Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Siyer

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et
Alt 01-06-2008   #1
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart Bazı zevaid sünnetleri



Bazı zevaid sünnetleri

Zevaid sünnet: Resulullahın ibadet olarak değil de âdet olarak devamlı yaptığı şeylerdir Elbiseliri,oturması,kalkması iyi şeyleri yapmaya sağdan başlaması gibi

Saçlarını bazen uzatır bazen keserdi

Resulüllah efendimizin mübarek saçlarının vasfı hakkında hazret-i Enes bin Malik'e soruldu:
- Resulüllah efendimizin mübarek saçları nasıldı?
Hz Enes şöyle cevap verdi:
- İki nevi arasında idi Çok kıvırcık değildi, çok düz de değildi İkisi arasında ve orta derecede idi Uzunlukta ve kısalıkta görünüşü kulakları ile omzunun üstünün ortasında idi, dedi
İbni Abbas hazretleri : "Fahr-i alem efendimiz mübarek saçlarını alnının üstüne salıverirdi Sonradan mübarek saçlarını ayırır oldu", demiştir
Alimler buyurmuşlardır ki: "Saçı iki tarafa ayırmak Fahr-i Kainat efendimiz sünnetidir Zira sonradan böyle eder olmuştu Alnının üstüne salıvermek de caizdir, iki yana ayırmak da caizdir Ama ayırmak daha üstündür"
Hazret-i Aişe-i Sıddıka validemiz buyurdu ki: "Peygamber Efendimizin cümme'den yukarı ve vefre'den aşağı bir saçı vardı"
Cümme diye omuz başlarına yetişen saça denir Vefre diye de kulak yumuşağına yetişen saça denir Velhasıl Hazret-i Aişe'nin rivayeti üzre Resulullah efendimizin mübarek saçının uzunluğu o kadardı ki, mübarek kulaklarının yumuşağından aşağı inmişti, ama omuzlarına varmamıştı İkisinin ortasında idi
Kadı Iyaz hazretleri buyurdu ki: "Bu zikrolunan rivayetlerin bağdaştırılması şöyle olur: Mübarek kulakları tarafında olan saçları kulaklarının yumuşağına gelecek kadardı Arkasında olan saçları ise omuzlarına yetişirdi"
Şöyle de buyurmuşlardır: "Bazı rivayette kulağına kadar inmişti bazı rivayette omzuna kadar inmişti demelerinin sebebi şudur ki, bir zamanda öyle idi başka bir zamanda ise böyle idi demektir Rivayetler hep doğrudur Peygamber efendimiz mübarek saçlarını bazan uzatırdı, ta omuz başlarınakadar inerdi Bazan da keserlerdi, mübarek kulaklarının yumuşağına, yahut ortalarına kadar gelirdi
Ümmü Hani buyurmuştur ki: "Fahr-i alem efendimiz bir zaman Mekke'de bize gelmişti O vakit dört gadiresi vardı"
Gadire'nin manası saç bölüğü demektir Yani mübarek saçlarını dört bölük edip sarkıtmıştı, demektir
Özetlemek gerekirse; Peygamber efendimizin mubarek saçları ve sakalının kılı çok kıvırcık ve çok düz değil, yaradılışta ondüle idi Mubarek saçları uzundu Önceleri kakül bırakırdı, sonradan ikiye ayırır oldu Mubarek saçlarını ba'zan uzatır, ba'zan da keser, kısaltırdı, bazan de kazıtırdı
Erkeklerin başı kazımaları veya saçları uzatıp, tarayıp ikiye ayırmaları sünnettir Duruma, adete, zamana göre hareket etmelidir Saçları bükmek, örmek mekruhtur
Amr bin Şuayb buyurdu ki: "Resulüllah efendimiz mübarek sakalının eninden ve boyundan alırdı Tirmizi hazretlerinin bildirdiği hadis-i şerifte, Peygamber efendimiz "Bıyığını almayan, kısatmayan kimse bizden değildir", diye buyurmuştur Başka bir hadis-i şerifte de " Sakallarınızı çok eyleyin ve bıyıklarınızı iyice kesin", diye buyurulmuştur
İbni Abdül-Hakim buyurdu ki "Bıyığı iyice kesmeli ve sakalı kesmemeli Bıyığı iyice kesmeden murad kazımak değildir,kısaltmaktır" buyurmuştur
İmam-ı Nevevi hazretleri, "Bıyık kesmekte uygun olan şudur ki, dudağın kenarı görnünceye kadar kesmeli, ta dibinden kesmemeli", demiştir
Alimler bıyığın üstünü kırkıp iki yanından uçlarını sarkıtmayı kerih görmüşlerdir İbn-i Ömer'in şöyle anlatır:
Resulüllah efendimiz Mecusi topluluğu anlatıldı Bunun üzerine Resulullah efendimiz: "Onlar bıyıklarının ucunu uzatırlar ve sakallarını tıraş ederler O halde siz onlara muhalefet edin", diye buyurdu
Ebu Ümame:" Ya Resulallah! Kitap ehli sakallarını kırkarlar ve bıyıklarını uzatırlar, deyince, Resulüllah efendimiz,
- Siz bıyıklarınızın ucunu kırkın ve sakallarınızı çoğaltın, diye buyurdu
Alimlerin bildirdiklerine göre, bıyıkları kırkarak, kaşlar kadar kısaltmak sünnettir Sakalı çenedeki ile birlikte bir tutam uzatmak ve bundan fazlasını kesmek sünnettir
Sakalı bir tutam uzatmak ve bir tutamdan fazlasını kesmek sünnettir Sakalı bir tutamdan kısa bırakmak da, sünnete uygun değildir Sünnete uymak niyeti ile kısa sakal bırakmak bid'at olur Haram olur Sakal bırakmak sünneti zevaidir Emri maruf için, nafaka temini için, fitne çıkmasını önlemek için, sakalı büsbütün traş etmek caiz ve lazım olur Bunlar, sünneti terk etmek için özür olur, fakat, bid'at işlemek için özür olmazlar


 

FataL is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Alt 01-06-2008   #2
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Bazı zevaid sünnetleri

