Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Sünnet & Hadis

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et
Alt 27-06-2008   #1
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart Sünnete Sarılmayı Gerekli Kılan Amiller



İslâmiyet'te meşrûiyetin olduğu gibi gerekliliğin de asıl kaynağı, Allah'ın Kitâb'ı ve Resûlü'nün (sav) sünnetidir Her alanda gerekli ve geçerli olan bu kâide sebebiyle "Sünnete sarılma"yı, Kitab ve sünnet nassları ile incelemek şüphesiz tabiî bir durumdur
Kur'ân-ı Kerîm'in sünnete sarılmayı emretmesi
Kur'ân-ı Kerîm'de sünnete sarılmak gerektiğini (sünnete i'tisâm), sünneti bir bütün olarak kapsayacak tarzda çok genel ve öz bir biçimde şu âyet ifâde eder: "Resûl size ne getirdi ise onu alın, ona tutunun; sizi neden nehyettiyse ondan kaçının!" (Haşr/59: 7) Sahâbîler, bu âyetin sünneti kapsadığı inancındadır Meselâ, Abdullah İbn Mes'ûd, kendisine dövme yapma ve kadınların kaş tüyleri gibi bazı tüylerini alma yasağının Kur'ân'da bulunup bulunmadığı sorusuna, Peygamberimizin ilgili hadîsiyle cevap vermiş ve bunu Kur'ân'a ait bir nehiy gibi değerlendirme sadedinde de bu âyeti okumuştur1 Mevdûdî, fey' taksimi münasebetiyle inen bu âyetteki hükmün umûmî ve asıl maksadın, tüm münasebetlerde Hz Peygamber'in (sav) emirlerine teslimiyet olduğunu belirtmiş, bunun sebebini de şöyle izah etmiştir: "Resûl size neyi getirdi ise onu alın" denirken, cümlenin devamında "size neyi getirmediyse" değil, "neyi yasakladıysa ondan kaçının" şeklinde bir ifade kullanılmıştır Bu hüküm sadece fey'e ait malların paylaşımını ihtiva etseydi, o zaman "neyi getirmediyse" denirdi Fakat, "neyi yasakladıysa" denilmesinden anlaşıldığına göre kastolunan, Hz Peygamber'in (sav) emir ve yasaklarına uyulmasıdır Nitekim, bizzat Hz Peygamber (sav) de, "Size emrettiğimi mümkün olduğunca uygulamaya çalışın, yasakladığımdan da kaçının" 2 buyurmuştur
Hz Peygamber'e (sav) iman edilmesini ve O'na uyulmasını emreden âyetler, Hz Peygamber'in ve sünnetinin konumunu belirlemek bakımından i'tisâmın gereğini de ortaya koymaktadır "Allah'a ve ümmî peygamber olan Resûlü'ne -ki o, Allah'a ve O'nun sözlerine inanır- iman edin ve O'na uyun ki, doğru yolu bulasınız" (A'râf/7: 158) âyetinden anlaşıldığı üzere Resûlullah'a (sav) iman ve O'na uyma, Allah Teâlâ'nın istediği yola uymuş olmak için şarttır Resûl'e iman, O'nun getirdiği vahye ve ortaya koyduğu sünnete i'tisâmı gerektirirken, bunları tasdik etmemekten kaynaklanan i'tisâmsızlık da imansızlığa delildir
Hz Peygamber'in Müslümanlar için en güzel örnek olduğunu belirten "Andolsun ki, Resûlullah'ta sizin için, Allah'a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnek vardır" (Ahzâb/33: 21) âyeti, bağlanılması gereken sünnetin "üsve-i hasene (güzel örnek)" olduğunu belirtmekte, dolayısıyla i'tisâm teşvikinde bulunmaktadır Zira "üsve", bütün fiillerinde O'na uymayı ve değer vermeyi, bütün ahvâlini önemsemeyi ihtiva eder3 Ayrıca âyetler, her devre hitap ettiği için, bütün Müslümanlar onun muhatabıdır O (sav), her devirde örnek alınmalıdır
Resûlullah'a (sav) itaat edilmesi emri de sünnete i'tisâmı gerekli kılar Bilindiği gibi, peygamberlere karşı yerine getirilmesi gereken vazifelerden ve onlara uyma şartlarından biri itaattir "Kim Resûl'e itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur" (Nisâ/4: 80) âyeti, peygambere itaatin neden gerekli olduğunu ve itaatin zorunluluğunu ortaya koyar Âyetler, Resûlullah'a (sav) itaati, Allah'a itaat saymıştır4
Peygamber'e (sav) itaati, sadece "Kur'ân konusunda Peygamber'e itaat gerekir" şeklinde anlamak mümkün değildir Zira bu şekilde anlamayı gerektirecek nassî bir delil bulunmamaktadır Hz Peygamber'e itaat mecburiyeti, O'na (sav) itaatin Allah'a itaat etme sayılmasındandır Çünkü Hz Peygamber, Kur'ân'ın ifadesiyle, sadece Allah'ın yolu sırât-ı müstakime götürmekte (Şûra/42: 52) ve yalnız Allah'tan kendisine vahyedilene uymaktadır (En'am/6: 50) Şayet Resûl'e itaatten sadece Allah'a itaat murad edilmiş olsaydı, "Allah'a ve Resûlüne itaati" emreden âyetler bulunmazdı Ona itaat, Kur'ân'da bulunan hususlarda farzdır denilecek olursa bu, Resûl'e mahsus bir itaat sayılmaz Allah ve Resûlü'ne itaat, ayrı ayrı zikredildiğine göre, Hz Peygamber'e mahsus bir "itaat" alanı vardır ve O, (sav) Kur'ân'da yer almayan konularda hüküm veriyor demektir "Allah Teâlâ, 'Peygamber'e itaat edin' sözüyle 'Peygamber'le gönderdiğim âyetlere itaat edin, ama Peygamber'in bunun dışındaki açıklamalarına ve yorumlarına bakmayın' demeyi murat etseydi, bunu açıkça söylerdi Aksine mutlak bir ifadeyle, hiçbir şeyle kayıtlamadan 'Resûlullah'a itaat edin' buyuruyor Öte yandan, 'Resûlullah'a itaat edin' buyruğunun anlamı, Allah Teâlâ'nın O'nunla gönderdiği âyetlere itaat edin demek olsaydı, o takdirde, âyetlerin başındaki 'Allah'a itaat edin' sözü gereksiz bir tekrardan ibaret olurdu Allah Teâlâ'nın emrettiği bu itaat, sadece Resûlü'nün getirdiği âyetleri kapsamamakta, âyetlerle birlikte sünnetine, hattâ şahsına itaati de içine almaktadır"5

