| |||||||
| Forum Kuralları | İletiler | Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
| | #1 |
| İlk Müslümanlar ve çekilen sıkıntılar ![]() ![]() ![]() Peygamber efendimize, ilk vahyin gelmesinden sonra, ilk iman eden hazret-i Hadice validemizdir Hiç tereddüt etmeden İslâmiyet'i hemen kabul edip, ilk Müslüman olma şerefine kavuştu![]() Hazret-i Hadice validimize, Cebrail aleyhisselamın öğrettiği gibi abdest almasını öğretti Sonra Peygamber efendimiz imam oldu, birlikte iki rekat namaz kıldılar![]() Hadice validemiz, sevgili Peygamberimizin her sözüne, her emrine, en mükemmel şekilde, itaat etti Böylece Allahü teâlânın katında pek yüksek derecelere kavuştu![]() Resulullah efendimiz üzülse, inkar edenlerin alay etmesiyle elem çekse, O'nu teselli eder, kederini giderirdi Derdi ki: "Ya Resulallah! Hiç üzülme, gam çekme Sonunda dinimiz kuvvet bulup, müşrikler helak olurlar Kavmin sana itaat eder![]() ![]() "Hadice validemizin bu yardımlarından ötürü bir gün, Cebrail aleyhisselam gelip; "Ya Resulallah! Hadice'ye, Allahü teâlânın selamını bildir" dedi Peygamber efendimiz; "Ey Hadice! İşte Cebrail, Allahü teâlânın sana selamını bildiriyor" buyurdu![]() Peygamber efendimiz bir defasında da; "Allahü teâlâ bana Cennet'te inciden bir ev ile Hadice'ye müjde vermemi emretti Orada hastalık, üzüntü ve baş ağrısı yoktur"Hazret-i Hadice'den sonra yetişkinlerden ilk Müslüman olan, Resulullah efendimizin yakın arkadaşlarından hazret-i Ebu Bekir'dir ![]() Hazret-i Ebu Bekir, yirmi sene önce bir rüya görmüştü: "Gökten dolunay inip, Kabe-i muazzamaya gelmiş, parça parça olmuş, parçalardan her biri, Mekke evlerinden biri üzerine düşmüş, sonra bu parçalar bir araya gelerek gökyüzüne yükselmişti Ebu Bekir'in evine düşen parça ise, gökyüzüne yükselmemişti Hadiseyi gören hazret-i Ebu Bekir, hemen evin kapısını kapamış, sanki bu ay parçasının gitmesine mani olmuştu "Gördüğü rüyanın tabirini Bahira'ya sordu Bahira; "Sen neredensin?" dedi Hazret-i Ebu Bekir, "Kureyş'tenim" diye cevap verince, Bahira; "Orada bir peygamber çıkacak ve hidayet nuru Mekke'nin her yerine ulaşacak Sen, hayatında O'nun vefatından sonra da, halifesi olacaksın" dedi![]() Ebu Bekir bu cevaba çok hayret etmişti Bu rüyasını ve tabirlerini, Peygamber efendimiz, peygamberliğini açıklayıncaya kadar kimseye söylememişti![]() Efendimiz peygamberliğini açıklayınca, Ebu Bekir hemen Peygamber efendimize koşup; "Peygamberlerin, peygamberliklerine delilleri vardır, senin delilin nedir?" diye sual etti ![]() Peygamber efendimiz cevabında; "Bu nübüvvetime delil, o rüyadır ki, bir Yahudi alimden tabirini istedin O alim; "Karışık rüyadandır, tabir edilmez" dedi Sonra rahip Bahira, doğru tabir etti" buyurarak, hazret-i Ebu Bekir'e hitaben; "Ey Ebu Bekir! Seni, Allah'a ve Resulüne davet ederim" buyurdu![]() Bunun üzerine hazret-i Ebu Bekir; "Şehadet ederim ki, sen, Allahü teâlânın resulüsün, senin peygamberliğin hakdır ve cihanı aydınlatan bir nurdur" diyerek Müslüman oldu ![]() Müslüman olur olmaz, arkadaşlarını da getirmesi için izin istedi Çok sevdiği arkadaşlarını da getirip onların da iman ile şereflenmelerine vesile oldu![]() Bunlar Eshab-ı kiramın ileri gelenlerinden ve Cennet ile müjdelenmiş; Hz Osman, Hz Talha, Hz Zübeyr bin Avvam, Hz Abdurrahman bin Avf, Hz Sa'd ibni Vakkas, Hz Ebu Ubeyde gibi yüksek şahsiyetler idi![]()
| |
| |
| Dantel | Mumsema | Frmacil |
| | #2 |
| | "Allah'ım, senden gelene razıyım!" Müşrikler sadece Peygamber efendimize eziyet etmiyordu O'nun şanlı Eshabına da işkence yapıyorlardı Bilhassa fakir, kimsesiz olanları tercih ediyor, ellerinden gelen, akla hayale sığmayan baskı ve zulmü hiç çekinmeden yapıyorlardı![]() Bunlardan biri de Bilal-i Habeşi idi Ümeyye bin Halef isminde bir müşrikin kölesi olan hazret-i Bilal, Ebu Bekir-i Sıddik'ın vasıtası ile Müslüman olmuştu![]() Ümeyye, on iki kölesinden en çok Bilal'ı sevdiği için, puthaneye bekçi yapmıştı Hazret-i Bilal, Müslüman olunca, puthanedeki bütün putları secde vaziyetine getirdi Bu haber Ümeyye'ye ulaşınca, büyük bir dehşete kapıldı Çağırtıp;- Sen Müslüman olmuşsun Muhammed'in Rabbine secde ediyormuşsun, öyle mi? diye sordu Hazret-i Bilal de;- Evet Büyük ve yüce olan Allahü teâlâya secde ederim, dedi![]() İşte bu cevaptan sonra, tarihte az görülen akıl almaz işkencelere muhatap oldu hazret-i Bilal ![]() ![]() ![]() Hazret-i Bilal'e yaptıkları bütün tehditlerden, zorlamalardan bir netice alamadı müşrikler ![]() ![]() Bu defa