| |||||||
| Forum Kuralları | İletiler | Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
| | #1 |
| Münafıkların hali bildirildi Hendek savaşına hazırlık için hendek kazılırken, münafıklar gizliden gizliye Allahın Resulü ve vadettikleri ile alay ediyorlardı Bir fırsat bulup, bahane uydurup hendek kazmaktan kaçıyorlardı Bunların bu halini Cenabı Hak, ayet-i kerime göndererek, Habibine ve onun Eshabına bildirdi Münafıklar için inen ayet-i kerimelerde mealen buyruldu ki: "Allahü teâlânın Resulünün davetini, kendi aranızda birbirinizi davetiniz gibi tutmayın, davetine hemen koşun ve izinsiz ayrılmayın! İçinizden, birbirinizi siper ederek gizlice kaçanlarınızı, Allahü teâlâ muhakkak biliyor O'nun emrinden uzaklaşıp gidenler, dünyada fitneye, ahırette de elem verici bir azaba uğramaktan sakınsınlar! Dikkat ediniz! Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi de Allahü teâlânındır O, sizin, hangi inanç üzerinde (mü'min veya münafık) olduğunuzu ve (münafık ve kafirlerin) kendisine döndürülecekleri kıyamet gününü de biliyor![]() Allahü teâlâ onların dünyada yaptıklarını kendilerine haber verecektir Allahü teâlâ her şeyi bilir " (Nur suresi: 63,64)Hendeği kazma işine başlayalı altı gün olmuştu Herkes işini, kendine düşen miktar kadar hendeği layıkıyla bitirmişti Ancak bir yer, zaman yetmediği için geniş ve derin kazılamamıştı Peygamber efendimiz burası için endişelerini belirttiler; "Müşrikler, buradan başka bir yerden geçemezler" buyurdular Buraya nöbetçiler koydular![]() Müşrik ordusunun Medine'ye çok yaklaştığı sırada, Yahudi Nadiroğullarının reisi Huyey, Kureyş ordu kumandanına; "Medine'deki Kureyza Yahudilerinin Müslümanlarla antlaşma halinde olduklarını, ancak onların reisi Ka'b bin Esed'i aldatıp, kendi saflarına çekebileceğini bildirdi Kumandan da; "Ey Huyey! Hemen Ka'b bin Esed'e git Müslümanlar ile yaptıkları antlaşmayı bozup bize yardım etsinler" dedi Bu antlaşmanın maddelerinden biri, "Medine'ye bir düşman ordusu taarruz ederse, Müslümanlarla birlik olup, düşmana karşı koymak" idi ![]() Yahudi Huyey, müşrik ordusundan ayrılıp, gece, beni Kureyza reisi Ka'b'in evine geldi Kapıyı çalıp kendisini tanıttı ve;"Ey Ka'b! Kureyş'in bütün ordusunu, Kinane ve Gatafanoğulları gibi nice kabileleri on bin kişilik bir ordu halinde getirmiş bulunuyorum Artık Muhammed ve Eshabı kurtulamıyacaktır Onları tamamen imha edinceye kadar, Kureyşlilerle buradan ayrılmamağa yemin ettik!![]() " dedi Ka'b; "Muhammed ve Eshabı öldürülemez de, Kureyş ve Gatafanlar ülkelerine dönüp gider ise, burada yalnız kalırız Sonunda hepimizi öldürürler diye korkuyorum!![]() " diye endişesini bildirdi![]() Huyey; "Bu korkunun gitmesi için Kureyş ve Gatafanlardan yetmiş kişi rehin istersin Bu rehineler sende olduğu müddetçe, onlar buradan gidemezler Şayet yenilip giderlerse, ben sizin yanınızdan ayrılmam Size gelen felaket bana gelmiş olur" diyerek, Ka'b'ı sonra da diğer Yahudileri aldattı Müslümanlarla olan muahedeyi yırttırdı Böylece antlaşma bozulmuş oldu![]() Huyey, müşrik ordusuna dönüp durumu anlattı Beni Kureyza'nın, Müslümanları arkadan vuracaklarını bildirdi![]()
| |
| |
| Dantel | Mumsema | Frmacil |
| | #2 |
| | "O ne güzel vekildir!" Hendek kazma işine başlanmasının yedinci günü, müşrikler on bin kişilik muazzam bir ordu ile Medine'nin batı ve kuzey tarafına gelip, ordugahlarını kurdular Bu ordugah, hendeğin kazıldığı yerde idi Müşriklerin düşünceleri; bu muazzam ordu ile Medine'yi baştanbaşa yakıp yıkmak, Peygamber efendimizi ve Eshabını ortadan kaldırıp, İslâmiyet'i yok etmekti Bu, görünüşte karşı konması güç, muazzam ve pek büyük bir ordu idi![]() Müşrikler, hayallerinden geçirmedikleri hendek engelini görünce, şaşkına döndüler, moralleri bozuldu Çünkü, hendek iyi bir atın süratle koşarak atlayamayacağı genişlikte idi İçine düşen bir kimse de kolayca çıkamazdı Hele zırhlı