| |||||||
| Forum Kuralları | İletiler | Kayıt ol | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
| | #1 |
| İslâmiyet'te meşrûiyetin olduğu gibi gerekliliğin de asıl kaynağı, Allah'ın Kitâb'ı ve Resûlü'nün (sav) sünnetidir Her alanda gerekli ve geçerli olan bu kâide sebebiyle "Sünnete sarılma"yı, Kitab ve sünnet nassları ile incelemek şüphesiz tabiî bir durumdur Kur'ân-ı Kerîm'in sünnete sarılmayı emretmesi Kur'ân-ı Kerîm'de sünnete sarılmak gerektiğini (sünnete i'tisâm), sünneti bir bütün olarak kapsayacak tarzda çok genel ve öz bir biçimde şu âyet ifâde eder: "Resûl size ne getirdi ise onu alın, ona tutunun; sizi neden nehyettiyse ondan kaçının!" (Haşr/59: 7) Sahâbîler, bu âyetin sünneti kapsadığı inancındadır Meselâ, Abdullah İbn Mes'ûd, kendisine dövme yapma ve kadınların kaş tüyleri gibi bazı tüylerini alma yasağının Kur'ân'da bulunup bulunmadığı sorusuna, Peygamberimizin ilgili hadîsiyle cevap vermiş ve bunu Kur'ân'a ait bir nehiy gibi değerlendirme sadedinde de bu âyeti okumuştur 1 Mevdûdî, fey' taksimi münasebetiyle inen bu âyetteki hükmün umûmî ve asıl maksadın, tüm münasebetlerde Hz Peygamber'in (sav) emirlerine teslimiyet olduğunu belirtmiş, bunun sebebini de şöyle izah etmiştir: "Resûl size neyi getirdi ise onu alın" denirken, cümlenin devamında "size neyi getirmediyse" değil, "neyi yasakladıysa ondan kaçının" şeklinde bir ifade kullanılmıştır Bu hüküm sadece fey'e ait malların paylaşımını ihtiva etseydi, o zaman "neyi getirmediyse" denirdi Fakat, "neyi yasakladıysa" denilmesinden anlaşıldığına göre kastolunan, Hz Peygamber'in (sav) emir ve yasaklarına uyulmasıdır Nitekim, bizzat Hz Peygamber (sav) de, "Size emrettiğimi mümkün olduğunca uygulamaya çalışın, yasakladığımdan da kaçının " 2 buyurmuştur Hz Peygamber'e (sav) iman edilmesini ve O'na uyulmasını emreden âyetler, Hz Peygamber'in ve sünnetinin konumunu belirlemek bakımından i'tisâmın gereğini de ortaya koymaktadır "Allah'a ve ümmî peygamber olan Resûlü'ne -ki o, Allah'a ve O'nun sözlerine inanır- iman edin ve O'na uyun ki, doğru yolu bulasınız" (A'râf/7: 158) âyetinden anlaşıldığı üzere Resûlullah'a (sav) iman ve O'na uyma, Allah Teâlâ'nın istediği yola uymuş olmak için şarttır Resûl'e iman, O'nun getirdiği vahye ve ortaya koyduğu sünnete i'tisâmı gerektirirken, bunları tasdik etmemekten kaynaklanan i'tisâmsızlık da imansızlığa delildir Hz Peygamber'in Müslümanlar için en güzel örnek olduğunu belirten "Andolsun ki, Resûlullah'ta sizin için, Allah'a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnek vardır" (Ahzâb/33: 21) âyeti, bağlanılması gereken sünnetin "üsve-i hasene (güzel örnek)" olduğunu belirtmekte, dolayısıyla i'tisâm teşvikinde bulunmaktadır Zira "üsve", bütün fiillerinde O'na uymayı ve değer vermeyi, bütün ahvâlini önemsemeyi ihtiva eder 3 Ayrıca âyetler, her devre hitap ettiği için, bütün Müslümanlar onun muhatabıdır O (sav), her devirde örnek alınmalıdır Resûlullah'a (sav) itaat edilmesi emri de sünnete i'tisâmı gerekli kılar Bilindiği gibi, peygamberlere karşı yerine getirilmesi gereken vazifelerden ve onlara uyma şartlarından biri itaattir "Kim Resûl'e itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur " (Nisâ/4: 80) âyeti, peygambere itaatin neden gerekli olduğunu ve itaatin zorunluluğunu ortaya koyar Âyetler, Resûlullah'a (sav) itaati, Allah'a itaat saymıştır 4 Peygamber'e (sav) itaati, sadece "Kur'ân konusunda Peygamber'e itaat gerekir " şeklinde anlamak mümkün değildir Zira bu şekilde anlamayı gerektirecek nassî bir delil bulunmamaktadır Hz Peygamber'e itaat mecburiyeti, O'na (sav) itaatin Allah'a itaat etme sayılmasındandır Çünkü Hz Peygamber, Kur'ân'ın ifadesiyle, sadece Allah'ın yolu sırât-ı müstakime götürmekte (Şûra/42: 52) ve yalnız Allah'tan kendisine vahyedilene uymaktadır (En'am/6: 50) Şayet Resûl'e itaatten sadece Allah'a itaat murad edilmiş olsaydı, "Allah'a ve Resûlüne itaati" emreden âyetler bulunmazdı Ona itaat, Kur'ân'da bulunan hususlarda farzdır denilecek olursa bu, Resûl'e mahsus bir itaat sayılmaz Allah ve Resûlü'ne itaat, ayrı ayrı zikredildiğine göre, Hz Peygamber'e mahsus bir "itaat" alanı vardır ve O, (sav) Kur'ân'da yer almayan konularda hüküm veriyor demektir "Allah Teâlâ, 'Peygamber'e itaat edin ' sözüyle 'Peygamber'le gönderdiğim âyetlere itaat edin, ama Peygamber'in bunun dışındaki açıklamalarına ve yorumlarına bakmayın' demeyi murat etseydi, bunu açıkça söylerdi Aksine mutlak bir ifadeyle, hiçbir şeyle kayıtlamadan 'Resûlullah'a itaat edin ' buyuruyor Öte yandan, 'Resûlullah'a itaat edin' buyruğunun anlamı, Allah Teâlâ'nın O'nunla gönderdiği âyetlere itaat edin demek olsaydı, o takdirde, âyetlerin başındaki 'Allah'a itaat edin' sözü gereksiz bir tekrardan ibaret olurdu Allah Teâlâ'nın emrettiği bu itaat, sadece Resûlü'nün getirdiği âyetleri kapsamamakta, âyetlerle birlikte sünnetine, hattâ şahsına itaati de içine almaktadır "5
| |
| |
| Dantel | Mumsema | Frmacil |
| | #2 |
| | Sünnetin, sünnete sarılmayı emretmesi Hidayet rehberi ve tek örnek olarak gönderilmiş olan Hz Peygamber'in (sav), Allah'ın yoluna çağırıcı niteliğiyle kendisine uyulmasını istemesi pek tabiîdir Kur'ân'ın sünnete ittibaı emretmesinden sonra, sünnetin de aynı emri tekrarlaması, onun Kur'ân'dan aldığı gücü ifade ve te'yid etmektedir Hz Peygamber (sav), Sünnete sarılmayı, Vedâ Hutbesi'nde ümmetine vasiyeti olarak açıkça ilân etmiştir "Size, kendilerine sarıldığınız takdirde ebediyen sapıtmayacağınız iki şey bırakıyorum Allah'ın Kitab'ı ve Nebî'sinin sünneti Bunlar (Kitap ve Sünnet), havzda (Kevser Havzı'nda) bana ulaşıncaya kadar ayrılmayacaklardır "11 Hz Peygamber (sav), bu vasiyet ve tavsiyesi ile Kur'ân yanında sünnete sarılmayı da teşvik etmiş ve ona uyulmasını istemiştir Teşri' yetkisini hatırlattığı hadîste, i'tisâmın gereğini, sünnetin gücüyle ve konumuyla te'yid etmiştir Hz Peygamber (sav) yine vasiyet niteliğinde kendisinden sonra sünnetine i'tisâmı tavsiye etmiştir O (sav), "Ben sizi, gecesi gündüzü gibi apaydınlık olan bir din üzerinde bıraktım Benden sonra ancak helâk olanlar, o dinden sapanlar olur Sizden kim yaşarsa birçok ihtilâfa şahit olacaktır Onun için bilip tanıdığınız sünnetime ve hidayete erdirilmiş olan râşid halifelerin sünnetlerine