| |||||||
| Forum Kuralları | İletiler | Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
| | #1 |
| Resulullahın Mucizeleri Sevgili peygamberimiz Muhammed aleyhisselamın, Allahü teâlânın peygamberi olduğunu açıklayan şahidler sayılamayacak kadar çoktur Allahü teâlâ; "Sen olmasaydın alemi yaratmazdım" buyurdu Bütün varlıklar, Allahü teâlânın varlığını, birliğini gösterdikleri gibi, Muhammed aleyhisselamın peygamber olduğunu ve üstünlüğünü de göstermektedirler Ümmetinin evliyasında hasıl olan kerametler, hep O'nun muczileridir Çünkü kerametler, O'na tabi olanlarda, O'nun izinde gidenlerde hasıl olmaktadır Hatta, bütün peygamberler, O'na tabi olanlarda, O'nun izinde gidenlerde hasıl olmaktadır Hatta, bütün peygamberler, O'nun ümmetinden olmak istedikleri için, daha doğrusu, hepsi O'nun nurundan yaratıldıkları için, O'nların mucizeleri de Muhammed aleyhisselamın mucizelerinden sayılır Mucizeler peygamberliğin alametidir Bunun için her peygamber mucize göstermiştir Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamın mucizeleri, zaman bakımından üçe ayrılmıştır: Birincisi, mübarek ruhu yaratıldığından başlıyarak peygamberliğinin bildirildiği bi'set zamanına kadar olanlardır ![]() İkincisi, bi'setden vefatına kadar olan zaman içindekilerdir Üçüncüsü, vefatından kıyamete kadar olmuş ve olacak şeylerdir Bunlardan birincilere; irhas denir Her biri de ayrıca, görerek veya görmeyip akıl ile anlaşılan mucizeler olmak üzere ikiye ayrılırlar Bütün mucizeler o kadar çoktur ki, sınırlamak, saymak mümkün olmamıştır İkinci kısımdaki mucizelerin üç bin kadar olduğu bildirilmiştir Bunlardan meşhur olanlarını bildireceğiz Muhammed aleyhisselamın mucizelerinin en büyüğü Kur'an-ı kerimdir Bugüne kadar gelen bütün şairler, Bir ayet-i kerimenin benzerini söylememişlerdir İ'cazı ve belgatı insan sözüne benzemiyor Yani, bir kelimesi çıkarılsa veya bir kelime eklense, lafzındaki ve manasındaki güzellik bozuluyor Bir kelimesinin yerine koymak için, başka kelime arayanlar bulamamışlardır Nazmı, Arab şairlerinin şiirlerine benzemiyor Geçmişte olmuş ve gelecekte olacak nice gizli şeyleri haber vermektedir İşitelenler ve okuyanlar, tadına doyamıyorlar Yorulsalar da usanmıyorlar Okuması ve işitmesi sıkıntıları giderdiği sayısız tecrübelerle anlaşılmıştır İşitince kalblerine denşet ve korku çökenler, bu sebepten ölenler bile görülmüştür Nicez azılı İslâm düşmanları, Kur'an-ı kerimi dinlemekle, kalbleri yumuşamış, imana gelmişlerdir![]() Birçok cansız varlık onun mucizesi olarak konuşmuştur Mesela, Bir gün amcası Abbas'ın evine gidip onu ve evladını yanına oturttu Üzerlerini ihramı ile örterek; "Ya Rabbi! Bu amcamı ve Ehl-i beytimi örttüğüm gibi, sen de, Cehennem ateşinden kendilerini koru?" dedi Duvarlardan üçkere amin sesi işitildi![]() Bir gün elinde senem yani put bulunan kimseye; "Put bana söylerse, iman eder misin?" buyurdu Adam; "Ben buna elli senedir ibadet ediyorum Bana hiçbir şey söylemedi Sana nasıl söyler?" dedi Muhammed aleyhisselam; "Ey put! Ben kimim?" diye sorunca; "Sen Allah'ın peygamberisin!" sesi işitildi Putun sahibi hemen imana geldi![]()
| |
| |
| Dantel | Mumsema | Frmacil |
| | #2 |
| | Cabir'in alacaklıları gelsinler!" Resulullah efendimizin mucizelerinin bir çeşiti de yemeğin çoğalmasıdır Gizli, açık çok defa görülmüştür![]() Bunlardan biri Hazret-i Cabir'in vakı'asıdır ki, Hendek savaşı anlatılırken geçtmişti Biri de bir avuç hurmayı çoğaltmaktır ki, o da aynı bahiste geçti İkisi de büyük mu'cizelerdir Yine Hazret-i Cabir'den nakledilir Der ki, çok borcum vardı Hurma mahsulüm onun onda birine, belki yüzde birine yetmiyeceğini Efendimize haber verdiğimde, bahçeme gelip, hurma yığınlarından birini üç defa dolaşıp, sonra üstüne çıkıp oturdu "Cabir'in alacaklıları gelsinler" buyurdu Geldiler Herbirine alacakları kadar ölçüp verildi de, hurmalarda hiçbir eksilme olmadı![]() * * * Ebu Hüreyre hazretleri anlatır: Resulullaha birkaç tane hurma getirip, ya Resulallah, bana bunlar için bereketle dua eyle dedim Dua etti ve sonra: "Bunları al, kabına koy Ondan almak istediğin zaman, elini içine sok ve al, onları boşaltıp saçma" buyurdu Emirlerine göre hareket ettim O çantamı gece gündüz yanımdan ayırmadım Resulullah, Hazret-i Ebu Bekir ve Hazret-i Ömer zamanlarında, daima onun içinden yerdim, bazı kimselere de yedirirdim Çok çok da sadaka verirdim Hazret-i Osman'ın şehid olduğu fetrette çantam düşüp kayboldu![]() Bir defasında da kıtlık olmuştu Resulullah Medine'de minberde iken, bir kimse, ya Resulallah kıtlıktan helak olduk, yağmur yağması için dua edin dedi Duaya başladığında gökte bir bulut yok iken, mübarek ellerini yüzlerine sürmeden, sür'atle kat kat bulutlar toplanıp, bir hafta gece gündüz yağmur yağdı Sonra yine minberde iken, o kişi, ya Resulallah, yağmurdan helak olduk demekle, Resulullah tebessüm buyurup, uzun bir dua eyledi Mübarek ellerini havaya işaret ettikleri yerden bulutlar açıldı * * * Bir gün Resulullah: "Allahü teâlâ benim için dünyayı kaldırdı Onu ve içindekileri ve kıyamete kadar onda olacakları avucumun içini