bir kimsenin yukarı tırmanarak çıkması çok zordu![]() Müşriklerin geldiğini haber alan sevgili Peygamberimiz, derhal altı gündür durmadan çalışarak yorgun düşen Eshabını toplayıp, hendeğin bu tarafında Sel dağı eteklerine karargahını kurdu Arkalarında Sel dağı ve Medine bulunuyordu Önünde hendek ve ötesinde düşman![]() ![]() Yine İbn-i Ümm-i Mektum, Medine'de Peygamber efendimizin vekili olarak bırakıldı Kadınlar ve çocuklar hisarlara yerleştirildi Üç bin kişilik İslâm ordusunun otuz altı süvarisi vardı![]() ![]() ![]() Sancakları, Zeyd bin Harise ile Sa'd bin Ubade hazretleri taşıyordu Resullah efendimizin deriden yapılmış çadırı, Sel dağının eteğinde kuruldu![]() Yine nice kahramanlıklar gösterecek olan Eshab-ı kiram, dikkatle düşmanın hareketlerini takib etmeğe başladı Bu sırada, sevgili Peygamberimizin huzuruna gelen hazret-i Ömer üzücü bir haber verdi: "Ya Resulallah! İşittiğime göre, Kureyza Yahudileri aramızdaki antlaşmayı bozmuşlar ve bize karşı harbe hazırlanıyorlarmış!" dedi Beklenilmeyen bu habere, Alemlerin efendisi; "Hasbünallahü ve ni'mel vekil- Allahü teâlâ bize yeter O ne güzel vekildir" diyerek mukabelede bulundular Çok müteessir olmuşlardı Şimdi İslâm ordusu, iki ateş arasında kalmıştı Kuzey ve batıda müşrik orduları, güney doğuda Yahudiler bulunuyordu![]() Resulullah efendimiz, Zübeyr bin Avvam hazretlerini Kureyza oğullarının kalesine gönderdi ![]() Hazret-i Zübeyr gidip, durumu öğrendi Gelince; "Ya Resulallah! Onları, kalelerini tamir, harp talimleri ve manevraları yaparken gördüm Ayrıca hayvanlarını da derleyip toparlıyorlardı" diyerek, gördüklerini anlattı Bunun üzerine Habib-i ekrem efendimiz; Sa'd bin Mu'az, Sa'd bin Ubade, Havvat bin Cübeyr, Amr bin Avf, Abdullah bin Revaha'yı , Kureyza oğullarına nasihat edip antlaşmayı yenilemeleri için gönderdi ![]() Vazife verilen bu beş sahabi, Kureyza Yahudilerinin kalesine gidip, onlara nasihat ettiler Fakat, nasihat kar etmiyordu Ayrıca hakaret etmeye de başlamışlardı Son söz olarak; "Kardeşlerimiz Nadiroğullarını, yurtlarından sürüp çıkarmakla, bizim, kolumuzu-kanadımızı kırdınız Muhammed de kim oluyormuş! O'nunla aramızda hiçbir söz ve antlaşma yoktur Peygamberinizin üzerine hep birden saldırıp, öldürmek için and içmiş bulunuyoruz Kardeşlerimize muhakkak arka çıkıp, yardımcı olacağız!![]() " dediler![]()
|
| |
| | #3 |
| | Cenab-ı Hak zafer vadetti Sa'd bin mu'az hazretleri ve arkadaşları Resulullah efendimizin huzuruna gelip, herkesin anlayamacağı şekilde kapalı olarak, haberin doğru olduğunu ve ikna edilemediklerini anlattılar Peygamber efendimiz; "Haberinizi gizli tutun Ancak bilene açıklayın Çünkü harp, tedbir ve aldatmadan, hileden ibarettir" buyurdular![]() Eshab-ı kiram, Peygamber efendimizin, nasıl hareket edeceklerini merak ediyorlardı Biraz sonra Kainatın sultanı, kahraman Eshabının yanını teşrif etti ve; "Allah ekber! Allahü ekber!" diyerek tekbir getirdi ![]() Bunu işiten şanlı sahabiler, hep bir ağızdan tekbir getirerek, cenab-ı Hakk'ın ism-i şerifinin yüceliğini bildirip, hendeğin ötesinde kum gibi kaynayan küffarın kalbine korku saldılar Müşrikler, tekbirleri işitince; "Muhammed ve Eshabına, herhalde sevindirici bir haber geldi" dediler Peygamber efendimiz, Eshabına; "Ey Müslüman cemaati! Allahü teâlânın fetih ve yardımı ile sevininiz!" buyurarak, muzaffer olacaklarının müjdesini verdi Şanlı Eshab, şimdiye kadar küçük birlikler halinde bir çok gazada bulunmuşlar, Bedir ve Uhud gazalarına katılmışlardı Sayıca ve kuvvetçe çok olan müşrikleri, Allahü teâlânın izni ve Resul-i ekrem efendimizin duası bereketiyle her defasında hezimete uğratmışlardı Başlarında, varlıkların "Baş tacı" olduktan sonra, yapamayacakları iş, katlanamayacakları sıkıntı olamazdı ![]() ![]() Bütün bu olumsuzlara ilaveten hava soğuk, kıtlık şiddetli, açlık ziyade idi ![]() ![]() Peygamber efendimiz dahil, bir