Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Siyer

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et
Alt 01-06-2008   #1
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart Davet Mektupları



Davet Mektupları


Nebiyy-i muhterem, Hudaybiye'den döndükten sonra, İslâm'ın bütün dünyaya yayılmasını, insanların Cehennem azabından kurtulup, hakiki saadete kavuşmasını arzu ediyordu Zira O, bütün aleme, rahmet olarak gönderilmişti
Bu sebeple, çevredeki hükümdarlara elçiler gönderip, İslâm'a davet etmeyi düşündüler Dıhye-i Kelbi'yi , Rum; Amr bin Ümeyye'yi , Habeş; Hatib bin Ebi Beltea'yı , Mısır hükümdarına sefir olarak vazifelendirdi Ayrıca aynı vazife ile Salit bin Amr'ı , Yemame'ye; Şüca'bin Vehb'i , İran hükümdarına gönderdiler
Bu elçiler, Eshab-ı kiramın en güzideleriydi Suretleri ve sözleri en güzel olanlarıydı Her bir hükümdara, ayrı ayrı İslâm'a davet mektupları yazıldı
Sevgili Peygamberimiz mektupların altını, gümüş yüzüğünün kaşında üç satır halinde yazılı olan, "Allahü teâlânın Resulü Muhammed aleyhisselam" mührü ile mühürledi
Hükümdarlara gönderilecek elçiler, sabah, Peygamber efendimizin bir mucizesi olarak, gidecekleri devletin lisanının öğrenmiş olarak kalktılar


 

FataL is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Alt 01-06-2008   #2
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Davet Mektupları

"Saltanatı kendisine de kalmayacak!"

Mısır Hükümdürı Mukavkıs, Peygamber efendimize, ayrıca billur bir kadeh, kokulu bal, sarık, Mısır'a mahsus keten kumaşı, öd, misk gibi güzel kokular, baston, bir kutu içinde sürmelik, gül yağı, tarak, makas, misvak, ayna, iğne ve iplik de hediye etti
Mukavkıs, İslâm elçisi Hatib bin Ebi Beltea hazretlerinin yanına, muhafız askerler katarak gönderdi Arabistan topraklarına ayak bastıklarında Medine'ye giden bir kafileye rastladılar
Hatib, Mukavkıs'ın askerlerini geri çevirip, o kafileye katıldı Hatib bin Ebi Beltea, hediyelerle Medine'ye gelip, Resulullah'ın huzuruna çıktı Sevgili Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem, Mukavkıs'ın hediyelerini kabul etti Hatib , Mukavkıs'ın mektubunu verip, sözlerini nakledince, Peygamber efendimiz; "Ne kötü adam! Saltanatına kıyamadı Halbuki iman etmesine mani olan saltanatı ise, kendisinde kalmayacak!" buyurdular
Mukavkıs'ın, Peygamberimize, hediye olarak gönderdiği iki cariye, Mariye ve kardeşi Sirin'di Hatib bin Ebi Beltea , yolda bunlara Müslüman olmalarını teklif edince, kabul edip, Müslüman olmuşlardı
Peygamber efendimiz, hazret-i Mariye validemizin Müslüman olmasına çok sevinip, onu nikahıyla şereflendirdiler Ondan, İbrahim isminde bir oğlu oldu Sirin'i de Eshabından Şair-i Nebi olan Hassan bin Sabit'e verdiler
En iyi cins ve beyaza çok yakın gri tüylü iki binek hayvanından, katıra Düldül, merkebe de Ufeyr veya Yafur adı takıldı O güne kadar Arabistan'da ak tüylü katır görülmemişti Müslümanların ilk gördüğü ak tüylü katır, Düldül oldu Peygamber efendimiz, hediye edilen billur kadehle su içerdi
Mukavkıs, Peygamberimizin mektubuna çok hürmet gösterip, fildişinden yapılmış bir kutu içine koydu Kutuyu mühürledi ve cariyelerinden birine teslim etti (Adı geçen bu mektup 1267 (m 1850) senesinde, Mısır'ın Ahmin bölgesinde eski bir manastırdaki Kıbt kitapları arasında bulunmuş ve Osmanlı padişahı 96 Halife Sultan Abdülmecid Han tarafından satın alınarak, İstanbul Topkapı Sarayı, Mukaddes Emanetler Bölümüne konmuştur)


 

FataL is offline  
Alt 01-06-2008   #3
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Davet Mektupları

