| |||||||
| Forum Kuralları | İletiler | Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
| | #1 |
| Veda hacı Peygamber efendimiz, Medine'ye hicret ettikten sonra bir defa Hac etmiştir ![]() Peygamberimizin bu hacına, " Hacetülveda", Hacetül'İslâm","Hacetülbelağ", "Hacetüttemam" gibi isimlerle anılmıştır ![]() Hz İbn-i Ömer'e göre: Peygamberimiz, bu hacında, Müslümanlarla vedalaşınca "Bu, Veda hacıdır!" demiştir Peygamberimiz, bundan sonra hac yapmamış, bu hac, kendisinin Veda hacı olmuştur![]() Hz İbn-i Abbas ise, buna Hacetülveda demeyip Hacetül'İslâm demeyi daha uygun görmüş, "Peygamber aleyhisselam, Veda hacını, Hacetül'İslâm ismiyle anardı " demiştir![]() Peygamberimiz, bu hacda, Müslümanlara hac amellerini bizzat gösterdiği, Vakfeları, Cemreleri, Tavafı öğrettiği, helal ve haram olan şeyleri bildirdiği için, bu hac, Hacetülbelağ olmuştur ![]() "Bu gün, sizin dininizi kemale erdirdim Üzerinizdeki nimetimi tamamladım Size, din olarak Müslümanlığı verip ondan hoşnud oldum" ayeti, Veda hacı sırasında nazil olduğu için Veda hacına, Hacetüt'tamam isminin verildiği de, bildirdilmiştir![]() ![]() İslâm'ın beş şartından biri olan Hac, hicretin dokuzuncu yılında farz kılındı Nazil olan ayet-i kerimede buyuruldu ki: "Orada (Kabe'de) apaçık alametler, İbrahim'in makamı varır Kim oraya girerse, taarruzdan emin olur Ona bir yol bulabilenlerin (gücü yetenlerin) o Beyt'i hac (ve ziyaret) etmesi, Allahü teâlânın insanlar üzerinde bir hakkıdır, farzıdır Kim bu farzı inkar ederse, şüphesiz ki, Allahü teâlâ bütün alemlerden müstağnidir " (Al-i İmran suresi: 97)Resulullah efendimiz, Allahü teâlânın bu emrini Eshabına bildirdi O sene hazret-i Ebu Bekir'i üç yüz kişilik bir kafileye hac emiri tayin etti Bu kafilede bulunan Eshab-ı kiram, hazret-i Ebu Bekir'in emirliğinde Mekke'ye gitti Bu sırada "Berae" suresinin ilk ayet-i kerimeleri nazil oldu Burada muahede hakkındaki bazı hükümler bildirildi Sevgili Peygamberimiz bunu bildirmek üzere hazret-i Ali'yi de Mekke'ye gönderdi![]() O zaman Arablar arasında yaygın olan bir geleneğe göre, bir antlaşma yapılır veya yapılmış olan bir antlaşma bozulursa, bunu bizzat yapan veya onun tayin ettiği bir akrabası ilan ederdi Peygamber efendimiz, bu iş için hazret-i Ali'yi, hac kafilesinin arkasından Mekke'ye gönderdi Hazret-i Ali kafileye yetişip, birlikte Mekke'ye girdiler![]() Hazret-i Ebu Bekir bir hutbe okudu ve hac ibadetini anlattı Eshab-ı kiram, öğretilen esaslara göre hac yaptılar Hac ibadeti eda edilirken, hazret-i Ali de Mina'da "Cemre-i Akabe" denilen yerde bir hutbe okudu Bu hutbesinde;"Ey insanlar! Beni size Resulullah gönderdi" diyerek söze başladı ve Berae suresinin ilk ayet-i kerimesini okudu Bundan sonra; "Ben, size dört şeyi bildirmeye memurum" dedi Bu dört husus şunlar idi:1- Müminlerden başka hiç kimse Cennet'e giremez ![]() 2- Bu seneden sonra hiçbir müşrik, Kabe'ye yaklaşamayacak ![]() 3- Hiçbir kimse Kabe'yi çıplak tavaf etmeyecek (o zaman müşrikler Kabe'yi çıplak oldukları halde tavaf ederlerdi )4- Her kimin Resulullah ile antlaşması varsa, müddeti bitinceye kadar muteber olacak Bunun dışındakilere dört ay mühlet tanınmıştır Bundan sonra hiçbir müşrik için ahd ve himaye yoktur "O günden sonra hiçbir müşrik, Kabe'ye gelmedi ve hiç kimse çıplak olarak Kabe'yi tavaf etmedi Bu hususlar bildirildikten sonra, müşriklerden çoğu Müslüman oldu Hac farizası yerine getirildikten sonra, hazret-i Ebu Bekir ve hazret-i Ali, Eshab-ı kiram ile beraber Medine'ye döndüler![]() Hicretin onuncu yılında İslâmiyet bütün Arab yarımadasına yayıldı Arabistan'ın her tarafından insanlar Medine'ye geliyor; Müslüman olmakla şereflenmek, ebedi saadete kavuşmak için birbirleriyle yarış ediyorlardı Artık Arabistan'da Müslümanlara karşı duracak hiçbir kuvvet kalmamış, İslâmiyet her tarafa hakim olmuştu Sadece bazı Yahudi ve Hıristiyan kabileleri Müslüman olmamıştı![]() Sevgili Peygamberimiz hicretin onuncu yılında, Halid bin Velid'i dört yüz mücahid ile Yemen civarında bulunan Haris bin Ka'boğullarını İslâm'a davet etmek üzere gönderdi Halid bin Velid hazretleri Resulullah efendimizin emri üzerine, bu kabileyi üç gün üst üste İslâm'a davet etti Onlar da davete icabet ederek Müslüman oldular Yine bu yılda Resul-i ekrem efendimiz, Necranlı hıristiyanlar ile sulh antlaşması yaptı Bunlardan bazıları daha sonra kendiliklerinden Müslüman oldu Aynı yıl hazret-i Ali de, Eshab-ı kiramdan üç yüz kişi ile birlikte, Yemen'de bulunan Medlec kabilesini İslâm'a davet etmek için gönderildi Önce karşı çıkmalarına rağmen, daha sonra Müslüman oldular Peygamber efendimiz, bu sene, İslâmiyet'in yayıldığı bütün beldelere valiler ve zekat toplamak üzere görevliler (amil, sai) gönderdi![]() Hicretin onuncu senesinde Peygamber efendimiz, hac için hazırlanıp, Medine'deki Müslümanlara da hac için hazırlanmalarını emir buyurdu Medine dışında bulunanlara da haber gönderdi Bunun üzerine, binlerce