tehdidi işkenceye çevirdiler![]() ![]() Hem de ne işkence![]() ![]() ![]() Öyle vakti güneş tam tepeye geldiğinde, onu soyup, sıcaktan kavrulmuş taşları, çıplak vücuduna koyarak dağladılar ![]() Ateş gibi yanan taşların bir kısmını arkasına, bir kısmını da karnı üzerine yığdıktan sonra; - İslâm dininden dön! ![]() Lat ve Uzza putlarına iman et, diyorlar![]() ![]() Hz Bilal ise;- Allahü teâlâ birdir! Allahü teâlâ birdir! diyerek imanını bildiriyordu ![]() Ümeyye bin Halef, onun bu sabrını gördükçe deliye dönüyor, dikenler üzerinde süründürerek vücudunu yaralıyor ve işkence ediyordu Hazret-i Bilal, vücudundan akan kanlara aldırmadan;- Allahım! Senden gelene razıyım Allahım! Senden gelene razıyım, diyordu![]() Hazret-i Bilal, bu halini şöyle anlatmıştır: O habis Ümeyye, beni, günün sıcağında bağlayıp, devamlı azab ederdi ![]() Hıncını almak için, bir gün çok büyük bir kayayı göğsümün üzerine koydu O anda bayılmışım Ayıldığımda, üzerimdeki kayanın kalkmış ve güneşin buluta girmiş olduğunu gördüm Allahü teâlâya şükrettim ve kendi kendime;"Ey Bilal! Cenab-ı Hak'tan gelen her şey güzeldir, hoştur" dedim "Ümeyye bin Halef, yine bir gün Bilal-i Habeşi'ye işkence yapmak için dışarı çıkarmıştı Elbiselerini çıkarıp sadece bir don ile, yakıcı sıcakta kızgın kumlara yatırıp, üzerine taşlar yığmıştı Müşrikler toplanıp ağır işkenceler yapıyorlar;"Dininden dönmezsen seni öldüreceğiz" diyorlardı Bilal-i Habeşi, bu dayanılmaz işkenceler altında; "Allah birdir! Allah birdir!" diyordu![]() Bu sırada sevgili Peygamberimiz oradan geçiyordu Hazret-i Bilal-i Habeşi'nin bu halini görünce çok üzüldü;- Allahü teâlânın ismini söylemek seni kurtarır, buyurdu ![]() Evine döndükten biraz sonra, yanına hazret-i Ebu Bekir geldi Bilal-i Habeşi'nin çektiği işkenceyi, Ebu Bekir-i Sıddik'a anlatıp;- Çok üzüldüm! buyurdu Efendimizin üzüldüğünü gören, Hazret-i Ebu Bekir, hemen oraya gitti Müşriklere;- Bilal'e böyle yapmakla elinize ne geçer? Bunu bana satın! dedi ![]() - Dünya dolusu altın versen satmayız Fakat, senin kölen Amir ile değişiriz dediler![]() Hazret-i Ebu Bekir'in kölesi Amir, onun ticaret işlerini yapar ve çok para kazanırdı Yanında şahsi malından başka, on bin altını vardı Hazret-i Ebu Bekir'in yardımcısı olup, her işini yürütürdü Fakat müşrik idi ve küfründe ısrar ediyordu Hazret-i Ebu Bekir;"Amir'i bütün malı ve paraları ile Bilal için size verdim" buyurdu![]() Ümeyye bin Halef ve diğer müşrikler çok sevinip; "Ebu Bekir'i aldattık" dediler Hazret-i Ebu Bekir, hemen Bilal-i Habeşi'nin üzerindeki ağır taşları atıp ayağa kaldırdı Bilal-i Habeşi ağır işkenceler sebebiyle çok halsizleşmişti![]() Elinden tutup, doğruca sevgili Peygamberimizin huzuruna getirdi ![]() - Ya Resulallah! Bilal'i, bugün Allah rızası için azad ettim dedi ![]() Resulullah efendimiz, çok sevindi Hazret-i Ebu Bekir'e çok dua buyurdu O sırada Cebrail aleyhisselam; Ebu Bekir'in Cehennemden uzak olduğunu müjdeleyen, Leyl suresinin 17 ve 18 ayet-i kerimelerini getirdi Ayet-i kerimelerde mealen; "Ziyade takva sahibi olup, malını, Allahü teâlânın katında pak olmak için hayr yolunda harcayan kimse, Cehennemden uzaklaştırılmıştır" buyuruldu![]()
|
| |
| | #3 |
| | Demirden gömlek! ![]() ![]() Müşriklerin en çok işkence ettiklerinden biri de Habbab bin Eret hazretleridir Çünkü o kimsesizdi![]() ![]() Ümmü Enmar adlı müşrik bir kadının kölesi idi Onu koruyacak bir akrabası olmadığı için, müşrikler toplanırlar, mübarek vücudunu soyup, üzerini dikenlerle tararlardı![]() Bazan da çıplak vücuduna demirden gömlek giydirip, güneş altında bekletirlerdi Güneşte veya ateşte ısıttıkları taşları çıplak vücuduna bastırırlar;- Dininden dön! Lat ve Uzza'ya tap! derler, Habbab da imanında ısrar eder; - La ilahe ilallah, Muhammedün resulullah, diyerek onlara karşı koyardı ![]() Müşrikler, bir gün toplanıp bir meydanda ateş yaktılar Hazret-i Habbab'ı bağlayıp, getirdiler Soyarak, ateşin üzerine yatırdılar Ya dininden döndürecekler veya ateşte yakacaklardı Ateşin ortasına sırt üstü yatırılan hazret-i Habbab;"Allahım! Halimi görüyor, durumumu biliyorsun Kalbimdeki imanı sabit et, büyük bir sabır ihsan eyle!" diye dua ediyordu![]() Müşriklerden biri ayağıyla Habbab'ın göğsüne bastı Fakat onlar, Allahü teâlânın inananları koruduğunu bilmiyorlardı Yıllar sonra bu hadiseyi Habbab'a sorduklarında, sırtını açıp yanık izlerini göstererek;"O ateşi ancak benim etim söndürmüştü" dedi![]() Hazret-i Habbab'a dışarıda böyle işkence