Mukavkıs saltanatını tercih etti

Mısır hükümdarı Mukavkıs, gece Resulullahın elçisi Hatib hazretlerini uyandırıp, Peygamber efendimiz hakkında bir çok sorular daha sormak istediğini bildirdi
Sonra; "O'nun hakkında soracağım şeylere doğru cevap verirsen, üç şey sormak istiyorum" dedi Hatib; "İstediğini sor! Ben sana daima doğruyu söyleyeceğim" diye cevap verdi
Mukavkıs; "Muhammed, insanları neye davet ediyor?" Hazret-i Hatib; "Yalnız Allahü teâlâya ibadet etmeye davet ediyor Gece ve gündüzde beş vakit namazı kılmayı, Ramazan orucunu tutmayı, verilen sözde durmayı emrediyor Ölmüş hayvan eti yemeği men ediyor" buyurdu
Mukavkıs; "O'nun şekil ve şemailini (görünüşünü) bana tarif et!" diye sorunca da; kısaca tarif etti Bir çoğunu saymamıştı
Mukavkıs; "Anlatmadığın daha bazı şeyler kaldı Öyle ki, gözlerinde azıcık kırmızılık, arkasında peygamberlik mührü vardır Kendisi merkebe biner, hurma ve az etli yemekle geçinir Amcaları veya amcaoğulları tarafından korunur" dediğinde, hazret-i Hatib; "Bunlar da onun sıfatıdır" dedi
Mukavkıs, Hatib hazretlerine, Peygamberimiz hakkında; "Sürme kullanır mı?" diye sordu O da; "Evet! Aynaya bakar, saçını tarar, seferde, hazarda, aynayı, sürmedanlığı, tarağı, misvağı yanından ayırmaz!" dedi
Mukavkıs kararını şöyle bildirdi:
"Ben, gelecek bir peygamber kaldığını biliyor ve Şam'dan çıkacağını sanıyordum Çünkü daha önceki peygamberin Arabistan'da, sertlik, darlık, yokluk ülkesinde çıkacağını da kitaplarda görmüştüm Kitaplarda sıfatlarını yazılı bulduğumuz peygamberin ortaya çıkma zamanı da, şüphesiz bu zamandır Biz, O'nun vasfını; iki kız kardeşi bir nikah altında birleştirmez, hediyeyi kabul eder, sadakayı kabul etmez Fakirlerle, yoksullarla oturur, kalkar! diye kitapta yazılı bulmuştuk O'na uymak hususunda Kıbtiler beni dinlemezler Ben saltanatımdan da ayrılamayacağım Bu hususta çok cimriyim O peygamber, ülkelere hakim olacak, kendisinden sonra da sahabileri, bu topraklarıma kadar gelip konacaklar En sonunda şuradakilere galib geleceklerdir Ben Kıbtilere bundan ne bir kelime anarım, ne de hiçbir kimseye, bu konuşmamı bildirmek isterim!"
Mukavkıs, Arabca yazan katibini çağırdı Peygamberimizin mektubuna şöyle cevap yazdırdı:
"Abdullah'ın oğlu Muhammed'e, Kıbtilerin büyüğü Mukavkıs'tan!
Selam, senin üzerine olsun Gönderdiğin mektubunu okudum Orada zikrettiğin şeyi ve yaptığın daveti anladım Ben de bir peygamberin geleceğini biliyordum Ama onun Şam'dan çıkacağını zannediyordum Elçine ikramda bulundum Sana Kıbtilerin yanında büyük değeri bulunan iki cariye ile, giyecek elbise gönderdim Bir de binmen için dişi bir katır hediye ettim"
Mukavkıs, bundan başka bir şey yapmadı, Müslüman da olmadı Hazret-i Hatib'i, Mısır'da beş gün misafir etti Çok hürmet gösterip, ikramlarda bulundu Sonra; "Hemen memleketine, sahibinin yanına dön! O'nun için iki cariye, iki binek hayvanı, bin miskal (Bir miskal 4,8 gr) altın, yirmi takım Mısır işi ince elbise ve daha başka hediyeler gönderilmesini emrettim Senin için de, yüz dinar ve beş takım elbise verilmesini söyledim Yanımdan ayrılıp git! Sakın, Kıbtiler, senin ağzından tek kelime bile işitmesinler!" dedi




Evet, O bir peygamberdir"

Kainatın sultanının mektubu okununca, Mukavkıs, Efendimizin elçisi Hatib'e "Hayırlısı olsun!" dedi Mısır hükümdarı, kumandanlarını, devlet adamlarını toplayıp, Hatib ile konuşmaya başladı:
"Anlamak istediğim bazı şeyleri soracak, bu hususta seninle konuşacağım" Hazret-i Hatib; "Buyur, konuşalım!" deyince, Mukavkıs; "Sizi gönderen zattan bana haber veriniz O bir peygamber midir? Biraz bahset!" diye sordu
Hazret-i Hatib de; "Evet, O bir peygamberdir" dedi Mukavkıs; "O, böyle gerçekten peygamber ise, niçin kendisini öz yurdundan çıkarıp başka bir yere sığınmak zorunda bırakan kavminin aleyhinde beddua etmedi?"
Hazret-i Hatib; "Sen, İsa bin Meryem aleyhisselamın peygamber olduğuna inanıyorsun değil mi? O, kavmi kendisini yakalayıp, öldürmek istediğinde, buna rağmen onlara beddua etmedi ve cenab-ı Hak, onu, dünya semasına kaldırdı Mükafatlandırdı Halbuki, kavminin helâkı için Allahü teâlâya beddua etmesi gerekmez miydi? O böyle yapmadı" deyince, Mukavkıs; "Çok güzel cevap verdin Gerçekten sen, hikmet sahibi zatın yanından gelen bir hakimsin Bu gece yanımızda kal, yarın sana cevabımı vereyim" dedi
Hz Hatib , hazret-i Musa zamanındaki Fir'avn'ı kasdederek Mukavkıs'a dedi ki: "Senden önce, burada bir hükümdar vardı O halkına karşı; "En büyük ilah benim!" diyerek Rab olduğunu iddia etmişti Allah da, onu, dünya ve ahıret azablarıyla cezalandırdı ve ondan intikam aldı Sen bundan ibret al da, başkasına ibret olma!"
Mukavkıs şöyle cevap verdi:
"Bizim için bir din vardır Biz bu dinimizi, ondan daha hayırlısı olmadıkça bırakmayız" dedi Hatib şöyle devam etti:
"Senin bağlı olduğun ve daha hayırlısı olmadıkça bırakmayacağını söylediğin dininden daha hayırlı olan din, hiç şüphesiz İsamiyet'tir Biz, seni Allahü teâlânın bu son dinine, İslâmiyet'e davet ediyoruz Allahü teâlâ dinini O'nunla tamamlamış, O'nu insanlara yeterli kılmıştır ve bu kat'idir Bu Peygamber yalnız seni değil, bütün insanları İslâm dinine davet etti
O zaman Kureyş, O'na, insanların en fazla tepki gösterip, kaba davrananı; Yahudiler, en çok düşmanlık edenleri; hıristiyanlar da en yakın olanları oldu Allahü talaya yemin ederim ki, Musa aleyhisselamın, İsa aleyhisselamı müjdelemesi, ancak İsa aleyhisselamın Muhammed aleyhisselamı müjdelemesi gibidir
Binaenaleyh, bizim seni Kur'an-ı kerime davet etmemiz, senin Yahudileri İncil'e davet etmen gibidir Şüphesiz malumundur ki, her peygamber kendisini anlayıp idrak edecek bir kavme gönderilmiştir Ve o kavmin, bu peygambere itaat etmesi üzerine vacib olmuştur İşte sen de bu peygambere yetişenlerden birisin Biz, seni bu yeni dine davet ediyoruz"
Mukavkıs kararsızdı:
"Ben bu peygamberin haline baktım Emirlerinde ve yasaklarında asla akla uygun olmayan bir şey bulamadım Anladığım kadarıyla O, sihirbaz, kahin ve bir yalancı değildir Peygamberlik alametlerinden bazı halleri kendinde buldum Gizli olan şeyleri meydana çıkarmak, bu alametlerdendir Bazı sırlardan haber vermek, bu zattan ortaya çıktı Hele biraz düşüneyim!" diyerek mühlet istedi