Her işte örnekti

Resulullah efendimiz İbadet ve taat için kendisinde tam bir istidad vardı Ne hakkı tecavüz, ne de, onu yerine getirmekte kusur ederdi Kendisine yakın olanlar, insanların en hayırlıları idiler
O'nun katında Eshabın en üstünü, öğütü en şumullü ve mertebece en büyüğü de, muhtaclara yardımı ve iyiliği en güzel olandı Kainatın efendisi, Allah'ı anmadıkça, ne oturur, ne de, kalkardı
Mecliste yerlerden bir yeri kendisine belirlemez, böyle yapmayı, men ederdi Nerede olursa olsun, oturan bir cemaatın yanına vardığı zaman, üst başa geçmez, meclisin sonuna oturur ve böyle yapmalarını, Müslamanlara da, emrederdi
Kendisiyle birlikte oturan herkese nasibini verir, öyle ikram ederdi ki, herkes, Resulullah katında, kendisinden daha kıymetli bir kimse yok sanırdı Kendisiyle oturan veya gelip hacetini arz eden kimsenin her şeyine, dönüp gidinceye kadar katlanırdı
Bir kimse, kendisinden bir hacette, istekte bulununca, onu red etmez, verir, yahut, tatlı ve yumuşak dille geri çevirirdi Onun güzel ahlakı, bütün insanları, içine alacak kadar genişti
Onlara şefkatlı bir baba olmuştu Hak hususunda herkes, O'nun katında eşid idi Peygamber efendimizın Meclisi; bir ilim, haya, sabr ve emanet Meclisi idi
Meclisinde ne sesler yükselir, ne bir kimse suçlanır, ne de, işlenmiş bir kusur ve hata açığa vurulurduKainatın efendisiın Meclisinde bulunanlar, birbirlerinin dengi olup birbirlerine karşı üstünlükleri, ancak Takva yönündendi Hepsi de, alçak gönüllü idiler
Büyüklere tazim ederler, küçüklere şefkat ve merhamet gösterirler, ihtiyaç sahiplerini, başkalarına tercih edip ihtiyaçlarını karşılamağa çalışırlar, garib, yabancı olanları korur ve kollarlardı
Peygamber efendimiz daima güler yüzlü, yumuşak huylu idi Esirgemesi, bağışlaması boldu Katı kalbli değildi
Hiç kimse ile çekişmezdiHiç bağırıp çağırmaz, kötü söz söylemezdi Hiç kimseyi ayıplamazdı Cimri değildi Hoşlanmadığı şeye göz yumardı Umanı, umutsuzluğa düşürmez, bir şey hakkındaki hoşnudsuzluğunu açığa vurmazdı
Resulullah efendimiz üç şeyde uzak dururdu:İnsanlarla çekişmekten,Çok konuşmaktan,Yararsız, boş şeylerle uğraşmaktan
İnsanları da, üç şeyde kendi hallerine bırakırdı:Hiçbir kimseyi ne yüzüne karşı, ne de, arkasından kınamaz, ayıplamazdı,Hiç kimsenin ayıp ve kusurunu araştırmazdı,Hiç kimseye, hakkında sevaplı ve hayırlı olmayan sözü söylemezdi

Alemlere rahmet olarak gönderildi

Peygamber efendimiz, konuşurken, huzurunda bulunanlar, başlarına kuş konmuş gibi, sessiz ve hareketsiz dururlar, sözünü bitirip susunca, öyleyeceklerini söylerler, fakat, kendisinin yanında asla tartışmaz ve çekişmezlerdi
Peygamber efendimizın yanınnda birisi konuşurken, konuşmasını bitirinceye kadar o birleri susarlardı Peygamber efendimizın yanında en sonrakinin sözü ile en öncekinin sözü farksızdı
Meclisinde bulunanlar, bir şeye gülerlerse, O da, onlara uyarak güler, bir şeye hayret ederlerse, O da, onlara uyarak hayret ederdi
Huzuruna gelen gariplerin, yabancıların sözlerinde ve sorularındaki kabalık ve kırıcılığa Eshabı da, kendisi gibi davransınlar diye katlanırdı
"Bir ihtiyaç sahibinin ihtiyacını talep ettiğini gördüğünüz zaman, ihtiyacını ele geçirmesi için ona yardım ediniz!" buyururdu
Gerçeğe uygun olmayan övmeyi kabul etmezdiHakka tecavüz etmedikçe, hiç kimsenin sözünü kesmezdi Hakka tecavüz ettiği zaman da, ya onu men ederek sözünü keser, yahut Meclisten kalkıp giderdi Kainatın efendisinin susması, dört şey üzerine;hilm, hazer,takdir,tefekkür üzerine idi
Takdir, insanlara eşit bakış ve dinleyişte; Tefekkür, dünya ve Ahiret işlerini düşünmesinde göze çarpardıHilm ve sabrı, kendisinde toplamıştı Dünyaya ait hiçbir şey, kendisini kızdırmazdı
Kainatın efendisinin herhangi bir şey için "Hayır!" dediği olmazdı Yapmak istediği bir şey kendisinden istenildiği zaman "Olur!" buyurur, yapmak istemediği bir şey kendisinden istenilince, susar, onu yapmak istemediği, kendisinin bu susuşundan anlaşılırdı
Herkesin dünya ve ahıret saadeti için çalışırdı Bir gazada, kafirlerin yok olması için dua buyurması istendiğinde,"Ben, lanet etmek için, insanların azab çekmesi için gönderilmedim Ben, herkese iyilik etmek için, insanların huzura kavuşması için gönderildim," buyurdu
Enbiya suresinin yüzyedinci ayetinin meal-i şerifinde, "Seni, alemlere rahmet, iyilik için gönderdik" buyurulmuştur Bunun için herkesin iyiği için uğraşırdı




 

FataL is offline  
Alt 01-06-2008   #3
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Bazı zevaid sünnetleri

