Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Siyer

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et
Alt 01-06-2008   #1
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart Mirac



Mirac'a ilk adım

Sevgili Peygamberimiz, bütün engellemelere rağmen, gördüğü her kabileye, İslâmiyeti anlatıyor Kendisini himaye edip, insanlara Allahü teâlânın emirlerini tebliğ etmesinde yardımcı olmalarını istiyor Böylece herkesin dünya ve ahıret huzuruna kavuşmalarını arzu ediyor
Fakat insanlar, ne Müslüman oluyorlar, ne de himaye etmeye yanaşıyorlardı Ayrıca hakaret, zulüm, işkence ve alay edip, yalanlıyorlardı Alemlerin efendisinin günleri, çok yorgun, aç, susuz, üzüntülü ve pek hüzünlü geçiyordu
Gündüzleri böyle geçiyor, gece geç vakitlere kadar bu hal devam ediyordu Mekkeli müşrikler, gelen insanların Müslüman olmasını engelledikleri gibi, Habib-i Ekrem efendimize zulüm etmekten geri durmuyorlardı
Artık Resulullah efendimiz için gidilecek bir yer yoktu Her taraf düşman idi O gece doğruca amcası Ebu Talib'in kızı Ümm-i Hani'nin, Ebu Talib Mahallesi'nde bulunan evine geldi Ümm-i Hani, o zaman henüz iman etmemişti "Kimdir o" deyince, Resulullah efendimiz; "Amcan oğlu Muhammed'im Kabul edersen, misafir geldim" buyurdu
Ümm-i Hani; "Senin gibi doğru sözlü, emin, asil, şerefli misafire can feda olsun Yalnız, teşrif edeceğinizi önceden bildirseydiniz, bir şeyler hazırlardım Şimdi yedirecek bir şeyim yok" dedi
Resulullah efendimiz, "Yiyecek, içecek istemem Hiç biri gözümde yok Rabbime ibadet etmek, yalvarmak için bir yer bana yetişir" buyurdu
Ümm-i Hani, sevgili Peygamberimizi içeri alıp; bir hasır, leğen ve ibrek verdi Gelen misafire ikram etmek, onu düşmandan korumak, Araplar için en şerefli vazife sayılırdı Bir evdeki misafire zarar gelmesi, ev sahibi için büyük yüz karası olurdu
Ümm-i Hani; "Bunun Mekke'de düşmanları çok Hatta öldürmek isteyenler var Şerefimi korumak için, sabaha kadar O'nu gözeteyim" diye düşündü Babasının kılıcını alıp, evin etrafında dolaşmaya başladı
Resulullah, o gün çok incinmişti Abdest alıp, Rabbine yalvarmaya, af dilemeye, kulların imana gelip, saadete kavuşmaları için duaya başladı Çok yorgun, aç ve üzüntülü idi Hasır üzerine uzanıp uyuyuverdi
O anda Allahü teâlâ, Cebrail aleyhisselama; "Sevgili Peygamberimi çok üzdüm Mübarek bedenini, nazik kalbini çok incittim Bu halde, yine bana yalvarıyor Benden başka hiç bir şey düşünmüyor Git, Habibimi getir! Cennetimi, Cehennemimi göster O'na ve O'nu sevenlere hazırladığım nimetleri görsün O'na inanmıyanlara, sözleri, yazıları ve hareketleri ile O'nu incitenlere hazırladığım azabları görsün O'nu ben teselli edeceğim O'nun nazik kalbinin yaralarını ben saracağım" buyurdu
Cebrail aleyhisselam, Resulullahın yanına gelince, O'nu mışıl mışıl uyur buldu Uyandırmağa kıyamadı İnsan şeklinde idi Mübarek ayağının altını öptü Kalbi, kanı olmadığı için, soğuk dudakları Resulullahı uyandırdı
Cebrail aleyhisselamı hemen tanıdı ve; "Ey Cebrail kardeşim! Böyle vakitsiz niçin geldin Yoksa bir hata mı ettim Rabbimi gücendirdim mi? Bana acı haber mi getirdin?" buyurdu ve Rabbinin darılacağından çok korktu
Cebrail aleyhisselam; "Ey bütün yaratılmışların en üstünü! Ey Yaratanın habibi, ey peygamberlerin efendisi, iyilikler menbaı, üstünlükler kaynağı olan şerefli ve büyük Peygamber! Rabbin sana selam ediyor ve seni kendisine çağırıyor Lütfen kalk gidelim" dedi
Mirac yolculuğu böylece başlamış oldu

 

FataL is online now  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Alt 01-06-2008   #2
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Mirac

"Ey Habibim! Sen üzülme!"