 

FataL is offline  
Alt 01-06-2008   #4
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Davet Mektupları

Yalan söylüyor!"

Resulullahın elçisi Hz Dıhye, Heraklius'dan ayrılıp Hisma'ya geldi Yolda Cüzam vadilerinden Şenar vadisinde, Huneyd bin Us, oğlu ve adamları Hz Dıhye'yi soydular Eski elbiselerinden başka nesi varsa aldılar
Bu mevkide, Dübeyb bin Refae bin Zeyd ve kavmi İslâmiyet'i kabul etmişlerdi Dıhye bunlara gelip olanları anlatınca bunlar, Hüneyd bin Us ve kabilesinin üzerine yürüyüp, eşyaların hepsini geri aldılar
Daha sonra Resulullah efendimiz, Zeyd bin Haris'i Hüneyd bin Us ve adamlarının üzerine gönderdi O beldede olanların hepsi iman etti Hazret-i Dıhye, Medine'ye gelince, evine uğramadan doğru Habib-i ekrem efendimizin kapısına gitti Kapıyı çaldı Peygamberimiz; "Kim o?" diye sordu Dıhye; "Dıhyet-ül Kelbi" dedi Alemlerin efendisi; "İçeri gir" buyurdular
Dıhye içeri girdi ve olanları bütün teferruatı ile anlattı Peygamber efendimiz, Heraklius'un mektubunu okudu: "Onun için, bir müddet daha saltanatta kalmak vardır Mektubum yanlarında bulundukça, onların saltanatı devam edecektir" buyurdu
Heraklius, mektubunda Peygamberimize iman ettiğini yazmış ise de, Resulullah efendimiz; "Yalan söylüyor Dininden dönmemiştir" buyurdular
Heraklius, sevgili Peygamberimizin mektubunu ipekten bir atlasa sarıp, altın yuvarlak bir kutunun içerisinde muhafaza etti
Heraklius ailesi bu mektubu saklamışlar ve bunu da herkesten gizli tutmuşlardı Bu mektup ellerinde bulunduğu müddetçe, saltanatlarının devam edeceğini söyler ve buna inanırlardı Hakikaten de öyle olmuştur
Resu-i ekrem efendimiz, Hatib bin Ebi beltea'yı , Mısır hükümdarına göndermeden önce; "Ey Eshabım! Mukafatı Allahü teâlâdan beklemek üzere şu mektubu, Mısır hükümdarına hanginiz götürür?" diye sorunca, hazret-i Hatib, yerinden fırlayıp ayağa kalktı ve; "Ya Resulallah! Ben götürürüm!" dedi Peygamberimiz de; "Ey Hatib! Bu vazifeni, Allahü teâlâ senin hakkında mübarek eylesin?" buyurdu
Hatib bin Ebi Beltea hazretleri, mektubu sevgili Peygamberimizden aldı Veda edip, evine gitti Hayvanını hazırladı Ailesi ile de vedalaştıktan sonra, yola çıktı
Mısır hükümdarı Mukavkıs'ın İskenderiyye'de olduğunu öğrendi ve sarayına ulaştı İçeriye almadan önce, maksadını öğrenen kapıcı, Hatib'e çok hürmet itti Onu hiç bekletmedi Mukavkıs, o sırada deniz üzerinde bir gemide adamlarıyla konuşuyordu Hazret-i Hatib, bir sandala binip, Mukavkıs'ın bulunduğu yere geldi Peygamberimizin mektubunu verdi Mektubu Hatib'den alan Mukavkıs, okumaya başladı:
"Bismillahirrahmanirrahim!
Allahü teâlânın kulu ve resulü Muhammed'den, Kıbt'ın (eski Mısır halkının) büyüğü Mukavkıs'a!
Selam, hidayete uyanların üzerine olsun Seni, selamet bulman için İslâm'a davet ederim Müslüman ol ki, selamet bulasın ve Allahü teâlânın iki kat ecrine nail olasın Eğer yüz çevirirsen bütün Kıbt'ın günahı senin üzerinedir "Ey ehl-i kitab olan (Yahudi ve hıristiyanlar)! Aramızda ortak olan kelimeye geliniz O da, Allahü teâlâdan başka hiçbir şeye tapınmayız ve O'na hiçbir şeyi ortak etmeyiz Allahü teâlâyı bırakıp, içimizden hiç kimseyi yaratıcı Rab tanımayız Eğer bu sözden yüz çevirirlerse; "Şahit olunuz Biz Müslümanız" deyiniz!" (Al-i İmran suresi: 64)