çokları mübarek karınlarına taş bağlamışlardı Karşıda her türlü imkana sahip düşman, kum gibi kaynıyordu! ![]() Fakat şanlı Eshab için, düşmanın çokluğu ve çekilen sıkıntıların ehemmiyeti yoktu![]() ![]() Allahü teâlâ en güzel vekildi ![]() ![]() O'na bağlanmışlar, O'na dayanmışlar, O'na sığınmışlardı![]() Kureyş'in önde gelen kumandanları ve Kureyş'le beraber gelen diğer kabilelerin liderleri umumi taarruza geçmek için bir karar vermeden önce, hendeğin etrafında, geçebilecekleri bir yer araştırmaya başladılar Hendeği bir baştan öbür başa kadar dolaştılar Nihayet aceleden yarım kalan dar yerde durup, buradan hücum etmenin uygun olacağında karar kıldılar Müşrik askerleri de kumandanlarının peşinden hareket ediyorlar, bir hendeğe, bir de şanlı Eshaba bakıp şaşırıyorlardı: "Yemin ederiz ki, bu, Arabların başvurduğu bir usul değildir Muhakkak bunu, o Farslı adam tavsiye etmiştir!" diyorlardı![]() Kureyşli kumandanlar, hendeğin dar yerini gösterip" Buradan karşıya kim atlayıp geçebilir " diye sorduğunda, içlerinden beş atlı ortaya çıktı Bunlar teke tek vuruşmak üzere hendeğin karşı tarafına geçeceklerdi Şanlı Eshab-ı kiram dikkatle bu beş atlıyı takip etmeye başladılar Atlılar hız almak için geriye çekildiler Sonra atların başını hendeğin en dar yerine çevirip hızlandırdılar Seçilen bu beş atlı süratle gelip, karşı tarafa atladılar Hemen bunların arkasından gelen pek çok atlı, hendeğe takılıp karşıya geçemediler Hendeğin öbür tarafında kaldılar "Allahım, sen onu muhafaza eyle!" Bu geçenler içinde Amr bin Abd adında çok güçlü bir kimse vardı Tepeden tırnağa kadar zırh giymiş, heybetli bir görünüşü vardı Görünüşte kalblere korku salan bu adam, mücahidlere karşı; "Benimle çarpışabilecek bir kimse varsa meydana çıksın?![]() " diye bağırdı![]() Bu sırada hazret-i Ali'nin, sevgili Peygamberimizin huzuruna çıkarak; "Canım sana feda olsun ya Resulallah! Onunla ben çarpışayım" diyerek izin istediği görüldü ![]() Üzerinde zırhı dahi yoktu Eshab-ı kiram, ona gıbta ile bakıyordu Sevgili Peygamberimiz, kendi mübarek zırhını çıkarıp, hazret-i Ali'yi giydirdiler Kılıcını ona kuşattılar Mübarek başlarından sarığını çıkarıp, onun başına bizzat kendi elleriyle sardılar Sonra da; "Allah'ım! Bedir gazasında amcamoğlu Ubeyde, Uhud gazasında amcam Hamza şehid oldular Yanımda kardeşim ve amcam oğlu olan Ali kaldı Sen onu muhafaza eyle Ona yardımını ihsan eyle Beni yalnız başıma bırakma!" diyerek dua etti Eshab-ı kiram; "Amin!" dediler ![]() ![]() ![]() Dualar ve tekbirler arasında yaya olarak ilerliyen Allahü teâlânın arslanı, atının üzerinde, bir heyula gibi duran Amr bin Abd'ın karşısına dikildi Gözlerinden başka her tarafı zırhlarla kaplı olan Amr, bu kahramanı tanıyamadı ve kim olduğunu sordu![]() O da; "Ben, Ali bin Ebi Talib'im" diyerek kendini tanıtınca, Amr; "Ey kardeşimin oğlu! Baban, benim dostumdur Bu sebeple senin kanını dökmek istemem Benim karşıma çıkacak amcalarından biri yok mu?" diyerek güya ona acıdı![]() Hazret-i Ali ise; "Ey Amr! Vallahi, ben senin kanını dökmek isterim Yalnız, ikimizin de eşit durumda olması lazım gelmez mi? Yiğitliğin şanına da bu yakışmaz mı? Halbuki, ben yayayım, sen ise atlısın!![]() " diyerek onu tahrik etti Bunu işiten Amr'ın, yiğitlik damarı kabarıp derhal atından indi ve atının bacaklarını kılıçla doğradıktan sonra, hiddetle hazret-i Ali'nin karşısına geçti ![]() Hamle yapmak üzere iken, Allahın arslanı; "Ey Amr! İşittim ki, sen, Kureyş'den bir kimse ile karşılaştığında, onun iki dileğinden birini yerine getireceğine yemin etmişsin Bu doğru mu?"diye sordu![]() O da; "Evet, doğrudur" diye cevap verince, bu defa; "O halde, birinci isteğim; senin, Allaha ve Resulüne iman edip, Müslüman olmandır!" diyerek imana davet etti Bunu duyan Amr, kızdı ve; "Geç bunu! Bu bana lazım değil!" dedi Hazret-i Ali; "İkinci isteğim, çarpışmayı bırakıp, Mekke'ye dönmendir Zira Resul aleyhisselam, düşmana galip gelirse, sen bu hareketinle O'na yardım etmiş olursun!![]() " dedi Amr, bütün teklifleri ret etti Vuruşmaktan başka çare kalmamıştı artık![]() ![]() ![]()