Müslüman Medine'de toplandı Hazırlıklar tamamlanınca, sevgili Peygamberimiz Zilka'da ayının 25 Günü 40 bin kişilik bir kafile ile öğle namazından sonra Medine'den hareket etti Server-i kainat efendimiz; "Ey Allah'ım! Bunu bana, içinde riya, gösteriş ve şöhret bulunmayan mebrur ve makbul bir hac kıl" diyerek dua eyledi İhrama girip, Cebrail aleyhisselamın aber vermesiyle yüksek sesle, telbiye getirmeye başladı Buna, Eshab-ı kiram da katılınca, yer gök telbiye nidaları ile inlemeye başladı "Lebbeyk! Allahümme Lebbeyk! Lebbeyk! La şerike leke lebbeyk! İnnelhamde venni'mete leke vel mülke la şerike lek!![]() ![]() " Sevgili Peygamberimiz, kesilmek üzere 100 kurbanlık deve götürdü 10 gün süren yolculuktan sonra, Zilhicce'nin 4 Günü Mekke'ye vardılar Yemen'den ve diğer beldelerden hac yapmak üzere gelenlerin de katılmasıyla, Müslümanların sayısı 124 bini aştı Sevgili Peygamberimiz, Zilhicce'nin 8 Günü Mina'ya, 9 (Arefe) günü Arafat'a gittiler Arafat vadisinin ortasında öğleden sonra, Kusva adındaki devesinin üstünde, Veda Hutbesi'ni okuyup Eshab-ı kiram ile vedalaştılar![]() Efendimiz, Veda Hutbesi'ni okuduğu gün, Maide suresinin; "Bugün, dininizi sizin için ikmal eyledim Üzerinize olan nimetimi tamamladım ve size din olarak İslâmiyet'i vermekle razı oldum![]() ![]() " mealindeki 3 Ayet-i kerimesi nazil oldu Peygamber efendimiz, bu ayet-i kerimeyi, Eshab-ı kirama okuyunca, hazret-i Ebu Bekir ağlamaya başladı Eshab-ı kiram, ağlamasının sebebini sorunca; "Bu ayet-i kerime, Resulullah'ın vefatının yakın olduğuna delalet ediyor Onun için ağlıyorum" buyurdu![]() Resulullah efendimiz, Mekke'de 10 gün kalıp, Veda hacını yaptı ve Veda tavafı yaparak, Medine'ye döndü Veda hacından sonra Eshab-ı kiram geldikleri yerlere gidip, Resulullah'ın bildirdiği ve emrettiği şeyleri oralarda anlattılar![]() Hicretin onuncu yılında vuku bulan bir hadise de, peygamberlik iddiasında bulunan yalancıların ortaya çıkmasıdır Bunlardan birisi Yemen'de ortaya çıkan Esved-i Ansi'dir Peygamberimizin emri üzerine Esved-i Ansi, Yemen'deki Müslümanlar tarafından evinde öldürüldü (Diğeri de Müseylemet-ül Kezzab'dır Peygamber efendimizin vefatından sonra hazret-i Ebu Bekir, Müseyleme üzerine Halid bin Velid kumandasında bir ordu gönderdi Müseyleme, Vahşi "radıyallahü anh" tarafından öldürüldü )
| |
| |
| Dantel | Mumsema | Frmacil |
| | #2 |
| | "Şimdi rahatladım vazifeyi yerine getir!" Peygamber efendimiz, Azrail aleyhisselam ruhu almaya geldiği vakit hem ümmetinin halini merak ediyordu Bunun üzerine Allahü teâlâ vahy etti ki: "Ey Habibim! Ümmetine bu kadar muhabbet ve şefkat göstermeni, mübarek kalbine kim getirdi?" Peygamber efendimiz; "Beni yaratıp, terbiye eden Rabbim teâlâ" diye cevap verdi Cenab-ı Hak da; "Senin ümmetine, benim rahmetim, merhametim seninkinden bin kat fazladır Onları bana bırak" buyurdu Sonra sevgili Peygamberimiz; "Şimdi rahatladım Ey Azrail! Emrolunduğun vazifeyi yerine getir!" buyurdu![]() Azrail aleyhisselam, vazifesini yapmak üzere hürmetine yaratıldığı Kainatın sultanının huzuruna yaklaştı Sevgili Peygamberimiz, yanındaki su kabına mübarek iki elini batırıp, ıslak ellerini mübarek yüzüne sürdü ve; "La ilahe illallah! Ey Allah'ım! Refik-i ala!![]() " buyurdu Azrail aleyhisselam, Alemlerin efendisinin mübarek ruhunu almaya başladı Resulullah efendimizin mübarek benzi bazan kırmızı oluyor, bazan sararıyordu Azrail aleyhisselam; "Ümmetimin canını da böyle şiddet ve zorla mı alırsın!" buyurunca, o; "Ya Resulallah! Hiç kimsenin canını böyle kolay almadım" cevabını verdi Son anında bile ümmetini unutmayan sevgili Peygamberimiz; "Ey Azrail! Ümmetime edeceğin şiddeti bana eyle! Zira onlar zayıftır, dayanamazlar ![]() ![]() " buyurdu Sonra; "La ilahe illallah! Refik-i ala!" buyurdular ve mübarek ruhları alındı ve ala-yı illiyyine uluştırıldı![]() ![]() ![]() Essalatü vesselamü aleyke ya Resulallah! Essalatü vesselamü aleyke ya Habiballah! Essalatü vesselamü aleyke ya Seyyidel evveline vel-ahırin! Şefaat ya Resulallah! Dahıylek ya Resulallah! Cebrail aleyhisselam, Peygamber efendimize; "Essalamü aleyküm ey Allahü teâlânın Resulü! Benim maksudum, matlubum sen idin Artık, bir daha yeryüzüne gelmem!" diyerek veda eyledi![]() Resul-i ekrem efendimizin mübarek ruhu, yüksek aleme gidince, hazret-i Fatıma validemiz ve ezvac-ı tahirat ağlamaya başladılar ![]() Ya Rabbi! Ümmetim! ![]() Ümmetim!![]() ![]() " Peygamberimizin vefatından hemen sonra, Eshab-ı kiram ilk olarak, bütün işleri idare etmesi için hazret-i Ebu Bekir'i, halif seçtiler Ona bi'at edip, tabi oldular ve emrine göre işleri görmeye başladılar![]() Resul-i ekrem efendimiz, hicretin on birinci yılında (miladi 632) Rebi'ül-evvel-ayının 12'sinde Pazartesi günü öğleden evvel ahırete irtihal eyledi O anda Kameri seneye göre 63, Şemsi seneye göre de 61 yaşında bulunuyordu![]() Peygamber efendimizi, hazret-i Ali, hazret-i Abbas, hazret-i Fadl bin