ederlerken, sahibi Ümmü Enmar da, dininden döndürmek için ateşte demiri kızartır ve başına basarak dağlardı O, dini için bütün bu acılara katlanır, teklif ettiklerini yerine getirmez ve imanından dönmezdi![]() Bir gün hazret-i Habbab, sevgili Peygamberimizin huzurlarına çıktı ve; - Ya Resulallah! Müşrikler dışarda beni gördükleri yerde ateşte yakıyorlar Evde, sahibim Ümmü Enmar da kızartılmış demirle başımı dağlıyor Duanızı istirham ediyorum! dedi![]() Sonra sırtındaki ve başındaki yanıkları gösterdi Peygamber efendimiz, bu haline çok acıdı Dininden dönmemek için çektiği ıstıraba, yapılan zulme dayanamadı ve;- Ya Rabbi! Habbab'a yardım et! diyerek duada bulundu ![]() Cenab-ı Hak, Resulünün duasını anında kabul buyurdu ve Ümmü Enmar'ın başına şiddetli bir ağrı verdi Ümmü Enmar, başının ağrısından sabahlara kadar inlerdi![]() ![]() ![]() Çare olarak ateşte kızdırılmış bir demirle başının dağlanmasını söylediler Sonunda Habbab'ı çağırarak, demir çubuğu ateşte kızartmasını ve başını dağlamasını emretti![]() ![]() Habbab da demirle onun başını dağlardı![]() ![]() ![]() Fakat eziyet ve işkenceler de dayanılmaz halde devam ediyordu Olup bitenleri Kainatın efendisine arzedip;- Ya Resulallah! Çektiğimiz işkencelerden kurtulmamız için, dua buyurur musunuz? dedi ![]() Bunun üzerine Resulullah efendimiz; - Sizden önceki ümmetler içinde öyle kimseler vardı ki, demir tarakla derileri, etleri soyulup kazınırdı da, bu işkence yine onları dininden döndüremezdi Testere ile tepesinden ikiye bölünürdü de, yine bu işkenceler onları dinlerinden geri çeviremezdi Allahü teâlâ elbette bu dini tamamlayacaktır Bütün dinlerden üstün kılacaktır Fakat, siz acele ediyorsunuz, buyurdular ve sırtını okşayıp dua ettiler![]() Resulullahın ruhlara gıda ve şifa olan bu latif sözleri, Habbab'ın acılarını dindirmişti ![]() ![]() ![]()
|
| |
| | #4 |
| | Hazret-i Erkam'ın evi Sevgili Peygamberimiz, İslâmiyet'in yayılması ve öğrenilmesi için emniyetli bir yer arıyordu ![]() ![]() Sonunda birçok özelliklerinden dolayı, bu mukaddes vazife için Dar-ül-Erkam'ı yani hazret-i Erkam'ın evini kendine karargah seçti![]() Evin yeri, giriş ve çıkışı, gelip geçenleri kontrol etmek bakımından çok elverişli ![]() ![]() Ayrıca hazret-i Erkam, Mekke'nin ileri gelenlerinden, itibarı yüksek bir zat Habib-i Ekrem efendimiz, bu evde Eshabına İslâmiyeti anlatıyordu Birçok kimse buraya gelip İslâmiyetle şereflendiler![]() Gelenler, Efendimizin mübarek sözlerini, adeta yutarcasına, hiç bir kelimesini kaçırmadan, ezberlerlerdiler Peygamberimiz, gündüzlerini Erkam'ın evine ayırıyor ve sabahtan akşama kadar Eshabını yetiştirmekle meşgul oluyorlardı Burası Müslümanların ilk karargahı idi İlk Müslümanlar burada toplanırlar, böylece müşriklerin her türlü kötülüklerinden korunmuş olurlardı![]() İlk Müslümanlardan olan, Ammar bin Yaser de burada Müslüman olmuştu ![]() Ammar Müslümanlığını açıklamaktan çekinmeyen mücahidlerden biri ![]() ![]() Dininden dönmemek için en ağır işkencelere katlanırdı Müşrikler onu yalnız buldukları zaman, Ramda mevkiine, Mekke kayalıklarına götürürler, elbiselerini çıkarıp, demir gömlek giydirirlerdi![]() Bu şekilde yakıcı güneşin altında bekletilir ve işkence edilirdi Bazan da sırtı ateşle dağlanır, bitmez tükenmez işkencelere uğrardı Her defasında;- İnkar et! ![]() İnkar et!![]() Lat ve Uzza'ya tap da kurtul!![]() derlerdi Hazret-i Ammar, bu dayanılmaz işkencelere büyük bir sabırla;- Rabbim Allah, peygamberim Muhammed aleyhisselamdır, diyerek karşılık verirdi ![]() Müşrikler buna daha çok sinirlenirler, göğsü üzerine, sıcaktan yanmış kayaları koyarlar, bazan da kuyu içine atarak suda boğmaya çalışırlardı ![]() Ammar bin Yaser bir gün sevgili Peygamberimizin huzurlarıyla şereflendiğinde; - Ya Resulallah! Müşriklerin bize yaptığı işkenceler son haddine vardı, deyince, Peygamberimiz, hazret-i Ammar'ın haline acıdılar ve; - Sabr ediniz ey Yakzan'ın babası! buyurdular Sonra da, Ya Rabbi! Ammar ailesinden hiç kimseye Cehennem azabını tattırma, diye dua ettiler![]() Bir gün Batha denilen yerde, Yaser ailesine topluca işkence yapılırken, Peygamberimiz oradan geçiyordu Eshabının bu dayanılmaz işkencelerini görünce çok üzüldüler Hazret-i Yaser;- Ya Resulallah! Zamanımız hep böyle işkence ile mi geçecek? diye sual edince, Efendimiz; - Sabrediniz ey Yaser ailesi! Seviniz ey Ammar ailesi! Hiç şüphesiz, sizin mükafat yeriniz Cennet'tir, buyurdu ![]() Bir müddet sonra, önce baba Yaser'i sonra oğlu, Abdullah'ı