Mirac, Efendimizin yükseklikler alemine uruc etmesi Derece derece ötelerin sırlarına ermesi Bu emirle gelen, Cebrail aleyhisselam, Sevgili Peygamberimizi Miraca hazırlamaya başladı Önce, abdest aldırdı Mübarek başına nurdan bir imame koydu Üzerine nurdan bir elbise giydirdi Mübarek beline yakuttan bir kemer taktı Mübarek eline dört yüz inci ile süslü zümrütten bir asa verdi Her inci, Zühre yıldızı gibi parlardı Mübarek ayağına yeşil zümrütten nalin giydirdi Sonra el ele tutuşup Kabe'ye geldiler
Burada Cebrail aleyhisselam, sevgili Peygamberimizin mübarek göğsünü yardı Kalbini çıkardı Zemzem suyu ile yıkadı Sonra hikmet ve iman dolu bir tas getirip içine boşalttı ve göğsünü kapattı
Sonra Cebrail aleyhisselam, Cennet'ten getirdiği Burak adındaki beyaz hayvanı işaret ederek;
- Ya Resulallah! Buna bin! Bütün melekler yolunu bekliyorlar, dedi
Bu sırada Peygamber efendimize bir hüzün çöktü ve tefekküre daldı O anda Allahü teâlâ, Cebrail aleyhisselama;
- Ey Cebrail! Sual eyle! Habibim niçin mahzun duruyor? diye sual edince, Efendimiz cevap verdi:
- Ben bu kadar izzet ve ikram gördüm Hatırıma geldi ki, kıyamet günü zayıf olan ümmetimin hali nasıl olur? Elli bin yıl, Arasat meydanında yaya olarak bunca günahlarını nasıl çekerler ve otuz bin yıllık yol olan Sıratı nasıl geçerler?
Ferman-ı ilahi geldi ki;
- Ey Habibim! Hatırını hoş tut Senin ümmetine elli bin yıllık vakti bir an gibi ederim Üzülme! buyurdu
Peygamber efendimiz, Burak'a bindi Burak çok hızlı gidiyor, bir adımda gözün gördüğü yerin ötesine ulaşıyordu Yolculuk esnasında Cebrail aleyhisselam sevgili Peygamberimize bazı konak yerlerinde inip namaz kılmasını söyledi Alemlerin efendisi bunun üzerine tam üç defa inerek namaz kıldı
Cebrail aleyhisselam da namaz kıldığı yerleri bilip bilmediğini sordu Cevabını kendisi vererek; ilk indiği yerin Medine olduğunu ve bu şehre hicret edeceğini haber verdi
Öteki yerlerin de sıra ile hazret-i Musa'nın Allahü teâlâ ile cihetsiz ve bilinmeyen bir şekilde konuştuğu Tur-i Sina olduğunu, son olarak da İsa aleyhisselamın doğduğu Beyt-i Lahm'da namaz kıldığını haber verdi Sonra Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya geldiler
Mescid-i Aksa'da, Cebrail aleyhisselam bir kayayı parmağı ile delerek Burak'ı bağladı Geçmiş peygamberlerden bazısının ruhları insan şeklinde toplanmışlardı Cemaatle namaz için; Âdem, Nuh ve İbrahim peygamberlere "aleyhimüsselam" imam olmaları sıra ile söylendi Özür dileyerek kabul etmediler Hazret-i Cebrail;"Sen varken başkası imam olamaz" diyerek Habibullah'ı ileri sürdü
Peygamber efendimiz, peygamberlere imam olup, iki rek'at namaz kıldırdılar
(Mirac, Peygamberimizin Medine'ye hicretlerinden ondokuz ay önce Miladi 621 yılında, geceleyin vuku' bulmuştur
Sevgili Peygamberimizin bu iki mahal arasındaki seyahatleri geceleyin vuku' bulduğu için, gece yolculuğu manasında "İsra" denmiş, bu mübarek kelime aynı olayı anlatan ayetle başlayan "İsra" suresinin de adı olmuştur)


 

FataL is online now  
Alt 01-06-2008   #3
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Mirac

"Bu gelen ne güzel yolcu"

