Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Kıssalar & Hikayeler

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et
Alt 11-06-2008   #1
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart Kalıbını Secdeye,Kalbini Kıbleye Bırak



Kıpırtısız bir boşluğa koyarsın alnını günde beş vakit Secdenin alnını nereye değdirdiğinden habersizsin Gösterişsiz bir yöne dönersin yüzünü; ışıktan yolları yoktur şehrin kıblesinin Kıblenin yüreğini nereye götürdüğünü bilmiyorsun Suskun bir duvarın dibinde oturur gibisin her tahiyyatta Selâmının kimleri neşelendirdiğini tahmin edemiyorsun, aldığın selâmların sıcağını hissedemiyorsun Adını bilmediğin bir deniz kıyısında yürür gibisin Yüzünü görüyorsun sadece mavinin; derindeki incilerin pırıltısına dokunamıyorsun Terazinin bu kefesindesin; varlığını inceltirken rükûlarda, karşı kefede neyi biriktirdiğini bilmiyorsun Şimdilik hece hece tutunduğun duanın gölgesinin haber verdiği ışıktan nasibin pek az Dudaklarını ıslatan abdest suyunun her bir damlasının dudaklarını hangi billur pınarlara değdirdiğini fark etmiyorsun

Hüznünün kuytularından taşırdığın fısıltılarını dök seccadene…

Aynalarda aradığın avuntuları sök bakışının perçemlerinden
Bulduğunu yitir bir tekbirin yankısında… De ki “ben buraya razı değilim!”
Yitiğini bul elini elin üzerine koymana fırsat veren vuslatın arefesinde De ki “ben sonsuzluğa adayım!”
Varı yok et secdenin yüzünde; benliğini sıfırın altına çek, varlığını sonsuzluğun başına taşı
Yoğu var et niyetin fısıltısında; ettiklerinin değil niye/t ettiklerinin seni kurtardığını anla
Diriyi öldür rükûların darağacında; teninden geç, bedenini yık dağ gibi

Ölüyü dirilt dualarının burcunda; çağır günahın peltesinde dilsiz ettiğin ruhunu
Umutlarını namazların ipeğine tane tane dizdiğini bil de sevin dostum Namazın uçuruma atılmış en güzel gülündür senin Namaz gülünün bin bahar olup içinde yankılandığını bil de sevin

Bir namazı kaçırmış olmanın o hüznü yok mu? Hiç olmazsa onu al yedeğine? Sana müşfik bir vaize olsun…Pişmanlık değil midir bizi en çok büyüten? Yüzü yerde pişmanlıklarının kalbine attığı sızıları kaybetme lütfen Bu bize lazım Hep lazım İncelmiş duygularımızın izinde yürüyelim hep İçimizdeki hüzün yol göstersin bize Kırık kalbimiz, bükük boynumuz Rabbimizin rahmet dergâhına bitiştirsin secdemizi Göz yaşlarımız rahmetin kucağına akıtsın yakarışlarımızı
“Din sadeliktir” der peygamberimiz [asm] Bu zamanda beş vakit namazı bir kenara koyup, aradaki vakitleri de namaz beklentisi içinde yaşaman yeter Tesbihatını yapabildiğin kadar yap; “subhanallah”ı, “elhamdulillah”ı, “allahuekber”i dilinden kalbine indirmeye çalış Sakın telaşlanıp kendini altından kalkılmaz dil kalabalıklarına, binlerce binlerce ezbere mahkûm etme daha baştan… Önce durul, namazın sükûnetini dinle

Çevreni temiz tut

Çevreni temizle Namaza kalktığın zaman, yeryüzünün bütün gürültülerini sustur, işleri durdur, yollardan ayrıl, kenara çekil Ruhunun yanına park et, kalbinin ahengsiz çırpınışlarına mola ver Kapat kapıları; başkalarını alma içeri; dudaklarını kapat yalana, boş söze Lüzumsuzlukları terk et, silkele üzerindeki şehrin görünmez tozlarını, cebinden boşalt sahte paraları, elini göğsüne sokup alıp verdiğin nefesi, kâinatın o en eşsiz, en görkemli ahengini farket

Yüzünü fenaya çevirmekten, ümitsizliğin karanlıklarında tüketmekten, gözlerini harama bakmanın kirinden, dilini yalanı/yanlışı dillendirmekten, dudaklarını boş sözlerin tozundan yıka, temizle Ellerini şerre alet olmaktan yıka Başını şu fani dünyada Rabbinin aziz bir misafiri olma şerefiyle meshet Topuklarla birlikte ayaklarını da dünyadan yıka; seni yükselteceğini sandığın şeyleri ayaklarının altından çek Namazın eşiğinde doğrul yeniden Orada En Sevgili’nin en çok sevdiği halde olduğunu hatırla Orada En Sevgili’nin en çok sevildiği hale büründüğünü bil Kâinatın sahibinden, kalbini kudret elinde evirip çeviren Rabbinin en sıcak, en taze aferinini alıyorsun şimdi Duyuyor musun?

