinde bulunan dinsizin biri sana boğuk bir sesle “Baban nerede?” diye sormuştu da yatağında doğrulmuş gözlerini ovuştururken ona tereddüt etmeden cevap vermiştin: “Bilmiyorum” Oysa sen o gece babanın nerde olduğunu çok iyi biliyordun

Oğlum ! Sizden ayrıldığım son gecede gözlerini dikerek bana doğru bakışını hatırlıyorum Asla unutmayacağım Dört yıl önce beni tutukladıkları geceydi Ellerimi kelepçelemişler, etrafımı sarmışlardı Beni silahları ve copları ile almış götürüyorlardı O an gecenin karanlığında balkondan bana baktığını farkettim ve sana şöyle seslendim:

“Onlardan korkmayın! Onlar Haşerattır Onlar sadece sinektirler
Altı ay sonra beni gördüğünde bu sözlerimin zihnine nasıl kazınmış olduğunu gördüm Beni hapishaneye naklederlerken Sana o geceyi hatırlattığımda hemen hatırlamış ve bana “Evet çok iyi hatırlıyorum, Onlardan korkmayın! Onlar böcektirler Onlar sadece sinektirler diyordun” demiştin

O gece kopan feryatlar ve onca gürültü patırtı arasında bu sözlerin bu derece aklında kalmış olmasına hiç şaşırmadım

O gün sana, hapishaneden gönderdiğim mektuplarda da yazdığım İbni Kayyim’in şu beytini hatırlattım:

“Sayılarının çokluğu sizi korutmasın,
Hiç sineklerden korkulur mu?”

Bunu hatırlıyorum Ömercik Allah düşmanları bunu söylediğimizde nasılda öfkelenmişlerdi Onlara inat bunu daima sana hatırlatmak istiyorum

Bu gün sana ne oldu ki aranızda olmam için sabırsızlanıyorsun?
Bunda şaşılacak bir şey yok Sen henüz küçüksün
Bu yol uzun ve meşakkatlerle dolu Büyüklerin omuzlarını bile çökertiyor

Pek çok kişi yarı yolda vazgeçiyor
Sana ve diğerlerine defalarca söylediğim gibi, bizim zindan hayatımız diğer ülkelerdeki kardeşlerimizle kıyaslanınca gerçekten çok kısa
Bu daha başlangıç küçüğüm Bunlar bu değerli dava uğrunda attığımız ilk adımlar daha Candan başka bir bedel kabul etmeyen, uğrunda feda olacak adamlar olmadan ilerlemeyecek bir dava

“Mü’minlerden öyle erler vardır ki, Allah ile yaptıkları ahide sadakat gösterdiler; böylece onlardan kimi adağını gerçekleştirdi Kimi de beklemektedir” (33,Ahzab/23)

İbni Kayyim şu sözleriyle bu erleri ne kadar da güzel tasvir etmiştir:

“Sevginin ve cennetin bedeli inanlardan can ve mallarını satın alan, sevginin ve cennetin sahibine canı ve malı feda etmektir İflas etmiş, yüz çevirmiş bir korkak bu malının ticaretini nerede yapsın Vallahi bu mal o kadar ayağa düşmedi ki, iflas edenler onun fiyatını sorsun… O kadar değerini yitirmedi ki züğürtler veresiyeyle satın alsın… Bu mal, arayıp soranların çarşısında pazara çıkarıldı Malın sahibi bedel olarak canları feda etmekten başka bir şeye razı olmamakta… Bu yüzden tembeller geriledi, aşıklar ayağı kalkıp içlerinden kimi canının mala bedel olmaya yaraşır olduğunu gözetlemeye koyuldular Mal aralarında döndü dolaştı “müminlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı izzetli” (5,Mide/54) olanların eline düştü

“Muhabbet iddiasında bulunanlar çoğalınca, kendilerinden davalarının doğruluğuna dair delil getirmeleri istendi; şayet insanlara sırf iddia etmekle, iddia ettikleri şey verilecek olsaydı boş adam meşgul adamın sanatını icra ederdi İşte böyle muhabbet iddiasında bulunanlar türlü türlü iddialarının doğruluğuna dair türlü türlü şahitler getirmeye başladılar Onlara denildi ki: “Bu dava şahitsiz ispat edilmez

“De ki, siz gerçekten Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın Çünkü Allah çok esirgeyici ve bağışlayıcıdır” (3, Ali İmran/31)