Sevgili Peygamberimiz, Mirac olayının Kudüs'ten sonrasını şöyle anlatır:
Cebrail aleyhisselam bana bir kap içinde Cennet şurubu, bir kap da süt getirdi Sütü aldım
Daha sonra iki bardak daha sundular Biri su, bir bal; ikisinden de içtim Hazret-i Cebrail; "Bal ümmetinin kıyamete kadar devam edeceğine, su da, ümmetinin günahlarından temizlenmesine işarettir" dedi
Sonra beraberce göğe yükseldik Cebrail aleyhisselam birinci kat göğün kapısını çaldı Sordular:
- Sen kimsin?
- Ben Cebrail'im
- Peki yanındaki kim?
- O da Muhammed'dir
- O'na göğe çıkmak için vahy ve Mirac daveti gönderildi mi?
- Evet, gönderildi
"Merhaba gelen zata! Bu gelen, ne güzel yolcu!" dediler ve hemen kapı açıldı ve kendimi Âdem'in "aleyhisselam" karşısında buldum Bana "Merhaba" dedi ve dua etti
Burada çok melek gördüm Hepsi kıyamda huşu ve hudu ile durmuşlar "Subbuhün kuddusün Rabb-ül-melaiketi ver-ruh" zikriyle meşguldüler Cebrail'e sordum:
- Bu meleklerin ibadeti bu mudur?
- Evet Bunlar yaratılalıdan beri, ta kıyamete kadar kıyam üzere olurlar Hak teâlâdan diledim ki, bu ibadeti ümmetime nasip etsin Duamı kabul etti Namazda olan kıyam odur
Orada bir cemaate uğradım Melekler, onların başlarını ezerler, tekrar eski halini alır Yine döverler, yine eskisi gibi olurdu "Bunlar kimlerdir?" dedim "Cuma'yı ve cemaati terk edenlerdir Rüku ve secdeleri tamam yapmayanlardır" dedi
Bir cemaat gördüm Aç ve çıplak idiler "Bunlar kimlerdir?" dedim "Fakirlere merhamet etmiyenler ve zekat vermiyenlerdir" dedi
Bir cemaate uğradım Önlerine nefis yemekler koymuşlar Bir yanda da leş duruyor O nefis yemekleri bırakmış, leşi yerlerdi "Bunlar kimlerdir?" dedim "Bunlar, helali terk edip, harama meyl edenlerdir Helal malları varken, haram yiyen kimselerdir" dedi
Arkasındaki yükün çokluğundan, harekete mecali kalmamış olan bir takım kimseler gördüm O haliyle halka seslenip, üzerine biraz daha yük koymalarını istiyorlardı "Bunlar kimlerdir?" dedim "Bu kimseler, emanete hıyanet edenlerdir İnsanların hakkını almış iken, yine zulmedenlerdir" dedi
Kendi etlerini kesip yiyen bir grup insana uğradık "Bunlar kimlerdir?" dedim Cebrail aleyhisselam; "Bunlar gıybet edenler ve söz taşıyanlardır" dedi
Bir grup insana rastladık, dilleri kafalarından çekilmiş, şekilleri değiştirilip hınzır (domuz) suretine tebdil olmuş olarak azab olunurlar Cebrail aleyhisselam; "Bunlar yalan yere şahidlik yapanlardır" dedi
Bir kısım kadınlara rastladık Yüzleri siyah, gözleri göktü Ateşten elbiseler giydirmişler Melekler onlara ateşten gürzlerle vururlar "Bunlar kimlerdir?" dedim Hazret-i Cibril; "Bunlar zina edenler ve kocalarını inciten kadınlardır" dedi
Bir cemaat daha gördüm Ateş, onları yakar, tekrar dirilirler, tekrar yakardı "Bunlar kimlerdir?" dedim "Bunlar babalarına asi olanlardır" dedi
İkinci kat göğe çıktık Cebrail aleyhisselam kapıyı çaldı Kapı açıldığında, kendimi; teyze çocukları İsa ile Yahya bin Zekeriyya'nın (aleyhimesselam) yanında buldum Bana; "Merhaba" dediler Ve duada bulundular
Meleklerden bir cemaate rastladım Saf bağlayıp durmuşlar, cümlesi rükuda idi Kendilerine mahsus bir tesbihleri vardı Devamlı olarak rükuda dururlar, başlarını kaldırıp, yukarı bakmazlar Cebrail aleyhisselam; "Bu meleklerin ibadeti böyledir Hak teâlâdan iste de ümmetine nasib olsun" dedi Dua ettim Kabul buyurup, namazda rükuu ihsan eyledi
Sonra üçüncü kat göğe çıktık Aynı sual ve cevaptan sonra, kapı açıldı ve kendimi Yusuf aleyhisselamın yanında buldum Baktım ki kendisine güzelliğin yarısı verilmiş Bana, "Merhaba" dedi ve dua etti
Çok melek gördüm Saf halinde, cümlesi secdede idiler Yaratılalıdan beri secdede olup, kendilerine mahsus tesbih ile tesbih ederler Cebrail aleyhisselam; "Bu meleklerin ibadeti böyledir Allahü teâlâdan iste ki, bu ameli ümmetine müyesser eylesin" dedi Hak teâlâdan diledim Kabul edip namazda size nasib eyledi
Dördüncü kat göğe eriştim Saf gümüşten yapılmış, nurdan bir kapısı var Nurdan bir kilit vurmuşlar Kilidin üzerinde, "La ilahe illallah Muhammedün resulullah" yazılı idi Sual ve cevaptan sonra kendimi, İdris aleyhisselamın yanında buldum Bana "Merhaba" dedi ve duada bulundu Allahü teâlâ, onun hakkında (mealen); "Biz onu yüksek bir mekana ref'ettik" buyurmuştur (Meryem suresi: 57)