|
| |
| | #4 |
| | Hazret-i Ali, Amr'ın işini bitirdi Hendek savaşı başlamak üzere ![]() ![]() Hazret-i Ali'nin kan dökülmemesi teklifini kabul etmeyen, Amr; " Ben intikam almadıkça koku sürünmeyeceğime yemin ettim Başka bir dileğin var mı? diye sordu![]() Hazret-i Ali; "Ey Allahü teâlânın düşmanı! Artık seninle çarpışmaktan başka bir şey kalmadı!" dedi ![]() Amr, bu sözlere gülüp; "Hayret doğrusu! Arab diyarında karşıma çıkabilecek bir yiğidin olduğu, hatırımdan geçmezdi! Ey kardeşimin oğlu! Yemin ederim ki, ben seni öldürmek istemem Zira, baban, benim dostumdu Ben karşıma, Kureyş eşrafından Ebu Bekir gibi, Ömer gibi bir kimse isterdim" dedi![]() Hazret-i Ali; "Öyle olsa da, ben seni öldürmek için buraya çıktım" deyince, Amr'ın kanı başına sıçradı Kılıcını kaldırmasi ile indirmesi bir oldu Böyle bir şeyi bekleyen Allahü teâlânın arslanı, şimşek gibi yana sıçrayıp, hamleyi kalkanıyla karşıladı Fakat Amr, bunun gibi nice kalkanlar parçalamıştı Onun vuruşuna en güçlü kalkanlar bile dayanamazdı Nitekim, şimdi de öyle oldu Hazret-i Ali'nin kalkanı parçalandı, ayrıca kılıç, başını sıyırıp yaraladı Hamle sırası hazret-i Ali'ye gelmişti; "Ya Allah!" diyerek Zülfikar'ı, Amr'ın boynuna indirdi İndirmesi ile İslâm ordusunda; "Allahü ekber! Allahü ekber!" sadaları yeri göğü inletmeye, küffar ordusunda feryadlar yükselmeğe başladı Evet, Nebilerin sultanı varlıkların baş tacının duası kabul olmuştu İnsan azmanı Amr, yere serilmiş, gövdesinden oluk gibi kan boşanırken, kafası miğferiyle birlikte uçmuştu En çok güvendikleri Amr'ın yere serildiğini gören arkadaşları, derhal hazret-i Ali'ye saldırdılar Bunu gören Eshab-ı kiram, oraya koştular Zübeyr bin Avvam , Nevfel bin Abdullah'ı yaralayıp atıyla birlikte hendeğe düşürdü Hazret-i Ali, hendeğe inip Nevfel'in işini bitirdi Diğerleri hendeği zor geçip geriye kaçtılar Müşrik ordusu baş kumandanı ise, daha harbin başında büyük bir ümitsizliğe düşmüştü![]() Artık harbin şekli tayin olmuştu Hendek, göğüs göğüse çarpışmayı engelliyordu Ok atışlarıyla birbirlerine zayiat vermeğe uğraştılar Bu hareket, neticeyi uzatmaktan başka bir işe yaramıyordu Müşrikler, bu şekilde galip gelemeyeceklerini anlayıp, hendeğin her tarafından hücuma geçmenin en uygun bir yol olacağına karar verdiler ve saldırıya geçtiler On bin kişilik koca düşman ordusu, hendeği geçmek için uğraşıyor, üç bin kişilik şanlı İslâm ordusu ise, okla, taşla onları hendekten geçirmemeğe gayret ediyordu Müthiş bir mücadele başlamıştı Bu mücadele akşama kadar sürdü![]() Resul-i Ekrem efendimiz, gece, hendeğin çeşitli yerlerine nöbetçiler yerleştirdi Kendisi de dar olan yerde nöbet tutmağa başladı Medine'ye beş yüz kişilik bir devriye kuvveti göndererek, sokaklarda yüksek sesle tekbir getirmelerini emretti Böylece Yahudilerden veya Kureyş müşriklerinden gelecek bir tehlike, zamanında önlenecek, kadınlar ve çocuklar korunacaktı![]() Kureyza Yahudileri ise, Huyey bin Ahtab'ı müşriklere gönderip, gece baskınları yapmak üzere iki bin kişilik bir kuvvet istediler Geceleri, savunmasız kalan kadın ve çocuklara saldıracaklardı![]() Fakat mücahidlerin sabahlara kadar devriye gezmeleri; "Allahü ekber!" nidalarıyla tekbir getirmeleri, kalplerine büyük bir korku salmıştı Kalelerine çekilip, fırsat beklemeğe başladılar![]() "Sıkıntılar muhakkak kaldırılacak" Müslümanlar, hendek boyunca müşriklerle canla başla mücadele ederken, Yahudiler arkadan vurmak için fırsat kolluyorlardı ![]() ![]() Bir gece Kureyzaoğullarının ileri gelenlerinden Gazzal, yanına on kişilik bir birlik ile, Peygamber efendimizin halası Safiyye validemizin bulunduğu eve kadar gelmeyi başardı![]() İçerde kadınlar