sonra da anne Sümeyye hatun vahşice şehid ettiler Yaser ailesi böylece Cennete uçtular İşte İslâmda ilk şehidler bunlar![]() ![]() ![]() Eshab-ı kiram, ilk zamanlar rahat ibadet yapamazlar, namaz kılacakları zaman kimsenin bulunmadığı yerlere giderler, orada ibadetlerini gizlice yaparlardı Bir gün tenha bir yerde namaz kılıyorlardı O sırada, onları takip eden Ahnes bin Şerik ve bazı müşrikler yanlarına gelip ibadetleriyle alay etmeye, kötülemeye başladılar![]() Buna dayanamayan hazret-i Sa'd bin Ebu Vakkas ve arkadaşları, müşriklere hücum ettiler Hazret-i Sa'd, eline geçirdiği bir deve kemiğini, kafirlerden birinin kafasına vurarak yardı Müşrikler korkarak kaçtılar Böylece Müslümanlar ilk defa, müşrik kanı akıtmış oldular![]()
|
| |
| | #5 |
| | Ebu Zer-i Gıfari ve ilk selam ![]() ![]() ![]() İnsanlar, birer-ikişer hidayete kavuşuyordu ![]() ![]() İslâmın nuru Mekke dışında da yayılarak alemi aydınlatmaya başlamıştı artık![]() ![]() ![]() İslâmın doğuş ve yayılışı haberi dalga dalga yayılıyordu her tarafa ![]() ![]() Nihayet bu haber, Beni Gıfar kabilesine de ulaştı![]() Ebu Zerr-il-Gıfari bu haberi işitir işitmez kardeşi Üneys'i Mekke'ye gönderip, durumu araştırmasını istedi Üneys, dönüşte;- Vallahi hep hayrı, iyiliği emreden ve kötülüklerden sakındıran pek yüce bir zat gördüm, dedi ![]() Ebu Zerr-il-Gıfari sordu: - Peki, insanlar O'nun hakkında ne diyorlar? - Şair, kahin, sihirbaz diyorlar Fakat O'nun sözleri kahinlerin, sihirbazların sözlerine benzemiyor Ayrıca söylediklerini, şairlerin her çeşit şiirleriyle karşılaştırdım Onlara da benzemiyor Benzeri olmayan bu sözler hiç kimsenin sözüyle de ölçülemez Vallahi, o zat hakkı bildiriyor, doğruyu söylüyor O'na inanmayanlar yalancı ve sapıklık içindedirler!![]() Ebu Zerr-il-Gıfari bu haber üzerine Mekke'ye gitmeye ve Peygamber efendimizi görüp Müslüman olmaya karar verdi Mekke'ye varınca, halini kimseye anlatmadı![]() Ebu Zer, Mekke'de kimseyi tanımıyordu Garib ve yabancı idi Bu bakımdan kimseye birşey sormadı Kabe'nin yanında Resulullah'ı görmek için fırsat kolluyor, nerede olduğunu öğrenmek için bir işaret arıyordu![]() Akşam üstü bir sokak köşesine çekildi Hazret-i Ali, Ebu Zer'i gördü Garib olduğunu anlayarak evine götürdü Halini sormayınca Ebu Zer de sırrını açmadı Sabah olunca tekrar Kabe'ye gitti Akşama kadar dolaştığı halde isteğine ulaşamamıştı Önceki yere gidip oturdu![]() Hazret-i Ali, o gece yine oradan geçiyordu "Bu biçare hala evini öğrenememiş" diyerek tekrar götürdü Sabahleyin yine Beytullah'a gitti ve oturduğu köşeye çekildi Hazret-i Ali tekrar evine davet etti Bu defa nereden ve niçin geldiğini sordu Ebu Zer cevap verdi:- Burada bir peygamberin çıktığını işittim O'nunla görüşmek ve O'na kavuşmak için geldim![]() - Şimdi ben o zatın yanına gidiyorum Beni takib et, benim girdiğim eve sen de gir Eğer yolda sana bir kimsenin zarar vereceğini anlarsam, ayakkabımı düzeltiyorum gibi davranırım O zaman beklemeden beni geçip yürürsün!Ebu Zerr-il-Gıfari, hazret-i Ali'yi takib etti Sonunda Peygamberimizin mübarek yüzünü görmekle şereflendi Ve; "Esselamü aleyküm" diyerek selam verdi![]() Bu selam İslâm'da verilen ilk selam ve Ebu Zerr-il-Gıfari de ilk selamlayan kimse oldu Peygamber efendimiz selamına cevap verdikten sonra sordu:- Sen kimsin? - Ben Gıfar kabilesindenim - Ne zamandan beri buradasın? - Üç gün üç geceden beri buradayım ![]() - Seni kim doyurdu? - Zemzemden başka bir yiyecek, içecek bulamadım Zemzemi içtikçe, hiç bir açlık ve susuzluk duymadım![]() - Zemzem mübarektir Aç olanı doyurur![]() Bundan sonra Ebu Zerr-il-Gıfari, Peygamber efendimize; "Bana İslâm'ı bildir" dedi Peygamberimiz, ona Kelime-i şehadeti okudu, o da söyleyerek, İslâmiyet ile şereflenip, ilk Müslümanlar arasına katıldı![]()
|
| |
| | #6 |
| | Bu, akılsızlık değil mi" Ebu Zer-i Gıfari hazretleri, Müslüman olduktan sonra, iman aşkıyla haykırıp herkese İslâmiyeti duyurmak istiyordu ![]() ![]() Bu sebeple Peygamber efendimize;- Ya Resulallah! Seni hak peygamber olarak gönderen Cenab-ı Hakk'a yemin ederim ki, ben bunu müşriklerin arasında açıkça söyleyeceğim, dedi ![]() Efendimiz "Peki" demedi Fakat Ebu Zer, içinde yanan iman ateşi ile yerinde duramıyordu Kabe yanına gidip, yüksek sesle haykırdı:- Ey Kureyş topluluğu! "Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resulühu-Ben şehadet ederim ki, Allahü teâlâdan başka ilah yoktur Muhammed aleyhisselam O'nun kulu ve resulüdür!![]() ![]() Bunu işiten müşrikler, hemen