Bedenini pak eyle

Bedenini, elbiseni, namaza durduğun yeri temizle Güzel bir kokuyu koklar gibi bedeninden sıyrıl, teninden ruhuna taşın Mevki ve makamını yansıtan her türlü elbiseyi çıkar üzerinden Irkınla övünmeyi bırak, kavminden ayrıl, ülkeni terket, varsa, müdürlükten istifa et Sadece seccadenin yöneldiği yere yönel; bulunduğun yerin ihtişamından sıyrıl Sadece yüzünün döndüğü yerde ara itibarını, kalbini Kâbe’nin eteğine bırak Kıbleyi bulduğunda, başka türlü endişelerden yüz çevir Her yanını saran kaygıları, korkuları, hüzünleri, abdest suyunun alıp götürmesine izin ver Dağılan gönlünü geri topla, uçurduğun huzuru geri çağır Gamı sil göğsünden, dünyalıkları yıka elinden, benliğini düşür yakandan Öylece temizlen
Ayıplarını kapat
Her mescide gelişinde “güzel elbiselerini giyerek gel” (el-A'râf, 7/31) Ne kadar örtünürsen örtün, kendini Rabbinden gizleyemezsin O bilir içinin içindekini O bilir niyetini O bilir kendine sakladığını ve kendinden sakladığını Başkalarına görünür olmak için kılma namazını Başkalarının gözlerinden kaç Başkalarının takdirinden uzaklaş Niyetinin vadisine koy kalbini Rabbe yöneldiğin köşe, kendini başkalarından gizlediğin yerdir Rabbine yüzünü çevirdiğin seccade, kendi kendine kaldığın demdir
Nedir avret, ne demek avret yerini örtmek? Göründüğün gibi olamadığın kadar ayıpların var, göründüğünden geri kalan her oluş avret yerindir senin Şimdi herkesin takdirinden uzak, tüm vitrinlerin parıltısına küs, her türlü gösterinin uzağında, seccadenin kuytusunda iken, kendi kendine sarılmışken, elini elinin üstüne koyup kendini kuşatmışken, yüzünü fanilerden dönüp sonsuza çevirmişken, diz çöküp benliğini büyüklemekten vazgeçmişken, eğilip doğru olmaya azmetmişken, secdede varlığını sıfırlayıp kendini aşmışken, avret yerlerini ört; yani, kendine sakladığın, kendinden sakladığın eksiklerini, ayıplarını, kusurlarını, herkesten gizlediğin hallerini yok et, ört Herkesin huzurunda hesap verecek, kimseden utanmayacak bir hâl elbisesine bürün İki yakanı bir araya getir; olduğun hali göründüğün hale yanaştır Söküklerini dik sözlerinin, dilini kalbine yanaştır; dilinle söylediğini kalbinle de söyle Dikiş tutmuyorsa şayet, söylenmeyi bırak, sus, kalbinden geçmeyeni diline değdirme

Kalbini kıbleye bırak

Kalbini çokluğun perçemlerinden kurtar Seni dünyaya doğru çekiştiren cezbeleri düşür yakandan Seni yokluğun kuyusuna çeken kaygılardan uzaklaş Seni uzaklara savuran rüzgârları sustur Ruhunu ayrılıkların uçurumuna sürükleyen hüzünleri sil Dünün hüzünlerinden yüz çevir Yarının korkularını unut An’ın içinde var et kendini yeniden Yüzünün her noktasına her an rahmetinin güneşini değdiren Yaradan, kutlu nazarında ağırlıyor seni Tebessümlerinin en güzel en tatlı hediye olduğunu söyleyen En Sevgili, âşinası olduğun, sıcağını özlediğin yüzlere çeviriyor yüzünü Her şeyin alçaldığı, her işin meyvesizleştiği, her yüzün kirlendiği bu çağda, kıble kalbinin adımlayacağı kırmızı halı gibi serildi önüne Seni özel eyleyen, seni biricik bilen Rabbinin rızasına yönel Şehrin telaşlarını, dünyanın çekip çekiştirmelerini, günübirlik sevdalarını kıblenin kırmızı halısına adım atar atmaz uzaklara at Kalıbını tuttuğun gibi, kalbini de tut kıblede Her secdede Kâbe’ye değdir alnını Yöneldiğinde, Kâbe’nin analık ettiği nurlu sütunun önünde ağırlanan aziz bir misafir bil kendini
Vakti kaçırma