ve çocuklar vardı Kendilerini koruyacak bir tek silahları bile yoktu Yahudiler, önce ok atmaya, sonra da içeri girmeye çalıştılar İçlerinden biri, iç avluya geçmeyi başardı ve içeri girmek için etrafı kontrol etmeye başladı Bu sırada sevgili Peygamberimizin kahraman halası, yanındakilere hiç ses çıkarmamalarını tenbih ettikten sonra, aşağı inip, kapının yanına geldi Bir tülbent ile başını sıkıca sarıp, bir erkek görünümüne girdikten sonra, eline bir sırık alıp, beline bir bıçak yerleştirdi![]() Yavaşça kapıyı açıp o Yahudinin arkasına yaklaştı ve elindeki sırığı şiddetle başına indirdi Hiç vakit kaybetmeden yere düşen Yahudiyi öldürdü Sonra öldürülen Yahudinin başını dışarıda ok atmakla meşgul olan Yahudilere fırlattı Arkadaşlarının kesik başını ayakları altında gören Yahudiler, büyük bir korkuya kapılıp, kaçmağa başladılar Bir taraftan da; "Bize, Müslümanlar evlerinde hiçbir erkek bırakmaksızın, hepsini harbe göndermişler, şeklinde haber verilmişti! ![]() " diye söyleniyorlardı![]() Harp, sabahleyin hendek etrafında yine aynı şiddetle devam etti Oklar havada vınlıyarak uçuşuyordu Alemlerin efendisi, şanlı Eshabına; "Varlığım yed-i kudretinde bulunan Allahü teâlâya yemin ederim ki, karşılaştığımız sıkıntılar, üzerinizden muhakkak kaldırılacak ve sizler feraha çıkarılacaksınız" buyurdu ![]() Onlara sabretmelerini tavsiye etti ve zaferin, inananlara ait olacağını müjdeledi Bu müjdeyi alan kahraman sahabiler, açlık, kıtlık gibi sıkıntıları unutup canla, başla çalıştılar Hendekten bir müşrikin bile geçmesine meydan vermediler Eshab-ı kiramın önde gelenlerinden Sa'd bin Mu'az hazretleri, büyük bir kahramanlık göstererek savaşıyordu Savaş sırasında, Hibban bin Kays bin Araka adlı bir müşrikin attığı ok ile kolundan yaralandı Ok, atar damara isabet edip, çok kan kaybına sebep oldu Hazret-i Sa'd, yaralı bir halde, etrafındakilerin kanı durdurmak için uğraştıklarını görerek, durumunun ciddi olduğunu anladı![]() Ve; "Ya Rabbi! Kureyş harbe devam edecekse, bana ömür ihsan eyle Çünkü ben, Resulüne eziyet eden, O'nu yalanlayan bu müşriklerle savaşmaktan hoşlandığım kadar, başka hiçbir şeyden hoşlanmıyorum Eğer aramazdaki harb sona eriyorsa, beni şehidlik mertebesine yükselt Fakat, Beni Kureyza'nın akıbetini görmeden ruhumu kabzetme" diyerek dua etti Duası kabul olunup, kanı kesildi![]() Eshab-ı kiram arasında çarpışıyor görünen Abdullah bin Übey gibi münafıklar ise, gayet ağırdan alıyor, ileri hatlara yaklaşmıyorlardı Ayrıca, mücahidlerin morallerini bozmak için ellerinden geleni yapıyor; "Muhammed size, Kayser ve Kisra'nın hazinelerini vad edip duruyor Halbuki, şu anda hendek içinde hapsolmuşuz Korkumuzdan abdest bozmağa bile gidemiyoruz Allah ve Resulü, bizi aldatmaktan başka bir şey yapmıyor, vadetmiyor!![]() " diyerek fitne çıkarmaya çalışıyordu Sıkıştıkları zaman, evlerine düşmanın saldırabileceğini bahane edip vazife yerlerini terkediyorlardı Münafıkların bu hareketleri de ayrı bir dert ve ayrı bir sıkıntı oluyordu![]()
|
| |
| | #5 |
| | Savaşın şiddetinden namaz kılamadılar Hendek savaşında, müşrik ordusu, bir an önce neticeye varmak için bütün güçünü harcıyor ![]() ![]() Fakat şerefli sahabilerin kahramanca müdafaları karşısında, hiçbir varlık gösteremiyorlar![]() ![]() En çok saldırdıkları yer, dar geçit idi Sevgili Peygamberimiz, buradan ayrılmıyor, Eshabını savaşa tevşik ediyordu Peygamber efendimizin yanı başında harb etmek şerefine kavuşmak isteyen Eshab-ı kiram, gaza meydanında görülmemiş kahramanlıklar gösteriyorlardı Bir ara müşriklerin, şiddetli bir ok atışına başladıkları görüldü Bütün hedef, Kainatın sultanının bulunduğu çadır idi Sevgili Peygamberimizin mübarek vücudlarını bir zırh örtüyordu Mübarek başlarında ise miğferleri vardı Çadırın önünde dimdik duruyorlar, harbin seyrine göre Eshabına emirler veriyorlardı Müşrikler, bazan en zayıf görünen yere