 

herbstregen87 is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Alt 27-06-2008   #2
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Sünnete Sarılmayı Gerekli Kılan Amiller

Sünnetin, sünnete sarılmayı emretmesi
Hidayet rehberi ve tek örnek olarak gönderilmiş olan Hz Peygamber'in (sav), Allah'ın yoluna çağırıcı niteliğiyle kendisine uyulmasını istemesi pek tabiîdir Kur'ân'ın sünnete ittibaı emretmesinden sonra, sünnetin de aynı emri tekrarlaması, onun Kur'ân'dan aldığı gücü ifade ve te'yid etmektedir
Hz Peygamber (sav), Sünnete sarılmayı, Vedâ Hutbesi'nde ümmetine vasiyeti olarak açıkça ilân etmiştir "Size, kendilerine sarıldığınız takdirde ebediyen sapıtmayacağınız iki şey bırakıyorum Allah'ın Kitab'ı ve Nebî'sinin sünneti Bunlar (Kitap ve Sünnet), havzda (Kevser Havzı'nda) bana ulaşıncaya kadar ayrılmayacaklardır"11 Hz Peygamber (sav), bu vasiyet ve tavsiyesi ile Kur'ân yanında sünnete sarılmayı da teşvik etmiş ve ona uyulmasını istemiştir Teşri' yetkisini hatırlattığı hadîste, i'tisâmın gereğini, sünnetin gücüyle ve konumuyla te'yid etmiştir Hz Peygamber (sav) yine vasiyet niteliğinde kendisinden sonra sünnetine i'tisâmı tavsiye etmiştir O (sav), "Ben sizi, gecesi gündüzü gibi apaydınlık olan bir din üzerinde bıraktım Benden sonra ancak helâk olanlar, o dinden sapanlar olur Sizden kim yaşarsa birçok ihtilâfa şahit olacaktır Onun için bilip tanıdığınız sünnetime ve hidayete erdirilmiş olan râşid halifelerin sünnetlerine yapışınız Bunlara sımsıkı sarılınız"12 buyurmuştur
Ümmetin fırkalara ayrıldığı zamanlarda "kendisinin ve ashâbının yoluna uyanlar"ın kurtulan grup olacağını belirten Hz Peygamber (sav)13 her devirde ve her durumda olduğu gibi -özellikle zor zamanlarda- sünnnete i'tisâmın kurtarıcı niteliğine dikkat çekmiş olmaktadır
Resûlullah'a (sav) iktida da sünnete i'tisâmı gerekli kılar "Bana iktida eden bendendir"14 hadîsinde Hz Peygamber (sav), açıkça kendisine uyulmasını emretmektedir
"Size bir şeyi yasaklarsam ondan derhal uzaklaşın Bir şeyi emredersem, gücünüz yettiği kadar onu yerine getirin"15 hadîsi de, her konuda sünnete i'tisâm gereğini ifade etmektedir Görüldüğü üzere, Hz Peygamber (sav), genel bir ifade kullanmıştır Buna göre O (sav), her konuda uyulması gereken bir kimsedir Zaten, bilhassa evrensel bir misyonla gelen bir peygamberin tek bir alanda örnek ve ölçü olması, bir alana sıkışıp kalması mümkün değildir
Hz Peygamber (sav), "Sözlerin en güzeli Allah'ın Kelâmı, yolların en doğrusu, en güzeli ise Muhammed'in yoludur"16 buyurarak, sünnetten daha doğru ve üstün yol olmadığını belirtmek sûretiyle ona i'tisâmı teşvik etmiştir
"Kim sünnetimi ihyâ ederse beni seviyor demektir Kim beni severse, Cennet'te benimle beraberdir"17 hadîsinde ise Peygamber Efendimiz (sav), hem sünneti yaşatma emri vermiş, hem de sünnetine sarılmayı kendisiyle ilişkilendirmiştir "Kim benim fıtratımı (yaratılıştan sahip olduğum özellikleri) severse, sünnetimi yol edinsin"18 hadîsi de aynı doğrultudadır O (sav), kendisine duyulan sevginin de imanla ilgisi olduğunu belirtmiştir "Allah'a andolsun ki, hiç biriniz beni babasından ve evlâdından ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe (gerçek mânâda) iman etmiş olamaz"19 hadîsi bunu açıkça ortaya koyar