 

FataL is offline  
Alt 01-06-2008   #5
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Davet Mektupları

Gerçeği söyleyince öldürdüler

Resulullahın elçisi Hz Dıhye, Heraklius'u İslâm dinine davet etti dedi ki:
"Ben seni İsa aleyhisselamın kendisine namaz kılmış olduğu Allahü teâlâya iman etmeye davet ediyorum Ben seni, önceden Musa aleyhisselamın, ondan sonra İsa aleyhisselamın, geleceğini müjdeleyip haber verdiği şu ümmi Peygambere imana davet ediyorum Eğer, bu hususta bir şey biliyor, dünya ve ahiret saadetini kazanmak istiyorsan, onları gözlerinin önüne getir Yoksa ahıret saadetini elden kaçrır, küfür ve şirk içinde kalırsın Şunu da iyi bil ki, senin Rabbin olan Allahü teâlâ zalimleri helak edici ve nimetleri değiştiricidir" dedi
Heraklius; "Ben, elime geçen bir yazıyı okumadan yanıma gelen bir alimden bilmediklerimi sorup öğrenmeden bırakmam Bundan ancak hayır ve iyilik görürüm Sen bana düşünüp hakikatı buluncaya kadar mühlet ver" dedi
Heraklius, daha sonar hazret-i Dıhye'yi yanına çağırıp, baş başa konuştu Kalbindekini, şöyle açıkladı:
"Ben biliyorum ki, seni gönderen zat, kitaplarda geleceği müjdelenen ve gelmesi beklenen ahır zaman peygamberidir Yalnız, O'na uyarsam; Rumların beni öldürmesinden korkuyorum Seni, onların içinde en büyük alimleri ve benden ziyade itibar gösterdikleri bir kimse olan Dagatır'a göndereyim Bütün hıristiyanlar ona tabidir Eğer o iman ederse, Rumların hepsi iman ederler Ben de o zaman kalbimde olanı ve itikadımı açığa vururum"
Bundan sonra Heraklius, bir mektup yazarak Dıhye'ye verip, Dagatır'a gönderdi Resulullah efendimiz, Dagatır'a da mektup göndermişti Dagatır, mektupları okuyup, Peygamber efendimizin vasıflarını işitince, O'nun, hazret-i Musa'nın ve hazret-i İsa'nın geleceğini haber verdikleri ahır zaman peygamberi olduğunda hiç şüphe olmadığını söyledi ve iman etti
Evine gitti, kapandı ve her Pazar yaptığı vazlara üç hafta çıkmadı Hıristiyanlar; "Dagatır'a ne oluyor ki, o Arabla görüştüğünden beri dışarı çıkmıyor? O'nu istiyoruz!" diye bağırdılar
Dagatır, üzerindeki siyah papaz elbisesini çıkardı Beyaz elbise giydi, elinde asası ile kiliseye geldi Beldenin ahalisini topladıktan sonra ayağa kalkarak; "Ey hıristiyanlar! Biliniz ki, bize Ahmed'den (aleyhisselam) mektup geldi Bizi hak dine davet etmiş Ben açıkça biliyor ve inanıyorum ki, O, Allahü teâlânın hak resulüdür" dedi
Hıristiyanlar bunu işitince, Dagatır'ın üstüne yürüdüler ve döverek şehid ettiler Dıhye gelip, durumu Heraklius'a haber verdi Heraklius;
"Ben sana söylemedim mi? Dagatır, hıristiyanlar katında benden daha sevgili ve azizdir Eğer duysalar beni de onun gibi katl ederler" dedi
Heraklius, hazret-i Dıhye'ye birbirinden kıymetli hediyeler verdi Ayrıca Peygamber efendimize bir mektup yazdı Mektubunu, hazırlattığı hediyeleri, Dıhye ile sevgili Peygamberimize gönderdi Heraklius Müslüman olmak istemiş, fakat makam ve ölüm korkusundan iman etmemişti Peygamber efendimize yazdığı mektupta,
"Hazret-i İsa'nın müjdelediği Allah'ın Resulü Muhammed'e; Rum hükümdarı Kayser'den! Elçin mektubunla birlikte bana geldi Ben şehadet ederim ki, sen Allah'ın hak resulüsün Zaten biz, seni, İncil'de yazılı bulduk ve hazret-i İsa, seni bize müjdelemişti Rumları sana iman etmeye davet ettimse de buna yanaşmadılar Beni dinleselerdi muhakkak ki, bu onlar için hayırlı olurdu Ben senin yanında bulunup sana hizmet etmeyi ve ayaklarını yıkamayı çok arzu ediyorum" deniyordu

 