görür gibi görüyorum" buyurdu![]() Sahabeden Huzeyfe bin Yeman hazretleri: "Resulullah bizim için bir makam ikame etti Kıyametin kopmasına kadar makamından bir şey bırakmadı Hepsini söyledi Onu muhafaza eden etti, unutan unuttu" dedi Mesela bunlardan biri Medine'de iken Habeş padişahı Necaşi'nin vefatını Sahabeye bildirmesidir ![]() Acem padişahı Hüsrev'den Medine'ye elçi geldikte, bir gün onlara: "Bu gece padişahınızı kendi oğlu katl etti" buyurmasıdır Gerçekten öyle olduğu haberi sonradan geldi![]() Resulullah hanımı Hazret-i Hafsa'ya: "Sana müjde vereyim, muhakkak ki, Ebu Bekir ve Ömer, benden sonra ümmetimin işlerini yürütürler" buyurdu Hazret-i Ebu Bekir'le, Hafsa validemizin babası Hazret-i Ömer'in halife olacaklarına işaret buyurdu![]() "Seninle bir daha görüşemeyiz artık!" Resulullah efendimiz, Cenab-ı Hakkın bildirmesiyle gaybtan haber verirdi Bir gün Ebu Hüreyre'yi hazretleri, Medinede zekat hurmasından çalarken birini yakaladı, seni Resulullaha götüreceğim dedi Hırsız, fakirim, çoluk çocuğum vardır deyip yalvarınca, salıverdi Sabahleyin Resulullah: "Ey Eba Hüreyre, dün gece esirin ne yaptı" buyurdu O da anlattı Resulullah: "O yalan söyledi Bir daha gelecek" buyurdu Ebu Hüreyre kolladı Gerçekten yine geldi Gene yakalandı Tekrar yalvarıp kurtuldu Üçüncü defa gelip, yakalandıkta kurtulmağa çare bulamamakla, "Beni bırak, sana birkaç söz öğreteyim ki, sana faydası olur" dedi Nedir diye sorunca "Gece yatağa yatınca, Ayet-el kürsiyi oku ki, Allahü teâlâ seni muhafaza edip, yanına şeytan gelmez" dedi ![]() Ertesi gün Resulullah, Ebu Hüreyre'ye yine sordu O da anlattı "Muhakkak gerçek söylemiş; halbuki o gayet yalancıdır Ey Eba Hüreyre, üç geceden beri kiminle konuşursun bilir misin?" buyurdu Hayır dedi "O şeytan idi" buyurdu![]() Rumlarla harb için Mute seriyyesi dedikleri gazaya asker gönderdiklerinde, Sahabeden dört kumandanın birbiri arkasından şehid olduğunu, kendisi Medine'de minber üzerinde iken görüp haber verdi ![]() Muaz bin Cebel'i Yemen'e hakim ettiğinde şehirden beraberinde çıkarıp, veda esnasında çok nasihatler etti "Seninle kıyamete kadar artık görüşmeyiz" buyurdu Gerçekten o Yemen'de iken Resulullah vefat eyledi![]() Vefatları esnasında kızları Hazret-i Fatıma'ya: "Ehl-i beytimden en önce bana sen kavuşursun" buyurdu Gerçekten altı ay sonra Hazret-i fatıma da vefat eyledi![]() Kays bin Şemmas'a: "İyi yaşarsın ve şehid edilirsin" buyurdu Gerçekten Müseylemetü'l-Kezzab cenginde şehid oldu![]() Hazret-i Ömer, Hazret-i Osman ve Hazret-i Ali'nin şehid olacaklarından da haber verdi ![]() Acem padişahının ve Rum imparatorunun ülkelerini Müslümanların feth edip, hazineleri Allah yoluna verileceğini müjdeledi ![]() "Ümmetinden bir taifenin denizden gazaya gidip, Sahabeden olan Hazam adlı kadın da o seferde bulunacaktır" buyurdu Hakikten Hazret-i Osman'ın hilafetinde Kıbrıs adasını Müslümanlar gemilerle gidip feth ettiler O kadın da birlikte idi![]() Bir gün Medine'de dam üstüne çıkıp: "Benim gördüğümü siz görüyor musunuz? Ben elbette evlerinizin arasında fitne yerlerini, yağmur izleri (oyukları) gibi görüyorum" buyurdu Gerçekten Hazret-i Osman'ın şehadeti vakasında ve sonra Yezid zamanında Medine'de birer büyük fitne zuhur edip, sokaklarda hesabsız kanlar döküldü ![]() Bir gün Resulullah, Hazret-i Muaviye'ye: "Benden sonra ümmetimin başına geçersin O zaman iyilerini kabul et, kötülerini bağışla" buyurdu Gerçekten Hazret-i Osman zamanında Şam'da yirmi yıl vali oldu, daha sonra da halife oldu![]() Bir defasında da "Muaviye hiçbir zaman yenilmez" buyurdu Gerçekten hiçbir savaşta mağlup olmadı Hatta Hazret-i Ali Sıffin muharebesinde, bu hadisi işitip: "Eğer daha önce duymuş olsaydım, onunla mücadele etmezdim" demiştir![]() Ammar bin Yaser hazretlerine: "Seni bagiler öldürür" buyurdu Gerçekten öyle oldu![]()
|
| |
| | #3 |
| | "Kalbine hidayet, diline sebat ver!" Resulullah efendimizin mucizelerinin bir çeşiti de hayırlı dualarıdır Cenab-ı Hak'ın lütfuyle kabul edilmişlerdir Bunlar da sayılamıyacak kadar çoktur Uzun yazılsa ayrı bir kitab olacak kadar sürer Birkaç tanesi şöyle:Hazret-i Ali anlatır: Resulullah beni kadı yapıp Yemen'e gönderdiklerinde, "Ya Resulallah, benim kadılık [hakimlik] ilmim yok" dedim Mübarek ellerine göğsüme koyup: "Ya Rabbi! Kalbine hidayet, diline sebat ver" diye dua buyurdu Allah'a yemin ederim ki, bu dualarından sonra hüküm vermede asla şübhe etmez oldum![]() Aşere-i mübeşşereden Hazret-i Sa'd bin ebi Vakkas'a Uhud gazasında: "Ya Rabbi, attığına isabet, duasına icabet ihsan eyle" diye hayırlı dua etti Bundan sonra Hazret-i Sa'd müstecab-üd-da've (duası kabul edilen) olup, her ettiği dua makbul, bilhassa her attığı ok, düşmana isabet edip, hiç şaşmaz oldu![]() Malik bin Rebi'a'ya evladında bereket olması için dua ettiklerinde, seksen erkek çocuğu oldu ![]() Nabiga adlı meşhur şair kendi şiirlerinin bazısını okudukta: "Allahü teâlâ dişlerini dökmesin!" diye arab adeti üzere hayır dua etmekle, adı geçen Nabiga yüz yaşına vardığı halde, dişleri kar gibi beyaz, inci gibi dizilmiş durdu Biri düşse, yerine