Bir melek gördüm Bir kürsi üzerine oturmuş, gamlı ve üzüntülü idi Etrafında o kadar çok melek vardı ki, sayısını ancak cenab-ı Hak bilir Sağında nurani melekler gördüm Yeşiller giymişler, çok güzel kokuları var Her birinin güzelliğinden yüzlerine bakılamaz Sol tarafında ağızlarında ateşler saçan melekler vardı Önlerinde ateşten mızrak ve kamçılar var Öyle gözleri var ki, bakmağa takat getirilmez Taht üzerinde oturan meleğin, başından ayağına kadar gözleri var
Daima önündeki deftere bakar, bir an gözünü ondan ayırmazdı Önünde bir ağaç vardı Kah sağ eliyle ondan bir şey alıp sağındaki nurani meleklere teslim eder, kah sol eliyle bir şey alıp solundaki zulmani meleklere verirdi Bu meleğe nazar edince, kalbime bir korku geldi Hazret-i Cebrail'e; "Bu melek kimdir?" dedim "Azrail'dir Bunun yüzünü görmeğe kimsenin takati yetmez" dedi
Yanına varıp; "Ey Azrail! Bu, ahir zaman peygamberidir ve Allahü teâlânın habibi, sevgilisidir" dedi Azrail aleyhisselam kalkıp bana tazim etti; "Merhaba! Hak teâlâ senden daha şerefli bir kimse yaratmadı Ümmetin de, cümle ümmetlerden üstündür Ben senin ümmetine, baba ve analarından daha çok acırım" dedi"Senden bir ricam vardır Ümmetim zayıftır Onlara yumuşak darvanasın Ruhlarını yumuşaklıkla alasın" dedim "Seni en son peygamber olarak gönderen ve kendine habib kılan Allahü teâlânın hakkı için, Allahü teâlâ gece ve gündüzde yetmişkere; "Ümmet-i Muhammed'in ruhlarını yumuşaklıkla ve kolaylıkla al ve işlerini lütf ile gör" diye emreder Bunun için ben de senin ümmetine, ana ve babalarından daha çok şefkat ederim, dedi
Beşinci kat göğe çıktık, orada Harun aleyhisselamla karşılaştık Bana "Merhaba" dedi ve hayır duada bulundu
Beşinci kat gök meleklerinin ibadetlerini gördüm Cümlesi ayakta duruyor ve ayaklarının parmaklarına nazar ediyor, asla başka yere bakmıyor, yüksek sesle tesbih ediyorlardı Hazret-i Cebrail'den "Bu meleklerin ibadeti böyle midir?" diye sordum "Evet, Hak teâlâdan dile de, bu ibadeti ümmetine nasib eylesin" dedi Dua ettim Cenab-ı Hak ihsan etti
Sonra altınca kat göğe çıktık Orada Musa aleyhisselam ile karşılaştık Bana "Merhaba" dedi ve hayır duada bulundu Sonra yedinci kat göğe yükseldik, aynı soru-cevaptan sonra İbrahim aleyhisselamı Beyt-i Ma'mur'a arkasını dayamış olarak buldum O Beyt-i Ma'mur ki, her gün oraya yetmiş bin melek giriyor bir daha sıraları gelmiyor İbrahim aleyhisselama selam verdim Selamımı aldı "Merhaba salih peygamber, salih oğlum" dedi Sonra;
"Ya Muhammed! Cennet'in yeri gayet latif ve toprağı temizdir Ümmetine söyle, oraya çok ağaç diksinler" dedi "Cennet'e ağaç nasıl dikilir?" dedim "La havle vela kuvvete illa billah" ve "Sübhanellahi velhamdülillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber" tesbihini okuyarak, dedi
Cebrail aleyhisselam sonra beni, Sidret-ül-Münteha'ya götürdü Sanki onun yaprakları fil kulakları gibi, meyveleri de kuleler gibi idi O, Allahü teâlânın emirlerinden herhangi birisiyle karşılaştığında, öylesine değişiyordu ve güzelleşiyordu ki, Allahü teâlânın yaratmış olduğu mahlukatından, hiç kimse onun güzelliğini anlatamaz
Cebrail aleyhisselam, Sidret-ül-Münteha'nın ilerisine iletti ve bana veda eyledi Dedim ki: "Ey Cebrail! Beni yalnız mı bırakıyorsun?" Cebrail aleyhisselam ıstıraba düştü Hak teâlânın heybetinden titremeğe başladı ve; "Eğer bir adım daha atarsam, Allahü teâlânın azametinden helak olurum Bütün vücudum yanar, yok olur" dedi
Alemlerin efendisi, buraya kadar Cebrail aleyhisselam ile gelmişti Cebrail aleyhisselam, burada kendisini; yaratılmış olduğu suret üzere kanatlarını açmış, her bir kanadından inciler, yakutlar saçılır bir halde Resulullah'a gösterdi Sonra ziyası güneşten daha parlak, Refref adında yeşil bir Cennet yaygısı geldi Durmadan Allahü teâlânın zikriyle meşgul oluyor, bulunduğu alemi tesbih sadası dolduruyordu
Peygamber efendimize selam verdi Resulullah efendimiz Refref'in üzerine oturdu Bir anda çok yükseklere çıktılar, hicab denilen yetmiş bin perdeden geçtiler Her hicab arası çok uzak idi Her perdede vazifeli melekler vardı Refref, Peygamber efendimizi birer birer o perdelerden geçirdi Böylece; Kürsi, Arş ve ruh alemlerini aştılar
Habib-i ekrem efendimiz, her bir perdeden geçerken; "Korkma ya Muhammed! Yaklaş, yaklaş!" diye emredildiğini duyuyordu Bilinmeyen, anlaşılamayan, anlatılamayan şekilde, Allahü teâlânın dilediği yüksekliklere ulaştı Mekansız, zamansız, cihetsiz, sıfatsız olarak rü'yet hasıl oldu yani Allahü teâlâyı gördü Gözsüz, kulaksız, vasıtasız, ortamsız olarak Rabbi ile konuştu Hiç bir mahlukun bilemiyeceği, anlıyamıyacağı nimetlere kavuştu