Bunun üzerine bütün insanlar geride kaldı da, fiillerinde, sözlerinde, tavırlarında ve ahlaklarında Resulullah’ı izleyenler yerlerinde kaldılar (Onların şahitleri kabul edildi)

Bu sefer yerlerinde kalanlardan adil şahitler getirmeleri istendi Ve kendilerine denildi ki: Adalet ancak “Allah yolunda mücahede eder, hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar” (5, Maide/54) ayetinin tezkiyesiyle kabul edilir Bunun üzerine muhabbet iddiasında bulunanların çoğu geride kaldı da mücahitler yerlerinde sağlam bir şekilde durdular (Onların şahitleri kabul edildi)

Bu sefer mücahidlere denildi ki: “Aşkların ne canları ne de malları kendilerine ait değildir Akit konusu olan şeyi teslim edin Çünkü Allah, inananlardan canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır Alışveriş akdi, her iki tarafında üzerine düşeni teslim etmesini gerektirir Tüccarlar, müşterinin azametini, bedelin miktarını, alışveriş akdi elinde gerçekleşecek zatın kadrinin yüceliğini ve bu akdin yazılı olduğu kitabın değerini görünce, satışa çıkarılan malın, başka mallarda bulunan bir değere haiz olmadığını anladılar Bu malı lezzet ev zevki gidecek, geriye kötü neticesi ve üzüntüsü kalacak sayılı dirhemler karşılığında düşük bir pahaya satmanın apaçık bir ziyan ve aldanma olduğunu, bunu yapan kimsenin ancak ahmak bir kimse olacağını görüp, muhayyerlik şartı ileri sürmeksizin isteyerek, gönül rahatlığı ile, hoşnutluk alış verişini (beyatu-r Rıdvan) gerçekleştirdiler Ve: “Allah’a yeminler olsun ki, ne sen istediğin için bu alış-verişi bozarız, ne de senden bozmanı talep ederiz” dediler Akit tamamlanıp satılan malı teslim ettikleri vakit onlara denildi ki: “Canlarınız ve mallarınız artık bizim oldu Şimdi onları size olduğundan daha bol bir şekilde, mallarınıza kat kat mal katarak geri iade ediyoruz

“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma Bilakis onlar diridirler, Rab'leri katında mızıklanmaktadırlar” (3, Ali İmran/169)

Bunu çok iyi anlaman ve unutmaman gerekir oğlum ki bu yolun gerçekte nasıl bir yol olduğunu ve nasıl zorluklarla dolu olduğunu öğrenesin

Bu günden sonra sana bu yol uzun gelmeyecek Ve yaşadığın sürece engebeli olmayacak

Son ziyaretini hatırla: Sevinç ve mutlulukla parlayan gözlerine bakıyordum… Ziyaretçi penceresinin ardında Sen de bana “Babacığım dün dedemle ava çıktım Ve ilk defa tüfekle güvercin avladım” diyordun

“Evet babacığım İlk defa tüfekle güvercin avladım
Harika! Oğlum, gerçekten mükemmel Artık sıra kartallara geldi

İnşallah çok yakında, sana kartallar nasıl avlanır öğreteceğim…
Ezan okunuyor…

Hatıralardan sıyrılıyorum… Gözlerim yaşla dolu Gözyaşlarımı çabucak siliyorum Bir dua mırıldanıyorum:

Ya Rabbi bu gelen geceler ve giden günler Ve davetçilerinin sesleri Beni bağışla



Ebu Muhammed
Suvaka Zindanı
Muhammed (sav)’in hicretinin 1417yılı /Ramazan’ın ilk günü

 

YapRock is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Cevapla



Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap son Mesaj
Ağlatan buluşma HARBİKIZ Yurt İçi Haberler 0 28-07-2008 08:13
Zindandan Mehmet'e Mektup FataL Şiir-Şiirler 0 18-06-2008 02:08
Pakistanı Ağlatan Mektup YapRock Edebi Türler 2 15-05-2008 21:23
Ağlatan Aşk Hikayesi.... nesemcim Komik Resimler 10 19-12-2007 22:30
ağlatan mutluluk Princess Şiir-Şiirler 0 28-03-2007 19:56

Saat 03:58.

Web Site Ekle Pagerank Toplist Netfrm Frmalev Mumsema Frmacil Dantel Derya Modeller Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.