| |||||||
| Forum Kuralları | İletiler | Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
| | #1 |
| Her türlü sıkıntıya sabrederdi Resulullah efendimiz, Arabistan yarım adasındaki, sert, inatçı insanları, çok güzel idare ederek ve cefalarına sabrederek, onları yumuşaklıkla ve itaate getirdi Çoğu dinlerini bırakıp Müslüman oldu Onun uğrunda mallarını, yurtlarını feda ettiler Herkese karşı yumuşak olmasaydı, Peygamberlik heybetinden, büyüklük hallerinden, kimse yanında oturmaya ve sözünü dinlemeye takat getiremezdi![]() Resulullah efendimizin kısa zamanda İslâmiyeti geniş bir alana yaymasının, kabul ettirmesinin çeşitli sebepleri vardır Bunların başında, bizzat kendisinin, davet ettiği dine samimiyetle bağlanması ve bu dinin emirlerini kendi hayatına uygulamış olması gelmektedir Gerçekten o, İslâmın insanlara emrettiği güzel ahlakı en iyi şekilde yaşamıştır Farzları önce kendisi en güzel uygulamış, yasaklara önce kendisi uymuş ve en yakınlarına tatbik etmiştir![]() Resulullah efendimizin başarıya ulaşmasının sebeplerinden biri de ümitsizliğe ve karamsarlığa kapılmaksızın çalışmalarını daima sabır, azim, inanç ve kararlılıkla sürdürmüş olmasıdır O, davet esnasında sosyal ilişkilerini aralıksız bir şekilde sürdürmüş ve bu ilişkilerden büyük ölçüde istifade etmiştir Mesela, Müslüman olanların yanında, henüz İslâma girmemiş bulunan akraba ve çevresiyle ilgisini ısrarla devam ettirmiştir Toplum üzerindeki tesirlerini göz önüne alarak, kabile reislerine özel ilgi göstermiştir Peygamberliğini bildirmek üzere toplantılar düzenlemiş, çarşı, pazar, panayır gibi, insanların toplu olarak bulunduğu her yerde tebliğ faaliyetini sürdürmüştür İslâma davet için hiç kimseyi, hiçbir meslek sahibini hakir görmemiştir![]() Resulullah efendimiz muhataplarını tanımaya büyük önem verir, onların duygularını, isteklerini ve fert olarak özelliklerini dikkate alır, kendilerine değer verir, ilgi gösterir, yakınlaşma teminine gayret ederdi Muhataplarıyla ortak noktalarda birleşme esasından hareket ederdi Faaliyetlerinde af, hoşgörüyü, saygıyı, yumuşaklığı, şefkat ve merhameti esas alır; kinden, öfkeden, sertlikten kaçınırdı Kur'an-ı Kerimde Resulullah efendimizin İlahi bir lütuf sayesinde insanlara yumuşak davrandığı belirtilir; kaba ve katı kalpli olduğu takdirde insanların, çevresinden dağılıp gidecekleri kendisine bildirilir![]() Resulullah efendimiz İnsanların kusurlarını yüzüne vurmazdı; yanlışları isim vermeden bildirirdi Çünkü kişinin hatasını yüzüne vurmak, mahcup olmasına ve toplumdan uzaklaşmasına yol açar Muhataplarının farklı tepkileri karşısında daima azim ve ümitle davetine devam etmiştir Özellikle Mekke döneminde daveti kabul etmeyen kabilelerden kimisi kaba, kimisi kibar, kimisi kaçamak bir şekilde olumsuz cevap vermiştir Fakat o, sebatla, ümitsizliğe kapılmadan, azimle gayret göstermiş, her fırsatta davetini tekrar etmiştir![]()
| |
| |
| Dantel | Mumsema | Frmacil |
| | #2 |
