Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> Peygamber Efendimiz (S.A.V)

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et
Alt 19-09-2008   #1
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart O'nun O'na yolculuğu ..



O'NUN O’NA YOLCULUĞU

Elleri rahmet balyalardı , Yüzünde fetihler parlardı , Gözlerinde ötelere çağıran bir ufuk vardı , Yürüyüşünde tevazu , konuşmasında hikmet , susmasında edep , tebessümünde letafet vardı Rahmet devşirilirdi bakışlarından , Ama O da insandı , Ve bir gün sılasına dönecekti
Dağlarda başladı davası , Bir gün ve ansızın , Nur Dağının bir mağarasında , Rabbinin insana olan son teşrifine şahit ve aracı oldu , Sonra yurdunda sıkıntıya düşünce Sevr Dağına sığındı Dağlara benzeyen davasını başka nerede koruyabilirdi ki? Düşmanları üzerine yürüdüğünde yine ilk adresi dağlar oldu Bu defa Uhud Dağı Ve son olarak insanlarla bir dağda vedalaştı , Rahmet Dağı , Veda hutbesini veriyordu burada Vedalaşıyordu , Dağlar gibi büyük Peygamber dağlardan , dağların da Rabbi olana gidiyordu Dağlara sığındı ama dağlarda mekan tutmadı İnsana vurgun olarak insanla , insanın olduğu yerde yaşadı , Çünkü O insan için vardı
Bir gece yatağından kalkıp doğruca şehrin mezarlığına gitti ; Cennetü’l Baki’ye , Orada medfun kardeşlerine dualar etti Tüm gece boyu ve ayakta Zaten birkaç gün evvel de Uhud şehitliğini ziyaret etmişti Yetmiş kardeşine istiğfarda bulunmuştu
Veda hutbesinde bu dünyadakilerle vedalaşırken sanki şimdi de bu dünyadan göçenlerle vedalaşıyordu
Aynı gün başlayan baş ağrısı, on üç gün sürecek olan kutlu yolculuğa hazırlığının mazeretiydi
Mescide gelir ; “Allah’ın bir kulu vardı” diye söze başlar , “Allah ona dünyada ve kendi yanında olandan birini tercih etmede muhayyer bıraktı da o kul, Allah yanında olanı tercih etti”
Ebu Bekir, O kulun kim olduğunu anlar , Ağlayarak ; “Fakat biz ve ana-babamız O kulun yerine feda olmayı tercih ederiz” der
Peygamber takatsiz parmaklarını dudaklarına götürerek işaret eder ; “ Sus ey Eba Bekir!”
Sonra devam eder ; “Sizin bana en sevimliniz benden hakkı olanı isteyendir , böylece Rabbime ayıpsız varabilecek bir halas bulmuş olurum” ısrarla tekrar etmesi üzerine dinleyenlerden biri kalkar ve kendisinden üç dirhem alacağının olduğunu hatırlatır , emir buyurur kendi parasından borcu ödenir
“Ey insanlar” der, “ şayet korktuğunuz kusurlarınız varsa talep ediniz Allah’a yalvarayım, af olunasınız” Acılar içinde kıvranan bir dava adamı ancak bu kadar mü’minlerini düşünebilir !
Namazları artık kendisi kıldıramamaktadır , İmamlık görevi Ebu Bekir Efendimize verilir
Ötelere yürüyeceği gün sabah namazında, imamlık yapan Ebu Bekir’in iç ferahlatan sesini duyduğunda bedeninde bir hafiflik hisseder Namaz kılınmaktadır ve cemaat oluşturulmuştur , değil mi ki gözünün nuru namaz kılınmaktadır ? Cemaat teşekkül etmiştir Kendisi olmasa bile mü’minler inci taneleri gibi saf tutup dizilmişlerdi Rablerine secde ediyorlar , Kıyam ediyorlar , Rüku ediyorlardı , Cemaat O'nun geldiğini gördü , Namaz'da bir sevinç dalgalanması oluştu , Ebu Bekir efendimiz mihrabı asıl sahibine tevdi maksadıyla çekilmeye yöneldiyse de Peygamberimiz eliyle “namaza devam etmelerini” işaret buyurur , Tek başına ayakta duramayacak kadar halsizdi , Yorgun ve acılar içerisindeydi , Ancak namazla , Cemaat le teselli buluyordu
Alemlere rahmet Efendimiz hastalanmazdan bir gün evvel Bizans üzerine bir ordu hazırlanması emrini vermişti Zulmün üzerine yürüyecek ve adaleti ikame edecek bir ordu , Bu ordunun komutanlığına da henüz 18 yaşında bulunan Üsame’yi atamıştı
Genç komutan Üsame, annesi Ümmü Eymen’i göndererek peygamberden iyileşinceye kadar sefere çıkılmaması için izin ister , ancak hasta yatağında yatmakta olan liderlerinden sefer emri çıkar , ordu yürümeliydi
Genç komutan vedalaşmak için geldiğinde O baygındı , Üsame, ellerinde büyüdüğü o rahmet yumağına doya doya baktı , okşadı ve öptü