yapışınız Bunlara sımsıkı sarılınız "12 buyurmuştur Ümmetin fırkalara ayrıldığı zamanlarda "kendisinin ve ashâbının yoluna uyanlar"ın kurtulan grup olacağını belirten Hz Peygamber (sav)13 her devirde ve her durumda olduğu gibi -özellikle zor zamanlarda- sünnnete i'tisâmın kurtarıcı niteliğine dikkat çekmiş olmaktadır Resûlullah'a (sav) iktida da sünnete i'tisâmı gerekli kılar "Bana iktida eden bendendir "14 hadîsinde Hz Peygamber (sav), açıkça kendisine uyulmasını emretmektedir "Size bir şeyi yasaklarsam ondan derhal uzaklaşın Bir şeyi emredersem, gücünüz yettiği kadar onu yerine getirin "15 hadîsi de, her konuda sünnete i'tisâm gereğini ifade etmektedir Görüldüğü üzere, Hz Peygamber (sav), genel bir ifade kullanmıştır Buna göre O (sav), her konuda uyulması gereken bir kimsedir Zaten, bilhassa evrensel bir misyonla gelen bir peygamberin tek bir alanda örnek ve ölçü olması, bir alana sıkışıp kalması mümkün değildir Hz Peygamber (sav), "Sözlerin en güzeli Allah'ın Kelâmı, yolların en doğrusu, en güzeli ise Muhammed'in yoludur "16 buyurarak, sünnetten daha doğru ve üstün yol olmadığını belirtmek sûretiyle ona i'tisâmı teşvik etmiştir "Kim sünnetimi ihyâ ederse beni seviyor demektir Kim beni severse, Cennet'te benimle beraberdir "17 hadîsinde ise Peygamber Efendimiz (sav), hem sünneti yaşatma emri vermiş, hem de sünnetine sarılmayı kendisiyle ilişkilendirmiştir "Kim benim fıtratımı (yaratılıştan sahip olduğum özellikleri) severse, sünnetimi yol edinsin "18 hadîsi de aynı doğrultudadır O (sav), kendisine duyulan sevginin de imanla ilgisi olduğunu belirtmiştir "Allah'a andolsun ki, hiç biriniz beni babasından ve evlâdından ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe (gerçek mânâda) iman etmiş olamaz "19 hadîsi bunu açıkça ortaya koyar Sünnetin kaynağının vahiy olduğuna işaret eden hadîsler de, sünnete i'tisâmı teşvik eder Hz Peygamber'in (sav) "Dikkat edin! Bana Kitap ve onun misli verildi Dikkat edin! Bana Kur'ân ve onun misli verildi "20 hadîsi sünnetin önemine ve konumuna, kaynak göstererek dikkat çekmektedir Hz Peygamber'in (sav) teşrî' yetkisinin olduğunu belirtmesi, konuya ait önemli delillerdendir O, ileride sünneti inkâr edenlerin çıkacağını belirttikten sonra "Dikkat edin! Allah'ın Resûlü'nün haram kıldığı, Allah'ın haram kıldığı gibidir " buyurmuştur 21 Hz Peygamber (sav), Kur'ân ile sünnetin birbirinden ayrılmayacağını belirtmiştir 22 Bununla beraber, O (sav), Kur'ân dışında da vahiy aldığını, buna rağmen teşrî' yetkisini kabul etmeyip sünneti inkâr edenler olacağını, sünnete karşı çıkacak grupların türeyeceğini, hadîsleri önemsemeyen, her meseleyi Kur'ân'da aramak gibi bir temâyül gösterecek bozuk zihniyetlerin belireceğini haber vererek ümmetini ikaz eder ve böyle kimseleri, şu sözleriyle uyarır: "Benim emrettiğim veya nehyettiğim bir konu kendisine iletildiğinde sakın sizden birinizi, koltuğuna yaslanmış biri olarak 'biz, onu bunu bilmeyiz Allah'ın Kitabı'nda ne bulursak ona uyarız, o kadar" derken bulmayayım "23 Hz Peygamber (sav), böylece sünnetin, dinin iki kaynağından biri olduğunu inkâr edenleri teşhir etmiş,24 