 

FataL is online now  
Alt 01-06-2008   #4
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Mirac

"Ümmetimi isterim"

İmam-ı Rabbani hazretleri, Efendimizin Miracını şöyle anlatır:
"O server aleyhissalatü vesselam, Mirac gecesinde, Rabbini, dünyada görmedi, Ahırette gördü Çünkü, Resul aleyhisselam o gece, zaman ve mekan çevresinden dışarı çıktı Ezeli ve ebedi bir an buldu Başlangıcı ve sonu, bir nokta olarak gördü Cennet'e gideceklerin, binlerce sene sonra, Cennet'e gidişlerini ve Cennet'te oluşlarını o gece gördü İşte o makamdaki görmek, dünyada görmek değildir Ahıret görmesi ile görmektir"
Peygamber Efendimize; "Rabbini sena eyle!" buyrulduğunda, O hemen; "Ettehiyyatü lillahi vessalevatü vettayyibat" (yani, bütün lisanlar ile olan medhler, övgüler ve senalar, beden ile olan hizmetler ve taatler, mal ile olan iyilikler ve ihsanlar Allahü teâlâ için olsun) dedi
Önce Allahü teâlâ, Habibine gözsüz, kulaksız, vasıtasız, mekansız olarak; "Esselamü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi ve berekatüh (Ey Resulüm! Selamım, bereketim ve rahmetim senin üzerine olsun)" buyurarak, selam verdi
Peygamber efendimiz; "Esselamü aleyna ve ala ibadillahissalihin (Ya Rabbi! Bize ve salih kullarına da selam olsun)" diye cevap verdiler
Bunu işiten melekler, hep bir ağızdan; "Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resulüh (Gözümle görmüş gibi bilir ve inanırım ki, Allahü teâlâdan başka ilah yoktur Muhammed aleyhisselam O'nun kulu ve resulüdür)" dediler
Allahü teâlâ buyurdu ki: "Ey Habibim! Benim misafirimsin İste benden ne istersen!" Resulullah efendimiz; "Ümmetimi isterim ya Rabbi" dedi
Hak teâlâ, bu suali yedi yüz defa tekrarladı Resulullah efendimiz hepsinde; "Ümmetimi isterim" diye cevap verdi
Allahü teâlâ; "Hep ümmetini istersin" buyurunca, O; "Ey Rabbim! Dileyen benim, veren sensin Cümle ümmetimi bana bağışla" diye taleb etti
Cenab-ı Hak; "Eğer ümmetinin hepsini şimdi sana bağışlarsam, benim rahmetim ve senin izzetin zahir olmaz Bir kısmını şimdi sana bağışladım İki kısmını tehir ettim Kıyamet günü sen dileyesin, ben bağışlıyayım Ta ki, benim rahmetim ve senin izzetin (şerefin) belli olsun" buyurdu
Sevgili Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde buyurdular ki:
"O gece (Mirac gecesi), Allahü teâlâdan cümle ümmetimin hesabını bana ısmarlamasını istedim Hak teâlâ buyurdu ki:
"Ya Muhammed! Bundan muradın odur ki, hiç kimse, ümmetinin kabahatlerine muttali olmasın Benim muradım odur ki, sen şefkatli peygambersin, yabancılara olduğu gibi, senden dahi kabahatleri ve çirkin işleri örtülü olsun
Ya Muhammed! Sen onların yol göstericisisin Ben onların rabbiyim Sen onları yeni gördün Ben evvelden ebede onlara nazar ettim ve nazar ederim
Ya Muhammed! Eğer senin ümmetin ile söyleşmeği sevmeseydim, kıyamet günü onları hesaba çekmezdim Büyük ve küçük hiç bir günahlarını sormazdım"


 

FataL is online now  
Alt 01-06-2008   #5
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Mirac