| | Güvenilir insan olmaya önem verirdi Resulullah efendimiz, gençliğinden itibaren güvenilir, itimat edilir bir kimse olarak tanınmıştır Yirmi beş yaşlarında iken Mekke'de sadece "el-Emin" diye anılıyordu Mekkeliler kendisine kıymetli eşyalarını teslim ederlerdi Peygamber efendimiz bu emanetleri sağlam bir şekilde iade ederdi Emanetlere en zor anında sahip çıkardı Medine'ye hicret edeceği gece müşrikler, öldürmek maksadıyla onun evini kuşatmışlardı Evini terketmeden önce, yanında bulunan emanetleri Hz Ali'ye teslim etmiş ertesi gün sahiplerine vermesini istemiştir En sıkıntılı zamanda bile emanetleri sahiplerine ulaştırdı![]() İslâm dininin kısa zamanda kabul görmesi Resulullah efendimizin güvenilir oluşunun payı büyüktür Şayet davranışlarıyla güven vermeyen birisi olsaydı insanlar onun etrafında toplanmazdı Resulullah efendimiz Eshabına daima güvenilir olmayı telkin ederdi Emanetin zıddı olan hiyanetin çirkin bir davranış olduğunu söylerdi Sahabiler de Resulullah efendimizi emin olarak tanımışlar ve sonsuz bir güvenle kendisine bağlanmışlardır![]() Her Müslüman Resulullah gibi, güven vermesi, her kesiminde ve her alanda bunu sürdürmesi gerekir Anne babanın çocuğa, çocuğun anne babasına; eşlerin birbirine; amirin memura, memurun amire; işçinin işverene; işverenin işçiye; satıcının müşteriye; müşterinin satıcıya güven duyduğu bir cemiyet sağlıklı bir yapıya kavuşmuş olur![]() Resulullah efendimiz alışverişte güvenin bolluğa, berekete vesile olacağını bildirir "Emanete riayet rızık, hainlik ise fakirlik getirir" buyurur Burada emanet, sözde ve işte güven demektir İnsanlar, sözüne ve işine güvenilmeyen kimselerle irtibat kurmaktan çekinirler Şayet bu kişi ticaretle uğraşıyorsa alışveriş yapmaktan, müşteri ise mal vermekten, sanatkar ise iş sipariş etmekten kaçınırlar Dolayısıyla bu tür kişilerin mallarına ve çalışmalarına rağbet azalır, kazançları artmaz İşte Resulullah efendimiz'in "hainlik fakrilik getirir" sözündeki incelik burada yatmaktadır Ama tersi olursa, yani herkes birbirine güvenirse kazanç, üretim ve tüketim artar Bu da bolluğa ve zenginliğe vesile olur![]()
|
| |
| | #3 |
| | "Öfkeniz, sizi adaletsizliğe sürüklemesin!" Adalet dinin esasındandır Bunun için, Kur'an-ı kerim'de adalet üzerinde çok durulmuş, Resulullah efendimize insanlar arasında adaleti gerçekleştirmesi emrolunmuştur Bir hak konusunda hüküm verilirken hakkın kendi lehine hükmedilmesi halinde bundan memnun olan, fakat aleyhine hükmedilmesi halinde bu hükmü tanımayan insanların zalim oldukları bildirilmiştir Dinimiz, kişisel çıkar, akrabalık, zenginlik, fakirlik, kin, düşmanlık, taraflardan birinin soylu veya aşağı tabakadan olması, bedeni ve ruhi bakımdan kusurlu olması gibi durumlar bir hakkın ihlalini, örtbas edilmesini, adil davranmamayı, adalet ilkesinden sapmayı mazur göstermeyeceğini bildirmiştir ![]() Resulullah efendimiz faaliyetlerinde daima adaleti esas almıştır İnsanlar arasında fark gözetmemiştir Başkalarının gelişi güzel istek ve telkinlerinden etkilenmeden ilahi emirlerin gösterdiği doğrultuda hareket etmiştir Kitaplarda onun adaletle ilgili çok sayıda sözü mevcuttur İnsanlar arasında adaleti sağlamanın aynı zamanda bir sadaka olduğunu söylemiştir![]() Peygamberimiz hak hususunda titiz davranır, kimsenin canına ve malına zarar vermeyi ve üzerine kul hakkı geçmesini istemezdi İstemeden zarar verdiği olursa, bir özür dilemekle halledilebilecek veya buna gerek duyulmayacak