Abbas, hazret-i Kusem bin Abbas, hazret-i Üsame bin Zeyd, hazret-i Salih yıkadılar Yıkama esnasında mübarek vücudundan öyle bir misk kokusu yayıldı ki, şimdiye kadar hiç kimse öyle bir koku koklamamıştı Sonra kefenlediler Bir sedir üzerinde taşınıp, mescide getirildi Daha önce sevgili Peygamberimizin haber verdiği şekilde, herkes mescidden dışarı çıktı Melekler, bölük bölük gelip namazını kıldalar Meleklerin kılması bitince, sahibi görünmeye bir ses; "Giriniz! Peygamberinizin namazını kılınız!" diyordu Bunun üzerine Eshab-ı kiram içeri girdi İmamsız olarak sevgili Peygamberimizin namazını kıldılar Çarşamba günü akşamına kadar ancak bitirebildiler![]() Dedi ki: "Resulullah'ın mübarek yüzünü en son gören benim Mübarek dudakları kıpırdıyordu Üzerine eğilip kulak verdim; "Ya Rabbi! Ümmetim!![]() Ya Rabbi! Ümmetim!![]() ![]() " diye yalvarıyordu Sevgili Peygamberimiz, ahırete irtihal ettiği gün, Abdullah bin Zeyd hazretleri; "Ya Rabbi! Ben bu gözü, habibinin mübarek nurlu yüzüne bakmak için isterdim O görünmez olunca, artık ne yapayım! Ya Rabbi! Gözümü al!" diye dua etti ve göremez oldu Ya Resulallah! Senin kapındaki kölenin, Ayaklarına değen toprağı öpmeyenin, Ve bu seadet için can feda etmeyenin, Sana sevgisi yoktur; inanmam, sözü yalan ![]() Senin kölen mührünü vurmayanlar alnına, Sevgi gerdanlığını takmayanlar boynuna; Hedef olmayan eşsiz nazarının okuna, Seviyorum demesin; eğer severse insan ![]()
|
| |
| | #3 |
| | Ebu Bekir'den başkasına razı olmaz!" Hazret-i Ali anlatır: Resul aleyhisselam, ağırlaştığı zaman "Ey Ali! Bana, bir kürek kemiği getir de, benden sonra, ümmetimi doğru yoldan şaşırtmayacak şeyi, ona yazdırayım " buyurdu![]() Resul aleyhisselamın başı, kollarımın arasında bulunuyordu Gidip gelinceye kadar kendisini gayb etmekten korktuğum için "Ben, buyuracaklarını, ezberimde tutarım!" dedim![]() "Namaz kılmağa, zekat vermeğe devam etmenizi, ellerinizdeki kölelerin haklarını gözetmenizi tavsiye ederim!" buyurdu ![]() "Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Resulüh" diyerek şehadette bulunmayı da, emretti ![]() "Bu iki gerçeğe şehadette bulunana, Cehennem ateşi haram olur " buyurdu![]() Peygamberimiz, ziyaretine gelen Hz Osman'ı görünce, ona "Yakınıma gel!" buyurdu Hz Osman, yaklaşıp Peygamberimizin üzerine eğildi![]() Peygamberimiz, ona, gizilice bir şey söyledi Hz Osman, başını kaldırınca, Peygamberimiz "Sana söylediğim şeyi anladın mı?" diye sordu![]() Hz Osman "Evet!" dedi Peygamberimiz "Yakınıma gel!" buyurdu Hz Osman, Peygamberimizin üzerine tekrar eğildi![]() Peygamberimiz, yine, ona gizlice bir şey söyledi Hz Osman, başını kaldırınca, Peygamberimiz "Sana söylediğim şeyi anladın mı?" diye sordu![]() Hz Osman "Evet! Onu, kulağım işitti, kalbim de, ezberledi " dedi Bunun üzerine, Peygamberimiz, ona "Haydi git!" buyurdu Peygamberimizin, halifeliği sırasında başına gelecekleri ve bunlara sabretmesini bildirdiği rivayet edilmiştir Peygamberimiz, rahatsızlığı ağırlaştığı sırada, Abdurrahman bin Ebu Bekir'e "Bana, kalem kağıt getir de, Ebu Bekir için bir yazı yazayım ki, onun üzerinde anlaşmazlığa düşülmesin!" buyurdu ![]() Abdurrahman, kalem kağıt getirmeğe gitmek için kalkınca, "Otur! Ebu Bekir üzerinde anlaşmazlığa düşülmesine, Allah da, Mü'minler de, razı olmaz!" buyurdu ![]() Sonra, Hz Aişe'ye "Bana, baban Ebu Bekir'i ve senin kardeşini çağır, bir yazı yazayım Çünkü, ben, bir heveslinin, hevselenip "Ben, bu işe, herkesten önce gelirim!" demesinden korkuyorum Oysa ki, Allah da, Mü'minler de, Ebu Bekir'den başkasına razı olmaz!" buyurdu![]() Peygamberimizin son tavsiyeleri Peygamber efendimiz baygınlık derecesine gelen hastalığında ayıldıkça şu nasihatları tekrarlıyorlardı: "Aman! Aman! Ellerinizdeki kölelerinize iyi davranınız!Onların sırtlarına, elbise giydiriniz! Karınlarını, doyurunuz! Onlara, yumuşak söz söyleyiniz! Namaza! Namaza devam ediniz! Ellerinizdeki köleleriniz hakkında da, Allah'dan korkunuz!" buyurmaktan son nefesinde bile "Namaza! Namaza! Ellerinizdeki kölelerinize ![]() ![]() " diye tavsiyede bulunmaktan geri durmamakta idi![]() Peygamberimizin en son sözü "Kadınlarınız ve ellerinizdeki köleleriniz hakkında Allah'dan korkunuz!" buyruğu idi ![]() Rebiül'evvel ayının on ikinci veya on üçüncü Pazartesi günü kaba kuşluk vakti idi Güneş, zevale doğru yaklaşıyor Peygamberimiz, son dakikalarını yaşıyordu![]() Peygamberimizin başı, Hz Aişe'nin göksüne yaslı bulunuyor Hz Aişe "Ey insanların Rabbı! Hastalığı, gider, kaldır! Gerçek Tabib Sensin! Gerçek şifa verici Sensin!" diyerek şifa diliyor![]() Peygamberimiz ise "Hayır! Ben, Allah'dan, Refik-ı ala zümresine katılmayı Cebrail, Mikail ve İsrafil ile birlikte olmayı dilerim! Ey Allahım! Beni, Refik-ı ala zümresine kavuştur! Ey Allahım! Bana, rahmetini ihsan et! Beni, Refik-ı ala zümresine kavuştur!" diyerek duaya devam ediyordu ![]() Resul aleyhisselamın özlediği Refik-ı ala, en yüksek makamlarda