Resulullahın sualleri

Peygamber Efendimiz Miracda Cenab-ı Hakka sorduğu sualleri ve aldığı cevapları bir hadis-i şeriflerinde şöyle anlatır:
Dedim ki: "Ya Rabbi! Cebrail'e altı yüz bin kanat verdin Buna karşı bana olan ihsanın nedir?"
Hak teâlâ buyurdu ki: "Senin bir kılın bana Cebrail'in altı yüz bin kanadından sevgilidir Senin bir kılın sebebiyle, binlerce asi günahkarı kıyamet günü azad ederim Ya Habibim! Cebrail kanadını açsa, doğu ile batı arasını doldurur Sen şefaat etsen, doğu ile batı arası asi dolu olsa, hepsini sana bağışlarım"
Dedim ki: "Pederim Âdem'e (aleyhisselam) karşı melekleri secde ettirdin Buna karşı, bana olan ikramın nedir?"
Hak teâlâ buyurdu ki: "Meleklerin, Âdem'in önünde secde etmeleri, senin nurunun, onun alnında olması sebebiyledir Ya Habibim! Sana ondan üstün şey verdim İsmini ismime yakın eyledim ve Arş-ı ala üstüne yazdım O zaman Âdem yaratılmamış idi, namı ve nişanı yok idi Senin ismini gökler kapısında, hicablar üzerinde, Cennetler kapısında, köşkler ve ağaçlarda, Cennet'in her yerinde yazdım Cennet'te, üzerinde "La ilahe illallah Muhammedün resulullah" yazılmış olmayan hiçbir şey yok idi Bu mertebe, Âdem'e verilen mertebeden daha üstündür"
Dedim ki: "Ya Rabbi! Nuh'a (aleyhisselam) gemi verdin Buna karşı bana ne ihsan eyledin?"
Buyurdu ki: "Sana Burak verdim ki, bir gecede yerden Arş'a eriştirdim Cennet ve Cehennem'i gördün Ümmetine de mescidler verdim ki, kıyamet günü gemilere biner gibi ümmetin o mescidlere binip, Sırat'ı göz açıp yumacak kadar zamanda geçip Cehennem'den halas olurlar"
Dedim ki: "Ya Rabbi! İsrail oğullarına kudret helvası ile bıldırcına benzer kuş eti indirdin"
Hak teâlâ buyurdu ki:
"Sana ve ümmetine, dünya ve ahıret nimetini ihsan ettim Ya Habibim! Sana bir sure verdim ki, ona benzer bir sure Tevrat'ta ve İncil'de yoktur O sure Fatiha'dır Her kim o sureyi okusa, vücudu Cehnnem'e haram olur O okuyan kimsenin ana ve babasının azabını hafifletirim
Ya Habibim! Ben, senden ekrem (kıymetli, üstün, şerefli) kimse yaratmadım
Ya Habibim! Her kim benim birliğimi kabul ederse ve bana ortak koşmaz ise Cennet onlarındır Böyle olan ümmetine Cehennem'i haram ettim Ümmetine karşı rahmetim, gadabımı aşmıştır
Ya Habibim! Benim katımda cümle kalktan ekremsin, şereflisin Kıyamet günü sana o kadar ikramlar yaparım ki, cümle alem hayret eder
Ey Habibim! Sen Cennet'e girmeyince, diğer enbiya giremez Senin ümmetin girmeyince, gayri ümmet giremez
Ya Habibim! İster misin ki, senin ve ümmetin için neler hazırladım göresin?"
"İsterim ya Rabbi!" dedim İsrafil'e hitab edip; "Ey İsrafil! Kulum ve eminim ve resulüm Cebrail'e de ki, Habibimi Cennet'e iletip, Habibim ve ümmeti için Cennet'te neler hazırladım ise göstersin Ta ki, mübarek hatırı endişeden halas ola" buyurdu"

 

FataL is online now  
Alt 01-06-2008   #6
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Mirac

Cennette gördükleri

Alemlerin efendisi olan sevgili Peygamberimiz, İsrafil aleyhisselam ile birlikte Cebrail aleyhisselamın yanına geldiler Allahü teâlânın emrini yerine getirmek için Cebrail aleyhisselam, Peygamber efendimizi Cennet'e götürdü
Melekler, ellerinde nur dolu tabaklarla bekliyorlardı Cebrail aleyhisselam;
"Ya Resulallah! Bunlar, Âdem aleyhisselamdan seksen bin yıl önce yaratıldı Bu makamda, tabaktakileri sana ve ümmetine saçmak için sabırsızlanırlar Kıyamet günü Hazretin ve ümmetin, Allahü teâlânın emriyle Cennet'in eşiğine ayak basınca, bu melekler tabaklardaki cevahiri üzerinize saçacaklardır" dedi
Cennet'te vazifeli olan Rıdvan ismindeki melek, onları karşıladı Peygamber efendimize müjdeler verdi ve; "Hak teâlâ, ikisini senin ümmetine, birini de diğer ümmetlere vermek için Cennet'i üç kısım etti" dedi ve Cennet'in her tarafını gezdirdi
Habib-i ekrem efendimiz buyurdular ki:
"Cennet ortasında bir ırmak gördüm Arş'ın yukarısında akar Bir yerden su, süt ve bal çıkar Asla birbirine karışmaz O ırmağın kenarı zebercedden idi İçindeki taşlar cevahir, balçığı anber, otları za'feran idi Etrafına gümüş bardaklar koymuşlar, sayıları gökteki yıldızlardan ziyade idi Çevresinde kuşlar olup, boyunları deve boynu gibi idi Her kim onların etinden yese ve o ırmaktan içse, Hak teâlânın rızasına mazhar olur
Cebrail'e; "Bu ırmak nedir?" diye sordum "Kevser'dir Hak teâlâ, onu sana vermiştir Sekiz Cennette olan bostanlara bu Kevserden akar" dedi
Irmağın kenarında çadırlar gördüm Cümlesi inci ve yakuttan idi O çadırlarda huriler gördüm Yüzleri güneş gibi parlar idi Derlerdi ki:
"Biz sevinçli ve neş'eliyiz Bize hiç üzüntü gelmez Biz gençleriz, hiç yaşlanmayız Biz iyi huyluyuz, hiç kızmayız Biz hep böyleyiz, hiç ölmeyiz"
Saadet köşklerine ve ağaçlarına erişip, onların nağme ve sedaları her yeri kaplar Öyle hoş sesleri vardı ki, o nağmeler dünyaya gelseydi, ölüm ve mihnet dünyada olmazdı
Cebrail "Bunların yüzlerini görmek ister misin?" dedi "İsterim" dedim
Bir çadırın kapısını açtı Baktım Öyle güzel suretler gördüm ki, eğer bütün ömrümce onların güzelliğini anlatsam, bitiremem Yüzleri sütten beyaz, yanakları yakuttan kırmızı ve güneşten parlaktı Derileri ipekten yumuşak ve ay gibi ışıklı, kokuları miskten daha güzeldi
Saçları gayet siyah, kimi örülmüş, kimi toplanmış, kimi salıverilmiş, otursa, etrafında çadır gibi olur, kalksa, ayağına kadar uzanırdı Her birinin önünde bir hizmetçi dururdu
Peygamber efendimiz buyurdu ki:
"Sekiz Cennet'in bağ ve bostanını ve türlü nimetlerini gördüm Cehennem'i ve derecelerini de görsem diye hatırıma geldi"
Cebrail elimi tutup, Cehennem'in en büyük meleği Malik'e götürdü:
"Ey Malik! Muhammed aleyhisselam, asilerin Cehennem'deki yerlerini görmek ister O'na Cehennem'i göster" dedi
Malik, Cehennem'in tabakalarını açtı Yedi tabakanın hepsini gördüm
Efendimiz, Cehennemdekilerin halini görünce çok üzüldü Merhametinden çok ağladı Bütün melekler de ağlaştılar