birden yükleniyorlar, mübarek sahabiler oraya koşup, din düşmanlarını püskürtünceye kadar, aşk ile çarpışıyorlardı Bu görülmemiş mücadele pek şiddetli oluyor, kahraman sahabiler, çarpışmaktan, yan tarafa bakacak zaman bulamıyorlardı O gün, sabahla başlayan bu mücadele, geç saatlere kadar devam etti Namaz vakitleri geldikçe, şanlı sahabiler; "Ya Resulallah! Namazımız kılamadık" diyorlar, alemlerin efendisi, Kainatın sultanı, büyük bir üzüntü içinde; "Vallahi ben de kılamadım" buyuruyorlardı Yatsı sıralarında, ibadetlerini yaptırmayan müşrik sürüsünü, pek şiddetli bir saldırı ile geriye püskürtüp, dağıttılar Bu dağınıklıktan kurtulamayan Kureyşliler ve Gatafanlılar, geceyi geçirmek üzere karargahlarına çekildiler Mücahidler de sevgili Peygamberimizin çadırana doğru yürüdüler O zaman, alemlere rahmet olarak gönderilen Fahr-i alem efendimiz, beddua etmek adet-i şerifleri değil iken, namaz için dayanamamışlar; "Onlar, nasıl güneş batıncaya kadar uğraştırıp bizi namazımızdan alıkoydular ise, Allahü teâlâ da onların evlerine, karınlarına ve kabirlerine ateş doldursun!" buyurarak, müşriklere bedduada bulundular Kazaya kalan öğle, ikindi ve akşam namazlarını kıldıktan sonra, yatsı namazını kıldırdılar ![]() Müşrikler, İslâm'ı tamamen ortadan kaldırmak için yaptıkları bu mücadelelerinden sonra, Müslümanların gündüz mağlub edilemeyeceğini anladılar ![]() Onlara göre tek çare aynı şiddetle gece baskınları tertiplemekti Müslümanlar ancak bu şekilde yenilebilirdi Bu kararlarını hemen tatbikata koyup, Yahudi Kureyza oğullarıyla birlikte gece baskınları yapmaya başladılar Askerlerini gruplara ayıran müşrikler, nöbet ve sıra ile hücuma geçiyorlardı Bu hal günlerce devam etti Başta sevgili Peygamberimiz ve kahraman Eshab-ı kiram; aç, uykusuz, yorgun oldukları halde müdafaya devam ettiler Hiçbir düşman askerini hendekten bu tarafa geçirmediler Canla başla yapılan bu müdafa, daha önce yapılan bütün gazalardan daha korkulu, daha şiddetli, daha sıkıntılı ve daha zahmetli idi![]() Günlerdir çarpışmakta olan müşriklerde, yiyecek sıkıntısı baş göstermeye başladı Bu sebeple müşrikler, Kureyza Yahudilerinden erzak yardımı istediler Yahudiler, derhal yirmi deve yükü buğday, arpa, hurma ve hayvanlar için saman yükleyip teslim ettiler Kahraman Eshab, bunu haber alınca, üzerlerine yürüdüler, kanlı bir çarpışmadan sonra, müşrikleri kaçırtarak yüklü develeri Peygamber efendimize teslim ettiler ve çok duaya mazhar oldular![]()
|
| |
| | #6 |
| | "Ya Rabbi! zafer ihsan eyle!" Kainatın sultanı efendimiz, bir aya yakın devam eden Hendek savaşındaki, bu şiddetli çarpışmada, pek güç durumlarda kalan kahraman Eshabına acıyor, onlara, babalarından kat kat fazla şefkat gösteriyordu ![]() Şanlı Eshabının gösterdiği bu insan üstü gayretlere karşı, kendisi mübarek alnını toprağa koyuyor, onlar için Allahü teâlâya şöyle yalvarıyordu: "Ey darda kalanların imdatlarına yetişen! Ey muhtaç ve çaresiz kalmışların duasına icabet eden Allah'ım! Benim ve Eshabımın hallerin muhakkak görüyor ve biliyorsun Ya Rabbi! Sen küffarı hezimete uğrat! , içlerine tefrika düşür ve onlara karşı bize nusret ver, zafer ihsan eyle!![]() " Sevgili Peygamberimiz, bu duasını, son günlerde sık sık tekrarlıyordu ![]() Müşrikler, kıtlığın da verdiği ızdıraplardan dolayı, bir an önce Müslümanları ortadan kaldırmak için, bütün güçlerini harcıyorlardı Efendimizin duası kabul oldu ![]() ![]() Böyle çarpıştıkları bir akşam, müşrik ordusundan, kalbine İslâm'ın sevgisi düşmüş bir kimse, Peygamber efendimizin huzuruna geldi Bu, Gatafan kabilesinden Nu'aym bin Mes'ud idi Sevgili Peygamberimize; "Ya Resulallah! Ben, Allahü teâlânın bir olduğunu ve senin hak peygamber olduğunu tasdik etmek için geldim Hamd olsun Müslüman olmakla şereflendim Şimdiye kadar size karşı çarpışmıştım Bundan sonra da küffara karşı çarpışacağım Bana ne emrederseniz