Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> Peygamber Efendimiz (S.A.V)

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et
Alt 14-09-2005   #1
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart Cihad (Hadislerle)







CİHADA KOŞMAK

869

İbn-i Abbâs radiya'llâhu anhümâ'dan Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in feth-i Mekke günü (îrâd ettiği bir hutbesinde) şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir:

Feth (-i Mekke) den sonra (artık Mekke'den Medîne'ye) hicret yoktur (Ba'demâ) Mekke'den yalnız cihad kasdiyle ve tahsîl-i fezâil niyetiyle çıkılabilir Binâenaleyh (devlet tarafından) cihâda da'vet olunduğunuzda hemen icâbet ediniz!




CİHAD

25

Ebû Hüreyre radiya'llâhu anh'den:

Şöyle demiştir: Resûlu'llâh sall'llâhu aleyhi ve sellem'e: "Amelin hangisi efdâldir?" diye sordular "Allâha ve Resûlüne îmân" buyurdu "Ondan sonra hangisi?" dediler "Allah yolunda cihâd" buyurdu "Ondan sonra da hangisi?" diye sordular "Makbûl (olmuş, içine günah ve riyâ karışmamış) Hac" cevâbını verdi

755

Âişe radiya'llâhu anhâ'dan rivâyet olunduğuna göre, Sıddîka-i müşârün-ileyhâ demiştir ki: Bir kere ben:

- Yâ Resûla'llâh biz cihâdı, ibâdetlerin efdali biliyoruz Biz, cihâda iştirâk edemez miyiz? diye sordum Resûlullâh:

- Hayır, siz cihâd edemezsiniz Siz kadınlar için efdal-i cihâd, her halde hacc-ı mebrûr olur, buyurdu

1176

Ebû Hüreyre radiya'llâhu anh'ten (şöyle) dediği rivâyet edilmiştir: (Bir kere) Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'e bir er kişi geldi de:

- Yâ Resûla'll

âh! Bana cihâda muâdil bir ibâdete delâlet buyurulsa! dedi Resûlullâh:

- Ben cihad değerinde bir ibâdet bulmuş değilim ki, buyurdu (Ve devâm edip):

- (Sana sorarım) gücün yetişir mi ki: mücâhid (sefere) çıktığı sıra sen (de) mescidine girip(o dönünceye kadar) namaz kılasın da hiç usanmıyasın Ve oruç tutasın da hiç iftar etmiyesin? diye sordu O kişi:

- Buna kimin gücü yeter ki? diye cevap verdi

1177

Ebû Saîd (-i Hudrî) radiya'llâhu anh'ten şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (Bir kere Resûlullâh'a):

- Yâ Resûla'llâh! İnsanların hangisi efdaldir? diye soruldu da Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem:

- Caniyle, maliyle Allah yolunda cenk eden mü'min, buyurdu

- Sonra kim? diye sordular Resûlullâh:

- (O da) vâdîlerden bir vâdîde (ihtiyâr-ı uzlet eden) mü'mindir ki, o, Allah'dan korkar da insanları, şerrinden rahat bırakır, buyurdu

1178

Ebû Hüreyre radiya'llâhu anh'den, Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim, dediği rivâyet edilmiştir: Allah yolunda (harb eden) mücâhidin benzeri - Allah, kendi yolunda cihâd eden kimse (de ki gâye) yi çok iyi bilir ya - (gündüz) oruç tutan ve (gece) namaz kılan (mü'min) in meselidir Allah, kendi yolunda döğüşen mücâhid için ya onun şehâdeti sûretiyle onu (sorgusuz derhal) Cennet'e koymağı, yâhut mücâhidi sevabla veya ganîmetle berâber sâlimen (meskenine) dönmesini deruhde etti

1179

Yine Ebû Hüreyre radiya'llâhu anh'den şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

Her kim Allâh'a ve O'nun Resûlüne îmân eder de namaz kılar ve Ramazan'da oruç tutarsa, onu Cennet'e koymak Allah üzerine (sanki) bir hak olur O kimse ister Allah yolunda cihâd etsin, isterse içinde doğduğu toprağında, (evinde) otursun Bunun üzerine Ashâb:

Yâ Resûla'llâh! (Bu haberi) halka müjdelemez miyiz? demişlerdi Resûl-i Ekrem (şöyle) söyle (yerek istidrâk eyle) di:

- Cennet'te yüz derece vardır ki, Allah onları Allah yolunda cihâd eden mücâhidler için hazırlamıştır İki derece arasındaki mesâfe, gökle yer arasındaki mesâfe gibidir Siz Allah'dan (Cennet) istemek dilediğinizde Ondan Firdevs'i isteyin! O, Cennet'in efdalidir ve Cennet'in en yücesidir Râvî diyor ki: Öyle zannediyorum ki, (Şeyhim Füleyh): "Firdevs'in üstünde Arş-ı Rahmân vardır" demişti Cennet'in ırmakları da Firdevs'ten akar

1180

Enes İbn-i Mâlik radiya'llahu anh'den Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Sabahleyin veya akşamleyin her hangi bir zamanda Allah yolunda bir kere (cihad için) yürüyüş, hiç şüphesiz dünyâdan ve dünyâdaki şeylerin hepsinden hayırlıdır

1181

Ebû Hüreyre radiya'llâhu anh'den Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir:

Cennet'te bir arşın kadar (az) bir yer (âlemde) üzerine güneş doğup batan şeylerin hepsinden muhakkak hayırlıdır Yine Resûlullâh: "Sabahleyin veya akşamleyin her hangi bir zamanda Allah yolunda (cihâda çıkıp) yürüyüş, üzerine güneş doğup batan şeylerin hepsinden her vechile hayırlıdır" buyurmuştur




CİHAD İÇİN AT BESLEMEK

1070

Ebû Hüreyre radiya'llâhu anh'den Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir:

At ırkı bâzı kimseler için mahz-ı sevâbtır; bâzı kimseler için de fakr-ü ihtiyâcına bir perdedir; bâzılarının da boynunda bir vebâldir At kendisi için hayır olan ol kimsedir ki, o, atını Allah yolunda (cihâd için) bağlamıştır; ve atı (nın ayağı) nı da bol otlu geniş bir sâhada veya çayırlıkta uzatmıştır Bu bol otlu geniş bir sâhadan veya çayırlıktan atın bu uzun ipinde iken yediği her ot, at sâhibi için birer hasenedir, iyiliktir Hele bir de atın ipi kopsa da şahlanarak (ön ayaklarını kaldırıp) bir veya iki mil (rakseder gibi) nişât ile koşsa, yerde tırnaklarının bıraktığı izleri ve onun gübreleri de sâhibi için hasenât olur Bir de hayvân (bu arada) bir nehre uğrayıp da o(nun suyu)ndan içerse, -sâhibi sulamak istememiş olsa bile- bu su da sâhibi için hasenât olur Binâenaleyh cihâd için bağlanan bu gazâ atı, sâhibi için büyük bir sevabtır

Bir kimse de atını, (onunla kazanmak), halktan müstağnî olmak, iffetini muhâfaza etmek için bağlar da sonra o kimse gerek hayvanlarının üzerindeki Allah hakkı (olan zekâtı) nı, gerek arkalarına tâkatinden fazla yüklememeği unutmazsa, bu at da o kimse için (fakirliğe karşı) bir hâildir

Bir kimse de atını öğünmek için, riyâ için, ehl-i İslâm'a husûmet için bağlar (sa) bu hayvân da onun için azîm bir vebâldir

Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'e (Ashâb-ı Kirâm tarafından) merkebler (in de feres hükmünde olup olmadıkların) dan soruldu da Resûlullâh:

- Her hükmü câmi' bir vecîze olan şu âyetten başka bana (mansûs) bir şey inzâl buyurulmadı, dedi: Her kim küçük zerre vezninde bir hayr işlerse, onu görecek; her kim de küçük zerre mikdârı bir şer işlerse, bu da onu görecek (meâlindeki iki âyetini okudu)


CİHADIN FAZİLETLERİ

1176

Ebû Hüreyre radiya'llâhu anh'ten (şöyle) dediği rivâyet edilmiştir: (Bir kere) Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'e bir er kişi geldi de:

- Yâ Resûla'llâh! Bana cihâda muâdil bir ibâdete delâlet buyurulsa! dedi Resûlullâh:

- Ben cihad değerinde bir ibâdet bulmuş değilim ki, buyurdu (Ve devâm edip):

- (Sana sorarım) gücün yetişir mi ki: mücâhid (sefere) çıktığı sıra sen (de) mescidine girip(o dönünceye kadar) namaz kılasın da hiç usanmıyasın Ve oruç tutasın da hiç iftar etmiyesin? diye sordu O kişi:

- Buna kimin gücü yeter ki? diye cevap verdi

1177

Ebû Saîd (-i Hudrî) radiya'llâhu anh'ten şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (Bir kere Resûlullâh'a):

- Yâ Resûla'llâh! İnsanların hangisi efdaldir? diye soruldu da Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem:

- Caniyle, maliyle Allah yolunda cenk eden mü'min, buyurdu

- Sonra kim? diye sordular Resûlullâh:

- (O da) vâdîlerden bir vâdîde (ihtiyâr-ı uzlet eden) mü'mindir ki, o, Allah'dan korkar da insanları, şerrinden rahat bırakır, buyurdu

1178

Ebû Hüreyre radiya'llâhu anh'den, Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim, dediği rivâyet edilmiştir: Allah yolunda (harb eden) mücâhidin benzeri - Allah, kendi yolunda cihâd eden kimse (de ki gâye) yi çok iyi bilir ya - (gündüz) oruç tutan ve (gece) namaz kılan (mü'min) in meselidir Allah, kendi yolunda döğüşen mücâhid için ya onun şehâdeti sûretiyle onu (sorgusuz derhal) Cennet'e koymağı, yâhut mücâhidi sevabla veya ganîmetle berâber sâlimen (meskenine) dönmesini deruhde etti

1180

Enes İbn-i Mâlik radiya'llahu anh'den Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Sabahleyin veya akşamleyin her hangi bir zamanda Allah yolunda bir kere (cihad için) yürüyüş, hiç şüphesiz dünyâdan ve dünyâdaki şeylerin hepsinden hayırlıdır

 

Federal Ajan is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Alt 06-10-2005   #2
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart Çalışmak...

Bir iş meydana getirmek için zihnî ve bedenî güç sarf etmek, gayret etmek, uğraşmak

İslâm nizamı dengeli bir nizamdır İnsanı iki âlem için hazırlamaktadır Bunlardan biri ahiret hayatı, diğeri dünya hayatıdır İlk olarak insanın kalbini doğrudan ebedî hayatın devam edeceği ahirete bağlayarak Allah'a kulluğa yönlendirirken; diğer taraftan bu dünya hayatının nimetlerinden de payını almasını engellemez Hatta bunu teşvîk eder ve ubûdiyetin diğer yüzü olarak insanlara benimsetir İslâm, insanı ilâhi mükellefiyetlerle yükümlü kıldıktan sonra hayatı yok edecek ve ihmale uğratacak aşırı çekingenlikten alıkoyarak dünya nimetlerinden faydalanmaya teşvîk eder

Gerçekten de Allahu Teâlâ, hayatın güzelliklerini insanlar ondan faydalansın ve yeryüzünde çalışarak onu elde edip hayatın gelişmesini ve ilerlemesini sağlasınlar; böylelikle insanoğlunun yeryüzündeki halifelik görevi yerine gelsin diye yaratmıştır Ancak bu nimetleri elde etmek için çalışmak emredilmiş ve asıl gaye olarak yine ahireti elde etmek gösterilmiştir Yani hedef dünya için çalışmak değil; dünyada da ahiret için çalışmak olmalıdır Aklını kullanan bir insan için bu, en geçerli gayedir Bu ebedî rahatlığa ve refaha kavuşma gayesidir Bu gayeye ulaşmak için çalışmak farzdır

Geçimini sağlamak için çalışıp helâlinden kazanma farzdır Hz Peygamber (sas): "Geçim için çalışıp helâlinden kazanma farzdır" (Keşfu'l-Hafa, II, 46) buyurmuştur İslâm'da kazancın en muhterem olanı el emeğinin mahsulü olandır Zira Rasûlullah (sas): "Kişi kendi elinin emeğinden daha temiz bir kazanç elde etmemiştir " (İbn Mâce, Ticârât, I) ve "Hiç kimse elinin erneğinden daha hayırlı bir şey yememiştir Allah'ın peygamberi Davut (as)da elinin emeğinden yerdi " (Buhârî, Büyu, 15) buyurmuştur

Kur'ân-ı Kerîm insandaki üretici ve değiştirici güce, yani emeğe büyük bir değer verir: Buna göre insanın kâinat içerisindeki yerini önce onun imanı ve Sonra emeği tayin eder Kişinin sorumluluğunu gerçekleştiren de onun değerini tayin eden de emektir: "Ve gerçekten de insan ancak kendi çalıştığını elde eder ve yine Şüphesiz onun emeği kendisine pek yakında gösterilecektir " (en-Necm, 53/39) âyeti bunu ifade etmektedir