 

FataL is online now  
Alt 01-06-2008   #7
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Mirac

O söyledi ise doğrudur"

Alemlerin efendisi Cehennemdekilerin halini görünce ağlamaya başladı Allahü teâlâya yalvardı Ümmetinin zayıflığını ve böyle azaba takat getiremeyeceklerini söyleyerek, o kadar çok ağladı ki, Cebrail aleyhisselam ve cümle melekler de beraber ağlaştılar
Allahü teâlâdan hitap geldi ki:
"Ey Habibim! Senin hürmetin ve kıymetin benim katımda büyüktür, duan kabul olunmuştur Hatırını hoş tut Seni, muradına eriştiririm Sana öyle bir makam veririm ki, pek çok sayıda asileri, senin şefaatin ile bağışlarım Ta ki, sen yeter diyene kadar"
Peygamber efendimiz gördüklerini anlatmaya devam ederek buyurdu ki:
"Daha sonra, Semavattan geçip, Musa'nın (aleyhisselam) bulunduğu makama geldim
Bana; "Hak teâlâ, sana ve ümmetine ne farz eyledi" dedi Ben de; "Her gün ve gece için elli vakit namaz kılınmasını bana farz kıldı" dedim "Rabbine dön, biraz hafifletmesini dile Çünkü ümmetin bunun altından kalkamaz", dedi
Bunun üzerine, Rabbime döndüm ve dedim ki: "Ya Rabbi! Ümmetimden bu emri biraz hafif eyle" Bunun üzerine elli vakitten sadece beş vakit indirdi
Musa'ya (aleyhisselam) döndüm ve beş vakit indirdi dedim Dedi ki: "Rabbine dön! Biraz daha hafifletmesini dile Çünkü ümmetin bunun altından da kalkamaz" Böylece Musa (aleyhisselam) ile Rabbimin arasında gidip geldim ve nihayet Allahü teâlâ şöyle buyurdu:
"Bu namazı beş vakte indirdim Her namaz için on sevab vardır Bu bakımdan sonunda yine elli namaz olur Zira her kim bir sevabı kastedip de yapamazsa, onun için bir sevab yazılır Fakat yaparsa, bire karşılık tam on sevab yazılır Fakat bir günaha kasdedip de yapmazsa, hiç bir şey yazılmaz Yaparsa, ancak o bir günah olarak kayda geçer"
Allahü teâlâ böylece, sevgili Peygamberimizin çektiği sıkıntılarla yaralanan mübarek kalbini, teselli eyledi Hiç bir mahlukuna vermediği, kimsenin bilemiyeceği, anlayamıyacağı nimetleri, O'na ihsan eyledi
Alemlerin efendisi, sonra bir anda Kudüs'e ve oradan Mekke-i mükerremeye, Ümm-i Hani'nin evine geldiler Yattığı yer henüz soğumamış, leğendeki abdest suyunun hareketi durmamış idi
Dışarda dolaşan Ümm-i Hani uyuklamış, bir şeyden haberi olmamıştı Peygamber efendimiz, Kudüs'ten Mekke'ye gelirken, Kureyş'in kervanına rastladı Kervandaki bir deve ürktü, yıkıldı Sabah olunca, Kabe yanına gidip Miracını anlattı
Kafirler, alay ettiler Müslüman olmaya niyetli olanlar da tereddüde düştüler Müşriklerden bazıları sevinerek, Ebu Bekir'in evine geldiler Çünkü onun akıllı, tecrübeli, hesaplı bir tüccar olduğunu gayet iyi biliyorlardı
Kapıya çıkınca;
-Ey Ebu Bekir! İyi bilirsin Mekke'den Kudüs'e gidip gelmek, ne kadar zaman sürer? diye sordular Hazret-i Ebu Bekir;
-İyi biliyorum Bir aydan fazla sürer, dedi
Bu söze sevinen kafir güruhu;
-Akıllı, tecrübeli adamın sözü böyle olur, dediler Gülüp, alay ederek ve hazret-i Ebu Bekir'in de kendileri gibi düşüneceğini umarak;
-Senin efendin, Kudüs'e bir gecede gidip geldiğini söylüyor, artık iyice sapıttı, dediler Hazret-i Ebu Bekir'e sevgi, saygı gösterip bel bağladılar
Hazret-i Ebu Bekir, Resulullah efendimizin mübarek adını işitince;
-Eğer O söyledi ise doğrudur Bir anda gidip geldiğine ben de inandım, deyip içeri girdi


 

FataL is online now  
Alt 01-06-2008   #8
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Mirac

"Canım feda olsun!"