Hiç kimseyi hor görmezdi

Hind bin Ebi Hale Peygamber efendimizin yürüyüşünü şöyle anlatır:
Kainatın efendisi, yürürken, ayaklarını, yerden canlıca kaldırır, iki yanına salınmaz, adımlarını, geniş atar, yüksek bir yerden iner gibi önüne doğru eğilir, vakar ve sükunetle, rahat yürürdü
Bakmak istediği, bakacağı tarafa, tamamile dönerek bakardı
Etrafına gelişi güzel bakınmazdı
Yer yüzüne bakışı, semaya bakışından uzundu
Yer yüzüne bakışı da, göz ucu ile idi
Yürürken, Sahabilerinin gerisinde yürürdü
Birisile karşılaştığı zaman, önce, kendisi selam verirdi
Ebu Hüreyre hazretleri de şöyle anlatır:
Yürüyüşte, Kainatın efendisidan daha hızlı bir kimse görmedim Yürürken, yer yüzü, sanki O'nun ayağının altında dürülürdü!
Biz, ardından yetişmek için kendimizi son derecede zorlar, sıkardık Kainatın efendisi ise, yürürken, kendisini hiç sıkmazdı
Enes bin Malik'in bildirdiğine göre: Peygamber efendimiz, birisiyle karşılaştığı zaman, Musafaha eder, o kimse, elini çekmedikçe, Peygamber efendimiz de, elini çekmez, o kimse, yüzünü çevirmedikçe, Peygamber efendimiz de, ondan yüzünü çevirmezdi Musafaha; iki kişinin, karşılaşınca, avuçlarının yüzlerini, içlerini birbirine yapıştırıp birbirlerinin yüzlerine bakışmaları demektir
Enes bin Malik hazretleri anlatır: Efendimize, "Ya Resulellah! Bazımız, bazımıza eğilsin mi?" diye sorduk "Hayır!" buyurdu "Bazımız, bazımızla kucaklaşsın mı?" diye sorduk "Hayır! Fakat, Musafaha ediniz!" buyurdu
Bera bin Azib de, Peygamber efendimizin "İki Müslüman karşılaşıp selamlaşır ve Musafaha ederlerse, onlar, daha birbirlerinden ayrılmadan önce mağfiret olunurlar!" buyurduğunu bildirir
Kainatın efendisi, daima düşünceli idi Kendisinin usması, konuşmasından uzun sürerdi Resulullah, lüzumsuz yere konuşmazdı Söze başlarken de, sözü bitirirken de, Allah'ın ismini anardı
Konuşurken, kısa ve özlü kelimelerle konuşurdu Resulullahın sözleri, hep gerçek ve yerinde idi Resulullah konuşurken, ne fazla, ne de, eksik söz kullanırdı
Kimsenin gönlünü kırmaz, kimseyi hor görmezdi En ufak nimete bile saygı gösterir, hiçbir nimeti yermezdi Bir nimeti, ne hoşuna gittiği için över, ne de, hoşlanmadığı için yererdi


Resulullahın giydiği elbiseler

Peygamber efendimizin bir tane Hıbere elbisesi vardı Hıbere; pamuk ve keten ipliğinden dokunan çizgili, yollu Yemen kumaşına denir Peygamberimiz, Hıbere elbisesini giymeyi çok severdi
Peygamberimizin, bir de Uman işi iki İzar'ı vardı Belden aşağısına tutulan fota ve peştemala İzar denir Peygamberimizin, kıldan dokunmuş, üzerinde deve semerlerini andıran bir takım çizgiler bulunan İzarımsı bir fotası daha vardı ki, bununla, dışarı çıktığı, olurdu
Ebu Bürde "Ziyaretine vardığımız zaman Hz Aişe, bize Mülebbede diye anılan sırınmış, keçeleşmiş bir elbise ile Yemende yapılan kalın bir İzar çıkarıp yemin ederek "Resulullah aleyhisselamın Ruhu, işte, bunların içinde alındı!" dedi"
Peygamberimiz, soğuk kış gecelerinde namazlarını da, dokuması ne pek sert, ne de, pek yumuşak olmayan yün bir fota tutunmuş olarak kılardı
Peygamberimiz, erkek Mü'minlerin, bellerine tuttukları İzar'ı, ancak, bacağın yarısına, yumuşak etine ve biraz daha aşağısına kadar uzatabileceklerini, fakat, topuklara kadar uzatamayacaklarını, gerektiğini bildirmiş
Büyüklük taslamak için İzarlarını yerde sürükleyen erkeklere, Kıyamet gününde, yüce Allahın Rahmet nazarile bakmayacağını haber vermiş Cabir bin Süleym'e "İzarını, yarı bacağına kadar kaldır! Bunu, yapamazsan, topuklarına kadar uzat! Yerde sürüklenecek kadar uzatmaktan sakın! Çünki, bu, gurur alametdir Allah ise, gururlanmayı sevmez!" buyurmuştur
Bunun için, Abdullah bin Ömer, İzarını, bacaklarının yarısına kadar uzatır, gömleğini onun üzerinde, Ridasını da, gömleğinin üzerinde bulundururdu
Peygamberimizin, giyinip gelen Heyetlerin yanına çıktığı Hadrami Ridasının uzunluğu: Dört arşın, eni: İki arşın bir karış kıymeti de: Bir dinardı Rengi, yeşildi
Peygamberimizin bu Ridası, Halifeler devrinde dürülüp bir bohça içinde Halifeler katında bulundurulurdu Halifeler, Ramazan ve Kurban bayramlarında onu giyerlerdi
Peygamberimizin Suhar işi iki elbisesi vardı Suhar, Uman'da bir kasabadır Peygamberimizin Suhar işi gömleği de, vardı Suhar kasabasında yapılan gömlek, Suhari diye anılır Peygamberimizin en çok sevdiği elbise, Kamis (Gömlek) idi Kamis, yalnız pamuk ipliği ile dokunmuş bezden yapılan gömleğe denir Peygamberimizin gömleklerinin boyları kol uzunluğu, bileğe kadardı Habeş Necaşisinin Peygamberimize gönderdiği hediyeler arasında bir de, gömlek vardı


 

FataL is offline  
Alt 01-06-2008   #4
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Bazı zevaid sünnetleri