yapmağa hazırım! Ya Resulallah! Benim Müslüman olduğumu kavmim dahi bilmiyor" dedi Resul-i ekrem efendimiz; "Bu küffarın arasına girip, tefrika sokarak birbirlerinden ayırmağa çalışabilir misin?" buyurdular O da; "Ya Resulallah! Allahü teâlânın yardımı ile onları birbirinden ayırabilirim Yalnız, her ne dilersem söylemeğe izin var mı?" diye sual etti Efendimiz de; "Harp hiledir İstediğini söyleyebilirsin" buyurdular![]() Nu'aym bin Mes'ud hazretleri, önce Kureyza Yahudilerinin yanına varıp; "Benim size karşı olan sevgimi bilirsiniz Yalnız bu konuşacaklarımız aramızda kalsın, hiç kimse bilmesin!" dedi Yahudiler de; "Hiç kimse bilmeyecektir?" diyerek yemin ettiler Bunun üzerine hazret-i Nu'aym; "Şu adamın (Peygamber efendimizin) işi, muhakkak bir beladır O'nun, Nadir ve Kaynuka oğullarına yaptığını biliyorsunuz Onları, yurtlarından yuvalarından sürüp çıkardığını, hepiniz de gördünüz Şimdi, Kureyşliler ve Gatafanlılar gelip Müslümanlarla çarpışmaktalar, siz de onlara yardım etmektesiniz Günlerce çarpıştığımız halde, daha bir neticeye varamadık Böyle devam ederse, muhasara uzayacağa benzemektedir Kureyşliler ve Gatafanlıların malları, mülkleri, yurtları, çocukları, sizin gibi burada değildir Bu harpte eğer fırsat bulur da galip gelirlerse ganimetleri toplar giderler Şayet mağlub olurlarsa çekip giderler Sizi, onlarla başbaşa bırakırlar Halbuki, sizin Müslümanlarla başa çıkacak ne gücünüz, ne de kuvvetiniz var Harbin şu andaki durumu ise, Müslümanların zafere kavuşacağını göstermektedir Tahmin ettiğim gibi olursa, Müslümanlar sizi kılıçtan geçirmeden bırakmazlar Onun için acele bir tedbir almamız lazımdır!![]() " dedi Bu sözleri büyük bir heyecan ve korku ile dinleyen Yahudiler, hazret-i Nu'aym'ın, kendilerini bu derece düşünmesinden dolayı çok memnun kaldılar ve; "Sen bize dostluğunu layıkıyla gösterdin Bize, nasıl bir tedbir almak lazım geldiğini de söyle" dediler
|
| |
| | #7 |
| | Cenab-ı Hakkın yardımı yetişti Bunu bekleyen Nu'aym bin Mes'ud ; "Doğrusu şudur ki; Kureyş ve Gatafan eşrafından bazılarını rehin almadıkça, Müslümanlarla asla harbe girmeyin! Rehineler sizin yanınızda olduğunu müddetçe, harbden kaçıp gidemezler!" dedi Bunun da pek güzel bir tedbir olduğunu kabul eden Yahudiler, ona, teşekkür edip izzet ikramda bulundular ![]() Hazret-i Nu'aym, Yahudilerden ayrılıp doğruca Kureyş karargahına vardı Kumandanlarına; "Benim Muhammed'e olan düşmanlığımı ve sizleri de ne kadar çok sevdiğimi bilirsiniz Öğrendiğim bir şeyi, dostluğumuzun icabı, size ulaştırmayı büyük bir vazife bildim Yalnız, bu söyleyeceklerimi hiç kimseye duyurmayacağınıza söz verip yemin etmelisiniz!" dedi Onlar da yemin edip merakla; "Söyle, seni dinliyoruz" dediler "Haberiniz olsun ki, Kureyza Yahudileri, sizinle ittifak ettiklerine pişman olmuşlar ve Muhammed'e haber göndermişler: "Kureyş'ten ve Gatafanlıların ileri gelenlerinden boyunlarını vurmak üzere rehineler alıp sana teslim edelim Sonra seninle birlik olup müşriklerin kökünü kazıyıncaya kadar çarpışalım! Yalnız, kardeşlerimiz Nadir oğullarını affedip yurtlarını bağışlamalısın!" demişler![]() Muhammed de, Yahudilerin bu isteklerini kabul etmiş! Eğer Yahudiler, sizden rehine isterse, sakın kabul etmeyin, hepsini öldürecekler! Sakın bu söylediklerimi kimse duymasın! ![]() " dedi Kureyşliler, bu mühim haberden dolayı hazret-i Nu'aym'a çok teşekkür edip iltifat gösterdiler![]() Nu'aym bin Mes'ud oradan ayrılıp, Gatafanlıların yanına geldi Kureyşlilere anlattıklarını onlara da söyledi![]() Bir gün sonra Kureyş kumandanı, Kureyza oğullarına; "Artık burada durmak bizim için çok güçleşti Zira hava soğuk, hayvanlarımız açlıktan kırılıp gitmektedir Bu gece iyi bir hazırlık yapıp, yarın hep birlikte şiddetli bir hücuma geçelim" diye haber gönderdi Yahudiler de; "Biz, hem Cumartesi günü harp etmeyiz, hem de sizinle beraber savaşmaya katılabilmemiz