Resulullahın Miraca çıktığını öğrenen, hazret-i Ebu Bekir, hemen Resulullah efendimizin yanına geldi Büyük kalabalık arasında, yüksek sesle;
"Ya Resulallah! Miracınız mübarek olsun! Bizleri, senin gibi büyük Peygambere hizmetçi yapmakla şereflendirdiği ve mübarek yüzünü görmekle, kalbleri alan, ruhları çeken tatlı sözlerini işitmekle nimetlendirdiği için Allahü teâlâya sonsuz şükürler ederim Ya Resulallah! Senin her sözün doğrudur İnandım Canım sana feda olsun!" dedi
Hazret-i Ebu Bekir'in sözleri kafirleri şaşırttı Diyecek şey bulamayıp dağıldılar Şüpheye düşen, imanı zayıf birkaç kişinin de kalbine kuvvet geldi Resulullah efendimiz o gün, Ebu Bekir'e "Sıddik" dedi Bu adı almakla, derecesi bir kat daha yükseldi
Bu hale çok kızan kafirler, mü'minlerin kuvvetli imanına, Peygamberimizin her sözüne hemen inanmalarına, O'nun çevresinde pervane gibi dönmelerinle dayanamadılar Resulullah efendimizi mahcup ve mağlub etmek için, imtihan etmeğe Mescid-ı Aksa hakkında sorular sormaya başladılar
Resulullah efendimiz hepsine birer birer cevap verdiler Efendimiz cevap verirken, hazret-i Ebu Bekir; "Öyledir ya Resulallah" derdi Halbuki, Resulullah efendimiz edebinden, hayasından karşısındakinin yüzüne bile bakmazdı Buyurdu ki:
"Mescid-i Aksa'da etrafıma bakmamıştım Sorduklarını görmemiştim O anda, hazret-i Cebrail Mescid-i Aksa'yı gözümün önüne getirdi Pencerelerini görüp sayıyor ve sorularına, hemen cevap veriyordum"
Resulullah efendimiz, yolda develi yolcular gördüğünü söyledi "İnşaallah Çarşamba günü gelirler" buyurdu Çarşamba günü güneş batarken, kervan Mekke'ye ulaştı Kervandakilere sorduklarında fırtına eser gibi olduğunu ve bir devenin yıkıldığını söylediler Bu hal, mü'minlerin imanını kuvvetlendirdi Kafirlerin düşmanlığı da gittikçe arttı
Hicretten bir yıl önce, Receb ayının 27'sinde Cuma gecesi vuku bulan bu mucizeye Mirac denir Resulullah, miraca, ruh ve bedeni ile uyanık bir halde çıktı Mirac gecesinde O'na nice ilahi hakikatler gösterildi ve beş vakit namaz bu gecede farz kılındı Ayrıca Bekara suresinin son iki ayet-i kerimesi ihsan edildi Mirac; Kur'an-ı kerimde, İsra ve Necm suresi ile bazı hadis-i şeriflerde bildirilmektedir
Sevgili Peygamberimiz Miracdan sonra dört büyük halifesine Cennet'i anlatırken buyurdular ki:
"Ya Eba Bekir'! Senin köşkünü gördüm Kızıl altından idi Senin için hazırlanan nimetleri müşahede ettim
Ya Ömer! Senin köşkünü gördüm Yakuttan idi Fakat içeri girmedim Senin gayretini düşündüm
Ya Osman! Seni her gökte gördüm Cennet'te köşkünü görüp seni düşündüm
Ya Ali! Senin suretini dördüncü semada gördüm Cebrail'e sual ettim Dedi ki: "Ya Resulallah! Melekler hazret-i Ali'yi görmeden duramazlar Hak teâlâ, onun suretinde bir melek yarattı Dördüncü gökte durur, melekler onu ziyaret eder, bereketlenirler"
Mirac gecesinin sabahında Cebrail aleyhisselam gelerek Resulullah efendimize beş vakit namazı, vakitlerinde imam olarak kıldırdı
Mirac hadisesinin Kudüs'e kadar olan kısmı ayet-i kerime ile sabit olduğundan buna inanmayan dinden çıkar Hadis-i şeriflerle bildirilen göklere yükselmesi kısma inanmayan bid'at ehli yani sapık,bozuk itikatlı olur


 

FataL is online now  
Alt 10-07-2008   #9
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Mirac

Allah razı olsun teşekkürler

 

Şem'a is offline  
Cevapla



Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap son Mesaj
Bu gün miraç... tuanamlk Özel Gün ve Geceler 2 29-07-2008 19:05
MIRAC TUANA İslam Tarihi 1 10-07-2008 01:50
Neden Miraç herbstregen87 Peygamber Efendimiz (S.A.V) 1 25-06-2008 19:16
Miraç ve Cuma amiral20 Sorular ve Cevaplar 1 10-08-2007 10:54
Yarın Miraç Kandili By_HC Dini Sohbet 0 20-08-2006 02:05

Saat 14:13.

Web Site Ekle Pagerank Toplist Netfrm Frmalev Mumsema Frmacil Dantel Derya Modeller Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.