durumda bile, şayet kendisinden bir kısas talebinde bulunulursa seve seve bu isteği yerine getirirdi![]() Resulullah efendimiz adaletin zıddı olan zulmü her vesile ile kötülemiştir Kitaplarda onun bu hususla ilgili çok sayıda ikazı yer almaktadır Bunların en meşhurlarından birisi şudur: "Müslüman Müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez![]() ![]() " Bu sözüyle o, Müslümanların kardeş olduğunu dile getirdikten sonra, Müslümanın en başta gelen vasfının kardeşine zulmetmemek, haksızlık yapmamak olduğunu bildirmiştir Müslümanların birbirine haksızlık yapmamasını istediği gibi, aynı zamanda başkalarına da zulüm yapılmamasını emretmiştir Kendisi haksızlığa uğrayanı daima korumuş, mazlumun korunmasını ve ona yardım edilmesini istemiştir Allahü teâlâ, adaleti emretmiş, adaletin zıttı olan zulmü haram kılmıştır Bu hususta birçok ayet-i kerimeler vardır Birkaçı mealen şöyle:"Allah, insanlar arasında, adaletle hükmetmenizi emreder ""Allah, adalet yapmanızı, ihsan etmenizi ve (muhtaç olan) akrabaya vermenizi emredip, fuhştan, münkerden (her çeşit kötüleklerden) ve zulüm yapmaktan da nehyeder ""Ey iman edenler, bir millete olan öfkeniz, sizi adaletsizliğe sürüklemesin, adil olun!"
|
| |
| | #4 |
| | "Kadınlarınıza eziyyet etmeyiniz!" Peygamber efendimiz, aileye çok önem verirdi Aileyi, sağlıklı toplumun esası kabul eder, bunun için, evliliği kolaylaştırıp özendirrdi Peygamber efendimizin hicretin onuncu yılı, son hacının hutbesindeki sözlerinden, son nasihatlarından biri,"Kadınlarınıza eziyyet etmeyiniz! Onlar, Allahü teâlânın sizlere emanetidir Onlara yumuşak olunuz, iyilik ediniz!" olmuşturGayri meşru evlilikleri yasaklanmıştır Eskiden kadın ancak çocuk doğurduktan sonra aileye dahil edilirdi Bunu kaldırarak nikahla aileye dahil edilmiştir Anne-baba hakları ve anne-babanın çocukla ilgili hak ve görevleri bildirmiştir![]() İslâmın ilk yıllarında örfün devamı olarak bir süre varlığını koruyan evlatlık kurumu Medine döneminde nazil olan ayetle kaldırılmıştır Devamındaki ayetle de evlatlıkların asıl babalarına nisbet edilmeleri emredilmiştir Evlatlık kurumunu yaşatan sebeplerden birisi olan kimsesiz çocukların bakım ve gözetimi için, devlet gelirlerinden yetimlere pay ayrılmış, devletin yanında bu çocukların bakımı ve gözetimi konusunda akrabalara da görevler yüklenmiştir Resulullah efendimiz ailenin dağılmaması, aile fertlerinin perişan olmaması üzerinde çok dururdu Ailede kadın, ekonomik yönden bağımsızdır Resulullah efendimiz kadınları erkeklerin mülkiyetinde olan bir mal veya köle değil, hak sahibi sahip kimseler olarak kabul etmiştir Erkek ailenin reisidir; ancak kadın üzerinde, zorba veya despot değildir Kadına hakları verilmiş, miras hakkı tanınmıştır Kocası, hanımını haklarından mahrum bırakamaz; onun karşısında zavallı bir mahkum değildir Eskiden sayısız kadınla evlenmek serbest idi Aile esas itibarıyla tek evlilik üzerine kurulmakla birlikte, belirli durumlarda kocanın dörde kadar evlenmesine izin verilmiştir Bu son durum, yani çok kadınla evlenme bir emir değil, farz değil, belirli şartlarda başvurulan bir ruhsattır Nitekim bu tür bir evliliğe izin veren Nisa suresinde çok kadınla gerçekleştirilecek evliliğin hanımlar arasında eşitlik ve adalet sağlanamayacağından korkuluyorsa bir tek kadını nikahlamakla yetinilmesi gerektiği belirtilmiş ve tek hanımla evlilik teşvik edilmiştir![]() Peygamberimiz, adaleti sağlamanın zorluğunu "İki zevcesi olup da, ikisine müsavi bakmıyan kimse, kıyamet günü, mahşer meydanına yarı iğrilmiş olarak gelecektir" sözleri ile bildirmiştir ![]()