yenisi biterdi![]() Bir kimseye: "Ya Rabbi, bunu güzel eyle!" dedikte, o kimsenin sakalı beyaz iken, siyah olmuştur ![]() Urve bin Ca'd der ki, Resulullah bana: "Ya Rabbi, onu satışında bereketli eyle!" diye dua edeliden beri, hiçbir şey satın alıp kar etmemek vakı' olmadı ![]() Hazret-i Fatıma bir gün yanlarına gelip, açlıktan benzinin sararmış olduğunu görmekle, ellerini onun göğsüne koyup: "Ya Rabbi, ey açları doyuran! Muhammed'in kızı Fatıma'ya açlık çektirme" diye dua etti O anda Hazret-i Fatıma'nın benzi kızarıp, ondan sonra bir daha açlık görmedi![]() Aşere-i mübeşşereden Abdürrahman bin Avf'a bereket ile dua etmekle, hesabsız zengin oldu Sahih-i Müslim'de, Resulullah: "Herbir peygamberin kabul edilen bir duası vardır Her peygamber duasını dünyada yaptı Ben ise duamı, kıyamet günü ümmetime şefaat için ayırdım İnşallah, Allah'a şirk koşmadan ölen bu duama kavuşacaktır" buyurdu![]() * * * Bir gün Medine'de Resulullah Mescide çıkıp: "Kim elbisesini açar, konuşmam bitinceye kadar toplamaz ve sonra toplarsa, benim söylediklerimi toplamış olur" buyurduklarında, Hazret-i Ebu Hüreyre, hırkasını yaydı Resulullah söyleyecekleri sözü bitirdikte: "Hadi onu topla" buyurdu O da hırkasını topladı, göğsüne getirip sarıldı Bundan sonra her duyduğu sözü, hiç unutmaz oldu Hatta ondan rivayet olunur ki, Resulullahdan beş kab dolusu ilim ezberledim İkisini çıkardım Eğer üçünü çıkarsaydım, yanlış anlayıp halk beni taşlardı dedi Bir rivayette, Resulullah'dan iki kab dolusu ilim ezberledim Birini insanlara söyledim Diğerini söylersem boynumu vururlar, boğazımı keserler dedi![]() Kıtlıktan gözlerinin feri gitti Peygamber efendimizin mucizelerinin bir çeşiti de beddualarıdır Hepsi kabul edilmiştir Bu da müstahak olanlar hakkında beşeri zaruret sebebiyle pek çok olmuştur:Hicretten önce Mekke'de Resulullah arab kabilelerini davet edip, imana gelmedikleri gibi, Müslümanlara da çok sıkıntı verdikleri için: "Ey Allah'ım, muzır olanlara yardımını kıs, onlara Yusuf kıtlığı ver" diye beddua ettikte, Mekke etrafında nice zaman Yusuf kıtlığı gibi büyük kıtlık olup, nice kimseler leş yedi Çoklarının açlıktan gözlerinin feri gitti![]() Uteybe bin Ebu Leheb, Resulullah'ın, önceden damadı idi Peygamber olduğunda, Uteybe, babası gibi müşrik olup, Resulullah'ın kızını boşadı Sıknıtı çektiğinden, Resulullah: "Ya Rabbi! Ona köpeklerinden bir köpeği musallat eyle!" diye beddua etti![]() Uteybe, Şam yolunda bir gece bütün yolcular arasında, büyük bir korkuyla ve tedbirle yatarken, bir arslan gelip, insanları birer birer kokladı, bıraktı Yükler arasında Uteybe'yi bulup, kapıp parçaladı![]() Acem padişahı Hüsrev'i imana davet için mektub gönderdi O alçak, mektubu yırttı Resulullah işittikte: "Ya Rabbi! Mektubumu parçaladığı gibi, mülkünü parçala!" buyurdu Gerçekten Hüsrev'i, oğlu Şirveyh, Resulullahın sağlığında hançerle parçalayıp, Hazret-i Ömer zamanında Acem ülkesini Müslümanlar feth ve zabt ettiler Hüsrev'in nesli de yok oldu![]() Hicretin dördüncü yılında, Beni Nadir Gazvesi'nde, Resulullah Yahudilerin kaleleri altına varıp, konuşurken, yukarıdan birisi öldürmek kasdiyle bir büyük değirmen taşı atacakken, Hakk'ın kudreti ile eli tutulup atamadı Cebrail aleyhisselam, Resulullah'a haber verdi![]() Hicretin dokuzuncu yılında imana gelip, elçiler gönderen arab kabilelerinden Amir ile Erbed adlı iki müşrik, Resulullaha zarar vermek üzere sözleşip geldiler Amir karşıya geçip konuşurken, Ferbed arkalarına geçip, kılıcını kınından bir karış kadar çıkarınca, eli tutuldu kaldı Amir karşıdan, ne durursun diye işaret edince, Resulullah dönüp baktı ve: "Allah'ım, bu ikisini dilediğin şekilde öldür" buyurdu İkisi gittiklerinde, Amir, Erbed'e niçin sözünde durmadın deyince, nasıl durabilirdim ki, Muhammed'e her kasd ettiğimde, seni onunla benim aramda gördüm dedi Sonra yaz günü olup, havada hiç bulut yokken, aniden Cenab-ı Hak'ın emriyle Erbed'in üstüne yıldırım indi Bindiği deveyi ve kendini yakıp helak etti Amir kaçtı Yolda giderken, ey ölüm meleği, gel seninle cenk edelim deyip, atını oynattıkta, bir melek kanadıyla vurup, yıkılıverdi, ertesi gün, daha at üzerinde iken helak oldu "Allah yıldırımlar gönderip, onunla dilediğini çarpar Böyle iken o kafirler, hadlerini bilmezler de, Allah hakkında mücadele ederler Halbuki Allah'ın karşılık darbesi pek şiddetlidir" ayeti bu olaylara işarettir demişlerdir![]()
|
| |
| | #4 |