Sünnetin kaynağının vahiy olduğuna işaret eden hadîsler de, sünnete i'tisâmı teşvik eder Hz Peygamber'in (sav) "Dikkat edin! Bana Kitap ve onun misli verildi Dikkat edin! Bana Kur'ân ve onun misli verildi"20 hadîsi sünnetin önemine ve konumuna, kaynak göstererek dikkat çekmektedir
Hz Peygamber'in (sav) teşrî' yetkisinin olduğunu belirtmesi, konuya ait önemli delillerdendir O, ileride sünneti inkâr edenlerin çıkacağını belirttikten sonra "Dikkat edin! Allah'ın Resûlü'nün haram kıldığı, Allah'ın haram kıldığı gibidir" buyurmuştur21
Hz Peygamber (sav), Kur'ân ile sünnetin birbirinden ayrılmayacağını belirtmiştir22 Bununla beraber, O (sav), Kur'ân dışında da vahiy aldığını, buna rağmen teşrî' yetkisini kabul etmeyip sünneti inkâr edenler olacağını, sünnete karşı çıkacak grupların türeyeceğini, hadîsleri önemsemeyen, her meseleyi Kur'ân'da aramak gibi bir temâyül gösterecek bozuk zihniyetlerin belireceğini haber vererek ümmetini ikaz eder ve böyle kimseleri, şu sözleriyle uyarır: "Benim emrettiğim veya nehyettiğim bir konu kendisine iletildiğinde sakın sizden birinizi, koltuğuna yaslanmış biri olarak 'biz, onu bunu bilmeyiz Allah'ın Kitabı'nda ne bulursak ona uyarız, o kadar" derken bulmayayım"23 Hz Peygamber (sav), böylece sünnetin, dinin iki kaynağından biri olduğunu inkâr edenleri teşhir etmiş,24 sünnet inkârı ve sünnetsiz İslâm arayışlarının olacağını haber vererek ümmetini uyarmış, İslâm Dini'nde sadece Kur'ân'la yetinmeyi tasvip etmemiştir Hz Peygamber'in (sav) bu kimseleri kınaması, bu iddiada bulunanların Kur'ân'a sarılmakta da samimi olmadıklarını gösterir Konunun önemi, hadîsin başka rivâyetlerine de yer vermeyi gerekli kılmaktadır
"Sizden biriniz koltuğuna yaslanarak, Allah'ın şu Kur'ân'da haram kıldıklarından başka şeyleri haram kılmadığını mı zannediyor Dikkat edin! Vallahi ben öğüt verdim, emrettim ve yasakladım Bunlar (emirler ve yasaklar), Kur'ân'dakiler kadardır, hatta sayıca ondan da fazladır"25
Konuyla ilgili başka bir rivâyet ise şöyledir: "Sizden (ümmetimden) birinin (koltuğuna, dirseğine) dayanmış olarak beni yalanlaması umulur mu? Benden bir hadîs rivâyet edilir de 'Resûlullah (sav) bunu söylememiştir' der"26 Buna göre Hz Peygamber (sav), hadîs inkârının kendisini yalanlamak sayıldığını belirtir Başka bir rivâyette ise inkârcıları şöyle anlatır: "Benden bir hadîs rivâyet edildiğinde 'Resûlullah (sav) bunu söylemedi Bunu bize garanti edecek kim var?' der"27 Bu ifâde, hadîs rivâyetlerinin incelenmesiyle ilgili olmayıp, esasen sünnet inkârcılarının tavırlarını, onların kendilerinden başka kimseye güvenmediklerini teşhir etmektedir Hz Peygamber (sav), sünnet inkârcısına