bulunan Peygamberler Allahın, kendilerine nimetler verdiği Peygamberler, Sıddiklar, Şehidler ve Salihler zümresi idi ki, bunlar, ne güzel arkadaştırlar ![]() Hz Aişe buyurdu: Resul aleyhisselamdan, sıhhatta iken bir çok defalar "Hiçbir Peygamberin ruhu, Cennetteki durağını görmedikçe, alınmaz! Sonra, durağına gitmesi, arzusuna bırakılır " buyurmuştu![]() Kendisi, hastalanıp ruhu alınmak zamanı gelince, başı, benim dizimde bulunduğu halde, üzerine, bir baygınlık geldi ![]() Sonra, ayılınca, gözü, açılıp evinin tavanına doğru dikildi ve "Allahım! Beni, Refik-ı ala zümresine kat!" diye dua etti ![]() Ben, o zaman "Resulullah, bizi tercih etmiyor! dedim ![]() Anladım ki: Resulullahın bu temennisi, vaktiyle, sıhhatlı zamanında, bize söyleyip durduğu bir haberin kendisinde gerçekleşmesidir ![]()
|
| |
| | #4 |
| | Ehl-i beyt'i taziye eden ses Ehl-i Beyt, hiçbir şahsı görmedikleri ve sezmedikleri halde, "Selam ve Allahın rahmet ve bereketleri, üzerinize olsun!" diyerek kendilerine selam verildiğini ve taziyede bulunulduğunu işittiler ![]() Ehl-i Beyt' te, selama aynı şekilde karşılık verdiler Nereden geldiği bilinemeyen ses, şöyle konuştu: "Her can, ölümü tadacaktır Kıyamet günü, size ecirleriniz tamamile verilecektir Kim, ateşten uzaklaştırılıp Cennete sokuldu ise, artık, o, muhakkak muradına ermiştir Dünya hayatı, aldatma metaından başka bir şey değildir İyi biliniz ki: Her musibetin, Allah katında bir tesellisi, her ölenin, bir halefi, yerine geçeni, her vefat edenin de, bir bedeli vardır Allaha sarılınız ve umacağınızı, Ondan umunuz! Asıl musibete uğrayan, sevaptan mahrum kalandır Selam ve Allahın rahmet ve bereketleri üzerinize olsun!"Hazret-i Ömer "Bu sözleri, Ehl-i Beyt'in hepsi, Mescidde bulunanlar ve yoldakiler işittiler!" demiştir Hz Ali "Bu seslenenin kim olduğunu biliyormusunuz?" diye sordu "Hayır!" dediler Hz Ali "Bu, Hızırdır! Peygamberinizden dolayı size taziye ediyordur!" dedi![]() Hz Enes bin Malik "Ben, hiçbir zaman, Resul aleyhisselamla Ebu Bekir'in, Medine'ye gelip girdikleri günden daha ziyalı ve daha güzel olan bir gün görmedim! Ben, Resul aleyhisselamın vefatı gününe de, şahid oldum Kendisinin, içinde vefat etmiş olduğu günden daha karanlık, daha sevimsiz bir gün de, görmedim!""Resulullahın, Medine'ye gelip girdiği gün, Medine'nin her şeyi aydınlanmış, vefat ettiği gün de, her şeyi kapkaranlık olmuştur!" diyerek, Peygaberimizin vefatında duyulan derin acıyı dile getirmiştir ![]() Eshabı kiram Hz Ebu Bekir'e biat ettikten sonra ertesi Salı günü, Hz Ebu Bekir, Mescidin Minberine çıkıp oturdu Konuşmağa başlamadan önce, Hz Ömer, ayağa kalktı Allaha hamd-ü senada bulunduktan sonra "Ey insanlar! Ben, dün size kendinde olmadan bazı sözler söylemiştim Onları, Allahın kitabında bulamadığım gibi, Resul aleyhiselamın da, bana o hususta bir sözü yoktu Fakat, ben, Resul aleyhisselamın, bizden sonraya kalacağını ve işlerimizi, kendisi çekip çevireceğini sanıyordum![]() Oysa ki, yüce Allah, Resulü vasitası ile doğru yolu gösteren bir Kitabı sizin içinizde bırakmış bulunmaktadır ki, ona sımsıkı sarılırsanız, Allah, onunla, doğru yolu Resulüne gösterdiği gibi, size de, doğru yolu gösterirdir ![]() Allah, Hilafet işinizi, sizin hayırlınız ve Resulullahın arkadaşı, Mağarada İki'nin İkincisi olan zat üzerinde topladı yoluna koydu Kalkınız, ona biat ediniz!" deyince, daha önceki bi'atta bulunan bulunmayan herkes topluca Hz Ebu Bekir'e umumi biat yaptılar![]() Hz Ebu Bekir'in konuşması Mescidde bulunan Eshabı kirama Hz Ömer'den sonra, Hz Ebu Bekir şöyle konuştu:"Size, doğruluğu tavsiye ederim, doğruluktan ayrılmayınız Çünkü, doğruluk, iyilikle bir aradadır İkisi de, Cennettedir Yalandan sakınınız! Çünkü, yalan, kötülükle bir aradadır İkisi de, Cehennemdedir Allah'dan af ve afiyet dileyiniz Çünkü, hiç kimseye, Yakin'den sonra, af ve afiyetten daha hayırlısı verilmemiştir Birbirinizi kıskanmayınız Birbirinize düşmanlık etmeyiniz Birbirinizle ilişiğinizi kesmeyiniz Ey insanlar! Ben, sizin en hayırlınız olmadığım halde, size Emir oldum İyi biliniz ki: Bana yapılan biatı, düşünmeden kabul etmiştim, bu ümmet arasında bir fitne ve fesad çıkmasından korktuğum içindi![]() Allah'a yemin ederim ki: Ben, hiçbir gün veya gece, bunun, ne üzerine düşmüş, ne isteklisi olmuş, ne de, bu hususta Allah'dan gizlice veya açıkça bir dilikte bulunmuşumdur ![]() Emirlik hizmetinde, benim için bir rahatlık yoktur Gücüm yetmeyen büyük bir işi, elimde olmayarak boynuma takmış bulunuyorum! Benim yerime, daha güçlü bir insanın seçilmiş olmasını ne kadar arzu ederdim!Ey insanlar! Ben, ancak, Resulullahın izinde giden biriyim Dinde, kendiliğimden bir şeyler ortaya çıkaracak değilim Eğer, ben, vazifemi iyi yaparsam, bana yardım ediniz! Eğer, kötülüğe saparsam, beni doğrultunuz! Doğruluk, emanettir Yalancılık ta, hıyanettir![]() İnşaallah içinizdeki en zayıfınız, kendisinin hakkını alıncaya kadar benim yanımda en güçlünüz