| | Alay edenler cezalarını buldu Resulullahın Peygamberliğinin ilk zamanlarında Mekke'de Resulullaha, Kureyş müşriklerinden Velid bin Mugire, As bin Vail, Haris bin Kays, Esved bin Yagus, Esved bin Muttalib, eziyet ve alay hususunda diğerlerinden ileride olduklarından, Hakk'ın emriyle Cebrail aleyhisselam: "Muhakkak biz seninle alay eden o müstehzirlere kafiyiz (onları helak ederiz ) Onlar, o kimselerdir ki, Allah ile beraber başka ilah tanırlar Onlar yakında (başlarına gelecek akıbeti) bileceklerdir" ayetlerini getirdi Cebrail aleyhiselam, bunların zararlarını, kötülüklerini senden def etmek ile emir olundum, buyurup; Velid'in ayağına, ikincinin topuğuna, üçüncünün burnuna, dördüncünün başına, beşincinin gözlerine işaret etti Allah'ın kudeti ile Velid'in ayağına bir ok dolaştı Kibirinden eğilip atmağa utandı Ayağına battı, siyatik oldu As'ın topuğuna diken battı, tulum gibi şişti Haris'in burnundan kanlar, irinler aktı Birinci Esved bir ağaç altında sağ salim otururken, birden başını devamlı ağaca vurdu İkinci Esved kör oldu ve hepsi de helak oldular As'la Mugire'nin herbiri, "Beni, Muhammed'in ilahı öldürdü" diye feryad ede ede can verdikleri kitaplarda yazılıdır![]() * * * Asma binti Mervan, Beni Ümeyye bin Zeydden idi Resulullaha devamlı sıkıntı verir, zulmeder ve her yerde Müslümanların aleyhinde konuşurdu Resulullah efendimiz Bedir savaşına gittiği sırada o mel'un İslâmiyeti kötüleyen şiirler söylemişti Ümeyr bin Adi el-Hutami, ama olması sebebi ile savaşa gidemeyip, Medinede kalmışdı Onun bu şiirlerini işitti "Resulullah Medineye dönünce Asma binti Mervanı öldüreceğim" diye Allah için ahd etti Resulullah Medineye döndükten sonra Umeyr, bir gece yarısı Asma binti Mervanın evine gidip, içeri girdi Öldürüp çıktı![]() Sabah namazını Resulullah ile kıldı Resulullah ona bakıp: "Ey Ümeyr! Ahdini yerine getirdin mi? buyurdu "Evet ya Resulallah" dedi Resulullah mubarek yüzünü Eshab-ı kiramdan tarafa çevirdi ve "Allahü teâlânın ve Resulünün gaibden yardımına çalışan bir kimse görmek isterseniz, Ümeyr bin Adiye bakınız" buyurdu Hazret-i Ömer "Gecesini ibadetle geçiren bu ama mı?" dedi Resulullah "Ama deme ki o görür" buyurdu![]() * * * Kabbas bin Eşyan el-Kenani şöyle anlatmıştır: Bedir savaşında müşrikler tarafında idim Bizim askerlerimizin herbirinin nereye baksam kaçıştıklarını görünce, içimden,savaşdan ancak kadınlar kaçar dedim Fakat ben de kaçıp Mekkeye döndüm Bir müddet sonra gönlüme İslâmiyetin merakı düştü Medineye varınca, Resulullahın nerede olduğunu sordum İşte mescidin gölgesinde eshabı ile oturuyor diyerek gösterdiler Yaklaşıp selam verdim ve eshabı arasında Onu bildim Bana, "Ey Kabbas! Sen Bedir savaşında ben böyle bir iş görmedim Savaştan ancak kadınlar kaçar diyen kimse değilmisin?" buyurdu![]() Bunun üzerine ben şehadet getirip Müslüman oldum ![]() "O Cehennem ehlindendir," Eshab-ı kiram arasında Kazman adında bir kimse vardı Eshab-ı kiram Uhud savaşına gidince o Medinede kalıp savaşa katılmamışdı Kadınlar senin bizden farkın yok deyince utanarak, gidip savaşa katıldı Müşriklerle şiddetle ve çok gayret göstererek savaşıyordu Onun bu halini Resulullaha haber verdiler "O Cehennem ehlindendir," buyurdu Eshab-ı kiram hayret ettiler Kazman kendi kendine kaçmaktan ölmek yeğdir diyordu O kadar savaşdı ki müşriklerden yedi kişi öldürdü Kendisi de bir çok yerinden yaralandı Eshab-ı kiramdan bazıları onu savaş sırasında yaralı halde görüp, "Şehidlik sana afiyet olsun ey Kazman!" dediler Bunun üzerine Kazman şöyle dedi: "Yemin ederim ki ben din için savaşmıyorum Kureyşin bize galib gelerek hurma bahçelerimizi harab etmelerinden korkduğum için savaşıyorum" dedi! Yaraları ona o kadar acı veriyordu ki, kılıcını göğsüne dayayıp kendini öldürdü Resulullah, Kazmanın gerçek halini açıklayıp, "Şehadet ederim ki, ben Allahü teâlânın Resulüyüm" buyurdu Bundan sonra Eshab-ı kirama dönüp "Allahü teâlâ bu dini facir kimselerle de elbette kuvvetlendirir" buyurdu![]() * * * Uhud savaşında İslâm ordusunun zor anlar yaşadığı sırada müşriklerden Übeyy bin Halef bir ata binmiş, Resulullaha doğru sürüyordu, "Bugün eğer sen sağ kalırsan, ben sağ kalmayayım" diye hücum ediyordu Süheyl bin Hanifin elinde kırık bir mızrak vardı Resulullah kırık mızrağı alıp, onunla Übeyy bin Halefin koltuğunun altından vurdu O anda Übeyy bin Halef atını geri çevirip kaçtı Kavminin arasına varınca, sığır gibi böğürüyordu! Ebu Süfyan "Bir diken yarası kadar küçük bir yaradan dolayı böyle ne bağırıyorsun" dedi Übeyy bin Halef, "Bana mızrağı kim vurdu biliyormusun! Muhammed vurdu" dedi Birgün bana Mekkede senin benim elimde helak olman yakındır demişti Anladım ki Onun bu darbesiyle öleceğim Ben bu yaradan kurtulamam Benim bu yaradan çektiğim acıyı bütün Hicaz halkına paylaşdırsalar hepsi ölür, dedi Sonra nara vurup, feryad ederek canı Cehenneme gitti![]() Yehudi alimlerinden Mahyerik adında meşhur bir kimse vardı Malı, mülkü, hurmalıkları son derece çok olup, hesaba gelmezdi Fakat kendi dinlerine sevgisi, ayinlerine alışkanlığı ve kavmine bağlılığı ve ayıplamalarından çekinmesi sebebiyle Müslüman olmaktan mahrum kalmıştı Uhud savaşanın yapıldığı gün pazar günü idi Mahyerik yehudilere, bilesiniz ki bugün Muhammede yardım etmek sizin üzerinize vaciptir, dedi Onlar bu gün pazar günüdür deyince, Mahyerik ,artık pazar gününün hükmü kaldırıldı, dedi Sonra kendisi hemen silahını kuşanıp, Resulullahın yanına gidip, savaşa katıldı Kavmine şöyle vasıyyet etmişti: " Eğer bugün beni öldürürlerse, bilmiş olunuz ki bütün malım Muhammedindir " Sonunda Mahyerik öldürüldü Resulullah efendimiz, "Yahudilerin en hayrlısı Mahyerikdır" buyurdu Bütün malını alıp Medinede sadaka olarak dağıttılar![]()
|
| |
| | #5 |