hadîs ulaştığında, o koltuğuna gerine gerine oturmuş olduğu hâlde, hadîsi zikreden kişiye "Bizimle sizin aranızda Allah'ın Kitab'ı vardır! Bu Kitab'da neyi helâl bulursak onu helâl kabul eder ve neyi haram bulursak onu haram kılarız" diyeceğini haber verdikten sonra, "Oysa Allah'ın Peygamberi'nin (sav) haram kıldığı şey, Allah tarafından haram kılınan şey gibidir"28 buyurarak meselenin önemine ve sünnetin kaynağına dikkat çeker Resûlullah (sav), yine bir başka sözlerinde, sünnet inkârcılarının, "Bu Allah'ın Kitab'ı, onda bulunan helâli helâl sayarız, onda bulunan haramı haram sayarız" diyeceklerine dikkat çeker ve, "Dikkat edin, kime bir sözüm ulaşır ve o kimse sözümü yalanlarsa Allah'ı, Resûl'ün kendisini, Resûlullah'ın (sav) sözünü de yalanlamış olur" buyurur29 İnkârcı bu sözlerle, Allah'ın Peygamber'ine (sav) verdiği yetkiyi inkâr etmekte, dinde Peygamber'in (sav) kendi kendine hareket ettiğini ve O'nun sözlerine güvenilemeyeceğini belirtmiş olmaktadır Sünnet inkârcıları, hadîste bulunanlarla Kur'ân'da bulunanları sanki tıpatıp aynıymış gibi düşünerek Hz Peygamber'in (sav) emri veya nehyi kendilerine ulaştığında, "Allah'ın Kitab'ı yanımızda, bu onda yok" derler"30 İslâm âlimlerinden Şâtıbî, konuyla ilgili olarak "Sünnet, Kitab'ı tefsîr eder Kim sünneti bilmeden Kur'ân'ı alırsa, sünnette sürçtüğü gibi Kur'ân'da da sürçer" diyerek, İslâmiyet'ten önceki milletlerin bundan dolayı dalâlete uğradığını belirtir31 Begavî de, yukarıdaki hadîslerle ilgili olarak "Bu hadîsler, hadîsin Kitab'a arzına ihtiyaç olmadığına delildir Sünnetin, kendi başına hüccet olduğu sabit olmuştur 'Bana Kitap ve benzeri verildi' hadîsi de bunu gösterir" mütalâasında bulunur Hadîste geçen koltuk (el-erîke) ifâdesi ile Hz Peygamber'in (sav), din ve âhiret konusunda endişesiz, rahat düşkünü, ilimle meşgul bulunmayan ve refah içinde olanları murad ettiği belirtilmiştir Bu kimseler, rahat ve rehavet içinde bilmedikleri konularda konuşan kimselerdir32
Hz Peygamber (sav), kendisine itaati emreden (Nisâ/4: 13, 80) ve isyanı yasaklayan (Nisâ/4: 14) âyetleri tekrar ve te'yid mâhiyetinde kendisine itaati emretmiş ve isyanı yasaklamış; "Kim bana itaat etmişse, Allah'a itaat etmiştir; kim bana isyan ederse Allah'a isyan etmiştir" buyurmuştur33 Aynı şekilde, "Ümmetimin hepsi Cennet'e girecektir; ancak imtina edenler giremeyecektir" hadîsinde Resûlullah (sav), imtina edenlerin kimler olduğunu, "Kim bana itaat ederse Cennet'e girecektir, kim bana isyan ederse, o imtina etmiştir"34 buyurarak açıklamışlardır Bu hadîs, Resûlullah'ın (sav) sünnetinden imtina etmenin, O'na (sav) isyan35 sayıldığı anlamına gelir
İbn Hibbân, Resûlullah'ın (sav) sünnetine itaati; "uydurma gerekçelerle sünnetin def'i için yol arayanların söylediklerine aldırmaksızın, Allah'ın dini konusunda ileri-geri görüş belirtenlerin görüşlerini bir tarafa iterek, kemmiyet ve keyfiyetine bakmadan sünnete boyun eğmekten ibarettir" diye tanımlar36