üzerine hücum ettiler Taş, sopa ve kemik parçalarıyla vurarak kan içinde bıraktılar Bu hali gören hazret-i Abbas;-Bırakın bu adamı, öldüreceksiniz! O, sizin ticaret kervanınızın geçtiği yol üzerinde oturan bir kabiledendir Bir daha oradan nasıl geçeceksiniz? dedi![]() Ebu Zer hazretlerini müşriklerin elinden kurtardı Ebu Zer, Müslüman olmakla şereflenmenin verdiği sevinçle yerinde duramıyordu Ertesi gün yine Kabe'nin yanında Kelime-i şehadeti yüksek sesle, bağıra bağıra söyledi Müşrikler bu defa da dövdüler Yere yıkıldı Yine hazret-i Abbas yetişip, ellerinden kurtardı![]() Ebu Zer-i Gıfari hazretlerine, Peygamber efendimiz kendi memleketine dönmesini ve orada İslâmiyet'i yaymasını emir buyurdu ![]() Bu emir üzerine kendi kabilesi arasına dönüp, onlara Allahü teâlânın birliğini, Muhammed aleyhisselamın O'nun resulü olduğunu anlattı Bildiklerinin gerçek ve doğru olduğunu, taptıkları putların batıl, boş ve manasızlığını söyledi Kendisini dinleyen kalabalıktan, bir kısmı itiraz etmeye başladı![]() Bu sırada, kabilenin reisi Haffaf, bağıranları susturdu: - Durun, dinleyelim bakalım, ne anlatacak, dedi ![]() Bunun üzerine, Ebu Zer hazretleri şöyle devam etti: - Ben Müslüman olmadan önce, bir gün Ruhem putunun yanına gidip, önüne süt koymuştum Bir köpeğin yaklaşıp sütü içtiğini ve putun üzerine pislediğini gördüm Putun buna mani olacak güce sahip olmadığını yakinen anladım Köpeğin bile hakaret ettiği puta tapmak nasıl hoşunuza gider? Bu akılsızlık değil midir? İşte sizin taptığınız budur!![]() ![]() ![]() Herkes başını eğmiş duruyordu İçlerinden biri sordu:- Peki senin bahsettiğin Peygamber neyi bildiriyor? O'nun doğru söylediğini nasıl anladın? O, Allahü teâlânın bir olduğunu, O'ndan başka ilah bulunmadığını, O'nun her şeyi yaratan ve her şeyin maliki, sahibi olduğunu bildiriyor ![]() ![]() İnsanları O'na iman etmeye çağırıyor![]() ![]() İyiliğe, güzel ahlaka ve yardımlaşmaya davet ediyor Kız çocuklarını diri diri toprağa gömmenin ve yaptığınız diğer her türlü kötülüğün, haksızlığın, zulmün çirkinliğini ve bunlardan sakınmayı bildiriyor![]() Bu konuşmadan sonra, Onu dinleyenler arasında başta kabile reisi Haffaf ve kendi kardeşi Üneys olmak üzere pek çok kimse Müslüman oldu ![]() Açıkça müşriklere meydan okuyarak hareket edenlerden biri de İbni Mesud'dur Bir gün, Kabede, ayakta Besmele-i şerifi çekti ve Rahman suresini okumaya başladı![]() Müşrikler, üzerine yürüdüler Yumruk, tekme ve tokatlarla yüzünü, gözünü morartarak belirsiz hale getirdiler![]() ![]() Fakat Abdullah ibni Mes'ud hiç üzgün değildi Müşriklerin çaresiz hali onu sevindirmişti Arkadaşlarına,- Allahü teâlânın düşmanlarını ben bu günkü kadar zayıf görmedim, dedi ![]()
|
| |
| | #7 |
| | Kulaklarına pamuk tıkadı Peygamber efendimiz Mekke'de gece-gündüz insanlara nasihat veriyor; onları, İslâm dinine davet ediyordu ![]() ![]() Mekkeli müşrikler, Efendimizin bu gayretlerini boşa çıkarmak için çabalıyorlar; O'nun anlattıklarını kabul edip iman edenlere de, her türlü hakaret, iftira ve işkenceyi reva görüyorlardı![]() ![]() ![]() Resulullahla görüşen, konuşan birini gördüler mi, hemen yanına varıyorlar, O'nu dinlemeyip anlattıklarına inanmaması için her türlü hile ve yalana başvuruyorlardı Dışarıdan Mekke'ye gelenleri O'nunla görüştürmemek için, ellerinden geleni yapmaktan geri durmuyorlardı![]() Müslümanların, sıkıntı içinde olduklarını ve kafirlerden eziyet çektikleri bir zamanda, Tufeyl bin Amr , Mekke'ye gelmişti Bunu gören müşriklerin önderleri, yanına giderek ikazını yaptı:"Ey Tufeyl! Aramızda ortaya çıkan Abdülmuttalib'in yetiminin, şaşılacak birçok halleri vardır Söylediği sözler sihir gibidir Oğlunu babasından, kardeşi kardeşten, kocayı karısından ayırıyor! Ortaya attığı fikirlerle, ortalığı karıştırıyor, O'nun sözünü işiten oğul, babasına bakmıyor O'na tabi oluyor Artık kimse birbirini dinlemeyip, Müslüman oluyor Korkarız ki, bizim başımıza gelen bu ayrılık belası, seninle kavminin başına da gelir Sana nasihatimiz olsun, O'nunla sakın konuşma! Ne O'na bir söz söyle, ne de O'nun sözünü dinle! Anlattıklarına kulak asma! Çok dikkatli ol! Burada fazla da kalma! Hemen çekip git!"Bundan sonrasını kendisi şöyle anlatıyor: Yemin ederek söylüyorum, bu sözü o kadar çok söylediler ki, artık O'nunla konuşmamaya ve sözünü asla dinlememeye karar verdim Hatta Kabe'ye girdiğim zaman, ne olur ne olmaz belki sözlerini duyarım endişesiyle kulaklarıma pamuk bile tıkamıştım![]() Ertesi gün, sabahleyin