 

herbstregen87 is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Alt 11-06-2008   #2
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Kalıbını Secdeye,Kalbini Kıbleye Bırak

Vakte dikkat et Sabahın buğusunu değdir göğsüne, yapraklarında taze şebnemler ağırlayan bir gül gibi aydınlığa uyan Göz kapaklarını araladığında seni nice aldanışlara düşüren düşlerden uyandığın gibi gönlünü de aç ki kalbinin ufkuna nice muştu güneşleri doğsun Ellerinde dualar kelebekler gibi uçuşsun Kimliksiz, isimsiz, önemsiz bir nutfenin ana rahmine tutunup insan olmaya yolculanması gibi, sen de var-yok arası varlığını, vefasız dudaklar arasında silinmeye ayarlı adını, bir mezar taşının insafına kalacak hatırını, Rabbinin rahmet kucağına bırak
Dünyanın güneş gibi başına dikilip sözüm ona sahiciliğini, kalıcılığını sımsıcak kalbine düşürdüğü öğle vakitlerinde, telaşlardan sıyrıl, oyunlardan uzaklaş Ellerini kaldır tekbire, O’nu büyüklerken başka her şeyi küçük bil Önemini O’na yönelmekte bil Şimdilik burada olduğunu, ama ‘şimdilik’ olduğunu hatırla Terkedeceğin gölgelerde, seni terkedecek gölgelerde oyalanma Bir tekbir ile dünyayı arkana at Elinin tersiyle geride bırak gündelik sevdaları “Oynamıyorum!” de Seni herkesle ve her şeyle buluşturacak Rabbinin sılasına yönel Yol açık, yola çık
Gölgen uzadığında yeryüzündeki varlığının da azaldığını hatırla Ne çok hatıran varsa, o kadar az ömrüm kalmış demektir Gölge gibidir yaşanmışlıklar; onlar ardın sıra uzanıp çoğalırken ömürden nasibinin azaldığını haber verirler Gölgelerin uzadığı ikindinin hüznüne, ihtiyarlığın habercisi gibi bak Şakaklarına kar yağan adamların toprağa yönelen yüzlerini giyin Bedenini taşıyamayan acuzelerin kalplerine devşirdiği tesellilerin ardına düş Hüsrana uğrayanların en sonunda yaşayacağı pişmanlığı düşür göğsüne

Akşam vakti erişince, ufuklara kan ağlatan vedaları taşı yüreğine varlık güneşin battığında seni sen eyleyecek yıldızlar besle namazın göğünde Sensiz batacak güneşleri düşün Senin umarsızca batırdığın güneşlerin her biri, bir gün sensiz ve umarsız batacak güneşi ateşliyor gizlice Bunu bil ve bil ki namazını son namazınmış gibi kıl Yatsı vakti, suskunun üzerine çekilen yeni bir susku gibi geceyi kalbinin üstüne yayar İçinin fısıltısına yanaştırır kulaklarını Yüreğin boş sevdalardan boşanır Göz kapağının tenine değdiği titrek çizgiye doğru çekilir varlığın Sükûnetin nabzını doldurur gece Varlığın kıpırtısı biter Eşyanın kanı çekilir Şehir yüzünü senden çevirir Işığın seni uzaklara dürten cezbesi söner Yatsı dudağını dudağına kilitler İçinin kıpırtılarına dön yatsı vakti Ölümün toprağı suskular çekmeden nefesine, şimdi alıp verdiğin her nefeste Rabbinin hatırını saydığını bil öylece yönel O’na Dünyaya veda vaktidir yatsı vakti Gün gelecek, yaşaman fazladan görülecek, ölümüne hiç kimse şaşırmayacak Senin için ömrün gecesi başlayacak Zaman siyah bir tül gibi üzerine örtülecek Varlığının kalp atımları zayıflayacak Heveslerin dünyadan yüz çevirecek Öyle bilerek var secdeye Benliğini sıfırla Kaygılarının kışını erit secdenin sıcağında -Senai demirci-

 

herbstregen87 is offline  
Cevapla



Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap son Mesaj
Kalıbını secdeye Kalbini Kıbleye bırak HARBİKIZ Konu Tekrarları Buraya 0 02-09-2008 12:56
Abdest bozarken kıbleye dönmemek Hakan Sünnet & Hadis 0 07-07-2008 13:03
Secdeye varan Kaya hidayet007 Dini Resimler 3 15-05-2008 02:22
Kıbleye bile dönmedi ömer_46 Haber Arşivi 0 14-02-2008 20:06
Secdeye kapanırsa Unsoft Fıkra 0 01-12-2007 20:51

Saat 04:42.

Web Site Ekle Pagerank Toplist Netfrm Frmalev Mumsema Frmacil Dantel Derya Modeller Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.