|
| |
| | #5 |
| | "Kıyamette ben onun davacısı olurum" Peygamberimiz efendimiz aileye, ailenin vazgeçilmez ferdi olan kadına önem verirdi Kadına değer verilmediği insan yerine konulmadığı, diri diri kuma gömüldüğü bir devirde onu layık olduğu mevkiye getirdi Müslümanın aile fertlerine nasıl davranması gerektiğini emir ve tavsiyeleri ile ifade ettiği gibi, bizzat kendi uygulaması ile de ortaya koymuştur Erkeğin kadına iyi davranması gerektiğini çok açık ve kesin bir şekilde dile getirmiştir Bu anlamda "En hayırlınız ailesi için hayırlı olandır Bana gelince, ben aileme karşı en hayırlı olanınızım"; "En hayırlınız hanımlarına karşı iyi davrananınızdır" buyurmuştur Enes bin Malik, "Ailesine Resulüllah kadar şefkatli bir kimse görmedim" demiştir İman, ahlak ve aile fertlerine yumuşak davranma arasında kurduğu bağıntıyı dile getiren şu sözü çok önemlidir: "Mü'minlerin imanca en mükemmel olanı, ahlakça en güzel olanı ve aile fertlerine yumuşak davrananıdır "Resulullah efendimiz çeşitli vesilelerle erkeklerin kadınlar üzerinde, kadınların da erkekler üzerinde hakları bulunduğunu söylemiştir Kadınlar hakkında Allah'tan korkulmasını, onlara haksızlık yapılmamasını istemiştir Kocasını şikayet için kendisine gelen kadınların sayısı artınca bu tür davranışta bulunanların iyi kimseler olmadığını söylemiştir Hanımlarına iyi davranmış, onları dövmemiştir, kötü davranmamıştır Kendisi bunu yapmadığı gibi, hanımlarını dövenleri de "Kadınlarınızı nasıl dövüyor, sonra da akşam olunca beraber oluyorsunuz" diyerek kınamıştır Kadınların dövülmemesi, hele yüze hiç vurulmaması, kötü sözlerle tahkir edilmemesi ve evinin terkedilmemesi konularında ikazda bulunmuştur "Kadınları ancak kötüleriniz döver" demiştirResulullah efendimize göre kişinin ailesiyle geçirdiği vakit, boşa harcanmış bir zaman değildir Resulullah efendimiz, insanlara, bildiğini anlatacağı ilk kişilerin aile fertleri olduğunu öğretmiştir O, kendisine gelen heyetleri "Ailenize dönün ve onlara ta'limde bulunun" derdi Kendisi de aile fertlerini eğitmiştir O'nun bu yönünden en fazla faydalanan hanımı Hz Aişe olmuştur Resulullah efendimiz aile kurumunun korunmasına çalışmış, boşanmayı hoş karşılamamıştır![]() Nikah akdi, tek taraflı olarak erkeğin iradesiyle değil; iki taraflı irade ile oluşan bir akit haline getirilmiştir Aile müessesesi sevgi, şefkat ve merhamet üzerine kurulmuştur![]() İslâmiyette evlenmek, bir kızı mesud etmek, ibadettir ve bütün nafile ibadetlerden daha sevaptır Efendimiz,"Bir erkek, zevcesini döverse, kıyamette ben onun davacısı olurum" buyurmuştur![]()
|
| |
| | #6 |