 

herbstregen87 is offline  
Alt 27-06-2008   #3
Profil Bilgileri
Reklam
www.mumsema.com
Standart --->: Sünnete Sarılmayı Gerekli Kılan Amiller

Resûlullah'ın, "Burada bulunanlar bulunmayanlara duyursun"37 ve "Allah, sözümü duyup ezberleyen, sonra da onu duymamış olana nakleden kimsenin yüzünü ağartsın!"38 hadîsleri gibi, sünnetinin tebliğ edilmesine ve yayılmasına teşvikine dair emirleri de sünnete i'tisâmı âmirdir Bu arada Resûlullah'ın (sav) kendi sözünün diğer sözlerden farklılığına işaret etmesi de sünnetin ve sünneti tebliğin önemini göstermektedir Hz Peygamber'in (sav), meselâ Veda Hutbesi'nde, tabiî ki hepsi Kur'ân'da en azından açık olarak bulunmayan bazı hususları da anlattıktan sonra, "Dikkat edin, tebliğ ettim mi?"39 diye sorması ve farz ibadetler dışındaki ibadetleri de duyurma emrini vermesi,40 yine sünnete bağlanmak gereğini ortaya koymaktadır
Resûlullah (sav), kendi getirdikleri dışında başka dinlere ait bilgilerle ilgilenilmesine ya da kendi yerine bir başka peygamberin konulmasına kesinlikle müsaade etmemiştir O'nun bu tavrı, i'tisâmın gereğini ortaya koyan güçlü delillerdendir Meselâ O (sav), "Yemin olsun ki ben size kusursuz bir din getirdim, Ehl-i Kitaba bir şey sormayın; kendileri sapmışken sizi hidayete erdiremezler, onlara sorarsanız ya bir bâtılı tasdîk eder ya da bir hakkı yalanlarsınız Musa hayatta olsaydı, bana tâbi olmaktan başkası ona helâl olmazdı Musa aranızda olsa, beni bırakıp ona tâbi olsanız dalâlete düşersiniz Siz ümmetlerden benim payıma düşensiniz, ben de nebîlerden sizin payınızım" buyurmuştur41 "Kendilerine okunan bu Kitabı sana indirmemiz onlara kâfi gelmedi mi?" (Ankebût/29: 51) âyeti de, bu hadîste ifade edilen gerçeğe parmak basmaktadır42
Netice olarak Peygamber Efendimiz'in (sav), kendi sünneti ile ilgili bu hadîsler, sünnet olmadan İslâm Dini'ni yaşamanın mümkün olmadığının ifadesidir Dinimizin iki kaynağı vardır Kur'ân-ı Kerim ve Peygamberimizin (sav) sünneti Sadece Kur'ân ile dinin gereklerini yerine getirmek mümkün değildir Kur'ân'ın hayata geçirilişi, yaşanışı Hz Peygamber tarafından gösterilmiştir Resûlullah'ın (sav), bir Müslüman olarak nasıl yaşadığını gözardı ederek Müslümanca yaşamak mümkün değildir Peygamber (sav), dini yaşarken şüphesiz bu hayat tarzını kendi kendine uydurmamıştır Zaten bir peygamberin, Allah Teâlâ'nın tasdikinden geçmeden din adına bir söz söylemesi, bir icraatta bulunması imkânsızdır
Dipnotlar