olacaktır! İnşaallah, içinizdeki en güçlünüz de, üzerine geçirdiği hakkı, kendisinden alıncaya kadar benim yanımda en zayıfınız olacaktır! Ey insanlar! İyi biliniz ki: Allah'dan zillete müstahak kıldığı kavimden başka hiçbir kavim, Allah yolunda cihadı bırakmaz! Hiçbir kavmin kötülükleri yaygın hale gelmedikçe de, Allah, o kavmin bela ve musibetini yaygın hale getirmez ![]() Zalimler için ne yakın bir dost vardır, ne de, dinlenebilecek bir kayırıcı vardır! (Mü'min: 18) Bu gün, her amel sahibi, gücünün yettiği ve kendisini yüce Allah'a yaklaştıracak ameli, onu işlemeğe güç yetiremeyeceği gün gelmezden önce, işlemeye baksın! Ben, Allaha ve Resulüne itaat ettikçe, siz de, bana itaat ediniz Allah'a ve Resulüne asi olduğum zaman, sizin bana itaat etmeniz gerekmez! Kendim ve sizin için Allah'dan mağfiret, yarlığanmak dilerim Haydi, namazınızı kılmağa kalkınız! Allah, sizlere rahmet etsin "
|
| |
| | #5 |
| | Peygamberimiz kabre konulması Eshab-ı kiram, sevgili Peygamberimizin mübarek kabrinin kazılması hususunda hazret-i Ebu Bekir'in hatırlattığı şu hadis-i şerife uydular: "Peygamberler, ruhlarını teslim ettikleri yerde defin olunurlar " Ebu Talha hazretlerinin, Lahd şeklinde kazdığı kabr-i şerife, Çarşamba günü gece yarısına doğru defin edildi Hazret-i Abbas'ın oğlu Kusem, kabirdeki hizmeti bitirip en son çıkan idi Peygamberimiz; Çarşamba gecesi yarılandığı sırada, kabre konulmuştur ![]() Hz Aişe "Resulul aleyhisselamın nereye gömüldüğünü, Çarşamba gecesi gece yarısı gecenin de, sonuna doğru kürek seslerini işitinceye kadar öğrenemedik " demiştir![]() Peygamberimizin kabrine, Hz Ali, Fadl bin Abbas, Kusem bin Abbas ve Peygamberimizin azadlısı Şukran indiler![]() Evs bin Havli, Hz Ali'ye "Ey Ali! Allah aşkına, Resulullahın hizmetinden bizi de, nasiblendir!" diye and verdi Hz Ali "İn öyle ise!" dedi O da, kabrin içine indi![]() Bilal-i Habeşi, Peygamberimizin vefatından sonra ve gömülmesinden önce ezan okurken "Eşhedü enne Muhammedenresulullah" dediği zaman, Mescid, ağlayanların sesinden çınladı ![]() Peygamberimiz, kabre gömüldükten sonra, Bilal-i Habeşi, ezan okumayı bıraktı ![]() Hz Aişe validemiz, rü'yasında, gökten üç ay'ın evine düştüğünü görmüş, bunu, babası Hz Ebu Bekir'e anlatmıştı Hz Ebu Bekir "Sen, bunu, neye yordun?" diye sormuştu![]() Hz Aişe "Resulu aleyhisselamın bir oğlu olacağına yordum!" deyince, Hz Ebu Bekir, susmuş sonra da "Eğer, rü'yan sadıksa, yer yüzü halkının en hayırlısı olan üçü, senin evine gömülecektir!" demişti![]() Peygamberimizin vefat ettiği zaman, Hz Ebu Bekir, Hz Aişe'ye "Bu, senin rü'yada gördüğün üç ay'dan birisi olup onların en hayırlısı idi ay'larının en hayırlı olanı, vefat etti!" dedi![]() Sonradan, Hz Ebu Bekir'le Hz Ömer'in de, Hz Aişe'nin evinde Peygamberimizin yanına gömülmeleri, Hz Aişe'nin rü'yasını tamamiyle gerçekleştirmiştir![]() Peygamberimizle Hz Ebu Bekir ve Hz Ömer'in kabirleri Peygamberimizinki Kıbleye doğru biraz ileride olup Hz Ebu Bekir'in başı, Peygamberimizin omuzları hizasında, Hz Ömer'in başı da, Hz Ebu Bekir'in omuzları hizasında bulunmaktadır![]() ![]() Dinden dönme hareketleri Peygamber efendimizin vefatından sonra, irtitad, dinden dönme hareketleri başladı Bu hareketler büyük boyutlara ulaştı Bunlarla mücadelede, Hz Ebu Bekir'in büyük katkısı oldu Eğer böyle dirayetli bir kimse olmasaydı tehlike bütün Arabistana yayılacaktı Bunu için Hz Aişe "Resulullahın ruhu kabz olununca, Araplar irtidad etti Nifak, kabardı Babamın üzerine çöken, dağların üzerine çökseydi, muhakkak, onları, ufatırdı!" demiştir![]() Hz Ebu Hüreyre de "Eğer, Ebu Bekir olmasaydı, Muhammed aleyhisselamın vefatından sonra Ümmet-i Muhammed, helak olurdu!" demiştir![]() "Kendisinden başka ilah bulunmayan O Allaha nd olsun ki, Ebu Bekir, Halifeliği üzerine almasaydı, yüce Allaha ibadet eden olmazdı!" demiş ve bu sözünü, üç kerre tekrarlamıştır ![]() Ebu Reca'ül'Utaridi der ki "Medine'ye girince, insanların toplandıklarını ve bir adamın "Ben, Sana kurban olayım! Vallahi, sen, olmasaydın, muhakkak, biz helak olurduk!" diyerek bir adamın başını öptüğünü gördüm ![]() "Bu öpen ve öpülen kimdir?" diye sordum "Mürtedlerle savaşından dolayı, Ebu Bekir'in başını, Ömer, öpüyor!" dediler "Hz Aişe de buyurdu ki: Babam, Arapların irtidad ettikleri günlerde kılıcını sıyırıp devesine binince, Hz Ali, yanına vardı, devesinin yularından tuttu ve "Sana, Resulul aleyhisselamın Uhud savaşı gününde söylediğini söylüyorum: Sok kınına kılıcını da, kendini tehlikeye atıp bizi acı içinde bırakma! Vallahi, Senin başına bir felaket gelecek olursa, senden sonra, artık, İslamiyet, temelli düzelmez!" dedi " (Eğer halifeliğine karşı olsaydı, gidip ölmesini isterdi Böylece halifelik için önü açılırdı )Yine Hz Aişe o günleri şöyle anlatır: Resulullahın vefatı üzerine Arap kabilelerinden bir çokları irtidad ettiler, dinden döndüler Yahudilik, Hıristiyanlık ve munafıklık ortaya çıkmağa başladı![]() Müslümanlar, kış gecesinde yağmura tutulup dağılan koyunlara döndüler Hatta o sırada, Mekkelilerin çoğu, İslamiyetten dönmeğe hazırlandılar Süheyl bin Amr, Kabe'nin kapısına dikilerek Mekkelilere seslendi Onlara etkili bir konuşma yaparak şüphelerini, dinden dönmelerini önledi İslam tarihinde, dini red etme, dinden dönme manalarında "irtica" geriye dönme, "mürteci" geriye dönen tabirleri bu hadiselerden sonra kullanılmaya başlandı