sünnet inkârı ve sünnetsiz İslâm arayışlarının olacağını haber vererek ümmetini uyarmış, İslâm Dini'nde sadece Kur'ân'la yetinmeyi tasvip etmemiştir Hz Peygamber'in (sav) bu kimseleri kınaması, bu iddiada bulunanların Kur'ân'a sarılmakta da samimi olmadıklarını gösterir Konunun önemi, hadîsin başka rivâyetlerine de yer vermeyi gerekli kılmaktadır "Sizden biriniz koltuğuna yaslanarak, Allah'ın şu Kur'ân'da haram kıldıklarından başka şeyleri haram kılmadığını mı zannediyor Dikkat edin! Vallahi ben öğüt verdim, emrettim ve yasakladım Bunlar (emirler ve yasaklar), Kur'ân'dakiler kadardır, hatta sayıca ondan da fazladır "25 Konuyla ilgili başka bir rivâyet ise şöyledir: "Sizden (ümmetimden) birinin (koltuğuna, dirseğine) dayanmış olarak beni yalanlaması umulur mu? Benden bir hadîs rivâyet edilir de 'Resûlullah (sav) bunu söylememiştir' der "26 Buna göre Hz Peygamber (sav), hadîs inkârının kendisini yalanlamak sayıldığını belirtir Başka bir rivâyette ise inkârcıları şöyle anlatır: "Benden bir hadîs rivâyet edildiğinde 'Resûlullah (sav) bunu söylemedi Bunu bize garanti edecek kim var?' der "27 Bu ifâde, hadîs rivâyetlerinin incelenmesiyle ilgili olmayıp, esasen sünnet inkârcılarının tavırlarını, onların kendilerinden başka kimseye güvenmediklerini teşhir etmektedir Hz Peygamber (sav), sünnet inkârcısına hadîs ulaştığında, o koltuğuna gerine gerine oturmuş olduğu hâlde, hadîsi zikreden kişiye "Bizimle sizin aranızda Allah'ın Kitab'ı vardır! Bu Kitab'da neyi helâl bulursak onu helâl kabul eder ve neyi haram bulursak onu haram kılarız " diyeceğini haber verdikten sonra, "Oysa Allah'ın Peygamberi'nin (sav) haram kıldığı şey, Allah tarafından haram kılınan şey gibidir "28 buyurarak meselenin önemine ve sünnetin kaynağına dikkat çeker Resûlullah (sav), yine bir başka sözlerinde, sünnet inkârcılarının, "Bu Allah'ın Kitab'ı, onda bulunan helâli helâl sayarız, onda bulunan haramı haram sayarız " diyeceklerine dikkat çeker ve, "Dikkat edin, kime bir sözüm ulaşır ve o kimse sözümü yalanlarsa Allah'ı, Resûl'ün kendisini, Resûlullah'ın (sav) sözünü de yalanlamış olur " buyurur 29 İnkârcı bu sözlerle, Allah'ın Peygamber'ine (sav) verdiği yetkiyi inkâr etmekte, dinde Peygamber'in (sav) kendi kendine hareket ettiğini ve O'nun sözlerine güvenilemeyeceğini belirtmiş olmaktadır Sünnet inkârcıları, hadîste bulunanlarla Kur'ân'da bulunanları sanki tıpatıp aynıymış gibi düşünerek Hz Peygamber'in (sav) emri veya nehyi kendilerine ulaştığında, "Allah'ın Kitab'ı yanımızda, bu onda yok " derler "30 İslâm âlimlerinden Şâtıbî, konuyla ilgili olarak "Sünnet, Kitab'ı tefsîr eder Kim sünneti bilmeden Kur'ân'ı alırsa, sünnette sürçtüğü gibi Kur'ân'da da sürçer " diyerek, İslâmiyet'ten önceki milletlerin bundan dolayı dalâlete uğradığını belirtir 31 Begavî de, yukarıdaki hadîslerle ilgili olarak "Bu hadîsler, hadîsin Kitab'a arzına ihtiyaç olmadığına delildir Sünnetin, kendi başına hüccet olduğu sabit olmuştur 'Bana Kitap ve benzeri verildi ' hadîsi de bunu gösterir " mütalâasında bulunur Hadîste geçen koltuk (el-erîke) ifâdesi ile Hz Peygamber'in (sav), din ve âhiret konusunda