(1) Buhârî, libâs 82, 84, 85, 87, tefsîr 59/4 (2) Mevdûdî, Tefhimu'l-Kur'ân VI, 191 (3) Kurtubî, Câmi', VII, 5237 (4) Kurtubî, Câmi', I, 32 (5) Bkz: M Yaşar Kandemir, İki Cihan Güneşi, s 245 (6) Kâdı Iyâz, Şifâ, II, 17 (7) Kurtubî, Câmi', II, 1445; V, 3042; IX, 6473; Kâdı Iyâz, Şifâ II, 18 (8) İbn Abdilber, Câmi', II, 190 (9) Bkz: Kurtubî, Câmi', IX, 6255; Elmalılı, Hak Dini VII, 4572; Mevdûdî, Tefhîmu'l-Kur'ân VI, 13-14 (10) Hüseyin Atay, "Kur'ân'ın Anlaşılması", Erciyes Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi, s 26 (11) Muvatta', kader 3; İbn Abdilber, Câmi', II, 24, 110, 180; Hâkim, Müstedrek, I, 93 Bu konudaki önemli bazı rivâyetlerde sünnet yerine "Ehl-i Beyt" geçmekte ise de, Bediüzzaman hazretlerinin ifade ettikleri gibi, Ehl-i Beyt'ten de maksat sünnettir Bu bakımdan, hakiki Ehl-i Beyt, sünnete uyan ve sünneti yaşatandır Ehl-i Beyt'in en önemli fonksiyonu sünneti yaşamak ve yaşatmaktır (12) Dârimî, mukaddime 16; İbn Mâce, mukaddime 6 (13) Bkz: Tirmizî, iman 18 (14) Müsned, V, 409 (15) Buhârî, i'tisâm 2; Müslim, ilim 2 (16) Buhârî, tefsîr 34/2, 111/2; Müslim, cum'a 43 (17) Tirmizî, ilim 16 (18) Abdurrezzâk, Musannef, VI, 169; Beyhakî, Sünen, VII/77 (19) Buhârî, iman 8; Müslim, iman 69-70 (20) Ebû Dâvûd, sünne 5; İbn Hibbân, Sahîh, I, 173 (21) İbn Mâce, mukaddime 2; Tirmizî, ilim 10 (22) Bkz: Dârakutnî, Sünen, IV, 245; Hâkim, Müstedrek, I, 93 (23) Dârimî, mukaddime 49; Ebû Dâvûd, sünne 5 (24) İsmail Lütfi Çakan, Hadîslerle Gerçekler -2-, s 138; (25) Ebû Dâvûd, harac 31(33) (26) Abdurrezzâk, Musannef, X, 453 (27) Abdurrezzâk, a g e, X, 453 (28) Tirmizî, ilim 10 (29) Taberânî, el-Mu'cemu'l-evsât, VII, 313; İbn Abdilber, Câmi' II, 189 (30) Müsned, VI, 8; İbn Hibbân, Sahîh I, 174 (31) Bkz: Şatıbî, İ'tisâm, I, 59 (32) Bkz: Begavî, Şerhu's-sünne, I, 201 (33) Buhârî, ahkâm 1, cihad 109 (34) Buhârî, i'tisâm 2 (35) Bkz: İbn Hacer, Fethu'l-bâri, XV, 180 (36) İbn Hibban, Sahîh, I, 180 (37) Buhârî, ilim 37, 39 (38) Dârimi, mukaddime 24 (39) Bkz: Müslim, küsûf 1 (40) Bkz: Ebû Dâvûd, tatavvu' 10 (41) Abdurrezzâk, Musannef, VI, 113, 114; X, 313-314; Müsned, III, 387, 338, 471; IV, 266 (42) Dârimî, mukaddime 42
Yeni Ümit, Temmuz-Ağustos-Eylül, Aynur URALER alıntı

 

herbstregen87 is offline  
Cevapla
Tags: , , , ,




Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap son Mesaj
Sünnete İttibadaki Hassasiyet FataL Sünnet & Hadis 0 20-07-2008 19:51
Namaz Kılan Gölge @unk_n_own@ Dini Sohbet 1 29-03-2008 14:08
sünnete uymayandan veli olmaz mimar sinan Kıssalar & Hikayeler 0 14-01-2008 21:13
Namaz Kılan Kaya LOVE'SANGEL Dini Resimler 3 24-10-2007 11:30
namaz kılan ağaç @LP@CİNO İman 3 03-07-2007 18:17

Saat 04:52.

Web Site Ekle Pagerank Toplist Netfrm Frmalev Mumsema Frmacil Dantel Derya Modeller Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446