Hz Peygamber (sas), çalışmayı ve bununla kişiye muhtaç olanları geçindirmeyi, Allah yolunda cihat etmek veya gündüzün oruç tutmak, geceleyin de namaz kılmak ile eşdeğer tutmuştur (Buhari, Nefekât, 1)

Çalışmak ve emek sarf etmek, sadece kişisel yahut ailevî ihtiyaçları gidermeye yönelik bir gayret ve mesai değil; aynı zamanda toplumsal üretimi ve refahı artıran mühim bir unsurdur İnsanlara fayda sağlayan herhangi bir işte çalışan kimse, aynı zamanda toplum için de çalışmaktadır Bu görev ihmal edildiğinde toplum için zararlı sonuçlar doğacağından, Allah huzurunda bütün toplum sorumlu olur Bunun için İslâm cemiyeti ve İslâm devleti, her türlü işin erbabını yetiştirmekle yükümlüdür

Bir müslümanın, kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kimseleri geçindirmeğe, borçlarını ödemeğe yetecek kadar helâlinden kazanması farzdır

Fakirlere yardım, gariplere iyilik için yeterli miktardan fazla kazanmak İslâm'ın övdüğü, güzel gördüğü bir şeydir Böyle bir kazanç nafile ibadetten daha faziletlidir Çünkü bunun faydası toplumun bütün bireyleri içindir

Lükse ve ihtişamâ kaçmamak şartıyla huzur içinde yaşamak, rahat etmek ve fazlasını Allah yolunda hak sahiplerine infak etmek için daha fazla kazanmak mübahtır

Halka gösteriş yapmak, kendini onların üstünde görmek, lüks içinde yaşamak için yapılan çalışma helâl yollardan bile yapılsa, bu yolla elde edilen kazanç haramdır İnsanlara karşı servetiyle, mevkiiyle gururlanan kimseler, dünyada ve âhirette ağır sorumluluk altındadırlar

İslâm, Allah'ın insanlara verdiği malı normal yollarla harcamalarını yasaklamaz Fakat her işte plânlı ve itidalli davranmalarını emreder Hepsinden evvel de kendilerine o nimeti veren, çalışma gücü yaratan Allah'ı gözetmelerini, âhireti gözönünde bulundurarak huzur-u ilâhide hesaba çekileceklerini düşünmelerini sağlar

İslâm, kendisine çalışıp mal kazanan kimseyi takdir eder Bu malın Allah tarafından çalışmasının karşılığı olarak çalışana verildiğini bilmelerini insanlara telkin edip, o malı veren gerçek nimet sahibini ve onun verdiği nimeti unutan, bu yüzden şükretmesini bilmeyen azgın ve şımarık kimseler gibi olunmaması konusunda da ikazlarda bulunur:

" Allah'ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu gözet Dünyadaki nasibini de unutma Allah'ın sana ihsân ettiği gibi sen de ihsanda bulun Yeryüzünde bozgunculuk yapma Doğrusu Allah, bozguncuları sevmez " (el-Kasas, 28/77)

Bilindiği gibi, zenginlerin matında fakirlerin hakkı vardır Böylece mal, zenginlerin elinde toplanıp birikerek bir güç haline gelmemelidir Eğer çalışıp kazanılan maldan ihtiyaç sahipleri gözetilmez ise, yeryüzünde bozgunculuk ortaya çıkar, buna da mal sahipleri sebep olmuş olur Çevrelerinde ihtiyaç sahipleri bulunurken, zenginler mal biriktirirlerse herkesin huzuru kaçar ve hayatın çeşitli sahalarında fesat başlar

En güzel ve en helâl kazanç, cihatta elde edilen ganimettir Müslümanlar, gerektiğinde İslâm için cihat etmek zorundadırlar Bu cihadın alanı, gereğine göre genişler, eli silâh tutan müslümanların bir kısmına, yetmezse hepsine yönelik bir farz olur

Cihat sonucunda müslümanların galip gelip ganimet malları elde etmeleri en faziletli bir kazançtır Bu mallar devlet tarafından mücahitler arasında bölüştürülür Bu malları mücahidlerin kendileri alarak devlete teslim etmeleri, düzensizlik doğuracağı ve diğer mücahidlerin ve devletin haklarına muhalif olduğu için helâl değildir