Konu FataL tarafından (01-06-2008 Saat 14:52 ) değiştirilmiştir..
FataL is offline  
Alt 01-06-2008   #6
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Davet Mektupları

Yalan söylediği görülmedi"

"İçinizde, peygamber olduğunu söyleyen zata, soyca en yakın hanginizdir?" Ebu Süfyan; "O'na, soyca en yakın olan benim" diye cevap verdi
Heraklius; "Akrabalık dereceniz nedir?" diye sorunca; "Amcamın oğludur" dedi Heraklius, Ebu Süfyan'ın kendisine yakın getirilmesini istedi ve diğerlerinin de Ebu Süfyan'ın arkasında durmasını söyledi
Ebu Süfyan, ilk önceleri yalan söyledi ise de, hükümdarın tehdidi ile korktu ve yalan söyleyemedi Sonra aralarında şu konuşma geçti:
- Peygamber olduğunu söyleyen zatın, aranızdaki soyu nasıldır?
- O, zamanın en iyi soylusudur Soy bakımından en seçkinimizdir
- İçinizde ondan önce peygamberlik iddiasında bulunan kimse oldu mu?
- Olmadı
- O'nun ataları içinde hiçbir hükümdar gelmiş midir?
- Hayır
- O'na halkın eşrafı mı yoksa fakir ve zayıfları mı tabi oluyorlar?
- O'na tabi olanlar fakirler, zayıflar, gençler ve kadınlardır Kavminin yaşlılarından ve eşrafından tabi olan pek yoktur
- O'na tabi olanlar artıyor mu, azalıyor mu?
- Artıyor
- O'nun dinine girdikten sonra beğenmeyerek veya kızarak dönen kimse var mı?
- Yoktur
- Peygamber olduğunu söylemeden, O'nun hiç yalan söylediği görülmüş müdür?
- Hayır
- O peygamberin hiç ahdini bozduğu, sözünde durmadığı oldu mu?
-Hayır olmadı Ancak biz şimdi, onunla bir müddet için çarpışmayı bırakarak antlaşma yapmış bulunuyoruz Bu müddet içinde kendisinin ne yapacağını bilemiyoruz?
- O size neyi emrediyor?
- Yalnız bir olan Allah'a ibadet etmeyi, O'na hiçbir şeyi ortak koşmamayı emrediyor Atalarımızın taptığı şeylere (putlara) tapmaktan bizi men ediyor Namaz kılmayı, doğru olmayı, fakirlere yardım etmeyi, haramlardan sakınmayı, ahde vefayı, emanete hıyanet etmemeyi ve akrabayı ziyareti emrediyor dedi
Kilisede bu konuşmalar olmuş, Resulullah efendimizin mübarek mektubu okunmuştu Heraklius mektubu öpüp, gözlerine sürdü ve başına koyunca, Rumlar arasında gürültüler çoğaldı
Ebu Süfyan ve yanındaki Kureyşlilerin dışarı çıkarılmasını emretti Daha Müslüman olmayan Ebu Süfyan burada yeminle, sevgili Peygamberimizin davasının başarıyla sonuçlanacağına inandığını söylemişti
Dıhye Heraklius'un karşısına geçip mübarek güzel yüzü ve tatlı sesi ile; "Beni sana Busra'dan bir kimse (Haris) gönderdi ki, o, senden hayırlıdır Allahü teâlâya yemin ederim ki, beni, ona gönderen zat (Resulullah) ise, hem ondan, hem senden daha hayırlıdır Sen, benim sözlerimi alçak gönüllülükle dinleyip, verilen nasihatleri kabul etmelisin! Çünkü, alçak gönüllülük edersen, nasihatleri anlarsın Nasihatleri kabul etmezsen, insaflı olamazsın!" dedi

 

FataL is offline  
Alt 01-06-2008   #7
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Davet Mektupları

Kabul et ki selamet bulasın!"