|
| |
| | #6 |
| | "Dönenlerin ilki olmayın!" Peygamberimizin vefatından sonra, münafıkların, Yehudilerin ve Hıristiyanların kışkırtmaları ile topluluklar halinde dinden dönmeler başladı Hz Süheyl bin Amr, Kabe'nin kapısına dikilerek Mekkelilere seslendi Onlara şunları söyledi: "Ey Mekkeliler! Siz, Müslüman olanların sonuncusu oldunuz Sakın irtidad edenlerin, Müslümanlıktan dönenlerin ilki olmayınız! Vallahi, yüce Allah, Resul aleyhisselamın buyurduğu gibi, bu işi, muhakkak tamamlayacaktır! Ben, Onu, şu bulunduğum yerde tek başına dikilerek, "Benimle birlikte La ilahe illallah deyiniz de, size bakarak Araplar dine girip Arap olmayanlar, size cizye ödesin! Vallahi, Kisra'nın ve Kayser'in hazineleri Allah yolunda harcanacaktır!" buyurduğunu işitmişimdir![]() Alay edenlerin, zekat ve sadaka tahsildarı olduklarını gördünüz Vallahi, geri kalanı da, vuku' bulacaktır! Vallahi, ben, iyi biliyorum ki: Güneşin doğması ve batması devam ettiği müddetce, bu din, devam edecektir Aranızdaki o kişiler, sizi aldatmasın! Benim bildiğim bu işi, o kişiler de, bilir![]() Fakat, Haşim oğularına olan kıskançlığı, onların kalblerini mühürlemiştir ![]() Ey insanlar! Ben, Kureyş'in, karada ve denizde en çok taşıtları bulunanıyım Siz, Emir'inize itaat ediniz ve zekatlarınızı ona ödeyiniz![]() Eğer, İslamiyet işi, sonuna kadar devam etmezse, ben, sizin zekatlarınızı size geri vermeğe kefilim! "dedi ve ağladı ![]() Bunun üzerine, halk, yatıştı Süheyl bin Amr, yaptığı tesirli konuşma ile Mekkelileri irtidaddan vazgeçirince, Mekke Valisi Attab bin Esid, ortaya çıkabildi ![]() Süheyl bin Amr, Bedir Savaşına, müşriklerle birlikte katılıp esir edildiği zaman, Peygamberimizin, Hz Ömer'e, onun hakkında "Yermeyeceğin bir Makamda dikilip halka hitapta bulunması da, memuldür!" Hadisi ile haber verdiği hoşa gidecek Makamdaki konuşmasından maksadının bu konuşması ve hizmeti olduğu anlaşıldı![]() Hz Ömer de, Süheyl'in konuşmasını işittiği zaman, Peygamberimizin, onun hakkında söylemiş olduğu sözü hatırlamış ve "Ben şehadet ederim ki: Sen, muhakkak Resulullahsın!" demekten kendini alamamıştır![]() Kabrinde diri olması Peygamberler bilmediğimiz bir hayat ile kabirlerinde diridirler Evliya ve şehidler de diridiler Diri olmaları sözde değildir Tam olarak diridirler İmran suresi 169 Ayet-i kerimesinde mealen; "Allahü teâlâ yolunda öldürülenleri ölü sanmayınız! Onlar, Rablerininin yanında diridirler Rızıklandırılmaktadırlar" buyurdu Bu ayet-i kerime, şehidlerin diri olduklarını bildirmektedir Şehidler, başka Müslümanlar gibidirler Onlardan bir üstünleri yoktur Peygamberler, şehidlerden elbet daha ileride ve daha üstündür İslam alimlerine göre her peygamber, şehid olarak ölmüştür Resulullah efendimiz son hastalağında; "Hayber'de yemiş olduğum yemeğin acısını her zaman duyardım" buyurdu Bu hadis-i şerif, Resulullah efendimizin şehid olarak vefat ettiğini bildiriyor Bu sebeple, Efendimizin bütün şehidler gibi kabrinde diri olduğu buradan da anlaşılıyor "Buhari" ve "Müslim" de bildirilen hadis-i şerifde; "Mirac gecesinde, Musa'nın (aleyhisselam) kabri yanından geçirildim Mezarında, ayakta namaz kılıyordu" buyuruldu Başka bir hadis-i şerifde; "Allahü teâlâ, toprağın peygamberleri çürütmesini haram etmiştir" buyruldu Bunun doğru olduğunu, alimler sözbirliği ile bildirmektedir "Buhari" ve "Müslim"de; "Allahü teâlâ, Mirac gecesinde, bütün peygamberleri, Peygamberimize gönderdi Onlara imam olup, iki rek'at namaz kıldılar" yazılıdır Namaz kılmak, rüku ve secde yapmakla olur Bu haber, diri olarak, cesed ile, beden ile kıldıklarını gösteriyor Musa aleyhisselamın kabrinde namaz kılması da, bunu göstermektedir "Mişkat" kitabının son cildinde Mirac babının birinci faslı sonunda; Müslim'den alarak Ebu Hüreyre'nin bildirdiği hadis-i şerifde; Allahü teâlâ bana gösterdi Musa (aleyhisselam) ayakta namaz kılıyordu, zayıf idi Saçları dağınık ve sarkık değildi Şen'e kabilesinden bir yiğit gibi idi İsa (aleyhisselam), Urve bin Mes'ud Sekafi'ye benziyordu" buyruldu![]() Şen'e Yemen'de bulunan iki kabilenin ismidir Bu hadis-i şerifler, Peygamberlerin, Rableri yanında diri olduklarını göstermektedir Onların cesedleri (bedenleri), ruhları gibi latif olmuştur Kesif, katı değildir Madde ve ruh aleminde görünebilirler Bunun için, peygamberler, ruhları ve bedenleri ile görünebilirler Hadis-i şerifde, Musa ve İsa aleyhisselamın, namaz kıldıkları bildiriliyor Namaz kılmak, çeşitli hareketler yapmaktır Bu hareketler beden ile olur Ruh ile olmaz Musa aleyhisselamı, "Orta boylu, eti az, zayıf, saçları toplu gördü" buyurması; ruhunu değil, bedenini gördüğünü gösteriyor