Elbisenin hayırlısı, " en iyisi" dir

Peygamber efendimizin, tek kat pamuk ipliğinden dokunmuş bezden yapılmış gömleği vardı Suhul, Yemen kariyelerinden olup orada tek kat pamuk ipliğinden dokunmuş bezden yapılan elbiselere Suhuliye denir Habeş Necaşisnin Peygamberimize gönderdiği hediyeler arasında birde, don bulunuyordu
Peygamberimizin beyaz bir elbisesi de, vardı Efendimiz, "Elbiselerinizden, beyazını giyiniz! Dirileriniz, beyaz elbise, giysin Ölülerinizi de, beyaz kefene sarınız! Çünki, o, giyimlerinizin hayırlısı ve iyisidir!" buyurmuştur
Peygamberimizin yeşil elbise giydiği de, görülmüştür Ebu Rimse, Peygamberimizi, üzerine iki parça altlı üstlü, eşil elbise giymiş olduğu halde, gördüğünü söyler
Peygamberimiz, kırmızı (Alacalı) Hulle de, giyerdi Bera' bin Azib "Kırmızı (Alacalı) Hulle içinde, saçları, kulak yumuşağına ulaşanlar arasında Resulullah aleyhisselamdan daha güzelini görmedim!" demiştir Peygamberimizin Cuma ve Bayramlarda, üzerine giydiği kırmızı bir Cübbesi vardı Peygamberimizin bir tane de, Yemen işi Cübbesi bulunuyordu Peygamberimiz, yenleri (Kol ağızları) dar olan Şam işi bu Cübbeyi, seferlerde giyerdi
Peygamberimiz, İran Şahlarının giydikleri Taylesan kumaşından yapılmış, yakasında atlastan bir parça, eteğinin ön ve arkadaki iki açık yanında ve yenleri üzerinde atlastan birer çevre kıvrıntısı bulunan bu Cübbeyi de savaşlarda düşmanlarla karşılaştığı sıralarda giyerdi
Hz Aişe'nin vefatına kadar yanında bulunan bu Cübbe'yi, ondan sonra, Esma bint-i Ebi Bekir almıştı Peygamberimizin giymiş olduğu bu Cübbenin yıkandığı su ile hastalar yıkanır, şifa umulurdu
Dumetülcendel Hakimi Ükeydir'in öldürülen kardeşi Hassan'ın, erişi ve ırgacı ibrişile dokunmuş atlas kumaştan yapılmış, işleme yerlerine altın sırma ile hurma yaprakları işlenmiş Cübbesi, Peygamberimize gönderilmişti
Peygamberimiz, bu Cübbeyi giyerek Minbere çıkıp oturmuş, hiç konuşmadan Minberden inmişti Müslümanlar, ellerini, ona, sürüyorlar bakıyorlar güzelliğine hayran oluyorlardı
Peygamberimiz "Siz, bunun güzelliğine mi şaşıyorsunuz? Bu, pek mi hoşunuza gitti?" diye sordu "Biz, bundan daha güzel bir elbise görmedik!" dediler
Peygamberimiz "Varlığım, Kudret Elinde bulunan Allaha yemin ederim ki Sa'd bin Muaz'ın Cennetteki Mendilleri, gördüğünüz şeyden daha güzel ve hoşturlar!" buyurdu


Ka'b bin Züheyr'e verdiği hırka

Resulullah efendimiz, Tebükte, Eyle halkına bir Eman Fermanı yazıp verdiği zaman, eman alameti olmak üzre bir de, Bürde (Hırka) vermişti
Ebül'Abbas Abdullah bin Muhammed, bu Bürde'yi, onlardan üç yüz dinara satın aldı Abbas oğulları, bu Hırkaya, seleften halefe tevarüs ettiler
Halifeler, bayram günlerinde onu üzerlerine giyip Peygamberimize aid Asa'yı ellerine alarak dışarı çıktıkları zaman, kalbler ürperir, gözler kararırdı
Meşhur Arap şairlerinden Ka'b bin Züheyr, af dilemek ve Müslüman olmak için Peygamberimize gelip içinde "Şüphe yok ki: Resulullah, doğru yolu gösteren bir Nur, kötülükleri yok etmek için Allahın sıyırılmış keskin, yalın kılıçlarından bir kılıçtır!" beyti de, bulunan (Banet Süad) kasidesini okuduğu zaman, Peygamberimiz, sırtındaki Bürdesini (Hırkasını) çıkarıp ona giydirdi
Hz Muaviye, halifeliği sırasında, Ka'b bin Züheyr'e "Resulullahın Hırkasını, bize sat!" diye haber saldı Kendisine on bin dirhem gönderdi
Ka'b bin Züheyr "Ben, Resulullahın Hırkasını giymek hususunda hiç kimseyi, kendime tercih edemem!" diyerek Hz Muaviye'nin dileğini reddetti
Hz Ka'b bin Züheyr, vefat ettiği zaman, Hz Muaviye onu, Ka'b'ın oğullarından yirmi bin dirheme satın aldı Peygamberimizin, Ka'b bin Züheyr'e vermiş olduğu bu mübarek Hırka, Halifeden Halifeye tevarüs edilerek geçti
Emevi saltanatının çöküşünden sonra ilk Abbasi Halifesi Ebül'Abbas Seffah bin Abdullah bin Muhammed tarafından üç yüz dinara satın alındı
Bayramlarda Halifeler tarafından giyildi Halife Muktedir'in, öldürüldüğü zaman kanı, bulaşarak kirlendi Abbasiler, Mısır'a gelirken, onu, yanlarında getirdiler Yavuz Sultan Selim, Mısır'ı alıp Halife olduğu zaman Mısırdaki "Mübarek Emanetler" arasında bu mübarek Hırka da, İstanbula getirildi
İstanbulda Topkapı Hırka-ı Seadet Dairesinde herkes tarafından ziyaret olunan bu mübarek Hırka: 1,24 santim boyunda, geniş kollu siyah yünlü kumaştan yapılmıştır
Hırkanın içi, kaba dokunmuş krem renk yünlü kumaş kaplıdır Önünde sağ tarafından 0,23x0,30 eb'adında bir parçası noksandır Sağ kolunda da, eksiklik vardır Hırka, yer yer haraptır
Müteaddid bohçalara sarılmış olarak 0,57x0,45x0,21 ebadında üstten açılır kapaklı altın bir çekmece içindedir Hırka-i Seadetin, bu ebadda Sultan Murad III Tarafından yaptırılmış olan altın bir mahfazası da; mevcuddur Bu mahfaza, sanat itibarile fevkal'ade olup ayrıca zümrüdlerle de bezenmiştir


 

FataL is offline  
Alt 01-06-2008   #5
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Bazı zevaid sünnetleri