Heraklius sonra hıristiyanların en alimi, reisi ve kendisinin müşaviri olan Uskuf adındaki kimseyi çağırttı Resulullahın mektubunu okuttu Mektubun devamında şöyle buyuruluyordu:
"Allahü teâlânın hidayetine tabi olanlara, doğru yola kavuşanlara selam olsun!" Bundan sonra; Seni İslâm'a davet ediyorum İslâm'ı kabul et ki, selamet bulasın Müslüman ol ki, Allahü teâlâ sana iki kat ecir versin Eğer yüz çevirirsen, bütün hıristiyanların vebali senin üzerinedir!" (Al-i İmran suresi: 64)
Resul-i ekrem efendimizin mektubu okunurken, Heraklius'un alnından ter taneleri dökülüyordu Mektup bitince; "Süleyman aleyhisselamdan sonra, ben böyle; "Bismillahirrahmanirrahim" diye başlayan bir mektup görmemiştim" dedi
Heraklius, Uskuf'a bu mes'eledeki fikrini sorunca; "Vallahi O, Musa ve İsa'nın (aleyhimüsselam), bize geleceğini müjdelediği peygamberdir Zaten biz, O'nun gelmesini bekliyorduk" dedi
Heraklius; "Sen bu hususta ne yapmamı tavsiye edersin neyi uygun görürsün?" diye sordu Uskuf; "O'na tabi olmanı uygun görürüm" diye cevap verdi
Heraklius; "Ben, senin dediğin şeyi çok iyi biliyorum Fakat O'na tabi olup, Müslüman olmaya gücüm yetmez Çünkü hem hükümdarlığım gider, hem de beni öldürürler" dedi
Bunun üzerine hazret-i Dıhley'yi ve Adi bin Hatem'i çağırttı Adi; "Ey hükümdar! Davar ve develer sahibi Arablardan olan şu yanımdaki zat, memleketinde vuku bulan şaşılacak bir hadiseden bahsediyor" dedi
Heraklius; "memleketinizdeki hadise nedir?" diye sorunca, Dıhye ; "Aramızda bir zat zuhur etti Peygamber olduğunu beyan etti Halkın bir kısmı O'na tabi olmakta, bir kısmı da karşı koymaktadır Biz inananlarla, inanmayanlar arasında çarpışmalar olmaktadır" dedi
Bundan sonra Heraklius, Peygamber efendimiz hakkında araştırmaya başladı Şam valisine emir verip Resul-i ekrem efendimizle aynı soydan bir kişiyi bulmalarını emretti
Bu arada kendisinin dostu olan ve İbranice bilen Roma'daki bir alime de mektup yazıp, bu meseleyi sordu Roma'daki dostundan, bahsettiği zatın, ahir zaman peygamberi olduğunu bildiren bir mektup geldi
Şam valisi de ticaret için giden bir Kureyş kervanı ile karşılaştı Bunların içinde, henüz Müslüman olmayan Kureyş'in reisi, Ebu Süfyan da vardı
Ebu Süfyan diyor ki: "Biz Gazze'de bulunduğumuz sırada, Heraklius'un Şam valisi, üzerimize saldırır gibi geldi ve; "Siz, şu Hicaz'daki zatın kavminden misiniz?" diye sordu "Evet" dedik "Haydi, bizimle beraber imparatorun yanına gideceksiniz?" dedi"
Ebu Süfyan'la yanındakileri Şam'a götürdü Şam valisi, Ebu Süfyan'ı ve yanındakileri Heraklius'un yanına çıkardı Bu sırada Heraklius, Kudüs'te bir kilisede bulunuyordu Veziriyle beraber oturmuş ve başına tacını giymişti Heraklius, Ebu Süfyan ve yanındaki otuz kadar Mekkeliyi burada kabul etti Birçok sorular sordu:




 

FataL is offline  
Alt 01-06-2008   #8
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Davet Mektupları

" Kul, kula secde etmez!"

Resulü ekrem efendimiz, hazret-i Dıhye-i Kelbi'yi de, Rum imparatorunu İslâm'a davet etmek için vazifelendirmişti Mektubu, Busra'daki Gassan hükümdarı Harise'e verecek, o da Rum imparatoru Heraklius'a gönderecekti
Peygamber efendimizin davet mektubunu büyük bir hürmetle alan hazret-i Dıhye, sür'atle Busra'ya geldi Haris ile görüşüp durumu anlattı Haris, Dıhye'nin yanına, henüz Müslüman olmayan Adiy bin Hatem'i vererek, o sırada Kudüs'de bulunan Heraklius'a gönderdi
İkisi birlikte Kudüs'e gelip, imparatorla görüşmek üzere temaslarda bulundular İmparatorun adamları, kendisine; "Kayser'in huzuruna çıktığın zaman, başını eğip yürüyecek, yaklaşınca da yere kapanıp secde edeceksin Secdeden kalkmana izin vermedikçe asla yerden başını kaldırmayacaksın" dediler
Bu sözler, Dıhye'ye ağır geldi ve onlara; "Biz Müslümanlar, Allahü teâlâdan başka hiçbir kimseye secde etmeyiz Kul kula secde etmez Hem insanın insana secde etmesi onun yaratılışına terstir" buyurdu
Bunun üzerine Kayser'in adamları; "O, halde Kayser, getirdiğin mektubu hiçbir zaman kabul etmez ve seni huzurundan kovar" dediler
HzDıhye ; "Bizim peygamberimiz Muhammed aleyhisselam, başkasının, kendisine, değil secde etmesine, önünde hafif eğilmesine bile müsade etmez Kendisiyle görüşmek isteyen, köle bile olsa, ona ilgi gösterir Huzuruna kabul buyurur, derdini dinler, sıkıntısını giderir, gönlünü alır Bunun için O'na tabi olanların hepsi hürdür, şereflidir" buyurdu
Bu sözleri dinleyenlerden biri; "Madem ki Kayser'e secde etmeyeceksin, o halde üzerine aldığın vazifeyi yerine getirebilmen için, sana başka yol göstereyim Kayser'in, sarayın önünde, dinlendiği bir yer var Her gün öğleden sonra bu avluya çıkar, oralarda dolaşır Orada bir minber vardır Onun üzerinde herhangi bir yazı varsa önce onu alır okur, sonra istirahat eder Sen de şimdi git, mektubu o minbere koy ve dışarda bekle Mektubu görünce seni çağırtır O zaman vazifeni yerine getirirsin" dedi
Bunun üzerine hazret-i Dıhye, mektubu söylenilen yere bıraktı Heraklius mektubu aldı ve Arpaça bilen bir tercüman istedi Tercüman Resulullah efendimizin mektubunu okumaya başaldı Mektubun en üstünde; "Bismillahirrahmanirrahim! Allahü teâlânın Resulü Muhammed'den (aleyhisselam) Rumların büyüğü Herakl'e" diye yazıyordu
Heraklius'un kardeşinin oğlu Yennak, mektubun böyle başlamasına çok kızdı ve tercümanın göğsüne şiddetli bir yumruk vurdu Tercüman, yumruğun şiddeti ile yere yıkıldı ve mübarek mektup elinde düştü
Heraklius, Yennak'a; "Niçin böyle yaptın!" diye sorunca, o da; "Mektubu görmüyor musun? Mektuba hem senin isminden önce kendi ismi ile başlamış, hem de senin hükümdar olduğunu söylemeyip; "Rumların büyüğü Herakl'e" demiş Niçin; "Rumların hükümdarı" diye yazmamış ve önce senin isminle başlamamış? Onun mektubu bu gün okunmaz" dedi
Bunun üzerine Heraklius: "Vallahi sen ya çok akılsızsın veya koca bir delisin Senin böyle olduğunu bilmiyordum Ben daha mektubun içinde ne olduğuna bakmadan, yırtıp atmak mı istiyorsun? Hayatıma yemin ederim ki; eğer O, söylediği gibi Resulullah ise, mektubuna benim ismimden önce kendi ismini yazmakta ve beni Rumların büyüğü diye anmakta haklıdır Ben, ancak onların sahibiyim Hükümdarları değilim" dedi ve Yennak'ı huzurundan kovdu