| | Hepsi teker teker helak oldu Müşrikler, Mekkede Habib bin Adiyi i'dam ederek şehid edecekleri sırada, Habib bin Adi onlara beddua etti Habib bin Adinin dar ağacına asılarak şehid edildiğini seyredip görenler, aradan bir sene geçmeden, çok azı dışında, her birinin başına bir bela gelerek helak oldular Emir-ül mü'minin Ömer Sa'id bin Amire Humusda bir vazife vermişti Sa'id bin Amir zaman zaman kendinden geçer, çevresinden habersiz kaldı Emir-ül mü'minin Ömer onun böyle kendinden geçmesinin sebebini sordu Şöyle cevab verdi: "Habibi darağacına bağlayıp şehid edecekleri sırada orada idim Her ne zaman o hadiseyi hatırlasam böyle kendimden geçerim" dedi![]() Habib bin Adinin i'damı şöyle vuku' bulmuştu: Onu bir darağacına bağladıklarında şöyle dedi: Ya Rabbi! Resulün her neyi teblig edip bildirmişse biz Ona iman etdik Şu anda burada benim selamımı Resulüne iletecek bir kimse yok ki, söylesin dedi Üsame şöyle anlatmışdır: O gün Mekkede Habibin şehid edileceği sırada, biz Medinede birkaç kişi Resulullahın huzurunda idik Resulullah Eshabı arasında oturuyordu Üzerinde vahy gelince görülen hal görüldü Mubarek başını kaldırıp Ve aleyhisselam ve rahmetullah, dedi Sonra mubarek gözlerinden gözyaşları aktı "Kardeşim Cebrail aleyhisselam Allahü Sübhanehü ve teâlâ tarafından bana, Habibin selamını getirdi" buyurdu Habibin darağacına asılarak şehid edildiği haberini alınca da, "Habibi o darağacından indiren kimsenin kıyamet gününde mükafatı Cennettir" buyurdu Zübeyr bin Avvam ve Mikdad bin Esved bu iş için hazırlanıp yola çıktılar Geceleri yol alıyorlar, gündüzleri de gizleniyorlardı Böylece Mekkeye ulaştılar Bir gece o darağacının bulunduğu yere gittiler Bir kişiyi bekçi olarak koymuşlardı Bekçilerin hepsi uyumuştu Habibi yavaşca darağacından yeri indirdiler Baktılar ki eli yarasının üzerinde idi O yarasından devamlı taze kan akıyordu Kanı misk gibi kokuyordu Şehid edildikten sonra, aradan kırk gün geçmesine rağmen vücudu hiç bozulmamış, taptaze duruyordu Zübeyr bin Avvam Onun cesedini atının arkasına aldı ve oradan ayrıldılar Fakat müşrikler haberdar oldular Peşlerine yetmiş kişi düşüp ta'kibe başladılar Zübeyr bin Avvam ve Mikdad bin Esved" müşrikler yaklaşınca Habibi yere koydular O anda yer yarılıp Habibin cesedini yuttu Bu sebeble ona "yerin yuttuğu şehid" diye lakab verilmişdir Haris bin Samma şöyle anlatmıştır: Uhud savaşında Resulullah efendimiz Uhud dağında idi Bana "Abdürrahman bin Avfı gördün mü?" buyurdu "Gördüm ya Resulallah, dağdan aşağı indi Müşriklerden bir gurub etrafını sardı Ona yardım etmek istedim, sizi görünce yanınıza geldim" dedim Resulullah , "Ona melekler yardım ediyor ve müşriklerle savaşıyorlar" buyurdu Bunları işitince geri dönüp, Abdürrahman bin Avfın yanına gittim Baktım ki, müşriklerden yedi kişinin ölüsü yanında duruyordu "Daima muzaffer olasın Bunları sen mi öldürdün? dedim "Şu ikisini ben öldürdüm Diğerlerini biri öldürdü Fakat ben o kimseyi hiç tanımam" dedi O bunları söyleyince Haris bin Samma, kendi kendine, "Doğru söyledin ya Resulallah" dedi "Gidin sahibinize söyleyin!" Kisra, Resulullahın da'vet mektubunu yırttıkdan sonra, Yemendeki valisi Bazana bir mektub yazıp, "O tarafda bir şahsın peygamberlik da'vasında bulunduğunu haber aldık Derhal iki alim gönderip, onun halini araştırsınlar Mümkinse yakalattırıp bana ulaştır !"diye emir verdi![]() O da, iki kişi gönderdi Medineye varıp, Resulullahın huzuruna çıktılar " Melik Kisra, Bazana mektub yazmış seni huzuruna çağırıyor" dediler Resulullah tebessüm etti:" Oturun" dedi İkisi de diz çöküp oturdular Resulullah onları Müslüman olmağa da'vet etti O iki kişi, "Ya Muhammed Melik Kisranın emrine uy Eğer kendi isteğinle gidersen senin için Melike bir mektub yazar da sana faideli olur Eğer gitmezsen Kisranın nasıl bir kimse olduğunu biliyorsun Seni ve kavmini helak ve mülkünü harab eder" dediler O iki kişi her ne kadar bunları söyledilerse de, Resulullahın huzurunda bulunmanın heybetinden vücudlarını bir titreme almışdı Dışarı çıkınca birbirlerine, "Eğer huzurunda bizi biraz daha alıkoysaydı, az kaldı helak olacaktık" dediler Sonra o iki kişi Bazanın mektubuna cevap istediler Resulullah onlara, "Bugün gidin, yarın gelin" dedi Ertesi gün huzuruna geldiler Resulullah onlara şöyle dedi:"Gidin sahibinize söyleyin Rabbim bana bildirdi ki, sizin Melikiniz Kisrayı dün gece oğlu öldürdü! Yyeni Mmelikiniz eğer iman edip, İslâmı kabul ederse halen elinde bulunan mülkü yine ona bırakayım Yakında benim dinim her tarafda duyulur ve yayılır Müslümanlar Kisranın memleketine hakim olurlar!" Kisranın öldürüldüğü haberi gelince, Bazan bütün ailesini ve akrabasını ve kavminden iman edenleri toplayıp, Resulullahın huzuruna geldiler ve huzurunda iman etmekle şereflendiler ve İslâm ni'metine kavuştular ![]() Rahata kavuştular Tebükde Beni Sa'd kabilesinden birkaç kişi Resulullahın huzuruna geldiler "Ya Resulallah! Kabilemizin bir kuyusu var, suyu gayet azdır, kabilemize yetmiyor O kuyunun suyunun fazlalaşması için Allahü teâlâya dua etmenizi istemeye geldik Böylece refahımız artsın Düşmanlarımıza