| | Başkalarının fikirlerine değer verirdi Resulullah efendimiz, iştişareye, danışmaya önem verirdi Kur'an-ı kerimde Resulullah efendimize istişare etmesi emir olundu Resulullah efendimiz de bu emre uyarak sahabilerle istişarede bulunmuştur Hz Ebu Hüreyre bu konuda şunları söylemiştir: "Resulullahtan daha fazla istişare eden hiçbir kimse görmedim" Bedir savaşı başlamadan önce konakladığı yeri uygun bulmayan Hubab bin Münzir Resulullah efendimize gelerek şunları söyledi: "Ya Resulallah! Burası sana Allah'ın konaklamanı emrettiği, ileri gitmemiz veya geri çekilmemiz caiz olmayan bir yer midir? Yoksa sizin şahsi takdiriniz midir, savaş ve hile için tedbir olarak düşünülmüş bir yer midir?" Resulullah efendimiz kendi takdiri olduğunu söyledi Bunun üzerine Hubab "Ya Resulallah! Burası karargah için uygun bir mekan değildir Sen insanları buradan kaldır Kureyş'in konacağı yerin yakınındaki su başına gidip konalım![]() ![]() " dedi Resulullah efendimizimiz Hubab'a "Doğru söyledin" dedi ve onun tavsiyelerini uyguladı Resulullah efendimiz İslâmı mümkün olduğunca çok insana ulaştırmayı gaye edinmişti Bunun dışındaki her şey o hedefi gerçekleştirmek için bir vasıta idi O, her sıkıntıya bu gaye uğruna katlanmıştır![]() Resulullah efendimiz faaliyetlerinde adalet ve ahlakı esas almıştır Savaşta taktik olarak uygulamak zorunda kaldığı durumlar dışında, insanlar arasında fark gözetmeksizin herkese adil ve ahlaki davranmış, ahde vefa göstermiştir![]() İçte barış ve huzuru, dışta da emniyeti sağlamak Resulullah efendimizin temel hedeflerinden biriydi Nitekim Cahiliye döneminde kabileler arasında savaşlar, kanlı soygunlar, kervan baskınları ve kan davaları eksik olmazken, Resulullah efendimiz döneminde bunlar büyük çapta önlenmiştir![]() Resulullah efendimiz insana değer verirdi Düşmanı imha değil, hep kazanmayı gaye edinmiştir Düşmanın gücünü mahvetmeksizin, daha sonra bu gücü kullanmayı düşünmüştür Onun on yıl süren Medine döneminde İslâm, yaklaşık iki milyon kilometrekarelik bir alana yayılmıştır Bu kadar hızlı gelişme, yayılma ve değişim, Beni Kurayza hariç tutulursa, kaba bir hesapla düşman tarafından ikiyüzonaltı kişinin ölmesi ve Müslümanlar tarafından da yüzotuzsekiz kişinin şehit edilmesi karşılığında gerçekleşmiştir ![]() Efendimiz, insanlara meziyet, liyakat ve değerlerine göre muamelede bulunmuştur Ne kadar azılı düşmanı olusa olsun, bir kişi İslâma girdiğinde onun haysiyet ve şerefini muhafaza etmiştir![]() Peygamberimiz Müslüman olan kabilelere içlerinden birisini yeniden vali tayin ederken onların ehil olmalarına ve hatta öyle ki, ayrıntı sayılabilecek ahlaki özelliklerine bile dikkat etmiş ve bunları değerlendirmiştir
|
| |
| | #7 |
| | Çalışıp kazanmaya önem verirdi Resulullah efendimizin hayatı diğer alanlarda olduğu gibi çalışma hayatında da insanlar için örnektir Doğruluk, güvenilir olma, adaleti uygulama ve sözleriyle davranışları arasında çelişki bulunmama gibi hallerde en güzel örnektir Kişinin çalışmasını, üretimde bulunmasını ve ailesini geçindirmesini, fakire, yoksula yardım için çalışmayı Allah yolunda cihad ve gündüzleri oruç ve geceleri namazla geçirme ile bir tutmuştur Peygamberimizin çalışma, helal kazanç ile ilgili pek çok sözleri vardır Bunlardan bazıları şunlardır:"Hiçbir kimse kendi elinin emeği ile kazandığından daha hayırlı bir lokma asla yiyemez ""Allahım! Tembellikten, korkaklıktan, ihtiyarlığın verdiği düşkünlük