 

FataL is offline  
Alt 01-06-2008   #9
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Davet Mektupları

İlk mektup Habeşistan'a

Habeşistan'a elçi olarak giden Amr bin Ümeyye hazretleri, Necaşi Eshame'den, daha önce oraya hicret etmiş bulunan Eshab-ı kiramın, Medine'ye gönderilmesini de isteyecekti
Amr bin Ümeyye kısa zamanda Habeşistan'a varıp, melik Necaşi Eshame'nin huzuruna çıktı Necaşi, tahtından aşağı indi; Resulullahın mektubunu pek büyük bir hürmet ve muhabbetle aldı Öptü, yüzüne ve gözüne sürdükten sonra açıp okutturdu:
"Bismillahirrahmanirrahim!
Allahü teâlânın resulü Muhammed (aleyhisselam)dan, Habeş meliki Necaşi Eshame'ye!
Hidayete tabi olana selam olsun! Ey Hükümdar! Selamette olmanı diler, sana olan nimetlerinden dolayı, allahü teâlâya hamd ederim Ondan başka ilah yoktur O Melik'tir; bütün kainatta tasarruf sahibi yalnız O'dur Kuddus'tür; her türlü ayıp ve kusurlardan beridir Selam'dır;kullarını bütün tehlikelerden selamette bulundurucudur Mü'min'dir ;emniyet verendir Müheymin'dir ;her şeyi gözetip koruyandır
Ben şehadet ederim ki, İsa (aleyhisselam), Allahü teâlânın, çok temiz, iffet sahibi, her türlü dünya hayatından tamamiyle çekilmiş bulunan Meryem'e ilka ettiği, ruhu ve kelimesidir Allahü teâlâ, Âdem'i, kudreti ile nasıl yarattı ise, İsa'yı da öyle yaratmıştır
Ey Hükümdar! Ben, seni, eşi ortağı olmayan Allahü teâlâya imana, O'na ibadet etmeye ve bana tabi olmaya, Allahü teâlânın bana gönderdiklerinde inanmaya davet ediyorum Çünkü, ben, Allahü teâlânın bunları tebliğ etmeye memur resulüyüm
Şimdi ben, sana lazım olan tebligatı yapmış, dünya ve ahiret saadetini sağlayacak nasihatı etmiş bulunuyorum Nasihatımı kabul ediniz! Hidayete eren, doğru yola kavuşanlara selam olsun"
Resul-i ekrem efendimizin mektubunu, büyük bir edeb ve tevazu ile dinleyen hükümdar Eshame, derhal; "Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resulüh" diyerek Kelime-i şehadet getirdi ve Müslüman olduğunu harkese ilan ettikten sonra;
"Yemin ederim ki, O, kitap ehli olan Yahudi ve hıristiyanların gelmesini beklediği, önceki peygamberlerin geleceğini müjdelediği peygamberdir
Eğer yanına gitmeye imkanım olsaydı, muhakkak gider, hizmetiyle şereflenirdim!" dedi Mektubu hürmetle güzel bir kutuya koyup; "Bu mektuplar, burada olduğu müddetçe, Habeş'ten hayır ve bereket gitmez" dedi
Resulullah efendimiz Necaşi'ye iki mektup göndermişti Necaşi Eshame, diğer mektupta bildirilen emirleri yerine getirip, sevgili Peygamberimizin mübarek zevcesi Ümmü Habibe validemizi ve orada bulunan Eshab-ı kiramı gemilere bindirip, pek çok hediyelerle Medine'ye gönderdi Gönderdiği mektupta iman ettiğini bildiriyordu


 

FataL is offline  
Alt 01-06-2008   #10
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Davet Mektupları