muhtac olmaktan kurtulalım" dediler Resulullah, "Bir kaç dane küçük taş getiriniz," buyurdular Üç dane çakıl taşı getirdiler ve mubarek eline verdiler Resulullah o taşlara mubarek elini sürdü ve getiren kimseye geri verdi " Bu taşları Allahü teâlânın ismini söyleyerek birer birer o kuyuya atınız, " buyurdu Buyurduğu gibi yaptılar O kuyunun suyu hemen son derece çoğaldı, hem de tatlandı Böylece rahata kavuşdular ve düşmanlarına karşı da galip geldiler![]() * * * Irbaz bin Sariye şöyle anlatmıştır: Resulullah, Tebükde Ümmü Selemenin çadırında iken, iki kişinin ve benim karnımız acıktı Resulullah bizim için yiyecek istedi, fakat bulunamadı![]() Bilal-i Habeşiye,"Bunlar için yiyecek bul!", buyurdu O da vallahi bütün dağarcıkları, torbaları silkeledim, içlerinde hiç birşey kalmamış, dedi "Tekrar silkele, belki birşeyler kalmışdır, " buyurdu Bilal-i Habeşi torbaları birer birer silkeledi Yedi dane hurma çıktı Resulullah mubarek elini o hurmaların üzerine koydu ve "Besmele ile yiyiniz" buyurdu Ben ellidört dane yidim Çekirdekleri elimde toplamıştım Arkadaşlarım da benim kadar yidiler Sonunda yedi hurma önümüzde duruyordu Resulullah Bilal-i Habeşiye, "Bu hurmaları sakla, bunları yiyen muhakkak doyar," buyurdu Sonra başka bir gün on fakir Resulullahın huzuruna geldi O yedi hurmayı Bilal-i Habeşiden istedi Mubarek elini o yedi hurma üzerine koydu ve Bismillah diyerek yiyiniz buyurdu Hepsi doydu ve yedi hurma önlerinde duruyordu Bundan sonra Resulullah: "Rabbimden haya etmeseydim, Medineye kadar orduyu bu hurma ile doyururdum " buyurdu Sonra o hurmaları küçük bir çocuğa verdi![]() * * * Resulullah Tebük seferinden döndükten sonra, Medineye çevrede bulunan meliklerden ve kabile reislerinden elçiler geldiler Elçi gönderen kabilelerden biri de Beni Mürre kabilesi idi Onüç kişiyi elçi olarak gönderdiler Bunlar kabilelerinin Müslüman olduğunu bildirdiler Memleketlerinde hiç yağmur yağmadığını, otların bitmediğini ve şiddetli bir kıtlık çektiklerini söylediler![]() Bu sıkıntıdan kurtulmak için Resulullahdan dua istediler "Ya Rabbi onları yağmur ile suya doyur" diye dua etti Beni Mürre kabilesinin elçileri memleketlerine dönünce kavmlerinin temamen rahatladığını gördüler Çünki, Resulullahın onlara dua ettiği gün orada bol yağmur yağmıştı![]()
|
| |
| | #6 |
| | Ya Rabbi, şerrinden koru!" Hicretin onuncu senesinde Beni Amir kabilesinden bir hey'et Medineye gelip Müslüman olduklarını bildirdiler İslâmiyetin hükümlerini öğrendiler Onların arasında bulunan Erbede bin Kays ve Amir bin Tufeyl adlı meşhur kimseler Müslüman olmadılar Amir bin Tufeyle kavmindekiler "Müslüman ol dediler Amir, "Bütün arablar bana tabi oluncaya kadar muharebeye yemin ettim Şimdi nasıl olur da, Kureyşli bir gence tabi olabilirim" dedi Sonra arkadaşı Erbede bin Kays'a, "Ben Muhammedin yüzünü kendimden tarafa çevirip konuşarak Onu meşgul edeyim Sen de arkadan kılıç ile Onu öldür" dedi! Sonra Amir bin Tufeyl, Resulullahın huzuruna geldi ve benim için bir haraç ta'yin et ve beni kendi halime bırak dedi Resulullah "Madem ki iman etmiyorsun, öyle olacak, " dedi Güya konuşarak, Resulullahı oyalıyor ve Erbede bin Kaysa bakıyordu Fakat o hiç birşey yapamıyordu Konuşma uzadı Amir, Resulullaha memleketini süvari ve yaya askerle dolduracağım, dedi Resulullah, "Ya Rabbi beni Amirin şerrinden koru" diye dua etdi Allahü teâlâ ona bir ta'un hastalığı vererek helak etti Erbede bin Kays ise, ben arkadan Muhammede kasd ettiğim sırada, Amiri aramızda görürdüm Kılıcımı vuramazdım, demişdir Allahü teâlâ, Erbedeyi de bir yıldırımla helak etti![]() * * * Adi bin Hatem Medineye gelmişti Resulullah, ona, "Müslüman ol, selamet bul, " buyurdu Adi bin Hatem benim dinim vardır deyince, " Ben senin dinini senden daha iyi bilirim, sen nasara ve dabieyn dinini seçmiştin" buyurdu Evet deyince, "Sen kavmin arasında ganimet malının dörtte birini alıyorsun Halbuki bu sizin dininizde caiz değildir, " buyurdu Adi bin Hatem demişdir ki, bunları işitince, kalbimde İslâm dinine karşı olan kötü düşünceler kalmadı Resulullah, sözlerine devam ederek ona şöyle buyurdu: "Sen Müslümanları fakir görüyorsun ve bu sebeble Müslüman olmuyorsun Bir gün gelecek onların malları o kadar çoğalacak ki, sadaka verecek fakir bulamaycaklardır Şayet sen Müslümanların düşmanları çok diye Müslüman olmuyorsan, çok kısa zamanda bir kadın Hireden tek başına Mekkeye gelip, Ka'beyi tavaf edecek ve Allahü teâlâdan başka hiç kimseden korkusu olmayacak Eğer melikler ve sultanlar Müslüman değildir diye Müslüman olmuyorsan, kısa zaman sonra Kisra bin Hürmüzün memleketini, hazinelerini Müslümanlar fethedecekdir " Adi bin Hatem diyor ki, Kisra bin Hürmüzün memleketini mi diye hayretle sordum, evet buyurdu Ben hemen iman ettim Vallahi Hireden bir kadının tek başına Ka'beye gidip, tavaf ettiğine şahit oldum Kisranın memleketi de Müslümanların eline geçti Onun memleketini feth edenler arasında ben de vardım Müslümanların sadaka verecek kimse bulamayacak kadar zengin olması da muhakkakdır![]() Gençekten de İslâm tarihide zekat verecek kimsenin bulunduğu