Kabe'ye gittim Resul aleyhisselamın orada namaz kıldığını gördüm O'na yakın bir yerde durdum Cenab-ı Hakk'ın hikmeti olarak, okuduklarından bazısı kulağıma çarptı![]() İşittiğim sözler ne kadar güzeldi Kendi kendime; "Ben, iyiyi kötüden ayırt edemeyecek bir adam değilim Üstelik şairim Bunun söylediklerini ne diye dinlemeyeyim? Sözlerini güzel bulursam kabul ederim, güzel gelmezse terk ederim" dedim![]() Ve bir tarafa gizlenip, Resulullah namazını kılıp evine hareket edinceye kadar orada bekledim Sonra peşinden gittim Evine girince, ben de girdim ve;-Ya Muhammed! "aleyhisselam" Ben bu diyara geldiğimde, senin kavmin bana şöyle şöyle dediler Senden uzak durmamı istediler Korkumdan sözünü işitmemek için kulaklarıma pamuk tıkadım Ama Allahü teâlâ senin okuduklarından bir miktarını işittirdi Onları pek güzel buldum Şimdi sen, bana ne söyleyeceksen bildir! Kabul etmeye hazırım, dedim![]() Resulullah efendimiz bana İslâmiyeti anlattı ve Kur'an-ı kerimden bir miktar okudu Yemin ederim ki, ömrümde bundan daha güzel söz işitmemiştim Hemen Kelime-i şehadet getirip Müslüman oldum O anda dedim ki:-Ya Resulallah! Ben, kavmimde sözü dinlenen, itibarlı bir kimseyim Hiç biri sözümden dışarı çıkmaz Gidip, onları da, İslâm dinine davet edeyim Dua ediniz de, Allahü teâlâ benim için bir alamet, bir keramet buyursun! Böylece o alamet, kavmimi İslâmiyete davet ederken bana bir kolaylık, bir yardım olsun!Bu ricam üzerine Resulullah efendimiz; "Ey Allah'ım! Onun için bir ayet, alamet yarat!" diye dua etti ![]() Karanlık bir gecede, kavmimin oturduğu su başına bakan tepeye vardığım zaman, Resulullahın duası sebebiyle alnımda kandil gibi bir nur peyda oldu ve ışık vermeye başladı ![]() O zaman; "Ey Allah'ım! Bu nuru alnımdan başka bir yere naklet! Devs kabilesinin cahilleri görüp de, dininden döndüğü için, Alah, onun alnında ilahi bir ceza olarak bunu çıkardı sanmasınlar!" diye dua ettim ![]() O nur, hemen elimdeki kamçının ucuna gelip kandil gibi asıldı Kabilemin yanına yaklaşıp da, yokuştan aşağıya inmeye başladığım sırada, orada bulunanlar, elimdeki kamçının başında kandil gibi parlayan nuru birbirlerine gösteriyorlardı Bu vaziyette yokuştan aşağıya inip evime geldim Yanıma ilk önce babam gelip, beni bu halde gördü Bana olan sevgisinden boynuma sarıldı Babam çok yaşlıydı Ona dedim ki:- Ey babacığım! Eğer evvelki halin üzere kalırsan, ne ben sendenim, ne de sen bendensin! - Sebebi ne ey oğlum! - Ben artık Muhammed aleyhisselamın dinine girip Müslüman oldum ![]() - Oğlum, ben de senin girdiğin dine girdim Senin dinin benim de dinim olsun!Kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu Bundan sonra İslâm dininden bildiğimi ona öğrettim Sonra, yıkanıp temiz elbiseler giydi Daha sonra yanıma hanımım geldi Ona da aynı şeyleri söyledim O da kabul edip Müslüman oldu![]() Sabah olunca, Devs kabilesinin içine çıktım Bütün Devslilere İslâmiyeti anlattım Onları da davet ettim Fakat kabullenmede ağır davrandılar Hatta çok zaman muhalefet ettiler Günah ve kötülük olan işlerinden el çekmediler Daha da ileri gidip göz kaş hareketleri yaparak benimle alay ettiler; faiz ve kumara düşkünlüklerinden sözlerimi dinlemediler İslâmiyete uymaktan kaçındılar Allaha ve Peygamberine asi oldular![]() Bir müddet sonra Mekke'ye gelip, kavmimin durumunu Resulullaha arz ettim: - Ya Resulallah! Devs kabilesi, Allahü teâlâya asi oldular İslâm'a girmeleri için yaptığım daveti kabul etmediler Onlar için dua buyurun!Peygamber efendimiz, ellerini açıp kıbleye dönerek; "Ya Rabbi! Devs halkına doğru yolu göster, onları İslâm dinine getir!" diye dua ettiler Bana da;- Kavmine dön! Onları güler yüzle ve tatlı dille İslâmiyete davet etmeye devam et! Kendilerine yumuşak davran! buyurdular Hemen memleketime geldim Devs halkını İslâma davetten hiç boş kalmadım![]() ![]() ![]() * * * Dar-ül Erkam'a gidip Müslüman olanlardan biri de Mus'ab bin Umeyr'dir Bunu duyan anne ve babası, ona da işkence etmeye başladılar Dininden döndürmek için, evlerindeki mahzene hapsedip, günlerce aç ve susuz bıraktılar![]() Her türlü sıkıntıya dini için katlanan Mus'ab bin Umeyr, bir gün Resulullah efendimizin huzuruna gitti Onun bu gelişini hazret-i Ali şöyle anlatır:Resulullah ile oturuyorduk Bu sırada Mus'ab bin Umeyr geldi Üzerinde, yamalı bir elbisesi vardı ve acınacak halde idi Resulullah, onun bu halini görünce, mübarek gözleri yaşla doldu Mus'ab'ın çektiği bu işkence ve fakirliğe rağmen dininden dönmemesi üzerine;"Kalbini, Allahü teâlânın nurlandırdığı şu kimseye bakın Anne ve babası onu, en iyi yiyecek ve içeceklerle besliyorlardı Bunları terk etti Allahü teâlâ ve Resulünün sevgisi, onu gördüğünüz hale getirdi" buyurdu![]() İşte, her türlü akıl almaz eziyete, zulme rağmen imanlarından taviz vermedi bu ilk Müslümanlar ![]() ![]() ![]()