Necaşi'nin gönderdiği atın yüzük

Habeş Necaşisi Ashama'nın, Peygamberimize gönderdiği hediyeler arasında, kaşı, Habeş taşından altın bir yüzük te, bulunuyordu
Peygamberimiz, Ebül'As'ın kızının kızı Ümame'yi çağırıp "Ey kızım! Bunu, sen takın!" buyurdu
Erkeklere yalnız gümüş yüzüğün helal olduğu ve altın, demir ve sarı pirinçten yüzük takmanın haram olduğunu, Peygamberimiz bildirilmiştir Kendisi de, vefat edinciye kadar, yalnız gümüş yüzük kullandı
Resulullah yüzüğünü sağ eline takardı Sol eline de taktığı görülmüştür Sağ ele de, sol ele de takmak caizdir Küçük parmaya veya yanındaki parmaya takılır Bayramlarda herkesin takması müstehabdır Gösteriş için, öğünmek için takmak haramdır
Bir gün, Nu'man bin Beşir, Resulullahın yanına geldi Parmayında altın yüzük vardı "Cennete girmeden önce, niçin Cennet zinetini kullanmışsın?" buyurdu Demir yüzük kullanmaya başladı Bunu görünce, "Niçin Cehennem eşyası taşıyorsun?" buyurdu Bunu da çıkardı Bronz, yani tunçdan yüzük taktı Bunu görünce, "Niçin sende put kokusu duyuyorum?" buyurdu
Nasıl yüzük kullanayım, ya Resulallah dedi "Gümüş yüzük takabilirsin Ağırlığı da bir miskali (48 gr) geçmesin ve sağ eline tak!" buyurdu
Amr ibni Şu'ayb diyor ki, Resulullah, altın ve demir yüzükleri çıkartır, gümüş yüzüklere mani' olmazdı
Peygamberimiz, Acem Şahına, Rum Kayserine ve Habeş Necaşisine mektup yazdırmak istediği zaman,
- Ya Resulallah! Onlar, bir mektubu, mühürlü olmadıkça, okumazlar! denilmişti
Bunun üzerine, Peygamberimiz, gümüşten bir yüzük edindi ki, kaşına üç satır üzerine:
"Muhammed'ür'Resulullah" nakş edilmişti
Mühür yüzükteki yazı, aşağıdan yukarıya doğru
"Muhammed" bir satır,
"Resul" bir satır,
"Allah" bir satır olmak üzre, üç satır halinde idi
Peygamberimizin gümüş Yüzüğündeki taş, Habeş taşı idi
Bu gümüş yüzüğün kaşınının gümüşten olduğu da, rivayet edilir


Peygamberimizin döşeği

Peygamberimizin, üzerinde yatıp uyuduğu döşeğin, yatağın yüzü, deridendi İçi, hurma lifi doldurulmuştu Kendisi de, Zevcesi de, onun üzerinde yatardı Başının altına koyduğu yastığının da, yüzü deriden olup içi, hurma lifi doldurulmuştu
Hz Aişe validemiz anmlatır: "Yanıma, Ensar kabilesinden bir kadın geldi Resul aleyhisselamın döşeğini görünce, gidip içi yün doldurulmuş bir yatak gönderdi
Resul aleyhisselam, yanıma gelip "Nedir bu?" diye sordu "Ya Resulallah! Ensardan filanca kadın, yanıma gelmişti Döşeğini görünce, gidip bunu, sana gönderdi" dedim "Bunu, hemen ona geri çevir!" buyurdu
Fakat, ben, geri çevirmedim Onun, evimde bulunması, hoşuma gitmişti Resul aleyhisselam, bu sözünü, üç kere tekrarladı Sonunda "Vallahi, ey Aişe! İsteseydim, Allah, altın ve gümüş dağlarını benim yanımda yürütürdü!" buyurdu Peygamber aleyhisselamın minderi de, iki Abadan ibaretti
Bir gece, yanıma geldiği zaman, bu Abayı katlayıp daraltmış idim Onun üzerinde uyudu Sonra "Ey Aişe! Bu geceki döşeğim, ne için her zamanki gibi değildi?" diye sordu "Ya Resulallah! Onu, senin için katlayıp daralttım" dedim "Sen, onu, eski haline çevir!" buyurdu
Yine Hz Aişe anlatır: "Kureyşilere, Mekkede serir üzerinde uyumaktan daha hoş bir şey yoktu Resul aleyhisselam, Medine'ye geldiği ve Ebu Eyyub'un evine indiği zaman, ona "Ey Ebu Eyyub! Sizin bir seririniz yok mu?" diye sordu Ebu Eyyub da "Yok vallahi" dedi
Ensardan Sa'd bin Zürare, bunu, haber alınca, Resulullaha, direkleri saç ağacından yapılmış, üzeri keten lifle dokunmuş hasırla kaplı bir serir gönderdi
Resulullah, evine taşınıncaya kadar, onun üzerinde uyumuştu Vefatına kadar da, onun üzerinde uyudu"
Resulullah aleyhisselam, yıkanıp kefenlendiği zaman, bu Serir'in üzerine konularak cenaze namazı da, kendisi bu Serir üzerinde bulunduğu halde, kılınmıştı Halk, ölülerini taşımak üzre, onu, bizden isterler ve onunla teberrük ederlerdi Ebu Bekir'in Ömer'in cenazesi de, onun üzerinde taşınmıştı"
Hz Aişe der ki "Resul aleyhisselamın bir Hasır'ı vardı ki, geceleyin onun üzerinde namaz kılar, gündüzün de, serip üzerinde halk ile otururdu"




 

FataL is offline  
Alt 01-06-2008   #6
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Bazı zevaid sünnetleri