çok zamanlar olmuştur En meşhuru, ikinci Ömer denilen, Ömer bin Abdülaziz devridir![]() "Vah sana ey Sa'lebe!" Sa'lebe bin Hatıb, Resulullahın huzuruna gelip, "Ya Resulallah, malımın çok olması için bana dua buyur" dedi Bunun üzerine Resulullah efendimiz, "Vah sana ey Sa'lebe, şükrünü yapabildiğin az mal, şükrünü yapamayacağın çok maldan iyidir" buyurdu Sa'lebe tekrar, ya Resulallah, dua et Allahü teâlâ bana çok mal versin, dedi Resulullah efendimiz buyurdu ki: "Vah sana ey Sa'lebe, benim gibi olmayı istemez misin! Eğer şu dağlar altın olmasını ve benim yanımda hareket etmelerini dileseydim, olurdu!" Sa'lebe tekrar, ya Resulallah dua eyle ki, Allahü teâlâ bana çok mal versin Seni hak peygamber olarak gönderen Allah hakkı için, malım üzerine düşen her hakkı eda edip, yerine getireyim, dedi Resulullah efendimiz tekrar, "Ey Sa'lebe şükrünü yapabildiğin az mal, şükrünü yapamadığın çok maldan iyidir" buyurdu Fakat, Sa'lebe ısrar edip yine, ya Resulallah, dua et de Allahü teâlâ bana çok mal versin, dedi Bunun üzerine Resulullah "Allahım Sa'lebeyi çok mal ile rızklandır" diye dua etti Sa'lebe bir mikdar koyun satın aldı Allahü teâlâ bu koyunlara öyle bereket verdi ki, koyunlar çoğalıp, Medineye sığmaz oldu Koyunlarını alıp Medinenin dışına çıktı Gündüz mescide namaza gelir, gece gelmezdi![]() Koyunları zamanla daha çok arttı Çok uzaklara gitti Artık Resulullahın mescidine Cum'adan Cum'aya gelirdi Koyunları daha da artınca öyle uzağa gitti ki, asla mescide ve cemaate gelemez oldu Resulullah epey zamandan beri Sa'lebeyi göremeyince halini sordu Halini anlattılar Bunun üzerine, "Vay Sa'lebe bin Hatıba" buyurdu ![]() Bir müddet sonra Allahü teâlâ zenginlere zekat vermeği farz kıldı Resulullah efendimiz zenginlerin zekatını toplamak üzere iki kişi vazifelendirdi "Sa'lebeye ve Beni Süleym kabilesinden zengin bir kimse var, ona uğrayınız" buyurdu![]() O iki kimse Sa'lebenin yanına gidip zekatını istediler Sa'lebe elinizdeki mektubu göreyim, dedi Mektubu gösterdiler Sa'lebe bu istediğiniz haracdan başka birşey değildir Hele siz gidin başkalarından bir toplayın bakalım, dedi O iki kimse Sa'lebenin yanından ayrılıp, başka yere gittiler Süleym kabilesine mensub olan zengin kimse onların kendisine zekat almak için geldiklerini haber alınca, onları karşıladı Develerimin en iyilerini zekat için alınız, dedi O iki sahabi sana farz olan zekat bunlardan azdır, dediler O kimse ise bu iyi develeri alınız Allahü teâlânın rızasını malımın en iyisiyle kazanayım, dedi Sonra o iki sahabi tekrar Sa'lebenin yanına geldiler Sa'lebe tekrar mektubları gösterin, dedi Mektubu gösterdiler Sa'lebe "Bu haractır, siz gidin ben bir düşüneyim" dedi! Resulullahın emrini dinlemeyip zekatını vermeyen Sa'lebe'nin yanından üzüntü içinde ayrılan iki sahabi Medineye dönüp Resulullahın huzuruna çıktılar Henüz onlar sözü başlamadan, Resulullah: "Vay Sa'lebe bin Hatıba" dedi Süleym kabilesinden olan ve zekatını veren zengin kimseye ise, berekete kavuşması için dua etti Allahü teâlâ Sa'lebe hakkında [Tevbe suresi 75, 76 cı ayetlerinde mealen] "Onlardan kimi de Allaha şöyle kesin söz vermişti Eğer bize lütf ve kereminden ihsan ederse, muhakkak zekatını vereceğiz, gerçekden salihlerden olacağız Ne zaman ki Allah, kereminden isteklerini verdi, cimrilik edip yüz çevirdiler Zaten yan çizip duruyorlardı " buyurdu Sa'lebenin kabilesi bunu işitince, Sa'lebeye haber verip, helak oldun Allahü teâlâ senin hakkında ayet-i kerime gönderdi, dediler Sa'lebe, Resulullahın efendimizin huzuruna gelip, işte malımın zekatı kabul eyle, dedi Resulullah, "Allahü teâlâ senin zekatını kabul etmekten beni men' etti" buyurdu Resulullah "Sen kendi kendine ettin! Sana söyledim, sözümü dinlemedin!" buyurdu ve onun zekatını almadı Resulullah efendimiz vefat ettikten sonra Sa'lebe zekatını hazret-i Ebu Bekire getirdi Ya Emir-el mü'minin! Zekatımı kabul eyle, dedi![]() Hazret-i Ebu Bekir, ben Resulullahın kabul etmediğini nasıl kabul edebilirim, buyurdu Daha sonra hazret-i Ömere de getirdi Fakat o da kabul etmedi Sa'lebe, hazret-i Osmanın halifeliği sırasında vefat etti![]()
|
| |
| | #7 |
| | Resulullahın en büyük mucizesi Resulullah efendimizin en büyük mucizesi Kur'an-ı kerimdir Kıyamete kadar baki kalacaktır İnsanların dilinde okunacak ve sahifelerde yazılı duracaktır Hatta Kur'an-ı kerim bir değil binlerce mu'cizedir Onun en kısa bir suresinde, mesela Kevser suresinde sayısız mu'cizeler vardır![]() Bütün insanlar birleşseler, edebiyatçılar bir araya gelip yardımlaşsalar, bir ayet-i kerimesini söylemekten acizdirler Kur'an-ı kerim, fesahat ve belagatta o kadar yüksektir ki, arab kabilelerinin bütün fasihleri ve beligleri onun benzerini söylemeğe güç yetiremediler Kur'an-ı kerimin şaşırtıcı nazmı ve hayrete düşürücü üslubu arabların bütün üslub ve terkiblerinden mümtazdır Hiç biri ona benzemez Arabların sözleri arasında ona benzer bir söz ne nazil olmadan önce, ne de nazil oldukdan sonra asla vaki' olmamıştır![]() Resulullah bir gün Kur'an-ı kerim okuyordu Arabların fasihlerinden olan Velid bin Mugire