endişesiz, rahat düşkünü, ilimle meşgul bulunmayan ve refah içinde olanları murad ettiği belirtilmiştir Bu kimseler, rahat ve rehavet içinde bilmedikleri konularda konuşan kimselerdir 32 Hz Peygamber (sav), kendisine itaati emreden (Nisâ/4: 13, 80) ve isyanı yasaklayan (Nisâ/4: 14) âyetleri tekrar ve te'yid mâhiyetinde kendisine itaati emretmiş ve isyanı yasaklamış; "Kim bana itaat etmişse, Allah'a itaat etmiştir; kim bana isyan ederse Allah'a isyan etmiştir " buyurmuştur 33 Aynı şekilde, "Ümmetimin hepsi Cennet'e girecektir; ancak imtina edenler giremeyecektir " hadîsinde Resûlullah (sav), imtina edenlerin kimler olduğunu, "Kim bana itaat ederse Cennet'e girecektir, kim bana isyan ederse, o imtina etmiştir "34 buyurarak açıklamışlardır Bu hadîs, Resûlullah'ın (sav) sünnetinden imtina etmenin, O'na (sav) isyan35 sayıldığı anlamına gelir İbn Hibbân, Resûlullah'ın (sav) sünnetine itaati; "uydurma gerekçelerle sünnetin def'i için yol arayanların söylediklerine aldırmaksızın, Allah'ın dini konusunda ileri-geri görüş belirtenlerin görüşlerini bir tarafa iterek, kemmiyet ve keyfiyetine bakmadan sünnete boyun eğmekten ibarettir" diye tanımlar 36
|
| |
| | #3 |
| | Resûlullah'ın, "Burada bulunanlar bulunmayanlara duyursun "37 ve "Allah, sözümü duyup ezberleyen, sonra da onu duymamış olana nakleden kimsenin yüzünü ağartsın!"38 hadîsleri gibi, sünnetinin tebliğ edilmesine ve yayılmasına teşvikine dair emirleri de sünnete i'tisâmı âmirdir Bu arada Resûlullah'ın (sav) kendi sözünün diğer sözlerden farklılığına işaret etmesi de sünnetin ve sünneti tebliğin önemini göstermektedir Hz Peygamber'in (sav), meselâ Veda Hutbesi'nde, tabiî ki hepsi Kur'ân'da en azından açık olarak bulunmayan bazı hususları da anlattıktan sonra, "Dikkat edin, tebliğ ettim mi?"39 diye sorması ve farz ibadetler dışındaki ibadetleri de duyurma emrini vermesi,40 yine sünnete bağlanmak gereğini ortaya koymaktadır Resûlullah (sav), kendi getirdikleri dışında başka dinlere ait bilgilerle ilgilenilmesine ya da kendi yerine bir başka peygamberin konulmasına kesinlikle müsaade etmemiştir O'nun bu tavrı, i'tisâmın gereğini ortaya koyan güçlü delillerdendir Meselâ O (sav), "Yemin olsun ki ben size kusursuz bir din getirdim, Ehl-i Kitaba bir şey sormayın; kendileri sapmışken sizi hidayete erdiremezler, onlara sorarsanız ya bir bâtılı tasdîk eder ya da bir hakkı yalanlarsınız Musa hayatta olsaydı, bana tâbi olmaktan başkası ona helâl olmazdı Musa aranızda olsa, beni bırakıp ona tâbi olsanız dalâlete düşersiniz Siz ümmetlerden benim payıma düşensiniz, ben de nebîlerden sizin payınızım " buyurmuştur 41 "Kendilerine okunan bu Kitabı sana indirmemiz onlara kâfi gelmedi mi?" (Ankebût/29: 51) âyeti de, bu hadîste ifade edilen gerçeğe parmak basmaktadır 42 Netice olarak Peygamber Efendimiz'in (sav), kendi sünneti ile ilgili bu hadîsler, sünnet olmadan İslâm Dini'ni yaşamanın mümkün olmadığının ifadesidir Dinimizin iki kaynağı vardır Kur'ân-ı Kerim ve Peygamberimizin (sav) sünneti Sadece Kur'ân ile dinin gereklerini yerine getirmek mümkün değildir Kur'ân'ın hayata geçirilişi, yaşanışı Hz Peygamber