Peygamberimizin yanında taşıdığı şeyler

Peygamber efendimizin, bir arşın boyunda veya biraz daha uzun bir Mıhcen'i vardı
Mıhcen, ucu eğri değneğe denir Hacerülesved'i, uzaktan onunla işaret ederek İstilam ederdi
Deveye bindiği zaman, onu, önüne asardı Efendimizin, Urcun diye anılan bir de Mıhsarra'sı vardı Peygamberimiz, Bakiülgarkad'a giderken, onu, yanında bulundurur, ona dayanır otururken, onu, elinde evirir çevirirdi
Peygamberimizin, elinde bu Mıhsarrası bulunduğu halde, hutbe irad buyurduğu da, olurdu dağ ağaçlarından kesilmiş, Memşuk adıyla anılan bir de, Kadib'i Değneği vardı
Hz Osman, Peygamberimizin Kadib'i, elinde bulunduğu ve Minberde hutbe irad ettiği sırada, Cahcah bin Said veya Cahcah bin Kays, varıp Hz Osman'ın elinden Kadib'i alır ve dizine dayayarak büker, kırar Halk, Cahcah'a bağırırlar Hz Osman, Minberden iner ve evine girer
Bunun üzerine, yüce Allah, Cahcah'ın eline veya dizine Ekile (kaşıntı) hastalığı verir Cahcah, Hz Osman'ın şehadetinden sonra bir yıla varmadan, kaşına kaşına ölür
Peygamberimiz; yanında tarak, ayna, misvak, gülyağı, sürme makası bulunduğu halde, sefere çıkar seferde ve hazerde bunları, yanından ayırmazdı
Hz Aişe "Gazalar için Resul aleyhisselamın gülyağını, tarağını, aynasını, iki Makas'ını, Sürmedanlığını ve Misvak'ini hazırlardım" buyurdu
Peygamberimiz, her gün, sakalını iki kere tarardı
Enes bin Malik "Resul aleyhissleam, sık sık, başının saçına gülyağı sürer, sakalını, su ile tarardı" diyor



Tertip düzene çok önem verirdi

Peygamberimiz efendimiz, temizliğe, tertip düzene önem verirdi "Kimin saçı varsa, ona iyi baksın!" buyururdu Mescidde iken, saçı sakalı karma karışık biri içeri girmişti
Peygamberimiz "Bu kişinin saçını yatıştıracak Gülyağı da mı, bulunmuyor?" buyurduktan sonra ona, hemen dışarı çıkararak saçını, sakalını düzeltmesini eli ile işaret etti O kimse, öyle yapıp dönünce, Peygamberimiz "Sizden birinizin, böyle gelmesi mi, yoksa saçı sakalı Şeytan gibi karma karışık gelmesi mi, daha iyidir?" buyurdu
Peygamberimiz, sakalının boyundan ve yanlarından biraz alırdı Cuma namazına çıkmadan önce, bıyığını kırpar, tırnaklarının uzayanını keserdi Müslümanlara da, bıyıklarını kırpmalarını emir etmiştir
Peygamberimiz, aynaya baktıkca, Allaha hamd eder "Allahım! Suretimi güzel yarattığın gibi, ahlakımı da, güzelleştir!" diyerek dua ederdi
Peygamberimiz, her gece, uyumadan önce, gözlerine üçkere sürme çekerdi Sürmeyi, sağ gözüne üç, sol gözüne ikikere çekerdi "Sürme çekiniz! Çünki, o, gözü cilalandırır, saçı (kirpiği) bitirir" buyururdu
İslâm büyükleri erkeğin tedavi için sürme çekmesi caiz olduğunu fakat zinet için çekmesi caiz olmadığını bildirmişlerdir Cemal ve Zinet kelimelerini birbirleri ile karıştırmamalıdır Cemal, çirkinliği gidermek, vekar sahibi olmak ve şükretmek için, ni'meti göstermek demektir Gösteriş için, öğünmek için, ni'meti göstermek, cemal olmaz, kibir olur
Resulullah Misvak kullanmaya çok önem verirdi Bunu yanından ayırmazdı Peygamberimiz "Erak ağacının çubuğu ile Misvakleniniz!" buyururdu Ağıza güzel koku verir "O, hem benim, hem de, benden önceki Peygamberlerin Misvakidir" buyurmuştur
Ayrıca "Eğer, ümmetime meşakkat vermeseydim, her namaz için Misvak tutunmalarını, onlara muhakkak emrederdim!"
"Misvak tutunmanızı, size çok çok tavsiye ederim!"
"Misvak, ağızın temizliği ve Rabbimin hoşnudluğudur!" buyurmuştur
Peygamberimizin, evine girdiği zaman, ilk işi, dişini Misvaklemek olurdu
Peygamberimiz, yanında Misvak bulundurmadıkça, uyumaz, uyandığı zaman da, işe, dişini Misvaklemekle başlardı Peygamberimiz, geceleyin Teheccüd namazına kalktığı zaman da, dişlerini Misvaklardı
Hz Aişe "Peygamber aleyhisselam, hiçbir gece veya gündüz uyumazdı ki, uyanınca, abdestten önce, Misvak tutunmuş olmasın!" demiştir


 

FataL is offline  
Alt 01-06-2008   #7
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Bazı zevaid sünnetleri

Resulullahın ev içindeki halleri

Hz Hüseyin anlatır: Peygamber efendimizın ev içindeki meşgalesini Babamdan sordum Babam şöyle anlattı:
Peygamber efendimiz, evine girişinden itibaren vaktini: Allah'a ibadete, evhalkının işlerine ve kendi şahsi işlerine aid olmak üzere üçe ayırmıştı
Şahsına ayırdığı vakti de, kendisiyle insanlar arasında bölüştürmüştü O vakitte, yanına insanlardan ancak seçkin sahabileri girerdi Halka, dini meseleleri, onlar aracılığı ile tebliğ eder, halkı ilgilendiren hiçbir şeyi yanında tutmaz, biriktirmezdi
Peygamber efendimizın, Ümmetine aid vakti, fazilet sahiplerine, dindeki üstünlük derecelerine göre bölüştürüp kendilerini ona göre huzuruna çağırmak adeti idi Onlardan kimisi bir hacetli, kimisi iki hacetli, kimisi de, daha çok hacetli idi
Peygamber efendimiz, onların dini hacetlerile meşgul olur, sorularına gereken cevapları verir, sonra da "Bunları, burada bulunan, burada bulanmayanlara tebliğ etsin! Bana kendisi gelip hacetini arz edemeyen kimsenin hacetini siz bana arz ediniz Muhakkak ki, hacetini arz edemeyenin hacetini arz eden kimsenin ayaklarını kıyamet gününde Allah, Sırat üzerinde sabit kılar!" buyururdu
Peygamber efendimizın yanında bundan başka bir şey anılmaz, dile getirilmezdi Zaten, kendisi de, hiç kimseden, bundan başkasını kabul etmezdi
Peygamber efendimizın huzuruna girenler, talib olarak girerler, en büyük ilim zevkini tatmış ve onlara delalet edici oldukları halde, çıkarlardı!
Hz Hüseyin babasından, Peygamber efendimizın, evinden çıkışında ne yaptığını sordu Bunları da şöyle anlattı:
Kainatın efendisi, dışarıda konuşmazdı Ancak, konuşması, Müslümanlara yararlı olacak, onları, birbirlerine ısındıracak, aralarındaki tefrikayı, soğukluğu kaldıracak ise, konuşurdu
Her kavmin yüksek hasletli kişisine ikram eder ve onu, kavmının üzerine Vali yapardı Halkı, sakındırır ve onlardan da, sakınırdı Hiçbir kimseden güler yüzünü ve güzel huyunu esirgemezdi
Eshabını göremese, arar, halka, aralarında olan bitenleri sorardı İyiliği, över ve berkiştirir, kötülüğü ise, yerer ve zaifletirdi Kendisininh her işi, itidal üzere idi, ihtilafsızdı Gaflete düşerler endişesiyle, Müslümanları uyarmaktan geri durmazdı Her hali mutad idi