ve cimrilikten sana sığınırım ""Doğru sözlü ve her konuda güvenilen bir ticaret adamı ahirette peygamberlerle, sıddikler ve şehitlerle beraber olacaktır ""Allah kulunu helal kazanç talebinden yorgun düşmüş görmeyi sever ""İnsanın yiyip içtiklerinin en helal ve bereketli olanı, çalışıp kazanarak elde ettiğidir ""Birinizin sırtında odun destesi taşıması, versin veya vermesin, insanlara gidip el açmasından daha iyidir "En kötü şartlar altında çalışmayı dahi başkalarına yük olmaktan iyi gören Resulullah efendimizin bu sözleriyle insanları çalışmaya teşvik ettiği, tembelliği kötülediği, çalışkan insanları dünya ve ahiret mutluluğu ile müjdelediği görülmektedir ![]() Resulullah efendimiz insanları çalışmaya teşvik ettiği gibi, bizzat kendisi de çalışmış ve çalışma hayatının ilkelerini kendi hayatında uygulama alanına koymuştur Çalışmalarını çocukluğundan itibaren hayatının sonuna kadar sürdürmüştür Nitekim bilindiği üzere çocukluğunda çobanlık yapmıştır Gençliğinde ve yetişkinliğinde ticaretle meşgul olmuştur Oniki yaşında iken amcası ile birlikte uzun bir ticaret yolculuğuna çıkmıştır Yirmibeş yaşında iken Hz Hatice'nin kervanını ücret karşılığında Suriye'ye götürüp getirmiştir Ticari faaliyetlerinde meslektaşlarının, ticari ilişkilerde bulunduğu kimselerin ve tüm Mekkelilerin güvenini kazanmıştır![]() Onun bütün bu faaliyetleri geçimni temine yönelik çalışmalardır O, bütün bunların yanında sosyal faaliyetlerde de bulunmuştur Gençliğinde Hilfülfudul cemiyetine katılması ve Kabe'nin inşası sırasında hakemlik yapması bunlara güzel birer örnektir![]()
|
| |
| | #8 |
| | "Rızkın onda dokuzu ticarettedir!" Resulullah efendimiz yapılan işin gelişigüzel değil, düzgün ve sağlam yapılmasına önem verirdi Nitekim bir nasihatında: "Sizden biriniz bir iş yaptığı zaman, onu mükemmel bir şekilde yapsın " buyurmuştur![]() Resulullah efendimiz Müslümanları çalışmaya teşvik etmiştir Nitekim işi olmayan birisine, aletler temin ederek, odun kesip satmasını söylemiştir: Ensarden bir şahıs gelip Resulullah efendimize yoksulluktan şikayet etti Sonra dönüp şöyle dedi: "Ey Allah'ın elçisi! Bir ev halkı içinden geldim ki, yanlarına dönünceye kadar bazılarının ölmüş olacağını sanıyorum " Resulullah efendimizimiz "Git, bak bir şey bulabilecek misin?" dedi Adam gitti ve bir yaygı ile bir bardak getirerek "Ey Allah'ın elçisi! Bu yaygının yarısını yere seriyor, yarısını da bürünüyorlardı Şu bardakla da içiyorlardı" dedi Resulullah efendimizimiz "Bu ikisini benden bir dirheme kim satın alır?" diye sordu Bir adam "Ben alırım" dedi Resulullah efendimizimiz "Bir dirhemi kim artırır?" diye sordu Bir başka adam "Onları iki dirheme alırım" dedi Resulullah efendimizimiz "Bunlar senindir" dedi ve adamı çağırarak ona "Bir dirhemle ailene yiyecek al, bir dirhemle de bir balta satın alarak bana gel" buyurdu Adam da öyle yapıp geldi Resulullah efendimiz "Şu vadiye git, orada ne bir diken, ne bir odun bırak Bana da on günden önce gelme" dedi Adam öyle yaptı geçimini sağladı ve sonra Resulullah efendimiz'e gelerek "Bana emrettiğin şey bereketli oldu" dedi Bunun üzerine Resulullah efendimizimiz şöyle buyurdu: "Bu, senin için kıyamet günü yüzünde dilenmekten