Kisra cezasını buldu

İran hükümdarına, Hz Abdullah bin Huzafe gönderilmişti Hazret-i Abdullah, kibirli İran Kisrası'na (şahına), Alemlerin efendisinin kıymetli mektubunu sunduğunda, okuması için katibine verdi
"Bismillahirrahmanirrahim!
Allahü teâlânın resulü Muhammed'den Farsların büyüğü Kisra'ya"
Katip, buraya kadar okumuştu ki, kibirli Şah'ın kan beynine sıçradı, öfkelendi ve mektubu alıp yırttı Mektuba, Peygamber efendimizin kendi ism-i şerifi ile başlamış olmasına son derece hiddetlenmişti
İslâm elçisi Abdullah bin Huzafe hazretlerini de huzurundan kovmak istediğinde, hazret-i Abdullah, Kisra ve yanında toplanmış bulunan ateşperestlere şöyle dedi:
"Ey Acem halkı! Siz, peygamberlere inanmıyor, kitapları kabul etmiyorsunuz Üzerinde yaşadığınız şu topraklarda sayılı günlerinizi geçiriyor, bir düş hayatı yaşıyorsunuz!
Ey kisra! Senden önce nice hükümdarlar, bu tahta oturup hüküm sürdüler Allahü teâlânın emirlerini yapanlar,ahıretlerini kazanmış olarak,yapmayanlar da ilahi azaba uğramış bir halde bu dünyadan göç ettiler
Ey Kisra! Getirip takdim ettiğim, bu mektup, aslında senin için büyük bir devlet idi Bunu küçümsedin Allahü teâlâya yemin ederim ki, o küçümsediğin din, buraya gelince kaçacak yer arayacaksın!"
Sonra Kisra'nın sarayını terkedip hayvanına bindi Sür'atle oradan uzaklaştı Medine'ye gelip durumu Kainatın sultanına anlattığında; "Allah'ım! O, benim mektubumu nasıl parçaladı ise, sen de onu ve onun mülkünü parçala!" buyurdular
Allahü teâlâ, Resulünün duasını kabul etmiş, Kisra oğlu tarafından bir gece hançerlenerek parça parça edilmişti Hazret-i Ömer zamanında da bütün İran toprakları zaptedilerek Müslümanların eline geçti
Şüca' bin Vehb hazretleri de, Gassan hükümdarı Haris bin Ebi Şimr'e gönderilmişti Şüca' , önce hükümdarın kapıcısı ile görüştü Onu, İslâm'a davet edince kabul edip, Resulullah efendimize hürmet ve selamlarını arz etti
Hiç bekletmeden hazret-i Şüca'ı hükümdarla görüştürdü Haris bin Ebi Şimr, mektubu okuyunca, öfkelenip yere attı Hazret-i Şüca', derhal Medine-i münevvereye dönüp, durumu Allahü teâlânın Sevgilisine haber verdi
Sevgili Peygamberimiz, mektubunun yere atılmasına üzüldüler ve; "Saltanatı yok olsun!" buyurdular Kısa bir süre sonra, Haris bin Ebi Şimr ölüp devleti parçalandı
Salit bin Amr, Yemame hükümdarı Hevze bin Ali'ye gönderilmişti Hevze, hıristiyandı Peygamber efendimiz, mektubunda şöyle buyuruyordu:
"Bismillahirrahmanirrahim!
Allahü teâlânın Resulü Muhamed'den, Hevze bin Ali'ye!
Hidayete eren, doğru yola kavuşanlara selam olsun! (Ey Hevze!) Bilesin ki, İslâmiyet, develerin ve atların gidebileceği en uzak yerlere kadar yayılacak, bütün dinlere galip gelecektir Sen de İslâm'ı kabul et ki, selamet bulasın Müslüman olursan, hakimiyetin altında bulunan yerlerin idaresini yine sana bırakırım"
Yemame hükümdarı Hevze, bu mübarek daveti kabul etmekten kaçındı Saltanat sevdası, makam hırsı gözünü bürümüştü Bu yüzden Kainatın sultanının duasına kavuşmak gibi, yüce bir devletten mahrum kaldı İslâm elçisi merhamet edip; "Ey Yemame hükümdarı olan Hevze! Sen, bu kavmin büyüğüsün! Senin büyük zannettiğin kayserler, ölüp toprak olmuşlardır
Hakiki büyükler ise, Allahü teâlânın emirlerini yapıp, yasaklarından kaçınarak, Cennet'i hak eden kimselerdir Bir topluluk, iman etmekle şereflenmiş ise, onları kendi bozuk inanışınla, doğru yollarından saptırmaktan sakın!
Doğrusu ben, sana Allahü teâlânın emirlerini yapmanı, yasaklarından sakınmanı tavsiye ederim Allahü teâlâya iman edip, emirlerini yaparsan Cennet'e girersin Şeytana uyarsan Cehennem'de kalırsın
Eğer bu nasihatlerimi kabul edersen, korktuklarından emin olur, umduklarına kavuşursun Şayet nasihatlerimi reddedersen, artık size yapacağım bir şey kalmamıştır Gerisini sen düşün!" dedi
Böylece, altı İslâm elçisi vazifelerini yapmış, zamanın büyük devletlerine İslâmiyet'in varlığını duyurmuşlardı Onlara hakiki saadeti haber vermişler, kıyamet gününde; "Biz duymamıştık" sözlerine yer bırakmamışlardı


 

FataL is offline  
Cevapla



Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap son Mesaj
Peygamberimiz (sav)'in Tebliğ Mektupları Rebiulevvel Peygamber Efendimiz (S.A.V) 1 02-09-2008 08:40
prensese gelen aşk mektupları siyah_in_ci Aşk Resimleri 1 18-06-2008 15:30
Sevgi Mektupları FataL Aşk-Sevgi-Evlilik 10 09-06-2008 15:07
Einstein'ın Mektupları Yayımlandı Poseidon Haber Arşivi 0 11-07-2006 01:44
Türk Mektupları galerihikmet Kitap & Dergi 0 27-11-2005 14:28

Saat 16:59.

Web Site Ekle Pagerank Toplist Netfrm Frmalev Mumsema Frmacil Dantel Derya Modeller Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.