Resulullah hurmayı çok severdi

Resullah efendimiz keşkek yemeğini severdi Herise, yani keşkek pişirmesini, Peygamber efendimize, Cebrail aleyhisselam öğretti Herise, insanı çok kuvvetlendirir Bütün Peygamberler arpa ekmeyi yemiştir Resulullah kabak tatlısını ve mercimek çorbasını, av etini ve koyun etini severdi Koyunun kol ve göğüs ve kürek tarafını severdi Oğlağın kürek etini çok severdi Oğlak etinin hazmı kolaydır Herkes için uygundur
Erkek hayvan eti, dişiden ve esmer et beyazdan daha kolay hazm olur Hazmının kolaylığı ve lezzeti bakımından koyunun eti, ineğin sütü daha iyidir Av etlerinin en iyisi geyik etidir Tavşan eti helaldir Peygamberimiz yemiştir İdrar söker, fazlası uykusuzluk yapar Herkes için uygundur Kuş, piliç eti herkes için iyidir Kümes hayvanlarından eti en iyi olanı tavuktur
Peygamberimiz, "Sirke, ne güzel yiyecektir" buyurdu Sirke, en faydalı yemektir Hurma da yemektir Yani ekmek ile yenir Üzüm, hem yemektir, hem de meyvedir Üzümü ekmekle yemek sünnettir Hurmayı tek yemek sünnettir
Kuru üzüm, ceviz, badem yemek sünnettir Balda şifa vardır Yetmiş Peygamber bala bereket ile dua etmiştir Resul, hurmayı çok severdi Hurma ile kavun, karpuzu birlikte yerdi Kavun, karpuz böbrekleri temizler, baş ağrısını giderir Solucan düşürür Gözlere kuvvet verir Resulullah serin şerbetleri çok severdi Pilav yirken salevat-i şerife okumalıdır
Peygamber efendimiz, baklayı kabuğu ile yemek medh etti Habbetüssevda, yani çörek otu derdlere devadır buyurdu Cevizi peynirle yemek şifadır Bunları yalnız yemek zarardır Bir şey ile beraber yimelidir Üzüm çekirdeği zararlıdır Efendimiz, üzüm salkımını sol eline alır, üzümü sağ el ile yerdi Ayva, kalbden sıkıntıyı giderir Her kavun, karpuz ve narda bir damla Cennet suyu vardır Bir narı yalnız yimeli, bir damlası boş yere gitmemelidir Nar, çarpıntıya iyidir Mideyi kuvvetlendirir Et kısmı ile birlikte sıkılıp içilirse, safra söker, pekliği giderir İncir, kalbe ferahlık verir Kuluncu, sindirim organı sancılarını giderir
Yeşil hıyarı tuz ile yemek, cevzi hurma ile bal ile yemek Resulullahın sünnettir Peygamberimiz, patlıcanı medhetti ve zeytin yağlı yapınız buyurdu Semizotunu da medh buyurdu Kereviz, unutkanlığı giderir İdrar söker Kan ve süt yapar Kara ciğeri temizler Harşef, ya'ni enginar, safra taşını eritir, kanı temizler, damar sertliğine iyi gelir Ter kokusunu da giderir
Bir memlekete gelenin, önce biraz çiğ soğan yimesi sıhhate iyidir Soğan, mikroplara karşı koyma gücünü arttırır Soğandan sonra kereviz yinirse, fena kokusunu giderir Sedef otu yemekle de kokusu gider denildi Resulullahın son yediği yemeyin içinde soğan vardı


 

FataL is offline  
Alt 01-06-2008   #8
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Bazı zevaid sünnetleri

Temizlik imanı kuvvetlendirir

Resulullah efendimiz az yer çok yememek üzerinde çok dururdu
"İnsan kalbi, tarladaki ekin gibidir Yemek, yağmur gibidir Fazla su, ekini kuruttuğu gibi, fazla gıda kalbi öldürür" Çok yiyeni, çok içeni Allahü teâlâ sevmez buyururdu
Resulullah, midenin üçde biri yemeklere, üçde biri içeceklere ayrılmasını tavsiye buyururdu Üçde biri hava payı, yani boş olmak en aşağı derecedir En iyi derece, az yemek ve az uyumaktır Çok yemek, hastalıkların başı, az yemek ilacların başıdır Bir kişilik yemek, iki kişiye yetişir Misafir, ev sahibinden tuz ile ekmekten başka şey beklememelidir Ev sahibi, misafire lokma uzatmalıdır Eline su dökmelidir
Yemekten sonra dişleri misvak ile kürdanla temizlemek Resulullahın sünnettir Temizliktir Temizlik imanı kuvvetlendirir Yemekten sonra ev sahibine, bereket, rahmet ve mağfiret ile dua edilir Sonra, gitmeye izin istenir Yemeğe davet edilir
Yemekte korkunç ve iğrenç şeyler söylememelidir Ölümden, hastalıktan, Sofraya gelen yemeklere bakmamalıdır Bir lokmayı yutmadan önce, ikinciyi eline almamalıdır Yemek arasında, birşey için, hatta namaz için, sofradan kalkmamalıdır Namazı önce kılmalıdır
Eğer, hazırlanmış yemekler soğuyacak veya bozulacak ise ve namaz vakti, yemekten sonra kılmaya elverişli ise, namazdan önce yemelidir Yemek kaldırıldıktan sonra, sofradan kalkmalıdır Yol üstünde, ayakta, yürürken yimemelidir
Ağzında, elinde et, yemek kokusu varken yatmamalıdır Çocukların elini de yıkamalıdır Tok iken yatmamalıdır Gıda maddelerini, lüzumu kadar ölçerek almalı, ölçüsüz, çok almamalıdır İsraf olur Yiyecek ve içecek kapları, kapaklı olmalıdır Nehirden, havuzdan eğilip, ağız ile içmemelidir İbrik, desti ağzından da içmemelidir Fincanın, bardağın kırık yerinden içmemelidir
Yazın, serin içmelidir Resulullah serin şerbet içmesini severdi Zemzem ayakta içilebilir Yolcu, her suyu ayakta içebilir denildi Aç karna su içmemelidir Suyu yavaş yavaş emerek içmelidir