|
| |
| | #8 |
| | Söyleyecek yalan bulamadılar Her sene çeşitli şehirlerdeki insanlar, belli günlerde Kabe-i muazzamayı ziyaret etmek için Mekke'ye gelirlerdi ![]() ![]() Resul-i ekrem de gelenleri karşılayıp, her gruba İslâmiyet'i anlatır, Allahü teâlânın bir, kendisinin hak peygamber olduğunu ve kurtuluşun bunda bulunduğunu bildirirdi![]() ![]() ![]() Bir gün Velid bin Mugire, müşrikleri toplayarak bir teklifte bulundu: - Ey Kureyş topluluğu! Yine Kabe'yi ziyaret etme mevsimi geldi Muhammed'in sesi, aleme yayılmıştır Arab kabileleri yanına gelip, tatlı sözlerine meyl ederler ve dinine girerler Buna bir tedbir düşünmek lazımdır Hepimiz anlaşalım, O'nun hakkında bir şey söyleyerek birbirimizi yalancı çıkarmış olmayalım![]() - Ey Abdişems'in babası! İçimizde en ileri görüşlü olan sensin Sen ne söyleyelim dersen, biz de onu söyleriz![]() - Hayır, siz söyleyin ben dinleyeyim ![]() - Kahin diyelim ![]() - Hayır! Yemin ederim ki, O kahin değildir Biz, çok kahin gördük Doğruyu da yalanı da hiç çekinmeden söylerler Muhammed'in okuduğu şeyler, kahinlerin uydurduğu şeylere hiç benzemiyor Sonra biz, şimdiye kadar Muhammed'den bir yalan da işitmedik Eğer böyle söylersek kimse inanmaz![]() Mecnundur, delidir diyelim ![]() - Hayır! Yemin ederim ki O, bir mecnun ve deli de değildir Biz deli ve mecnunları biliriz, delilik alametlerinden de anlarız O'nun ne boğulması, ne çırpınıp titremesi, ne de evhamlanması vardır Böyle söylersek bizi tekzib edip yalanlarlar![]() - O zaman şairdir diyelim ![]() ![]() ![]() Velid ona da itiraz etti: - O şair de değildir! Biz, şiirin her çeşidini çok iyi biliriz O'nun okudukları şiire hiç benzemez![]() - O, sihirbazdır diyelim ![]() - O sihirbaz da değildir Biz, sihirbazları ve yaptıkları sihirleri gördük, onları da biliriz O'nun sözlerinde sihirden eser yoktur Muhammed'in kelamı bütün aleme galiptir Bilinmeyen kimse de değildir Halkı O'ndan ayırıp konuşmalarına mani olamayız Sonra fesahat ve belagatta, güzel ve manalı konuşmakta akranlarından üstündür![]() ![]() Velhasıl O'nun hakkında her ne söylesek, halk bizim sözümüzün yalan olduğunu anlar![]() ![]() ![]() Kureyşliler, diyecek bir şey bulamayınca; - İçimizde en yaşlı ve tecrübeli sensin, sen ne dersen biz ona razıyız, dediler ![]() Bunun üzerine Velid bin Mugire bir müddet düşündükten sonra; -Yine biz O'na sihirbaz diyelim, dedi ![]() Kureyşliler hemen dağılıp, Mekke'de başlarına topladıkları insanlara; "Muhammed sihirbazdır! ![]() " dediler ve halk arasına yaydılar![]() Fakat, müşriklerin bu hareketleri sebebiyle, silah geri tepti, İslâmiyet'i bütün Arab ülkeleri işitmiş oldu ve zihinlerde putlara karşı büyük bir soru belirdi ![]() Allahü teâlâ, Velid bin Mugire kafirine acı azaplar tattıracağı hakkında ayet-i kerimeler indirdi Müddessir suresinin 11 ayet-i kerimesinden itibaren mealen;"Ey Resulüm! O şahsın işini bana havale et! Ona pek çok mal verdim Yanına da hazır oğullar verdim Ömrünü ve makamını yaydım Sonra verdiğimizi daha da artırmamızı arzu ediyor Hayır! Çünkü o, bizim ayetlerimize inat etti, inkarda bulundu O münkiri saud(Cehennem'de bir dağ) azabına düçar edeceğim ![]() ![]() "
|
| |
| | #9 |
| | Ben Sizin Peygamberinizim!" Müşriklerin ileri gelenleri, çeşitli hilelerle ve zulümle insanların iman etmesine mani oluyorlar ![]() ![]() Muhammed aleyhisselamın okuduğu ayet-i kerimeleri dinlemelerine engel çıkartıyorlar![]() ![]() ![]() Fakat, ne gariptir ki, kendilerine mani olamıyorlar ![]() ![]() Kendileri, geceleri gizlice, Efendimizin bulunduğu evin yanına gelerek bir köşeye saklanıp dinliyorlar![]() ![]() ![]() Sabah olup ortalık aydınlanmaya başlayınca, birbirinden habersiz, gece Kur'an-ı kerimi dinlemeye geldiklerini gören müşriklerin ileri gelenleri, birbirlerini ayıplayıp; "Bir daha böyle yapmayalım" derlerdi Ancak ertesi gece dayanamayıp yine birbirlerinden habersiz, gidip bir köşeye saklanarak tekrar dinlerlerdi![]() Sabah olunca da yine birbirlerini görüp şaşırırlardı Bir daha böyle yapmamak üzere yemin ederek ayrılırlar, fakat bundan vazgeçemezlerdi![]() Ancak nefslerine uyup, üstünlük taslayarak, diğer müşriklerin kendilerini