|
| |
| | #7 |
| | "Selama cevap veririm!" İmam-ı Beyheki buyurdu ki: "Peygamber mezara konduktan sonra, ruhları bedenlerine geri verilir Biz onları göremeyiz Melekler gibi, görünmez olurlar Yalnız Allahü teâlânın keramet olarak ihsan ettiği seçilmiş kimseler görebilir " İmam-ı Süyuti'de böyle bildirmiştir![]() Çok kimse, selamlara, kabr-i seadetten cevap verildiğini, çok zaman işitmişlerdir Başka kibirlerden de, selamlara cevap verildiği çok işitilmiştir Hadis-i şerifte de; "Bana selam verilince, Allahü teâlâ ruhumu geri gönderir, ona cevap veririm" buyruldu İmam-ı Süyuti hazretleri buyurdu ki: "Resuullah, Cemal-i ilahiyi görmeğe dalmıştır Bedendeki duyguları unutmuştur Bir müslüman selam verince, mübarek ruhu, bu halden ayrılıp, beden duygularını alır Dünyada, böyle olanlar da az değildir Bir dünya işi veya ahıret işi aşırı düşünülürken, insan, yanında konuşulanı duymaz Cemal-i ilahiye dalan kimse bir sesi işitebilir mi?" Kadı İyad hazretleri "Şifa" da Süleyman bin Sühaym'dan rivayetinde; "Bir gece rüyada Fahr-i Kainat efendimizi gördüm; "Ya Resulallah! Gelip sana selam veren kimselerin selamını bilir misiniz?" dedim "Evet bilirim ve onların selamını alıp cevap veririm" buyurdu![]() Peygamberlerin, mezarlarında diri olduğunu bildiren hadis-i şerifler o kadar çoktur ki, birbirlerini kuvvetlendirmektedirler Mesela, "Kabrimin yanında, benim için okunan salevatı işitirim Uzak yerlerde okunanlar bana bildirilir" buyrulmuştur Bu hadis-i şerifi, Ebu Bekr bin Ebi Şeybe bildirmiştir Bu ve bunun gibi hadis-i şerifler, altı büyük hadis imamının kitaplarında vardır![]() Abdullah bin Abbas hazretlerinden İbn-i Ebi'd-dünya'nın haber verdiği hadis-i şerifde; "Bir kimse, bir tanıdığıının kabrine uğrayıp selam verse, meyyit onu tanır ve cevap verir Tanımadığı meyyite selam verirse, meyyit sevinir ve cevap verir" buyuruldu![]() Resulullah, dünyanın her yerinde, aynı zamanda salat ve selam edenlerin her birine ayrı ayrı nasıl cevap verir diye sorulursa, öğle vakti güneşin, bir anda binlerce şehre ışık salması gibidir, diye cevap verilir ![]()
|
| |
| | #8 |
| | "Benim endişem ümmetimdir!" Peygamber efendimiz ruhu almak için gelen ölüm meleğine; "Ey Azaril! Cebrail'i nerede bıraktın?" buyurdu Cebrail'i dünya semasında bıraktım Melekler, onu senin vefatın sebebiyle taziye ediyorlar" dedi![]() Böyle konuşurlarken Cebrail aleyhisselam geldi Resulullah efendimiz; "Ey kardeşim Cebrail! Artık dünyadan göç vakti geldi Allahü teâlânın katında benim için ne var? Bana onu müjdele de gönül rahatlığı ile emaneti sahibine teslim edeyim" buyurdu Cebrail aleyhisselam; "Ey Allahü teâlânın sevgilisi! Ben semanın kapısını açık bıraktım Melekler saf saf olmuşlar, senin ruhunu sevgiyle beklerler" dedi Peygamber efendimiz; "Hamd, Allahü teâlâya mahsustur Sen bana müjde ver! Rabbimin nezdinde benim için ne var?" buyurdu Cebrail aleyhisselam; "Ya Resulallah! Senin teşrifinden dolayı, Cennet kapıları açılmış, Cennet'in nehirleri akmış, Cennet'in ağaçları sarkmış, huriler süslenmiştir" dedi ![]() Peygamber efendimiz yine; "Hamd, Allahü teâlâya mahsustur Sen bana başka müjde ver ya Cebrail!" buyurdu Cebrail aleyhisselam; "Ya Resulallah! Sen kıyamet günü ilk şefaat eden ve ilk şefaatı kabul olunansın" dedi Sevgili Peygamberimiz tekrar; "Hamd, Allahü teâlâya mahsustur Ya Cebrail! Bana başka müjde ver" buyurunca, Cebrail aleyhisselam; "Ya Resulullah! Neyi soruyorsunuz!" dedi Bunun üzerine Peygamber efendimiz; "Benim bütün endişem, üzüntüm ve kederim, benden sonra geride bıraktığım ümmetimdir" buyurdu Hazret-i Cebrail; "Ey Allahü teâlânın Habibi! Allahü teâlâ kıyamet günü, sen razı oluncaya kadar ümmetini bağışlar Bütün peygambelerden önce seni, bütün ümmetlerden önce senin ümmetini Cennet'e koyacaktır" dedi Sevgili Peygamberimiz, Cebrail aleyhisselama; "Allahü teâlâ katında üç muradım vardır: Biri; ümmetimin günahkarlarına beni şefaatçı etmesi, ikincisi; dünyada yaptıkları günahlardan dolayı onlara azab etmemesi, üçüncüsü; Perşembe ve Pazartesi günleri ümmetimin amellerinin bana arzedilmesidir (Eğer amelleri iyi ise dua ederim, Allahü teâlâ kabul eder Kötü ise şefaat edip, amel defterinden silinmesini isterim)" buyurdu Cebrail aleyhisselam, Allahü teâlâdan, bu üç arzusunun da kabul edildiği haberini verdi Bunun üzerine sevgili Peygamberimiz rahatladılar![]()
|
| |
| | #9 |