Cihat yoluyla kazanç en faziletli olmasına rağmen, genellikle toplumun her kesimini kapsamayan geçici bir kazanç yoludur Temel ekonomik faaliyetler ve kazanç-geçim yolları; ticaret, ziraat ve sanayidir

Cihaddan sonra en faziletti kazanç yolu olarak ticaret, başka bir görüşe göre ziraat kabul edilmiştir Ticaret, refahı ve gelişmeyi sağlar Fakat ticaret çok sorumluluğu olan ve haramlara düşme ihtimalinin fazla olduğu bir meslektir Bunun için çok dikkatli olmak gerekir Bu zorluğa rağmen ticaret yoluyla helâl kazanç elde etme çok faziletlidir Bunun için Hz Peygamber: "Doğru tüccar kıyamet gününde Allah'ın arşının gölgesindedir " ve "Doğru, emin bir tacir peygamberler, sıddıklar, Şehitler ile haşrolur " (Keşfu'l-Hafa, I, 294) buyurmuştur

İslâm'da ziraat da mühim bir kazanç yoludur Zira ziraat, temel ihtiyaçları gideren bir ekonomik faaliyettir İnsanın beslenme ve giyinme ihtiyaçları, öncelikle ziraî üretimle karşılanır Toprağın verimini artan ihtiyaçlara göre yükseltmek, bunun için teknik ilerlemeleri ziraate tatbik etmek İslâm devletinin görevlerindendir

Hz Peygamber bir hadisinde zirai faaliyetleri teşvik etmiştir: "Rızkınızı yerin derinliklerinde arayınız " (Keşfu'l-Hafa, I, 138) Bu emir aynı zamanda madenciliği de teşvik etmektedir

İslâm'da sanat, zanaat ve sanayi makbul bir kazanç yoludur Bu faaliyetler toplum için faydalı üretîmlerde bulunurlar Özellikle savunmanın güçlenmesi sanayiin güçlenmesine bağlıdır Bu, günümüzde daha çok önem kazanmıştır

İslâm'ın en çok muteber gördüğü kazanç yolları bunlardır Hiç şüphesiz bu kazanç yollarının önem dereceleri zamana ve ihtiyaçlara göre değişebilir

İslâm'da çalışmadan, dilenerek geçinmek yasaktır Çalışabilecek durumda olan kimsenin dilenmesi haramdır En kötü şartlar altında dahi çalışma, başkalarına yük olmaktan üstündür: "Kişinin sırtında odun taşıyarak geçimini sağlaması, versin veya vermesin birisinden bir şey istemekten daha hayırlıdır " (Buharî, Büyu 15) hadisi buna işaret eder

Birisinden bir şey istemek ancak üç durumda helâl kabul edilmiştir

a) Kan diyeti borcunun ödenememesi,

b) Borçlunun borcunu ödemekte çaresiz kalması,

c) Çok fakir olması (Müslim, Zekât, 109; Ebû Dâvûd, Zekât, 26)

Çok fakir olmaktan kasıt, bir günlük nafakası olmamaktır Zira bir günlük nafakası olanın dilenmesi helâl değildir Çalışmaktan aciz olan kişinin kimseden bir şey istemediğinden dolayı açlıktan ölmesi, onu sorumlu kılar Böyle bir halde dilenmek zillet sayılmaz Zillet, böyle fakirleri arayıp soruşturmayan toplum içindir Böyle bir fakirin durumunu öğrenen herhangi bir müslümanın onu yedirmesi farzdır Bu görev yerine getirilmezse bu hale vâkıf olan müslümanlar toptan sorumlu ve günahkâr olurlar

 

Ziyaretçi is offline  
Alt 22-11-2006   #3
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart

buda benden arkadaşlar

CİHADIN CEŞİTLERİ

1- Nefs'e Karşı Cihad

Şüphesiz en güç cihad, insanın nefsiyle ve nefsinin arzularına karşı yaptığı cihaddır Müslüman, gerçek cihadı nefsine karşı verir Nefsine karşı cihadı kazanamayan, düşmanın karşısına çıkmak için kendisinde güç ve cesaret bulamaz Hz Peygamber Tebük seferinden dönüşte ashabına şöyle buyurmuştu: " Küçük cihaddan büyük cihada dönüyoruz" (Adûnî, Keşfu'l-Hafâ', I, 425) Bu hadisinde Hz Peygamber, en kalabalık bir ordu ile katıldığı Tebük seferini "küçük cihad" olarak vasıflandırırken; nefse karşı verilecek mücadeleyi "büyük cihad" olarak nitelendirmektedir " Hakiki mücahid nefsine karşı cihad açan kimsedir" (Tirmizî, Cihad, 2) hadîsi de aynı manayı ifade etmektedir