 

FataL is offline  
Alt 01-06-2008   #9
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Bazı zevaid sünnetleri

Resulullah abdestsiz durmazdı

Bera' bin Azib anlatır: Kainatın efendisi, bana "Yatacak yerine varacağın zaman, namaz için abdest aldığın gibi, abdest al! Sonra, sağ yanının üzerine yat ve sonra "Allahım! Kendimi, sana teslim ettim Yüzümü, sana çevirdim Sırtımı, sana dayadım Ben, senin azabından korkar, rahmetini umarım Senden, senin rahmetinden başka sığınılacak yok, senin azabından korunulacak, yok! Ancak, senin rahmetine sığınılır ve ancak, senin rahmetinle kurtulunur Ben, senin indirmiş olduğun kitabına ve göndermiş olduğun Peygamberine inandım!" de!
O gecende ölürsen, İslâm fıtratı üzere ölürsün Kim, bunu söyler de, o gece altında ölürse, İslâm fıtratı üzere ölür!" buyurdu
Döşeğine yatmak istediği zaman, sağ yanının üzerine yatsın Yattığı, yanını döşeğe koyduğu zaman da "Allahım! Seni, tesbih ve tenzih ederim
Ya Rab! Yanımı, döşeğe senin isminle koydum Senin isminle de, kaldırırım Eğer, ruhumu tutar, alıkorsan, ona rahmet ve mağfiret ihsan buyur Eğer, geri salarsan, salih kullarını koruduğun gibi, onu koru!
Uyandığı zaman da "Hamd olsun Allaha ki, beni, cesedimde afiyetli kıldı, ruhumu, bana geri çevirdi ve zikri için bana izin verdi" desin" buyurmuştur
Peygamber efendimiz, yüzü koyun yatan bir adama rastlayınca "İşte, bu, Allahın hiç sevmediği bir yatıştır!" buyurdu
Şerid bin Süveyd'in bildirdiğine göre: Peygamber efendimiz, yüzünün üzerine yatmış, uyuyan bir kimse görüp ona, ayağının ucu ile dokundu ve "Bu, yüce Allahın en sevmediği bir uyumadır!" buyurdu
Uyuyan zat, Eshab-ı Suffa'dan Abdullah bin Tahfe olup demiştir ki "Ben, seher vakti Mescidde karnımın, yüzümün üzerine yatmış, uyurken, birisi, bana, ayağı ile dokundu
-Kim bu, diye sordu
- Ben, Abdullah bin Tahfe'yim!, dedim
Bir de, ne göreyim? Kainatın efendisi, imiş!
- Bu, yüce Allahın, en sevmediği bir yatıştır! buyurdu
Peygamber efendimiz, abdestsiz durmazdı
Resulullah efendimizin, helaya çıkıp ta, abdest almadığı görülmemiştir

 

FataL is offline  
Alt 01-06-2008   #10
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Bazı zevaid sünnetleri

Resulullah efendimizin oturuşu

HzHanzala bin Hızyem "Peygamber efendimiza gittim de, kendisini bağdaş kurup oturmuş gördüm" demiştir
HzCabir bin Semüre de, Peygamber efendimizin, sabah nmazını kıldığı zaman, güneş doğuncaya kadar namazgahında bağdaş kurup oturduğunu bildirir
Peygamber efendimizin hiçbir zaman, ayaklarını, meclisinde bulunanların önüne doğru uzattığı görülmemiştir
HzŞerid bin Süveyd der ki "Kainatın efendisi, bana uğramıştı O sırada, ben, şöylece, sol elimi arkama koymuş, elimin yarı avucu üzerine dayanmış bir halde oturuyordum Kainatın efendisi "Sen, gazaba uğrayanların oturuşu ile mi oturuyorsun?!" buyurdu" Gazaba uğrayanlar, Yahudilerdir
HzKayle bint-i Mahreme anlatır: "Peygamber efendimizı, Kurfusa otururken gördüm Peygamber efendimizı, böyle, huşu içinde oturur gördüm"
HzKurfusa: Kalçalar, yere konulmak, dizler, dikilip karna yapıştırılmak ve eller, bacaklar üzerinde bağlanmak suretile oturuluş biçimine denir
Peygamber efendimizin yemek yerken oturması da çok sadeydi Ne kapalı kapılar ardına çekilir, ne perdeler arkasında dikilir, ne de, kendisinin önüne tabaklarla yemekler taşınırdı
Peygamber efendimiz, toprak, üzerinde oturur, yemeğini de, yerde yerdi "Ben, kulun oturduğu gibi oturur, kulun yediği gibi yerim Ben, ancak, bir kulum! Sünnetimden yüz çeviren, benden değildir!" buyururdu
Peygamber efendimiz, bir yere dayanmış olarak, yemek yediği sırada, Cebrail aleyhisselam gelip "Ya Muhammed! Demek sen, kırallar gibi yiyorsun?!" deyince, Peygamber efendimiz, yere oturuvermiştir
Peygamber efendimize, bir gün, Cebrail aleyhisselamla birlikte bir melek gelmişti ki, daha önce o, hiç gelmemişti
Melek, Peygamber efendimize "Rabbin, sana selam ediyor ve seni, ya bir Peygamber-Sultanlık veya bir Peygamber-Kulluk arasında serbet kılıyor; bunlardan birisini seçmekte serbest bırakıyor "İstersen, senin için, Peygamber-Sultan, istersen Peygamber-Kul olma var!" buyuruyor" dedi
Cebrail aleyhisselam "Tevazu' göster!" diye işaret edince, Peygamber efendimiz "Peygamber-Kul olayım