dolayı lekeler veya tırmık izleri olarak gelmenden daha iyidir "Faydasız ve boş şeylerle meşgul olmamak ve boş durmamak Resulullah efendimizin prensiplerinden biriydi Onun çalışma hayatı ile ilgili olarak verilen bu bilgilerden, çalışkan bir insan örneği karşımıza çıkmaktadır Resulullah efendimiz gerektiğinde dinlenmeye de zaman ayırmıştır Hicretten hemen sonra Medinelilerin daha önce kutladıkları iki bayramın yerine Ramazan ve Kurban bayramları koymuştur Meşru bayram şenliklerine ve düğünlerde kutlamalara izin vermiştir Düğünlerde davetlilere ikramda bulunmuş; bunu tavsiye ve teşvik etmiştir Çeşitli yarışları tertiplemiştir![]() Resulullah efendimiz paranın piyasaya arzı konusu üzerinde durmuştur O bu hususta şöyle buyurur: "Kim bir akar veya ev satıp da parasını onun benzeri bir şeye yatırmazsa, onun bereketini görmemeye müstehak olmuştur " "Korkak tacir mahrumdur, cesur tacir ise rızıklandırılmıştır" buyurarak ticareti teşvik etmiştir Ticaret ortaklıkları kurmuştur Ticareti teşvikle ilgili bir sözü çok meşhurdur "Rızkın onda dokuzu ticarettedir " Bu sözüyle Resulullah efendimiz ticaretin bir millet için ne derece önemli olduğunu dile getirmiştir![]()
|
| |
| | #9 |
| | Ben Allahü teâlâdan bereket isterim" Resulullah efendimiz ticarete önem verirdi En yakın arkadaşları ticaretle uğraşıyorlardı Hz Ebu Bekir, Resulullah efendimizin vefatından bir yıl önce ticaret amacıyla Busra'ya gitmişti![]() Resulullah efendimiz ticaretin yanında ziraati de teşvik etmiştir Ağaç dikmeye teşvik ettiği hadisler, aynı zamanda ziraatin de teşvikidir![]() Resulullah efendimiz her meslek erbabı ile, mesleği üzerinde konuşur, ona mesleğine olan ilgisini ve sevgisini artırıcı hususları, mesleği ile ilgili uyulacak kuralları ve hükümleri söylerdi Resulullah efendimiz küçük sanatlara da önem vermiştir Onun zamanında yaygın olan meslkeler arasında manifaturacılık, attarlık, demircilik, tartıcılık, sarraflık, eczacılık, terzilik ve kuyumculuk sayılabilir![]() Resulullah efendimiz ticari bir malı pahalanması gayesiyle stoklayıp piyasaya arzını geciktirmeyi (ihtikar) yasaklamıştır Çünkü bu, fiyatların sun'i bir şekilde yükselmesine ve normal piyasa seviyesinin üstüne çıkmasına yol açmaktadır Özellikle temel ihtiyaç maddeleri sözkonusu olduğunda bu tutum toplumun zarar görmesine sebep olmakta ve uzun müddet devamı halinde toplumsal bunalımlara yol açmaktadır Resulullah efendimiz "Karaborsacı ne kötü insandır; fiyatların düştüğünü öğrenince üzülür, yükseldiğini duyunca da sevinir" buyurmuştur Peygamberimiz, "Müslümanların, şehre mal getiren köylüleri karşılayıp piyasa fiyatını gizliyerek, ucuz satın almalarını" yasakladı![]() O dönemde şehirli sermaye sahipleri piyasa fiyatlarından habersiz yabancı ticaret kervanlarını yolda karşılayarak, getirdikleri malları toptan ucuza kapatmak suretiyle stoklayıp yüksek fiyatla satarlardı Üreticinin ve satıcının bazı uyanık sermayedarlar tarafından bu şekilde aldatılmasını önlemek maksadıyla Resulullah efendimiz bunu yasaklamış ve bu yasağı uygulamak üzere görevliler tayin etmiştir Şayet Resulullah efendimiz bu önleme başvurmasaydı üretici emeğinin karşılığı alamaz ve üreticinin alınteri boşa gitmiş olurdu Diğer yönden sermaye sahipleri haksız kazanç elde etmiş olurlardı![]() Resulullah efendimiz kar sınırlamasına gitmemiş, fiyatların serbest rekabet piyasasında arz ve talep dengesine göre oluşması istemiştir Enes bin Malik hazretleri anlatır: Medinede pahalılık oldu Fiyatlar yükseldiği için kar haddi koyması istenildiğinde, Peygamber efendimiz, "Fiyatları koyan Allahü teâlâdır Rızkı genişleten, daraltan, gönderen yalnız Odur Ben Allahü teâlâdan bereket isterim" buyurdu