Aynı meâlde başka hadis-i şerifler de vardır Bütün bunlar bize, insanın nefsi ile, nefsinin boş ve mânâsız, hatta gayr-ı meşrû istekleri ile mücadele etmesinin cihad olarak değerlendirildığını göstermektedir



2- Ilim Ile Cihad

Cihad'ın başka bir çeşidi de ilim ile yapılan cihaddır Dünyadaki bütün kötülüklerin sebebi cehalettir Hakk'a ulaşmak isteyen herkesin cehaletten kurtulması, ondan uzaklaşması gerekir

Bilginin ortaya koyduğu delillerin gönüller üzerinde icra ettiği tesiri silâh gücü ile temin etmek mümkün değildir Onun için şöyle buyurulmuştur:

"Ey Muhammed! Insanları Rabbi'nin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır; onlarla en güzel şekilde tartış Doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir O, doğru yolda olanları da en iyi bilir " (en-Nahl 16/125)

Temeli ilim yoluyla tebliğ ve davete dayanan Islâmiyette, bu tebliğ faaliyetinin adı "ilim ile cihad"dır Bu usûle "Kur'an ile cihad" da denilir En güzel mücadele şekli Kur'an'ın mücadele şeklidir Bunun için Cenâb-ı Hak:"Sen kâfirlere uyma, uyanlara karşı Kur'an ile büyük bir cihadla cihad et" (el-Furkan, 25/52) buyurmuştur Ayet-i kerimede Kur'an ile cihadın "büyük cihad" olarak belirtilmesi, Kur'an'ın ilim ile cihad konusuna ne kadar önem verdiği göstermektedir Hak ve hakikatı, en tehlikeli zamanda bile, hiç bir şeyden korkmadan ve çekinmeden olduğu gibi söylemek de bir çeşit cihaddır Rasûlullah (sas) bu konuda şöyle buyurmuştur:

"Zalim bir hükümdar karşısında hak ve adaleti açıkça söylemek, büyük bir cihaddır " (Ibn Mâce, Fiten, 4011)



3- Mal Ile Cihad

Mal ile cihad, Allah Teâla'nın insana ihsan etmiş bulunduğu mal ve servetin yine Allah (cc) yolunda harcanması demektir

Bilindiği gibi dünyada her iş para ile yapılmaktadır Hakkın korunması ve zafere ulaşılması da yine paraya bağlıdır Bunun için mal ile cihadın önemi büyüktür Müslümanların, Islâm'ın yücelmesi hakkın muzaffer olması için her türlü mal, servet ve paralarını bu yolda fedâ etmeleri mal ile cihaddır

Hz Peygamber'in, mal ile cihad hususundaki teşvik edici sözleri ashabı kiramı harekete geçirmiş ve kendileri yoksulluk içinde sıkıntılı bir hayat geçirirken, mal ile cihad farızasını edâ edebilmek için elde avuçta ne varsa getirip Rasûlullah'a vermişlerdir Bu konuda Kur'an-ı Kerîm'de de pek çok ayeti kerîme vardır Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştur:

"Iman edip hicret eden, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden, (mücâhidlere) yer veren ve yardım edenlerin hepsi birbirinin vekilıdır " (el-Enfal, 8/72)

"Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla savaşın Bilseniz bu sizin hakkınızda ne kadar hayırlıdır " (et-Tevbe, 9/41)

"Allah, mallarıyla, canlarıyla mücadele edenleri derece bakımından oturanlardan üstün kılmıştır " (en-Nisâ, 4/95)



4- Savaşarak Cihad Yapmak

Cihad, müslümanlara farzdır Her müslümanın nefsi ile, ilim ve malı ile sürekli cihad yapması, böylece dinin korunması, Hakk'ın galip kılınması için çalışması gerekir Bazen "I'lây-ı kelimetullah" yani Allah adının yüceltilmesi dinin korunup yayılması içinde elde silâh düşmanla savaşmak icab edebilir Bu en büyük cihaddır ve müslümanlara farzdır Hattâ cihad denildiği zaman ilk akla gelen husus, düşmanla sıcak savaşa girmektir

Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştur:

"Sizinle savaşanlarla; Allah yolunda siz de savaşın Fakat haksız yere saldırmayın" (el-Bakara, 2/190)

Bu ilâhi emir Allah yolunda, Islâm uğrunda savaşmanın ve Islâm yurdunu düşmana karşı korumanın cihad olduğunu bize ifade etmektedir Hz Peygamber (sas) de bir hadis-i şeriflerinde; ganimet elde etmek, şan ve şöhrete ulaşmak, mevki ve makam elde etmek için yapılan savaşın cihad olmadığını, cihadın, Allah (cc)'ın adının yüceltilmesi (I'lây-ı kelimetullah) için yapılan savaş olduğunu haber vermiştir

Çağımızda bir takım gruplar her ne kadar savaşsız bir dünyanın özlemini dile getirmekte ve bunun için açık veya gizli savaş aleyhtarı faaliyetler sürdürmekte iseler de, bu hiç bir zaman, binlerce yıldan beri devam eden gerçeği değiştirmeyecek ve savaşlar sürüp gidecektir Cenâb-ı Hak bu değişmez gerçeği aşağıdaki ayet-i kerîmede bize haber vermiştir:

"Hoşunuza gitmediği halde, savaş size farz kılındı Hoşunuza gitmeyen bir Şey, hakkınızda hayırlı olabilir Hoşunuza giden bir şey de, hakkınızda kötü olabilir Bunları Allah bilir, siz bilemezsiniz " (el-Bakara, 2/216)

"Savaşan, ancak kendi öz canı için savaşmış olur Allah hiç bir şeye muhtaç değildir " (el-Ankebut, 29/6)

Islâm dini müslümanlara şerefli bir hayat yaşatmayı hedef edinmiştir Bu sebeple bu dinin emrettiği savaş, savunma savaşı, zâlimlerden mazlumları kurtarma savaşı, her yere adalet götürme savaşı ve müslümanların haysiyetini koruma savaşıdır Kur'an-ı Kerîm'de:

"Kendilerine karşı savaş ilân olunduğunda zulme uğrayanlara cihad etmeleri için izin verildi Hak Teâlâ onlara yardıma hakkıyla Kadirdir" (el-Hac, 22/39) buyurulup meşrû savunma savaşına izin verilirken her an savaşa hazır olmak da emredilmiştir

Savaşın önemini ısrarla belirten Islâm dini ve onun yüce kitabı, barışın da gereğine işaret etmekte, barış teklifi düşmandan geldiği takdirde tavız vermeden teklifin yerine getirilmesini istemektedir:

" Eğer onlar barış isterlerse sen de onu kabul et Allah'a güven ve dayan"

"Her şeyi işiten, herşeyi hakkıyla gören O'dur Onlar seni aldatmak isterlerse, şunu kesin olarak bil ki, Allah sana yeter Seni,yardımlarıyla ve müminlerle destekleyen O'dur" (el-Enfâl, 8/63)

Islâm, müslümanlara yapılan tecavüzlerin hiç birinin karşılıksız bırakılmamasını istemektedir:

"O halde, size karşı tecavüz edenlere siz de aynıyla mukabele edin " (el-Bakara, 2/194)

Yeryüzünde fitne kalmayıncaya kadar müslümanların cihada devam etmelerini isteyen Islâm, savaş hukukunu da en güzel şekilde tanzim etmiştir Allah Teâlâ'nın:

" Andlaşma yaptığınızda Allah'ın ahdini (andlaşma hükümlerini) yerine getirin" (en-Nahl, 16/91)

"Haddi aşmayın, Allah haddi aşanları sevmez" (el-Bakara, 2/190) buyurması; Peygamber Efendimiz'in cephe gerisinde bulunan kadın, çocuk, ihtiyar ve din adamlarının öldürülmemesini, savaşçılara işkence edilmemesini çapulculuk yapılmamasını istemesi, Islâm savaş hukukunun temel kuralları olmuştur

Dinimizin müslümanlara farz kıldığı cihadın fazileti ve bu emri yerine getirenlerin Allah katında ulaşacakları yücelikler Kur'an-ı Kerim'de şöyle haber verilmektedir:

"Allah Teâlâ, Cennet'e karşılık müminlerin canlarını ve mallarını satın aldı Onlar Allah yolunda savaşırlar Savaş meydanında şehît ve gazı olurlar Allah'ın bu öyle bir vâdidir ki, Tevrat'ta da, Incil'de de, Kur'an'da da sabittir Kim Allah'tan daha çok vadıni yerine getirir? Yaptığınız bu hayırlı alış verişten dolayı sevinin Işte büyük kurtuluş budur" (et-Tevbe, 9/111)

"Ey mü'minler! Sizi çetin bir azabdan kurtaracak bir ticaret yolu göstereyim mi? O da şudur: Allah'a ve Rasûlüne iman eder ve Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla savaşırsınız Bir bilseniz bu iş sizin için ne kadar hayırlıdır Bu takdirde Allah sizin günahlarınızı mağfiret eder, altlarından ırmaklar akan cennetlere ve Adn Cennetlerindeki hoş konutlara koyar Işte büyük kurtuluş budur" (es-Saf, 6/10-12) Cihadın fazileti hakkında Hz Peygamber (sas) de şöyle buyurur:

"Rasûlullah'a: "-hangi iş daha hayırlıdır?" diye soruldu " Allah'a ve Peygamberine iman etmektir " dedi

"-Sonra hangisi faziletlidir, denildi: Allah yolunda cihaddır" cevabını verdi sonra "hangisidir?" sorusuna karşı da: "-Makbûl olan hac'dır, " buyurdu" (Buhâri, Iman, 1

Abdullah b Mes'ud şöyle anlatıyor: "Rasûlullah'a: -Yâ Rasûlallah, Allah katında hangi iş daha sevimlidir? diye sordum -Vaktinde kılınan namazdır, dedi -Sonra hangisidir? dedim -Anne ve babana iyilik etmendir, buyurdu Sonra hangisidir? sorusuna da: -Allah yolunda cihaddır, cevabını verdi" (Buhârî, Cihad, 1)

Ebû Zerr (ra)'den şöyle rivayet edilmiştir: "-Ya Rasûlallah, hangi amel daha faziletlıdır?" dedim "Allah'a iman etmek ve onun yolunda savaşmaktır" buyurdu (Riyâzü's-Sâlihîn, II, 531)

Bir adam Peygamberimiz (sas)'e geldi ve: "-Insanların hangisi efdaldır?" diye sordu Rasûlullah: "-Allah yolunda malı ve canı ile cihad eden mümin kişidir" buyurdu (Buhârî, Cihad, 2)

Elde silâh, din ve Islâm diyarı uğrunda hudut boylarında nöbet beklemenin asıl bir görev olduğunu ve bunun Allah Teâlâ'yı ziyadeşiyle memnun ettiğini bildiren Peygamberimiz (sas) şöyle buyurmuştur:

"Hudut ve Islâm diyarının muhafazası için bir gün, bir gece nöbet beklemek, bir ay (nafile olarak) gündüz oruç tutup gece namaz kılmaktan daha hayırlıdır" (Müslim, Imâre,163; Tirmizî, Cihad 2)

"Iki çeşit gözü, Cehennem ateşi yakmaz: Biri Allah korkusundan ağlayan göz; diğeri Allah yolunda nöbet beklerken uyumayan göz " (Tirmizî, Fezâilü'l-Cihad, 12)

Görüldüğü gibi cihad ilâhi bir emir olup kadın erkek bütün müslümanlara farzdır Bu farzı yerine getirenler Cenâb-ı Hakk'ın hoşnutluğunu kazanacak ve ahirette yüce mertebelere ulaşacaklardır

 

flasman is offline  
Cevapla



Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap son Mesaj
hadislerle öğüt turk8487 Sünnet & Hadis 0 01-09-2008 04:42
Barış, Cihad, Şehîd, Gazâ FataLCrueL Sünnet & Hadis 0 26-05-2008 16:48
Allah Yolunda Cihad ve Hizmet... mynq Dini Sohbet 1 20-05-2008 11:27
Cihad ve fitne MuSTaFa_TR Dini Sohbet 0 18-08-2007 14:19
Hadislerle kıyamet dehşeti fedayi72 Dini Sohbet 1 17-07-2007 13:10

Saat 06:28.

Web Site Ekle Pagerank Toplist Netfrm Frmalev Mumsema Frmacil Dantel Derya Modeller Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.