| | "İlk yanıma gelecek olan sensin!" Resulullah efendimizin durumu ağırlaşıp gözlerini kapatınca, hazır olanlar, mübarek ruhunun kabzolduğunu sandılar Hazret-i Fatıma validemiz dayanamayıp, babasının mübarek kulağına doğru eğildi ve gönülleri yaralayan bir sesle; "Ey benim babacığım!![]() " diye seslendi Hiç cevap gelmeyince bu sefer; "Canım sana feda olsun ya Resulallah! Ne olur mübarek gözlerini bir aç da bana bir şey söyle ![]() " dedi![]() Alemlerin efendisi, mübarek gözlerini açıp, kızının gözyaşlarını sildi ve onun kulağına vefat edeceğini bildirdi Bunun üzerine hazret-i Fatıma ağlamaya başladı Bu defa kulağına; "Ehl-i beytimden, ilk önce, benim yanıma gelecek sensin!" buyurdular O da bu müjdeye sevinip teselli buldular![]() Hazret-i Fatıma validemiz; "Ey babacığım! Bugün ayrılık günü! Bir daha sana ne zaman kavuşurum?" diye sordu Resulullah efendimiz; "Ey kızım! Beni kıyamet günü havzın kenarında bulursun Ümmetimden, havza gelenlere su veririm" buyurdu Hazret-i Fatıma; "Eğer seni orada bulamazsam, ne yaparım?" diye sorunca, Peygamber efendimiz; "Mizanın yanında bulursun Orada, ben ümmetime şefaat ederim" buyurdu Hazret-i Fatıma validemiz; "Orada da bulamazsam ya Resulallah!" deyince, Peygamber efendimiz; "Sıratın yanında bulursun Ben orada Rabbime; "Ya Rabbi! Benim ümmetimi ateşten muhafaza eyle" diye yalvarırım" buyurdu![]() Bundan sonra hazret-i Ali hüzünlü bir sesle; "Ya Resulallah! Siz ruhunuzu teslim ettikten sonra, sizin gaslinizi kim yapacak, neye kefenleyeceğiz Namazınızı kim kıldıracak, kabre kim koyacak?" diye sordu![]() Peygamber efendimiz; "Ey Ali, beni sen yıka, Fadl bin Abbas sana su döksün Cebrail sizin üçüncünüz olur Gasl (yıkama) işimi bitirince, kefenimi yaparsınız Cebrail, Cennet'ten güzel koku getirir Sonra beni mescide götürünüz ve çıkınız Çünkü ilk önce Cebrail, sonra Mikail, sonra İsrafil, sonra melekler grup grup namazımı kılacaklar Daha sonra siz giriniz, saf saf olunuz Hiç kimse benden öne geçmesin" buyurdu![]() Sonra, beklemekte olan Azrail aleyhisselama; "Ey Azrail! Ziyaret için mi geldin, yoksa ruhumu kabzetmek için mi?" diye sorunca, Azrail aleyhisselam; "Hem misafir, hem de vazifeli olarak geldim Allahü teâlâ bana, senin huzuruna izinle girmemi emretti Mübarek ruhunu ancak izninle alırım Ya Resulallah! İzin buyurursan, emrinize uyar, ruhunuzu kabz ederim Yoksa döner, Rabbime giderim" dedi
|
| |
| | #10 |
| | VEDA HUTBESİ Ey insanlar! Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemiyeceğim ![]() Ey insanlar! Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir Her türlü tecavüzden korunmuştur![]() Eshabım! Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bu günkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyetimi burada bulunanlar, bulanmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildirilen kimse, burada ulunup işitenden daha iyi anlayarak muhafaza etmiş olur![]() Eshabım! Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin! Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, o ayağımın altındadır Lakin borcunuzun aslını vermeniz gerekir Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız Allahü teâlânın emriyle, faizcilik artık yasaktır Cahiliyetten kalma bu çirkin adetin her türlüsü, ayağımın altındadır İlk kaldırdığım faiz de Abdülmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir![]() Eshabım! Cahiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır Kaldırdığım ilk kan davası Abdülmuttalib'in torunu (amcamoğlu) Rebia'nın kan davasıdır![]() Ey insanlar! Harbedebilmek için haram ayların yerlerini değiştirmek, şüphesiz ki, küfürde çok ileri gitmektir Bu, kafirlerin kendisiyle dalalete düşürüldükleri bir şeydir Bir sene, helal olarak kabul ettikleri (bir ayı), öbür sene haram olarak ilan ederler Cenab-ı Hakk'ın helal ve haram kıldıklarının sayısına uydurmak için bunu yaparlar Onlar, Allahü teâlânın haram kıldığını helal, helal kıldığını da haram ederler![]() Hiç şüphe yok ki, zaman, Allahü teâlânın yarattığı gündeki şekil ve nizamına dönmüştür ![]() Ey insanlar! Bugün şeytan, sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyetini kurma gücünü ebedi surette kaybetmiştir Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız, bu onu memnun edecektir Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allahü teâlâdan korkmanızı tavsiye ederim Siz, kadınları, Allahü teâlânın emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve ifetlerini Allahü teâlâ adına söz vererek helal edindiniz Sizin kadınlar üzerinde hakkınız; onların da sizin üzerinizde hakları vardır Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız; onların, aile mahremiyetinizi, sizin hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe dövüp sakındırabilirsiniz Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşru bir şekilde, her türlü yiyim ve giyimlerini te'min etmenizdir![]() Ey müminler! Size bir emanet bırakıyorum ki, ona sıkı sarıldıkça, yolunuzu hiç şaşırmazsınız O emanet, Allahü teâlânın kitabı Kur'an-ı kerimdir (Başka rivayetlerde; "Sünnetim" ve "Ehl-i beytim" diye de bildirilmiştir )Ey mü'minler! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi muhafaza ediniz! Müslüman, Müslümanın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştir Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz, başkasına helal değildir |