tarafından gösterilmiştir Resûlullah'ın (sav), bir Müslüman olarak nasıl yaşadığını gözardı ederek Müslümanca yaşamak mümkün değildir Peygamber (sav), dini yaşarken şüphesiz bu hayat tarzını kendi kendine uydurmamıştır Zaten bir peygamberin, Allah Teâlâ'nın tasdikinden geçmeden din adına bir söz söylemesi, bir icraatta bulunması imkânsızdır Dipnotlar (1) Buhârî, libâs 82, 84, 85, 87, tefsîr 59/4 (2) Mevdûdî, Tefhimu'l-Kur'ân VI, 191 (3) Kurtubî, Câmi', VII, 5237 (4) Kurtubî, Câmi', I, 32 (5) Bkz : M Yaşar Kandemir, İki Cihan Güneşi, s 245 (6) Kâdı Iyâz, Şifâ, II, 17 (7) Kurtubî, Câmi', II, 1445; V, 3042; IX, 6473; Kâdı Iyâz, Şifâ II, 18 (8) İbn Abdilber, Câmi', II, 190 (9) Bkz : Kurtubî, Câmi', IX, 6255; Elmalılı, Hak Dini VII, 4572; Mevdûdî, Tefhîmu'l-Kur'ân VI, 13-14 (10) Hüseyin Atay, "Kur'ân'ın Anlaşılması", Erciyes Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi, s 26 (11) Muvatta', kader 3; İbn Abdilber, Câmi', II, 24, 110, 180; Hâkim, Müstedrek, I, 93 Bu konudaki önemli bazı rivâyetlerde sünnet yerine "Ehl-i Beyt" geçmekte ise de, Bediüzzaman hazretlerinin ifade ettikleri gibi, Ehl-i Beyt'ten de maksat sünnettir Bu bakımdan, hakiki Ehl-i Beyt, sünnete uyan ve sünneti yaşatandır Ehl-i Beyt'in en önemli fonksiyonu sünneti yaşamak ve yaşatmaktır (12) Dârimî, mukaddime 16; İbn Mâce, mukaddime 6 (13) Bkz : Tirmizî, iman 18 (14) Müsned, V, 409 (15) Buhârî, i'tisâm 2; Müslim, ilim 2 (16) Buhârî, tefsîr 34/2, 111/2; Müslim, cum'a 43 (17) Tirmizî, ilim 16 (18) Abdurrezzâk, Musannef, VI, 169; Beyhakî, Sünen, VII/77 (19) Buhârî, iman 8; Müslim, iman 69-70 (20) Ebû Dâvûd, sünne 5; İbn Hibbân, Sahîh, I, 173 (21) İbn Mâce, mukaddime 2; Tirmizî, ilim 10 (22) Bkz : Dârakutnî, Sünen, IV, 245; Hâkim, Müstedrek, I, 93 (23) Dârimî, mukaddime 49; Ebû Dâvûd, sünne 5 (24) İsmail Lütfi Çakan, Hadîslerle Gerçekler -2-, s 138; (25) Ebû Dâvûd, harac 31(33) (26) Abdurrezzâk, Musannef, X, 453 (27) Abdurrezzâk, a g e , X, 453 (28) Tirmizî, ilim 10 (29) Taberânî, el-Mu'cemu'l-evsât, VII, 313; İbn Abdilber, Câmi' II, 189 (30) Müsned, VI, 8; İbn Hibbân, Sahîh I, 174 (31) Bkz : Şatıbî, İ'tisâm, I, 59 (32) Bkz : Begavî, Şerhu's-sünne, I, 201 (33) Buhârî, ahkâm 1, cihad 109 (34) Buhârî, i'tisâm 2 (35) Bkz : İbn Hacer, Fethu'l-bâri, XV, 180 (36) İbn Hibban, Sahîh, I, 180 (37) Buhârî, ilim 37, 39 (38) Dârimi, mukaddime 24 (39) Bkz : Müslim, küsûf 1 (40) Bkz : Ebû Dâvûd, tatavvu' 10 (41) Abdurrezzâk, Musannef, VI, 113, 114; X, 313-314; Müsned, III, 387, 338, 471; IV, 266 (42) Dârimî, mukaddime 42 Yeni Ümit, Temmuz-Ağustos-Eylül, Aynur URALER alıntı
|
| |
![]() |
| Tags: amiller, gerekli, kilan, sarilmayi, sunnete |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | son Mesaj |
| Sünnete İttibadaki Hassasiyet | FataL | Sünnet & Hadis | 0 | 20-07-2008 19:51 |
| Namaz Kılan Gölge | @unk_n_own@ | Dini Sohbet | 1 | 29-03-2008 14:08 |
| sünnete uymayandan veli olmaz | mimar sinan | Kıssalar & Hikayeler | 0 | 14-01-2008 21:13 |
| Namaz Kılan Kaya | LOVE'SANGEL | Dini Resimler | 3 | 24-10-2007 11:30 |
| namaz kılan ağaç | @LP@CİNO | İman | 3 | 03-07-2007 18:17 |