için, ileri gelenlerinizden bir çok kimseyi bize rehin olarak vermeniz lazım Eğer muhasara müddeti uzar ve siz aciz kalıp memleketinize gidersiniz, bizi Muhammed'e teslim etmiş olursunuz Şayet, rehin verirseniz, bizi bırakıp gitmezsiniz!![]() " dediler Bu haber, Kureyş kumandanına ulaştığı zaman; "Nu'aym bin Mes'ud'un sözü doğru imiş" dedi ve Yahudilere tekrar haber gönderip; "Biz size, bir tek adamımızı bile rehin olarak vermeyiz Eğer, yarın gelip bizimle beraber harb ederseniz ne ala, yoksa biz yurdumuza gideriz Siz de Muhammed ve Eshabı ile başbaşa kalırsınız!![]() " dediler![]() Bunu işiten, Kureyza Yahudileri, Nu'aym'ın sözünün doğru çıktığını düşünüp; "Bu durumda, biz de sizinle birlik olup Müslümanlara karşı savaşmayız ![]() " dediler Böylece her iki tarafın da kalplerine korku düştü![]() Peygamber efendimize, Cebrail aleyhisselam gelip; Allahü teâlânın, müşrikleri kasırga ile perişan edeceğini müjdeledi Bunun üzerine Alemlerin efendisi, mübarek dizleri üzerine gelip, mübarek ellerini uzatarak; "Allah'ım! Bana ve Eshabıma acıdığından dolayı sana şükrederim" diyerek, Allahü teâlâya şükranlarını arzettiler Sonra kahraman Eshabına müjdeyi bildirdiler![]() ![]() ![]()
|
| |
| | #8 |
| | Cenab-ı Hakkın yardım müjdesi Hudaybiye antlaşması yapılınca, artık müşriklerle yapılacak bir iş kalmamıştı Resul-i ekrem efendimiz, Eshab-ı kirama; "Kalkınız! Kurbanlarınızı kesiniz Başlarınızı tıraş ettikten sonra ihramdan çıkınız" buyurdular Peygamber efendimiz, herkesten önce kurbanını kesti Sonra kendisini, berberi Hıraş bin Ümeyye hazretleri tıraş etti Eshab-ı kiram, o mübarek saçları daha yere düşmeden havada kapıştılar ve bereketlenmek için sakladılar Sahabiler de kurbanlarını kesip, bir kısmı saçlarını kazıttı, bir kısmı kısalttırdı![]() Hudaybiye'de yirmi gün kadar kalınmıştı Peygamber efendimiz arkadaşları ile birlikte Medine'ye dönmek üzere hareket ettiler Yolda Allahü teâlâ, Peygamber efendimize fetih suresini vahyederek, nimetini ve yardımlarını tamamlayacağını müjdeledi![]() Kainatın sultanı, muzaffer olarak nurlu Medine'yi teşrif ettiği günlerde, Kureyş'in Sakif kabilesinden Ebu Basir, Müslüman olmakla şereflenmişti Müşriklerin arasında yaşamayacağını anlayan Ebu Basir , yaya olarak Medine'ye geldi![]() Hudeybiye antlaşmasının gereği olarak da Medine'den ayrılıp, Kızıldeniz sahilindeki "İs" denilen yere yerleşti Burası, Kureyş müşriklerinin Şam'a gittikleri ticaret yolu üzerinde bulunuyordu Bundan sonra, Kureyş'ten Müslüman olanlar Mekke'yi terkedip, Medine'ye değil, Ebu Basir'in yanına gittiler Bunlardan ilki Ebu Cendel hazretleriydi Artık bunun arkası devam etti Elli kişi, yüz kişi, iki yüz, üç yüz kişi oldular Kureyş kervanı Şam'a giderken buradan geçmek mecburiyetinde kalıyorlardı Ebu Basir hazretleri yanındaki Müslümanlarla, buradan geçen müşrikleri yakalıyor ve Müslüman olmalarını istiyorlardı Müslüman olmayanlarla çarpışıp, onları güç durumda bırakıyorlardı![]() Mekkeli müşrikler, artık Şam ticaret yollarının kesildiğini görüp, Medine'ye bir heyet gönderdiler Hudeybiye sulh-namesinin "Kureyşlilerden Müslüman olan bir kimse velisinden izinsiz Medine'ye giderse iade edilecek!![]() " maddesinin kaldırılması için yalvardılar Peygamber efendimiz merhamet buyurup, onların bu isteklerini kabul ettiler Böylece Kureyşlilerin Şam ticaret yolları açılmış oldu Müslümanlar da sabretmelerinin karşılığında Medine'ye Peygamber efendimizin yanına geldiler![]()
|
| |
![]() |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | son Mesaj |
| Katalon Savaşı | FataL | Türk ve Dünya Tarihi | 0 | 02-08-2008 22:28 |
| Çin İç Savaşı | FataL | Türk ve Dünya Tarihi | 0 | 25-07-2008 00:50 |
| Huneyn savaşı | Hakan | Siyer | 0 | 08-07-2008 23:38 |
| Hendek SavaŞi | Kobe23 | Dini Sohbet | 0 | 22-04-2007 08:01 |
| Hendek Savasi | TUANA | İslam Tarihi | 0 | 27-02-2007 01:56 |