işitti ve rikkate geldi Ebu Cehl onun bu halini görünce sitem etti Bunun üzerine Velid bin Mugire şöyle dedi: Vallahi sizden hiçbiriniz arabların sözlerini ve şiirlerini benden iyi bilmezsiniz Muhammedin okuduğu hiç birine benzemez!Arabların merasimlerinden birinde, arab kabileleri toplanmışlardı Velid bin Mugire onlara Muhammed hakkında söyliyeceğiniz bir söz üzerinde birleşin Söyledikleriniz birbirinizi yalanlamasın Böylece arab kabilelerini Ondan soğutalım ve sakındıralım, dedi Bir kısmı Ona kahin diyelim dediler Velid bin Mugire, yok vallahi o kahin değildir Çünki, Onun sözlerinde kahinlerin sözlerindeki secie benzer bir söz yokdur, dedi Mecnundur diyelim diye teklif ettiler Velid bin Mugire, o da olmaz, zira Onda hiç cünun ve vesvese yoktur Şairdir diyelim, dediklerinde ise, ben şiirin her çeşidini gayet iyi bilirim Onun sözleri şiire hiç benzemiyor, dediSihirbaz diyelim, dediler Velid bin Mugire, hayır sihirbaz da değildir Çünkü onda sihirbazlar gibi üfürmek ve düğüm yapmak yoktur Bunun üzerine Kureyş müşrikleri bunların hiçbiri olmaz diyorsun, o halde ne diyelim, dediler Velid bin Mugire, Muhammed karı ile koca arasını, kardeşlerin ve akrabaların arasını açan bir sihirbazdır diyelim, dedi Dorğluğuna kendileri bile inanmadıkları bu söz üzerinde anlaşdılar Yol başlarına oturup, halkı bu sözle Resulullahdan soğutmağa çalışdılar Ama nafile; güneş balçıkla sıvanamaz! Kur'an-ı kerimin icazından biri de nazmının şamil olduğu haberlerdir Geçmiş asırlarda ve beldelerde, geçmiş ümmetlerin vakalarını ve dinlerini bildirmesidir Ehl-i kitabın alimleri, ömürlerini bunları araştırmak ve öğrenmek için harcamışlar ve tam olarak öğrenmemişlerdir Ehl-i kitab alimlerinin Resulullaha gelerek görüşüp, konuştukları ma'lumdur Çokkere ehl-i kitab alimleri, Resulullaha süal sorarlardı ve süallerini cevablandıran ayet-i kerimeler nazil olurdu Hepsi tasdik ederler, inkar etmeğe mecalleri kalmazdı![]() Allah'ın dilemesiyle cevap verdi Üç kişi gelip, birisi, "Hazret-i İsa ölüyü diriltirdi, senden sadır olduğu bilinmiyor" dedikte, Resulullah, uzak yerden Hazret-i Ali'yi çağırıp, Cebrail aleyhisselam seslerini ulaştırdı Hemen geldi Yahudi alimlerinden Yusuf bin Ka'b'ın kabrine bunlarla beraber gitti "Buna seslen, Allah'ın emriyle sana cevab verir" buyurdu Üç kere çağırdı Herbirinde kabir birer parça yarılıp, üçüncüde "Allah'ın izniyle kalk" dedikte, kabirden bir ihtiyar çıktı Başından yüzünden tozlarını silkip, "Ben Yusuf bin Ka'b'ım ki, Yemen padişahı olan Tübbe' buraya geldikte, çok nasihat edip, fesaddan ve insanları öldürmekten men' etmiştim Öleli üçyüz seneden çok oldu Şimdi: "Kalk ahır zaman peygamberi Muhammed'i tasdik eyle! Bir gurub gelip, onu tekzib edip, ondan mu'cize isterler" diye bir ses işittim" dedikte, hazır olanlar, "Yusuf'u yine kabrine gönder" dediler Hazret-i Ali de, bazı şeyler okudu Yusuf kabrine girip, kabir kapandı * * * Hz Cabir bin Abdullah, Resulullaha ziyafet için koyun kesmişti Büyükçe olan oğlu küçük oğluna, babam koyunu nasıl boğazladı, sana göstereyim dedi O da peki dedi Elini ayağını bağladı, boğazlayıp, başını annesine getirdi Kadın feryad ettikte oğlan korkusundan dama kaçtı Kadın da peşinden gitti Oğlan kendini damdan attı ve öldü Kadıncağız canına çekip sabr etti ve iki ölüyü de odaya koyup, üzerlerini örttü Yemek pişirmeye koyuldu Resulullah geldi Yemek ortaya gelince, Cebrail aleyhisselam gelip, "Ya Resulullah, Allahü teâlâ sana emr eder ki, bu yemeği Cabir'in evladı ile yiyesin" dedi Evine gidip hazret-i Cabir'e söyledi O da hanımına oğullarını sordu Burada yoklar dedi Hazret-i Cabir de Resulullah'a, burada yoklarmış dedi Resulullah tekrar emr etti Cabir de hanımını sıkıştırdı Çaresiz durumu anlattı Cabir görüp şaştı Hanımıyla ağlaştılar Resulullah haberdar oldukta, Cebrail aleyhisselam gelip: "Ya Resulullah, Allahü teâlâ sana emir ediyor ki, onları çağır Dua senden, kabulü ve diriltmesi benden buyuruyor" dedi Resulullah dua etti Oğlanların ikisi de dirildiler![]() * * * Bir çeşit mucizeleri de çeşitli şekillerde su fışkırması ve çoğalmasıdır Her defasında bir vecihle vaki oldu Resulullah amcası Ebu Talib'le bir sahrada iken, Ebu Talib susadı Çok darlandı Ey kardeşimin oğlu, çok susadım dedi Resulullah bindiği hayvandan inip: "Susadın mı?" buyurdu Evet dedi Mübarek ayaklarının ökçesini toprağa vurdu Hemen su fışkırdı "İç, ey amcam" buyurdu![]() Hudeybiye gazvesinde suyu çok az bir kuyunun yanına kondular Asker şikayet ettikte, Resulullah bir kova su getirip, kuyuya döktürdü Sonra okçulardan bir ok alıp, kuyuya attı Kuyu su ile dolup, ağzıyla beraber oldu![]() Bir seferde asker usuzluktan şikayet etmekle, Resulullah iki kişiyi su aramaya gönderdi İki kırba dolusu su ile deve üstünde bir arab kadınını bulup getirdiler Resul-i Ekrem efendimiz kırbaları açtırıp, bir kab içine bir miktar döktürdü "Gelin, su alın!" diye seslendi Bütün asker kablarını ve kırbalarını doldurup, sonra kadının kırbalarını dolu olarak ve ilaveten biraz un ve hurma da verip: "İşte senin suyunu hiç azaltmadık Bize suyu Allah verdi" buyurdu |