|
| |
| | #10 |
| | Her kim ne isterse verirdi Peygamber efendimizin on yıl hizmetinde bulunmuş olan Enes bin Malik hazretleri anlatır: "Resul aleyhisselamdan, bir şey istenmezdi ki, Resul aleyhisselam, onu, isteyene vermiş olmasın ""Peygamber aleyhisselamın yanına bir adam gelir sadece, dünyayı, dünya malını elde etmeyi umarak Müslüman olur o gün, akşam olmadan İslâmiyet, kendisinin nazarında, dünyadan ve dünya üzerindekilerden daha sevgili olurdu!" Kureyş müşriklerinin Eşrafından Safvan bin Ümeyye, Mekke'nin fethinden sonra, Müslüman olmadığı halde, Huneyn ve Taif savaşlarında Peygamberimizin yanından ayrılmamıştı ![]() Peygamberimiz, Ci'rane'de toplanan ganimet malları arasında dolaştığı ve onlara göz gezdirdiği sırada, Safvan bin Ümeyye, Peygamberimizin yanında bulunuyor, develer, davarlar ve güdücülerle dolu vadiye doğru bakıyordu Bakışını, uzattı durdu![]() Peygamberimiz ise, onun bu halini göz ucuyla süzüyordu ![]() "Ebu Vehb! O vadi, pek mi hoşuna gitti?" diye sordu ![]() Safvan bin Ümeyye "Evet!" dedi ![]() Peygamberimiz "O vadi de, içindekiler de, senin olsun!" buyurdu ![]() Bunun üzerine, Safvan, kendini tutamadı: "Peygamber kalbinden başka, hiçbir kimsenin kalbi, bu derece Cömerd ve üstün olamaz! Şehadet ederim ki: Allah'dan başka ilah yoktur Yine şehadet ederim ki: Muhammed, Allah'ın Kulu ve Resulüdür!" dedi ve hemen orada Müslüman oldu![]() İbn-i Şihab'üzzühri'nin bildirdiğine göre: Resul aleyhisselam, o gün, Safvan bin Ümeyye'ye yüz deve vermiş, sonra, yüz daha, sonra, yüz daha eklemişti ![]() Safvan "Vallahi, Resul aleyhisselam, bana verdiğini, verdi Ama, kendisi, bana insanların en münfuru idi Bana, vermekte devam etti de, nihayet, nazarımda, insanların en sevimlisi oldu!" demiştir![]() Peygamberimiz, böyle, iki dağ arasını dolduran davarları verince, Safvan bin Ümeyye, kavmi olan Kureyşilerin yanına döndü ![]() Onlara "Ey Kavmım! Müslüman olunuz! Çünkü, vallahi, Muhammed, öyle ihsanda bulunuyor ki, yokluktan, yoksulluktan hiç korkmuyor!" dedi ![]() Peygamberimizden bir şey istenildi mi, asla "Yok!" demezdi ![]() Kendisine kim gelip bir şey ister, istenilen şey, yanında bulunursa, onu yerine getirirdi Bulunmazsa, va'd ederdi![]()
|
| |
![]() |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | son Mesaj |
| Bugün Çıkıyorum Hayatından ! | Gönülce | Resimli Şiirler | 2 | 2 Hafta önce 00:41 |
| peygamberimizin hayatından kıssalaar | sayanor | Siyer | 2 | 18-09-2008 10:10 |
| Hz Mevlana'nın hayatından dersler | Nis@n | Düşünürler-Flozoflar | 1 | 19-06-2008 01:06 |
| Bir Yumurtanın Hayatından Kesitler | NesriN | Komik Resimler | 0 | 24-10-2007 17:25 |
| bsessizce gidecem hayatından | resulkuplay | Aşk Resimleri | 1 | 23-09-2007 01:25 |