ayıplamalarından çekinerek ve daha birçok boş düşüncelere kapılarak iman etmediler Başkalarına da mani oldular Üstelik sokaklarda sözlerine kendileri de inanmadıkları halde; "Muhammed sihirbazdır" diye bağırdılar![]() Bir akşam üzeri müşrikler, Kabe'nin etrafında toplanıp; "Muhammed'i çağırtıp bu meseleyi görüşelim! Ta ki sonunda bizi kınamasınlar ve mazur görsünler" diyerek Resulullah efendimize haber gönderdiler ![]() Bu davet üzerine Peygamber efendimiz Kabe'ye gelip, müşriklerin karşısına oturdu Müşrikler şöyle bir teklifte bulundular:- Ya Muhammed! Sana haber salmamızın sebebi, seninle anlaşmak içindir Yemin ederiz ki, Araplardan senin gibi kavminin başını derde sokan bir kimse görülmedi! Sen dinimizi ayıpladın! Tanrılarımıza dil uzattın! Akıllılarımızı beğenmedin! Birliğimizi bölüp, bizi birbirimize düşürdün! Başımıza getirmediğin kötü iş kalmadı! Eğer sen, bu hareketlerinle ve sözlerinle zengin olmak istiyorsan, istediğinden fazla mal toplayalım Şan ve şeref kazanmak istiyorsan, seni başımızda emir kabul edelim Hükümdarlık istiyorsan, hükümdar olduğunu ilan edip etrafında toplanalım![]() Şayet tesiri altında kaldığın bir şey varsa, seni ondan kurtaralım Cinlerden meydana gelen bir hastalık ise, bütün varlığımızı dökerek şifasını arıyalım!![]() ![]() Alemlerin Efendisi, onları sabırla dinledikten sonra, şu cevabı verdi: - Ey Kureyş topluluğu! Bu söylediğiniz şeylerin hiç birisi bende yoktur Ben size getirdiğim şeylerle, ne mallarınızı istemek, ne içinizde büyük şeref ve şan kazanmak, ne de üzerinize hükümdar olmak için gelmiş değilim Fakat Allahü teâlâ, beni size peygamber olarak gönderdi ve bana bir de Kitap indirdi Sizin için bir müjdeleyici ve bir korkutucu olmamı, bana emretti Ben de, Rabbimin bu emrini size tebliğ ettim, size nasihatta bulundum Eğer getirdiğim şeyi kabul ederseniz, O, size dünyada ve ahırette nasip ve azık olacaktır Şayet kabul etmez de reddederseniz, Allahü teâlâ, benimle sizin aranızda hükmünü verinceye kadar, bana düşen, cenab-ı Hakk'ın emrini yerine getirmek üzere her güçlüğe göğüs gerip katlanmaktadır![]() ![]() ![]() Ebu Cehil, Ümeyye bin Halef ve diğer müşrikler teklifleri reddedilince işi alaya döktüler ![]() ![]() Konuşmalar hayli uzadı![]() Anlaşıldı ki, küfürlerinde ısrarlıydılar ![]() ![]() Öğrenmede samimi olmadıklarını görünce Efendimiz üzüldü![]() ![]() Kendisine yaklaşacakları yerde böyle büsbütün uzaklaştıklarını gören sevgili Peygamberimiz yanlarından ayrıldı![]()
|
| |
| | #10 |
| | Alay edenler cezalarını buldu! Kureyşli müşrikler, Resulullah efendimizi yolundan döndüremiyeceklerini anladılar ![]() ![]() Bu defa taktik değiştirip iftira kampanyasına başladılar![]() ![]() Akıllarınca böylece Müslüman olmalarına mani olacaklardı![]() Efendimiz hakkında, ortaya akla hayale gelmeyecek iftiralar edip, edepsizce laflar ediyorlardı Peygamberimiz bu muamelelerden müteessir oluyor ve teessürlerinin izi mübarek çehrelerinde görülüyordu Üzüntüleri had safhaya çıkmıştı![]() Bir gün Kainatın sultanı Kabe-i muazzamayı tavaf ederken, Cebrail aleyhisselam geldi, "Ben seninle alay edenlerin hakkından gelmek üzere emir aldım" dedi Biraz sonra Velid bin mugire önlerinden geçti Cebrail aleyhisselam Efendimize sordu:- Bu geçen nasıl bir kimsedir? - O, Allahü teâlânın en kötü kullarından biridir ![]() Cebrail aleyhisselam, Velid'in bacağına işaret etti ve; "Hakkından geldim" dedi Biraz sonra As bin Vail geçiyordu Onu da sorup aynı cevabı alınca, karnına işaret etti ve; "Ona da haddini bildirdim" dedi![]() Esved bin Muttalib geçince, gözüne; Abdiyagves'i görünce, başına işaret etti Haris bin Kays geçerken de karnına işaret edip,- Ya Muhammed! Allahü teâlâ bunların şerrinden seni kurtardı Yakında bunların her biri bir belaya uğrar, dedi![]() Bunlardan As bin Vail'in ayağına diken battı Ne kadar ilaç yaptılarsa da derdine çare bulamadılar Nihayet ayağı deve boynu gibi şişip; "Muhammed'in Allahı beni öldürdü" diye feryad ederek can verdi![]() Esved bin Muttalib'in gözleri kör oldu Başını ağaca çarpa çarpa helak etti kendini Esved bin Abdiyagves, Bad-ı Semum denilen yerde iken, yüzü ve gövdesi simsiyah oldu Evine gelince tanımadılar ve kapıdan kovdular Kahrından başını evinin kapısına vura vura öldü![]() Haris bin Kays da tuzlu balık yemişti Harareti arttıkça arttı Ne kadar su içtiyse kanmadı Sonunda çatladı Velid bin Mugire'nin de baldırına demir parçası battı Yarası iyileşmedi, çok kan kaybetti feryad ederek can verdi![]() |