Neden sonra Peygamber'imiz ayıldığında Üsameyi görünce tebessüm buyurdu ; “ Kuşluk vakti” dedi , “ Allah’ın izniyle kuşluk vakti yürüyünüz”
Kendisi Rabbine yürürken mü’minlerin de sefere yürümesini istiyordu , zira biliyor ve öğretiyordu ki ; zafer, sefer edebilenlerindi
Ardından oturup kalan, ağlayan, yıkılıp ezilen bir kalabalık istemiyordu , seferde , harekette , gayrette bir ümmet istiyordu , son nefesinde bile , O'nun hayatı hep seferdi , O'nun ümmetine de sefer yaraşırdı , Kendisi sefere çıkarken istiyordu ki kardeşleri de seferber olsun
Sonra yine daldı Yüksek ateş, bayılma nöbetleri olarak salınıyordu nebinin teninde Bunca hararete, bunca ayılıp bayılmalara ve bunca acıya rağmen şikayet yoktu dilinde Bayılmalar sıklaşır Soğuk suyla yapılan serinletme çabaları artık sonuç vermez olmuştur Baygınlık hallerinde çekilen acının tesiriyle inlemeler ortaya çıktığında babasının baş ucunda beklemekte olan Fatıma annemiz evlat yüreğiyle ağlamaya başlar Efendimiz kızının hıçkırık seslerine uyanır Gözlerini açar Kızı ağlamaktadır İşte o an tüm hayatını özetleyen o ifadeyi kullanır: “ Üzülme Kızım” der “ artık baban hiç açı çekmeyecek
Acıyı hayat eylemiş bir peygamber Zaten hangi dava adamı acıdan nasipsizdir ki? Ama O acıyı merhamete, rahmete, hidayete tebdil eylemiş bir şefkat abidesiydi Bu sözüyle hem hayatını özetliyor hem de babalık şefkatiyle, hüzünlenen evladına teselli veriyordu
Yine bayılır Hz Aişe annemizin kardeşi Abdurrahman girmiştir hane-i saadete Elinde bir misvak bulunmaktadır Bu arada yeniden kendine gelen Alemlere rahmet Efendimiz Abrurrahman’ı ve elindeki misvakı görür Halsizdir Konuşacak dermanı yoktur, İşaret buyururlar Misvakı istediği anlaşılır Misvak yıkanır ve verilir Takatsiz elleriyle dişlerini misvaklar Her işinde olduğu gibi özenerek İtinayla kullandığı misvakı gücü kesilinceye kadar tutar Âdeta Rabbine tertemiz bir ruhla gittiği gibi tertemiz bir bedenle de gitmek istiyordu
Kelime-i tevhidi tekrar ediyordu “Allah’ım beni refik-i âlâya dâhil et diye dua ediyor arada bir de “ölümün de sıkıntısı vardır” diyebiliyordu Allah’dan başka İlah yoktur diyerek son sözünü tamamladı Ruhunu Rahman’a teslim etti O, O’na ulaştı
Sadece vefatıyla bile biz geride kalanlara ölümsüz ilkeler bıraktı Rahman’ a yürürken ölülerle ve dirilerle vedalaştı Vefayı, diyergamlığı hatırlattı Hastayken bile ümmetiyle ilgilenmesi liderliğin nasıl bir haslet olduğunu kazıyordu sinelerimize Ve namaz Sürür kaynağı olarak cemaat Mü’minin bunlarla ferahlayacağını fısıldıyordu çağlara Hasta yatağında seferi işaret ederken ataleti, tembelliği , miskinliği yeriyordu Kızına teselli verirken şefkati, merhameti ve tahammülü gösteriyordu akıl sahiplerine Yeni yetme bir gence orduyu teslim ederken insana olan güvenini vurguluyordu Yanında üç beş kuruşun kalmasına katlanmamakla mal ve dünya sevgisine olan mesafemizi belirtiyordu Hırsa, tamahkârlığa ve biriktirmeye, yığıp arttırma hastalığımıza merhem sürüyordu Ve son eylemi ; temizlik Nezaketi, letafeti, nezaheti sergiliyordu
Yalnızca son gününü örnek almak bile insanı maveralara taşıyacak kanatlar bahşediyor

Ya senin tüm ömrünü kuşansak ya Rasulallah
Ya seni gerçekten yaşayabilsek
Ya seni hakikatinle anlayabilsek
Ya sana yolculuk yapabilsek
Ne duruyoruz ki ?
Seferimiz O’na yolculuk


Selam , Sevgi ve Saygılarımla

 

karadağlı.x is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Cevapla



Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap son Mesaj
Su Damlasının Yolculuğu Zeyzep Aşk Hikayeleri 0 04-09-2008 22:07
Başarı Yolculuğu FataL Kitap & Dergi 0 20-07-2008 02:23
Yakarman da O'nun Lütfu herbstregen87 Kıssalar & Hikayeler 0 02-06-2008 19:11
O'nun Huzurunda YapRock Namaz 1 17-03-2008 22:48
Takının Anadolu Yolculuğu Sevinç Takılar 7 30-10-2007 14:37

Saat 17:09.

Web Site Ekle Pagerank Toplist Netfrm Frmalev Mumsema Frmacil Dantel Derya Modeller Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.